Ben,Zhuangzi,bir kelebek olduğumu gördüm rüyamda,oradan oraya uçuşan bir kelebek.Öyle mutluydum ki Zhuangzi olduğumu unutmuştum.Sonra uyanıp anladım:Ben Zhuangziyim.Şimdi bilmiyorum,Zhuangzi mi rüyasında kelebek olduğunu gördü yoksa kelebek mi rüyasında Zhuangzi olduğunu görüyor?
Hiçbir acı tecrübenin kişiler arasında kıyaslamaya tabi tutulamayacağının bilinmemesine mi bağlamalı bunu, genel bir empati yoksunluğuna mı yoksa yaşla gelen -imkansız yanılgıya - “Dünya üzerindeki her şeyi gördüm, bilirim”ciliğe mi?
Sürgün gezegeninde Le Guin, toplumun en yaşlısı Wold’un bir başka toplumdan gelen nispeten genç temsilci hakkındaki düşüncesini “yaşamlarının arzu ve korku arasında nasıl da heba olduğunu deneyimlememiş bütün gençlerin haline üzülürdü” olarak tanımlamış.
Bir yandan bu düşünce yapısı nispeten gençlere “ arzu ve korku arasında heba olan bir hayat” dilemekte, üstelik heba olmak deyimini kendince sözde en derin haliyle yaşamışlar tarafından.
Maggie Gyllenhaal'ın oyuncu değil yönetmen olarak yer alması ve filmi hem yazıp hem yönetmesi ise -filme verdiğim puandan bağımsız olarak- gurur verici bir şey.
"The Lost Daughter"ı iki güne bölerek izledim. Bir süredir dileyebildiğim müziğin tek sahibi ise Monsieur Minimal'di.Yunanistan'da geçen bir film ve Yunanistan menşeili müziğin karışıp birbirini etkilemeleri ve benim her ikisinden de etkilenmemi değiştirmeleri oldukça ilginç oldu
Filmle ilgili çok sevdiğim bir şey de var ki o da kadın gözüyle olması. Böyle bunalımların, kaçışların hatta kötü dahi olsa sadece erkeklere atfedilen şeylerin kadınlarca da yaşanabilir olduğunu göstermesi.
Üzerine bambaşka şeyler düşündüğüm bir nesne/olayın yol açtığı hislerin ve tepkinin,düşüncelerimin değişiminin binde biri oranında farklı olamaması, etkilenimimin iyileşememesi berbat.