Bu satırlar sadece bir sitem değil; yıllardır tribünde olan ,biletini kendi cebinden alan, “imkanları doğrultusunda” takımının yanında duran insanların öfkesinin ve hayal kırıklığının ta kendisidir.
Çileli yılları geride bırakıp “artık İstanbul’un saltanatına rakip olacağız” diye umut bağlamışken
O birikmiş bir emeğin ürünü olan kadroyu bozup ,Birbirine alışmış, sahada birbirini tanıyan, değeri milyon eurolara çıkmış oyuncuları dağıtıp yerine “dandik” bir yapı kurmak, 5 yılı bir anda silmek gibi birşey oldu …
Bu hissi yaşayan taraftar haklı olarak soruyor: Bu kadroyu kim kurdu? Kim onayladı? Kim “bu olur” dedi?
Vefakâr taraftara “hodri meydan” demek kolay. Asıl meydan okuma, o taraftarın yıllarca taşıdığı yükü omuzlayıp, aynı fedakârlığı yönetim masasında da gösterebilmek di aslında…
Seni kandıranlara değil, sahada ve tribünde gerçekten omuz verenlere hesap vermek gerekir …
“Küçük dağları ben yarattım” tavrı aslında güç gösterisi değil,büyük bir hezeyandır .
Gerçekten güçlü olan taraf, taraftarı rakip değil paydaş görür; eleştiriyi kişisel saldırı değil sinyal kabul eder.
Aksi halde küçük bir tartışma, taraftarı başkalarına yem etmeye sebep olacak davranışlar ,sonucu geri alınamaz bir kopuşa evrilir.
İyi yönetimler kriz anında taraftarı karşıya almaz, arkasına alır. “Hata yaptık, şunu değiştireceğiz” der, somut adım atar.
Kötü yönetimler ise her eleştiriyi “linç”, “sabırsızlık”, “bilgisizlik” diye kodlar.
O noktadan sonra taraftar desteği bir silaha dönüşür: ya seni taşır ya da seni yok eder !
Taraftarın eleştirisi düşmanlık değildir.
Yüksel Yıldırım’a veya yönetime yöneltilen her eleştiriyi Samsunspor’a karşı olmak gibi görmek de doğru değildir.
Taraftarın beklentileri var.
Aidiyet duygusu var.
Tribünle yönetim arasında güçlü bir bağ kurma isteği var.
Bunları konuşmak, Samsunspor’un geleceği açısından önemlidir.
Yüksel Yıldırım’ın Samsunspor için yaptığı çalışmalar ve kulübe verdiği emekler elbette camianın bir parçasıdır.
Ancak taraftarın sesinin duyulması, karşılıklı iletişimin güçlenmesi ve Samsunspor’un ortak değer olduğu duygusunun daha da pekişmesi hepimizin faydasınadır.
Çünkü mesele kişiler değil.
MESELE SAMSUNSPOR dur …
Marius M. İnstegramda paylaşımı …
Bir yabancı bile ekmeğini yediği şehre minnet duyuyor teşekkür ediyor, Biz de bu şehirde doğmuş büyümüş kazanmış insanlara laf anlatmaya çalışıyoruz.
@mehmet_kose55@RTErdogan cumhurbaşkanını karşılayacak Samsunspor formalı, üç beş kişi bulamadınız mı ? Samsun il başkanı olarak ,samsunda cumhurbaşkanına Trabzon forması hediye edilmesi ,sizi hiç rahatsız etmedi mi ?
@mehmet_kose55 cumhurbaşkanını karşılayacak Samsunspor formalı, üç beş kişi bulamadınız mı ? Samsun il başkanı olarak ,samsunda cumhurbaşkanına Trabzon forması hediye edilmesi ,sizi hiç rahatsız etmedi mi ?
Bir transfer geldiği yerden cezalı olur , bir transfer sakat olur , bir transfer mayıs ayından beri antenman yapmadığı için hazır olmaz , bir transfer gelir gelmez sakatlanır … sousa , colybaly cabası …
Satış becerileri süper , alış becerileri fiyasko malum arkadaşın…
Ticarette vitrin önemlidir , sen birşeyleri satıp kazançlı bir iş yapmak istiyorsan vitrindeki objeleri satmayacak , onların yanına alacağın oyuncuları parlatıp satacaksın . Ticari akıl böyle olmalıdır .
Mesela,Rick bu takımda kalsaydı arkasına genç stoperleri alsaydın , işte o zaman takımın değeri artar sen de alttan gelenleri satarak para kazanırdın .
Bu durum diğer mevkiler için de geçerli ,zira bunun en önemli örneğiydi diabate …