Depremler yerdeki kırık kuşakları boyunca boşalır.
Türkiye’mizde her 6 yılda bir yıkıcı, her 10-12 yılda bir çok yıkıcı deprem olur.
Depremde ölmek yazgı değildir.
Kırıktan uzak olmak, sarsımdan kurtarmaz.
Sağlam yerde sağlam yapıda oturmak gerek.
Bunun için eğitim, kurallı yaşam, ekonomik güç gerekir.
Felaketin üzerinden tam bir yıl geçmiş. Yıl geçmiş demek manasız geliyor aslında, ne geçmiş efendim? Ben o tarihte kaldım mesela… Bugünü yaşayan beni tanımıyorum bile. Sadece depremin değil, çaresizliğin, haksızlığın, pişkinliğin, bencilliğin ve tam manasıyla gerçek kötülüğün de günüydü o gün. Başlasam yazmaya roman olur, olur ama okumanıza lüzum yok. Her sayfasını ezbere biliyorsunuz siz de. Susabilirsiniz ama bilmiyormuş gibi yapamazsınız.
Nasıl yaşayacağımızı bırakıp, nasıl ve ne şekilde öleceğimizi düşünür olduk o gün. Artık hiçbirimiz eskisi gibi değiliz, kıyas kabul etmez ama 10!değil, 81 il hasar aldık o gün. Hatırlatmak için iki kelam et dediler… İnsan unutulmayanı nasıl hatırlatsın? Geçmeyeni nasıl ansın? Deprem benim dünümde değil maalesef… Yaşananlara çaresiz bugünümde. Benim de başıma gelir mi korkusuyla yarınımda. O yüzden süslü cümlelerle edebiyat parçalayacak halim yok bu gece. O insanların gözyaşı kurumadan, her biri sıcak yuvasına, işine, aşına kavuşmadan olmaz. Hukuk önünde hakkını arayan, yitirdiği canların hesabını soranların içi soğumadan olmaz. Yıl geçmiş… Ne geçmiş efendim? Üç ay olmadı daha göçük altından cenaze çıkalı… Hayatını kaybedenlere rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum. Bir gram dahi hafifletebilme ihtimalim varsa yükünüzü, namus sözüdür, ömrüm yettiğince çabalayacağım. Bu amaçta yalnız olmadığımın da farkındayım.
+18‼️Hassas içerik‼️
İçişleri Bakanlığı, emniyet ve savcıların dikkatine‼️
Hayvanlara işkence edenlerin bir bölümünü yakaladınız. Emeğinize sağlık. Lütfen sonuçlardan çok sebeplerin üzerine gidin… Gidin ki bir daha böyle sonuçlar olmasın. Sıranın çocuklara geleceğini söylüyorlar. Aşağıda maddeler halinde yazıp derlediklerimi hayvansever, vicdanlı insanlardan, hayvanları korumaya çalışan sosyal medya hesaplarından öğrendim. Emniyet, savcılık çok daha fazlasına ulaşacaktır:👇
✔️ABD’de yaşayan, fetöye övgü dolu tweetler atan bir tip, ABD’den Türkiye’deki halkı kışkırtıp, kin ve düşmanlığa yöneltip her türlü nefret dolu içeriği paylaşıyor.
✔️Önce köpeklerdi, şimdi kediler… Belki yarın kuşlar…
✔️Bunların sözüm ona sokakları güvenli hale getirmek adına oluşumları bile varmış. Hayırdır? Devlet varken güvenlik için bunlar kim?
✔️Sözüm ona bir avukat bile sahipsiz köpeklere tecavüzü meşrulaştıran mesajlar paylaşıyor. Köpekleri öldürme yöntemlerini sohbet odalarında yayıyorlar.
✔️Aralarında veteriner bile var. Bir köpeğin nasıl öldürülebileceği ile ilgili bilgileri ulu orta paylaşıyor.
✔️Ortak özellikleri nefret…
Psikolojik sorunları olduğunu, kişilik bozuklukları olduğunu düşünüyorum. Yoksa hangi avukat sahipsiz köpeğe tecavüz edilir tabi deyip, kurbanı suçlar? Ya sokakta olan sahipsiz çocuk, insansa?
✔️Hayvanseverleri itçi, köpekçi, kökeptapar, mama lobisi diye şeytanlaştırıyorlar. Bu toprakların dilinde böyle kelimeler yok. Bu ülkenin esnafı, mahallelisi, köylüsü vs. vicdanlıdır. Bir kap yemeğini, suyunu hayvanlarla paylaşır.
✔️Amaçları nefrete dayalı, silahlı gruplar kurmak. Varsa yoksa bireysel silahlanma diyorlar. Ülkede kaos çıkarmak istiyor olabililer mi?
✔️Kalabalıkmış gibi görünüyorlar. Asla değiller. Twitter’da troller halindeler. Instagram’da bir kediye, köpeğe yemek verilmesi videosu kimseyi rahatsız etmezken, olumsuz yorum almazken… Twitter’da yaralı bir kediye, köpeğe yardım videosu paylaşıldığında anında nefretleriyle paylaşım altına geliyorlar.
✔️Kimi siyasetçiler bunlardan oy alırım diye bu nefretin paralelinde açıklamalar yapıyor. O siyasetçilerin hizalandığı yer bu kediye işkence yapanlardır. Kimi televizyon yayıncıları, gazeteciler bunları programlarına konuk alıyor. Kimleri motive ettiklerini iyi düşünsünler. Sayıları 100-200… Binlerce trol hesaplarıyla siyasetçiler, fobisi olanlar, medya dahil herkesi manipüle etmeye çalışıyorlar. Çoğunun twitter’da adları, soyadları yok. Uyduruk hesaplar hemen hepsi…
✔️Köpek saldırısına uğramış çocuk fotoğraflarını; kolaj olarak pul gibi fotoğraflar halinde paylaşıyor bu örgüt. O fotoğraftakilerin önemli kısmı Filistin, Hindistan kaynaklı haberlerden alınmış yaralı çocuklar.
✔️Whataspp, Telegram gruplarında örgütleniyorlar.
✔️Bugün kedilere de saldırdılar. İşkence videoları dolaşıyor. Sırada çocuklar var diyorlar.
✔️Sokak köpekleri popülasyonu ile ilgili sorun belediyelerin etkin çalışması, halkın desteği ile vicdani sınırlar içerisinde çözülür. Çözülmeli. Bu vahşiler çözüm değil hepsinin öldürülmesini, katledilmesini istiyor.
✔️Geç olmadan… Yarın zehirledikleri ergenler, bir çocuğa işkence yaparken bunun videosunu paylaşmadan etkin, derin bir soruşturma yapılmalıdır.
@TC_icisleri@AliYerlikaya@EmniyetGM
Not: Bu tweetin altına da gelecek trollerin hesapları incelenmeli. Telegram gruplarında bu tweetim de dönecektir.
Kimi adını anmadı, kimi oy için anar gibi yaptı… Kimi işi düşünce, sıkışınca posterlerini astı… Kiminin tam o gün kulağı ağrıdı duymadı… Kimileri Gazi deyip geçti kurucusuna, gerisini söylemedi. Kimi narkoz dedi geçen yüz yıllık süreye… Hatta kimi, keşke savaşta düşman galip gelseydi bile dedi. Her şeye rağmen unutturamadılar. Daha da çok bağlandık. Cumhuriyet bir kişinin değil, halkın kendi gücüydü. Sensin, benim, biziz. Bir soydan gelmek gerekmiyordu yönetimde olmak için. Bir çobanın da, işçinin de yönetimde olma hakkıydı Cumhuriyet. İşgalci güçlere ve işbirlikçilerine inat Türkiye Cumhuriyeti #100YAŞINDA Karanlığı yırtıp atarak halka sunduğun bu değerli arma��an için bin kez daha teşekkürler Mustafa Kemal Atatürk.
Türkiye'nin deprem miladı 17 bin 800 kisinin öldüğü 17 Ağustos 1999 M7,5 Gölcük depremi değil, 51 bin kişinin öldüğü 6 Şubat 2023 M8,0 Onbiril depremidir. Umarım gelecekte yeni deprem milatları oluşmaz.
Bir kız çocuğunun hayatının babası tarafından nasıl karartılmaya çalışıldığını onun sözlerinden dinleyelim: #BedriBaşaranTutuklansın
"Ben Sevgi, 23 yaşındayım. Şanlıurfa Viranşehirliyim. Kadın sığınma evinde kaldığım için telefon kullanmam yasak. Şu an online dersim olduğu için kullanabiliyorum telefonu. Babamla yıllardır görüşmüyoruz. Annemde kronik böbrek yetmezliği vardı. Babam anneme sen artık benim ihtiyaçlarımı karşılayamıyorsun deyip üstüne kuma getirdi. Kendisi zaten sürekli bize ve hastalığına rağmen anneme şiddet uygulayan biriydi.
Benim annem tek kızmış, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, zaten eğitim de görmemiş hiç. Korktuğu için sürekli susmuş, zaten kendisini koruyacak, savunacak kimsesi de yokmuş. Babam evlendikten sonra bize uyguladığı şiddet daha da arttı. Biz 11 kardeşiz, 8 Kız, 3 erkek şeklinde. Ben küçükken babam ablama şiddet uyguladı, üvey anneme hizmet etmedi diye kafasını kırdı, hastaneye götürdük, 8 tane dikiş atıldı kafasına. Hastanede ablamın darp raporu alınması engellendi, merdivenlerden düştü denildi, ablam da zaten korktuğu için konuşamadı. Babam sürekli bizi eve kitlerdi. Giyimimize karışır, bizi zorla örter, kapatır, okula göndermezdi. Maddi manevi bize asla katkısı olmadı, bizimle sürekli abimiz ilgilenirdi. Kendimiz 5 Kız ve bu abimiz yazları Karadeniz’e fındık toplamaya, Malatya”ya kayısıya gider, sezonluk işlerle kendi geçimimizi sürekli kendimiz sağlardık.
Ben üniversite sınavına gireceğim yıl babam beni zorla amcamın tarlasına çalışmaya gönderdi. Ben de vitiligo var, cilt hastalığı. Güneşte bu yüzden fazla kalmamam gerek. Babam bunu bile bile yaptı. Tüm gün tarlada çalışmak zorunda kaldım, cildim mahvoldu. Akşam eve döndüğümde ise babamın diğer karısı ve kızlarıyla piknikten döndüğünü gördüm. Buna dayanamadım… Annemde kronik böbrek yetmezliğinin yanısıra tansiyon, şeker, kemik erimesi gibi bir takım hastalıkları daha vardı, onun ilaç sepetini alıp intihara teşebbüs ettim. Ben kusmaya başladığımda bile gelip bir güzel beni dövdü, abimin beni hastaneye götürmesine engel oldu, bırakın ölsün dedi. Sonra araya halamlar girince beni yine özellikle örtüp hastaneye götürdüler.
Bu olaylardan sonra üniversite sınavım pek iyi geçmedi, o yaz yine fındığa gittik Karadeniz’e çalışmaya, ordan kazandığım parayla dershaneye gitmek istedim, babam karşı çıktı. Bu arada bu olay ve 2018 yılında gerçekleşti. Babamı dinlemeyip kaydımı yaptım, kaçak göçek gitmeye çalıştım sürekli. Birgün sabah bana “ben sana okula gitmeyeceksin demedim mi” dedi bir güzel yine dövdü beni. Sonra işe gitti, daha doğrusu gittiğini zannettim kalkıp yine gitmek istedim. Peşimden arabayla geldi, çağırdı bin dedi. Beni yine dövüp eve kitleyecekti. Kaçmaya çalıştım, kasten peşinden gelip bana çarptı. Fotoda gözüktüğü gibi kafama dikişler atıldı, kaşım gözüm morardı, hastaneye gittik darp raporu alınmam engellendi, bunu engelleyen AKP'li amcamdı...
Beni annemi öldürmekle tehdit etti, şikayetçi olamadım ki kendisinin silahı var, sürekli onu beline takıp bizim eve gelip tehdit ederdi. Korktuğum için şikayetçi olmadım ve bir dosya daha kapanmış oldu. 3 bin TL'lik ceza aldığını bir hafta içinde öğrendim. Bu olaylardan sonra sosyal hizmetler beni denetlemeye karar verdiler. Babam sırf bundan dolayı korkudan beni üniversiteye göndermek zorunda kaldı. Bu arada babamın bana çarptığı aracı annemin yüksek oranda engelli raporu vardı hastalıklarından dolayı, o belgeyle indirimli şekilde alınmış bir araç. Bunun için zamanında annemi dövüp zorla imza attırmaya götürdü. Anneme sürekli hemşireleri burana şurana ne oldu teyze? Neden mor? Diye sorduğunda annem taşa duvara çarptı demek zorundaydı.
Annemi pandemide kaybettik... Ve aracın tapusunu alabilmek için babam bizden zorla imza almaya çalıştı anneme yaptığı gibi. Ben dayanamadım konuştum, beni darp etti o gün, boğmaya çalıştı. Kadese bastım, polisi aradım zorla. Sonrası malum, aylardır kadın sığınmada kalıyoruz. Urfa’da can güvenliği riskimiz olduğu için nakil yoluyla farklı bir şehre geldik. Burda düzen kurmaya başladık, ablalarımla çalışmaya başladık 5 kız. Birgün iş çıkışı babamızı gördük, meğer bizi arıyormuş. Kendisi zaten aşiret mensubu, elinde silahı peşimizi bırakmıyor. Şu an bizim aşirette namusunu kirletmiş, kaçmış o**rspu kadın rölündeyiz ve bizi öldürmeden peşimizi bırakmayacak. Benim tek amacım annemin sesi olmak, o caniye yıllardır anneme, ablamlarıma ve bana yaşattıklarının cezasını çektirmek ve hala korkan, susan binlerce kadına ses olmak, ilham olmak…"
Klinikte tedavisi devam eden 4 kedi olmasına rağmen bu çocugu bu halde bırakamadım ve tedaviye aldım... tedavisine ancak destekleriniz ile devam edebilirim az çok demeden onun için katkıda bulunur musunuz ? Klinik IBAN verilecektir.
Biz arayınca inme iniyor artık yetkililere. Babala’yı duyunca irkiliyorlar. Ne yapsınlar yazık. Oysa kendileriyle beraber ne hızlı yardımlar yapmıştık. İsim vermeden devam ediyoruz tabii ama çok zor oluyor. Buradan duyurayım o zaman. Çadır diyorlar halen. Sürekli bunu duyuyoruz.
1755’te Lizbon Depremi’nde 100 bin kişi ölüyor. Papa kader,ceza dese de kutsal günde olan depreme;kiliseler yıkılıp genelevler sağlam kalınca halk Voltaire,Rousseau öncülüğünde sorgulayıp doğa olayı olduğunu,çarenin az katlı ev yapmak olduğunu öğreniyor.Bir daha da kimse ölmüyor.
3 kişilik Gıda battaniye temizlik malzemesi su ekmek çay şeker yağ, 8 yada 9 yaş erkek mont ve giyecek battalgazi mahallesi öykü sokak no 5 daire 1 battalgazi malatya