Antalya Kaşlı dedem Osman Kırca, Yaşayan İnsan Hazinesi ödülünü aldı çok sevindim.
Değer verenlere teşekkürler.
Kekik kokulu Üçtelli sanatına devam.
Müzik hepimizin ortak paydası.
Kendini sevmeye başlamanın ilk koşulu, hak etmeyenlere sevgi sunmayı bırakmaktır. Sevgi karşılıklı bir akıştır. Talep edilmez, dilenilmez. Ölü çiçekleri sulamayı bırakın.
Sıkıntı çıkmasın diye alttan almalar, aman kırılmasın diye kendini hırpalamalar, kaybetmemek uğruna içine atmalar, nasıl olsa anlamaz diyerek susmalar..
..kaçtığımız her çatışma, yapamadığımız her konuşma, veremediğimiz her tepki bize hastalık olarak geri döner.
Karar alınca güçlü olmaz insan. Güçlenince karar alabilir. Çünkü her karar, uygulanmak için ekonomik ve mental güç gerektirir. Uygulayacak gücü olmadan aldığı her karar, kişiye biraz daha sıkışmış hissettirmekten öteye geçemez.
Bir insanın travmalarının olması onu sağlıksız biri yapmaz. Farkında olan, kabullenen ve kendini onarmak için çözüm arayan her insan sağlıklıdır. Asıl sağlıksız olanlar; asla yüzleşmeyen, kabullenmeyen ve çözümü, diğer insanları hasta ederek sağlamaya çalışanlardır.
Bazen psikolojik sorun yoktur, az para vardır. Parasızlık yüzünden katlanmak zorunda kaldıklarımızdır çoğunlukla psikolojimizi bozan..
..bizi kötü giden bir evliliğe, acımasız bir patrona, berbat bir mahalleye, çürük bir binaya katlanmaya zorlayan da bu çıplak gerçektir işte.
Biz hasta değiliz. Sadece aldatma, kandırma üzerine kurulmuş iki yüzlü ve zorbalıkla dolu insan ilişkileri oyununuza katılmayı reddeden, sağlıklı kalabilmek için hasta bir toplumla olabildiğince az temas etmeye çalışan insanlarız.
Her insanın yolculuğu ve hikayesi parmak izi kadar kendine özgüdür. Yoksa başka hikayelerle kendininkini kıyaslayıp kötü mü hissediyorsun? Çünkü sana böyle öğretildi. Hikayen ve yolculuğun sana ait. Kimseye anlatmaya çalışma. Yürümeye devam et sadece.
Bazen psikolojik sorun yoktur, az para vardır. Parasızlık yüzünden katlanmak zorunda kaldıklarımızdır çoğunlukla psikolojimizi bozan..
..bizi kötü giden bir evliliğe, acımasız bir patrona, berbat bir mahalleye, toksik bir aileye katlanmaya zorlayan da bu çıplak gerçektir işte.
İnsan, içinde hapsolmuş, sıkışmış hissettiği kafese ve o kafeste bir arada yaşamak zorunda kaldığı herkese öfkelidir. Kafesi kırıp kendini var edemedikçe öfkesi yıkıcı bir boyuta ulaşır. Sonunda vazgeçer, herkese ve her şeye karşı hissizleşir.
Sevgili Öğrenciler ve Veliler:
Yarın sabah saat 11:30 da sizler için Youtube CANLI yayın açacağım.
ÜNİVERSİTE seçimleriniz öncesi size yardımcı olmayı umuyorum.
Tatilimi kesip yayın yapacağım. Herkesi beklerim 🙋♂️🙋♂️
Genetik kaynakların dışında; depresyon, anksiyete, obsesyon gibi psikolojik sorunlar, gerçekle ilişki kurmakta zorlanan zihnimizin, gerçekle aramıza ördüğü bir duvardır.
Psikolojik bir sorun aynı zamanda, egonun kendini korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Ego, bütünlüğünü zedeleyen ya da tehdit eden gerçeklikle başa çıkmakta zorlandığında, kişiliğin yatkın olduğu bir psikolojik sorun üreterek, kişiyi sorunun semptomlarına yoğunlaştırır. Böylece acı veren ve değiştiremediği gerçeklikten kendini kısmen korumuş olur.
Örn. Mutsuz bir evlilikte sıkışmış olan ve boşanma konusunda adım atamayan bir kadının, temizlik ve düzen obsesyonları geliştirmesi vb.
Bu açıdan terapi, kişiyi rahatlatmakla ilgili değildir. Kişinin gerçekle ilişkisini onarmakla ilgilidir. Kişi, acı veren gerçekliğiyle yüzleştikçe, gerçekliğini kabullendikçe ve onunla daha sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirdikçe, ego psikolojik bir sorun üreterek kendini savunmak zorunda kalmaz. Ve buna iyileşme diyoruz.
- Tunç Tataker