Bugün Kardeşim Hüseyin Arif'i tutukladılar, sadece saraçhane'deki eylemi katıldığı için, ne taş attı sopa attı ne de polis barikatına yüklendi ( ki bunları yapsa da hukuksuz olurdu tutuklama)sadece her zaman yaptığı gibi meydana çıkıp hak ve adalet savunusu yaptı.
Trump'ın en büyük bağışçısı Miriam Adelson'a ait sağcı sitede korkunç bir analiz.
"NATO 5. madde Türk askerleri için Türkiye sınırı dışında geçerli değil" diyor ve İsrail-Türkiye çıkarlarının Suriye, Somali, Kıbrıs ve Akdeniz'de neden çatıştığını uzun uzun anlatıyor.
EU’s von der Leyen:
The Israeli Government’s decision to publish construction tenders for the E1 settlement project is unacceptable.
We have long opposed this step.
It undermines the two-state solution by dividing the West Bank and breaking the territorial continuity of the Palestinian Territories.
We remain committed to a just and lasting peace based on the two-state solution.
Joint statement from the foreign ministries of Australia, Canada and the United Kingdom on Israel closing the investigation into strikes on the World Central Kitchen convoy in Gaza on 1 April 2024 ⬇️
Statement | Foreign Ministers of Qatar and seven Arab and Islamic countries condemn Israel’s continued illegal settlement policies in the occupied Palestinian territory and reaffirm their rejection of the “E1” settlement plan
Doha | 21 August 2026
The Foreign Ministers of the State of Qatar, the Hashemite Kingdom of Jordan, the United Arab Emirates, the Republic of Indonesia, the Islamic Republic of Pakistan, the Republic of Türkiye, the Kingdom of Saudi Arabia, and the Arab Republic of Egypt, unequivocally condemn Israel’s continued illegal settlement policies in the Occupied Palestinian Territory and categorically reject the “E1” settlement plan and related settlement activities east of occupied East Jerusalem. They further reiterate their condemnation of the violations and acts of violence perpetrated by settlers, with the support of the Israeli occupying authorities, against the Palestinian people and their property. They stress that such acts in no way diminish the inalienable rights of the Palestinian people and constitute violations of international law and relevant United Nations resolutions, while posing a serious threat to regional and international peace and security.
The Ministers warned that the “E1” settlement plan constitutes a dangerous escalation that further advances settlement expansion and annexation and undermines the geographical contiguity of the Occupied Palestinian Territory, particularly between the West Bank and East Jerusalem, thereby threatening the viability and realization of an independent, contiguous Palestinian State based on the 1967 lines with East Jerusalem as its capital. Such actions constitute a direct challenge to international efforts aimed at achieving peace, foremost among them President Donald Trump’s Comprehensive Plan, including its unequivocal rejection of annexation and forced displacement, and the mechanisms envisaged for its implementation, including through the Board of Peace, as well as President Trump’s firm commitment to not allow annexation of the West Bank, with a view to achieving stability and bringing the conflict to an end.
The Ministers reaffirm that the two- State solution, in accordance with international law and relevant United Nations resolutions, remains the only viable path towards a just, comprehensive and lasting peace. They warn that actions aimed at undermining this solution risk further escalating tensions, threatening regional and international peace and security, and jeopardizing prospects for lasting peace and stability in the region.
In this context, the Ministers support all efforts aimed at ensuring accountability, including through appropriate international measures and sanctions against entities and individuals responsible for illegal settlement activities, including the “E1” settlement plan, as well as those supporting, facilitating or implementing policies of settlement expansion and annexation. They further call for an end to any support or financing that contributes to the establishment, expansion or entrenchment of illegal settlements. They stress that the lack of accountability contributes to the continuation of violations and further undermines prospects for a just and comprehensive peace.
The Ministers call for immediate action to halt the “E1” settlement plan, rescind all measures taken in connection with it, and cease all settlement activities and other measures aimed at altering the geographic and demographic character of the Occupied Palestinian Territory. They further call upon the United Nations Security Council, all States and relevant international actors to uphold their responsibilities under international law and take urgent and effective measures to halt illegal settlement expansion, and to ensure the protection of the Palestinian people, safeguard their inalienable rights, including their right to self- determination, and realize their independent State, in accordance with international law and relevant United Nations resolutions.
#MOFAQatar
Her seviyede aleyhimize iş yapan bir ülkenin(!) vatandaşları vizesiz İstanbul’a gelebiliyor. Her sorunda ilk uçakla güvenli Türkiye limanına sığınabiliyor. Biz Kudüs için izin/vize almak zorundayız. Önce mütekabiliyeti sağlayın sonra mücadele edin @HakanFidan@RTErdogan
🔺Rasim Ozan Kütahyalı tahliye edildi. Deniz Göktaş “kuyu tipi”nde tutuklu: İki dosya, iki ölçü
🔺Yasa dışı bahis ve kara para aklama soruşturmasında milyonlarca liralık şüpheli para hareketleriyle ilişkilendirilen Rasim Ozan Kütahyalı iddianame hazırlanmadan tahliye edildi.
🔺Hakkındaki tek maddi delil internette herkese açık stand-up gösterisi olan Deniz Göktaş ise 47 gündür “kuyu tipi” cezaevinde.
🔺Göktaş’ın gösterisi çözümlendi, esprileri savcılıkta tek tek soruldu; ancak iddianame hâlâ yazılmadı. İki dosya, tutuklamanın neden birinde geçici tedbir, diğerinde ise peşin cezaya dönüştüğü sorusunu gündeme getirdi.
https://t.co/xFwU6sU80Q
Milyonlarca liralık şüpheli para hareketleriyle ilişkilendirilen Rasim Ozan Kütahyalı, iddianame hazırlanmadan tahliye edildi.
Hakkındaki tek maddi delil internette herkese açık stand-up gösterisi olan Deniz Göktaş ise 47 gündür “kuyu tipi” cezaevinde.
Göktaş’ın gösterisi çözümlendi, esprileri savcılıkta tek tek soruldu; ancak iddianame hâlâ yazılmadı. .
İki dosya, tutuklamanın neden birinde geçici tedbir, diğerinde ise peşin cezaya dönüştüğü sorusunu gündeme getirdi.
Furkan Vakfı operasyonu hakkında…
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ünvanını kullanan Oktay Saral’ın, hemen her satırında müstağnilik kokan “devletten büyük güç yoktur” içerikli ve “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!" vurgulu paylaşımından sonra Furkan Vakfına operasyon yapıldı, Kuytul ailesi ve onlarca kişi gözaltına alındı.
Yürütmenin yargıya açık müdahalesi niteliğinde olan bu paylaşım, silinmiş de olsa yargıyı etkilemeye yöneliktir.
Yargının böyle bir tehdit sonrası 24 saat geçmeden harekete geçtiği bir ülkede kimse kişi özgürlüğü ve güvenliğinden bahsedemez.
Yazık…
Genel Başkanımız Kaya Kartal, çerçeve yasayı değerlendirdi.
"Bu yasanın en önemli işlevi, güvenlik gerekçesiyle kurulmuş olağanüstü hukuk düzeninin normalleşmesinin kapısını açması olacaktır. En azından beklentimiz budur. Kürt meselesi üzerinden inşa edilen müktesebat, sadece Kürtleri değil bütün muhalefeti, gazetecileri, akademisyenleri, hak savunucularını kuşatan bir mekanizmaya dönüşmüştü." @kaya_kartal
https://t.co/Eu9LjujHwA
🟡 Erzincan Kadın Kapalı Cezaevindeki Hak İhlalleri İddiaları Hakkında Başvuruda Bulunduk
Derneğimize yapılan bir başvuruda, Silivri Cezaevinden Erzincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilen bazı mahpusların kötü muamele teşkil eden ayrımcı uygulamalara maruz kaldığı iddia edilmiştir.
Başvuruya göre,
▪️ Mahpusların kalabalık koğuşlarda tutulduğu ve kuruma ilk girişlerinde personel tarafından onur kırıcı ithamlarla karşılaşıldığı,
▪️ Mahpusların İstanbul'da yaşayan %80 engelli, yaşlı ve ağır hasta aile fertleri bulunmasına rağmen, aile bağlarının korunması adına yapılan sevk taleplerinin gerekçesiz reddedildiği,
▪️ Uçuş kısıtlılıkları veya rötar gibi nedenlerle görüşe geç kalan ailelere, diğer mahpus yakınlarına tanınan esnekliğin gösterilmediği ve çifte standart uygulandığı,
▪️ Mahpusların ağır hasta veya engelli yakınlarıyla "görüntülü görüşme" haklarının reddedildiği, mektupların geciktirildiği ve gönderilen posta pullarının imha edildiği,
▪️ Kantinde protein kaynaklı temel gıdalara ve bazı hijyen malzemelerine erişimin sağlanamadığı iddia edilmiştir.
MAZLUMDER olarak söz konusu iddiaların derhal incelenmesini, iddiaların doğrulanması halinde hukuka aykırı uygulamaların sonlandırılmasını ve sorumlu personel hakkında gerekli disiplin ve cezai soruşturmaların başlatılmasını talep ediyoruz. @adalet_bakanlik@ctekurumsal
Sayfa yöneticisi Numan Aydın, Taha Hüseyin Karagözün doğrudan hedef göstermesi sonucu terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla güvenlik şube ekipleri tarafından gözaltına alınarak vatan emniyete getirilmiştir.
İlerleyen saatlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevkedilecektir.
İslami Camiamıza duyurulur.
Herkes için adalet!
Bugün, çeşitli sivil toplum örgütleri temsilcileri ile birlikte NATO Zirvesi öncesindeki operasyonlarda evlatlarını kaybeden Kavi ailesine dayanışma ziyaretinde bulunduk. Bizler Filistin meselesini merkeze alarak NATO'nun emperyalist politikalarına itiraz ederken; bu zirve hazırlıkları sürecinde yaşanan ve "yargısız infaz" şüpheleri taşıyan bu vahim olayın, insan hakları ihlallerinin geldiği karanlık boyutu göstermesi açısından son derece endişe verici olduğunu vurguluyoruz.
Gazze'nin katili ve bölgedeki savaşların bir numaralı sorumlusu ABD ve NATO zirvesi için en temel hakların askıya alınmasının ve ihlal edilmesinin bir bahanesi olamaz. Yaşanan bu sürecin tüm şeffaflığıyla aydınlatılmasını, sorumluların hesap vermesini talep ediyor ve ailenin haklı adalet arayışında yanlarında olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.
Bağımsız Okumalar kısa bir aranın ardından Sven Brinkmann kaleminden “Olan Biteni Kaçırma Keyfi” ile devam ediyor 📢
Bu kez, modern hayatın hızına, sürekli değişme ve yetişme baskısına biraz mesafe koymak; “olanı biteni kaçırmama” telaşımız üzerine düşünmek için buluşuyoruz.
“Her şeye yetişmek zorunda mıyız?”
Brinkmann’ın kaleminden; hız, dikkat, hayatın anlamı ve sürekli daha fazlasını isteme hâlimiz üzerine bir kitap tahlili..
Adli tatil sonrası yeniden buluşmak, birlikte okumak, düşünmek ve konuşmak üzere tüm meslektaşlarımız davetlidir. 🌱
🗓️19 Eylül 2026 | 14.00
📍Dulda Sosyal İnovasyon Merkezi, Üsküdar
🔴 Ankara’da “IŞİD” gerekçesiyle düzenlenen şafak operasyonunda eşiyle birlikte öldürülen Muhammed Kavi'nin babası:
Gece 3'te kapıyı çaldılar. Oğlumu sordular. Muhammed içeride uyuyor çağırayım dedim dinlemediler.
Yatak odasına ateş açmaya başladılar. Gelinim başından, oğlum ağzından vuruldu. Çatışma olarak servis ettiler ama bizim evimizde silah yok.
Oğlum IŞİD'e karşıydı, alakası yoktu. Polis kameraları kayıttaydı bunları yayınlasınlar. Oğlum ve gelinime yargısız infaz yapıldı, hakkımızı istiyoruz.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine dair kanun teklifini inceledim.
1) Bir suçu ortadan kaldırma, suçun türünü değiştirme içermediği ifade ediliyor. Bunların yerine infaz hukukuna dair ve özel bir infaz erteleme niteliğinde düzenleme öngörüyor. Ancak kesinleşen mahkumiyet hükümleri için anayasaya aykırılık tartışabilir.
2) Teklif yalnızca PKK/KCK ve bunlara bağlı bütün oluşumları kapsıyor.
3) Teklif, örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma, örgüte yardım etme, örgüt propagandası yapma, örgüte finansman sağlama ve örgüt adına işlenen suçları kapsıyor. Ancak kasten öldürme ile 1/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlardan dolayı verilen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçların infazını kapsamıyor.
4) Bu kanunun uygulanması için “güvenlik kurumları”nın örgütün faaliyetlerini sona erdirdiğini ve silahlarını teslim ettiğini TESPİT etmesi ile MGK’nin bu hali TEYİD edilmesine dair kararının resmi gazetede yayımlanması gerekiyor.
5) Kararının yayımlanmasından sonra ilgili kişilerin, bu kanundan yararlanmak istediklerini 6 ay içinde bulundukları yer başsavcılığa ya da bu kanun kapsamında kurulacak kurula başvurması gerekiyor.
6) İstinaf ve Yargıtay’da bulunan derdest dosyalarda bozma kararı verilecek. Ancak kişinin lehine karar verilebilecek hallerde esas incelemesi yapılacak. Mahkumiyet kararı bulunanlar için infaz hakimlikleri erteleme kararı verecek. İstinaf ve temyiz aşamasında bulunan tutuklu dosyalarda İstinaf ve Yargıtay daireleri bozma kararı ile birlikte tahliye kararı verebilecek.
7) Siyasi yasakları da içeren hak yoksunlukları için de bir düzenleme var. Buna göre hak yoksunluklarının kaldırılması için, 5 yıl olarak verilen erteleme kararı için bu tarihten itibaren 2 Yıl ve 10 yıl olarak verilen erteleme kararı için ise bu tarihten itibaren 3 Yıl geçmesi gerekiyor.
8) Son olarak MGK kararının resmi gazetede yayımlanmasından önce işlenen suçlar için bu tarihten sonra soruşturma yapılabilmesi için soruşturma şartı olarak kurul izni aranacak.
Beş hukuk profesörü; Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Faruk Turhan, Prof. Dr. Cumhur Şahin ve Prof. Dr. Tolga Şirin, terör davalarına ilişkin ortak mütalaa yayımladı
Mütalaada, AİHM'in ihlal kararlarının eksiksiz uygulanması istendi:
Örgüt üyeliği suçlamaları somut delillere dayanmalı, yasal faaliyetler suç sayılmamalı, hukuka aykırı elde edilen dijital verilerin delil olarak kullanılmamalı.
https://t.co/mJIjX5WZuz
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
NATO toplantısı gerekçesiyle tutsak edilen meslektaşlarımız Av. Ezgi Önalan, Av. Doğa İncesu, Av. Yunus Emre Işık, Av. Semra Demir ve Av. Kürşat Bafra derhal serbest bırakılsın!
#SavunmayaÖzgürlük
"Özgürce" İnsan Hakları Dergisi, ikinci sayısıyla yayında!
DOSYA | CEZA VE CEZAEVİ - İnsanı mı Kötülük Eylemini mi Cezalandırıyoruz?
➡️ Derginin ikinci sayısına https://t.co/kKrij1nkUQ adresinden ulaşabilirsiniz.
📢 Özgürce’nin 2. Sayısı Çıktı: "Ceza ve Cezaevi - İnsanı mı Kötülük Eylemini mi Cezalandırıyoruz?"
MAZLUMDER tarafından dört ayda bir dijital olarak yayınlanan Özgürce İnsan Hakları Dergisi’nin Ağustos 2026 tarihli 2. sayısı "https://t.co/iBW7uPoj9p" adresi üzerinden okuyucuyla buluştu.
MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu'nun dosya editörlüğünde hazırlanan dergi, yeni sayısında suç, mahkûmiyet, cezalandırma felsefesi ve cezaevi pratiklerini çok boyutlu bir yaklaşımla ele alıyor.
Dört Ayrı Başlıkta Ceza ve Cezaevleri
Derginin "Mahkûmiyet Kavramı ve Ceza Felsefesi", "İkamet Mekânı Olarak Cezaevleri" ve "Mahpus Kimdir? Ne Durumdadır? Nasıl Yaşar?" ana başlıkları altında topladığı dosya yazıları, konuyu hem akademik zeminde hem de tecrübeler ışığında değerlendiriyor.
Akademik bir giriş yapılan ilk bölümde; Zeynep Oral ve Muharrem Balcı, cezanın intikamdan ziyade bozulan ahlaki dengeyi onarmayı hedefleyen yönüne odaklanıyor. Yasin Dıvrak, cezaevinin temel mantığını ve günümüzde yükselen "popülist ceza siyasetinin" tehlikelerine dikkat çekerken; Ahmet Mercan, "İnsanı mı Yoksa Kötülük Eylemini mi Cezalandırıyoruz?" sorusunu yöneltiyor. Prof. Dr. Suat Erdoğan, Kur'an ve Sünnet ışığında suç-ceza uygunluğunu incerken, MAZLUMDER Genel Başkanı Kaya Kartal ise meseleyi MAZLUMDER gözüyle ele alıyor.
Bu bölümde ayrıca Dr. Öğretim Üyesi Buhari Çetinkaya, Mehmet Okatan ve Dr. Bilal Kılınç'ın yazılarıyla, Resul Uzar tarafından hazırlanan Michel Foucault'nun Hapishanenin Doğuşu kitabının bir özeti de yer alıyor.
"İkamet Mekanı Olarak Cezaevleri" başlıklı ikinci bölümde Samet Beycioğlu cezaevinin tarihine odaklanırken; Ömer Faruk Karataş, Türkiye'deki cezaevi tiplerini detaylı bir şekilde aktarıyor. Nurdan Çiçek, MAZLUMDER’in 2020 tarihli “Çocuk Hakları Çerçevesinde Türkiye’de Cezaevinde Büyüyen Çocuklar Raporu” ışığında güncel bir değerlendirme yaparken Eyyup Akıncı beraat kararları üzerinden pardon demenin bedelini anlatıyor.
Halis Bayancuk ise kendi yaşadığı cezaevi tecrübesinden de hareketle bir suç akademisi olarak tanımladığı cezaevlerinin mahpuslar üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsediyor. Şükrü Bilgiç de benzer bir konuyu işleyerek denetimli serbestlik müessesi üzerinden olumsuz sonuçları ele alarak mevcut uygulamaları sorguluyor.
Bu bölümde ayrıca son 10 yılın cezaevi istatistikleri de yer alıyor. Bölümde ayrıca Metin Tarhan ve Eyüp Bozkurt'un yazıları yer alıyor.
"Mahpus Kimdir? Ne Durumdadır? Nasıl Yaşar?" bölümünde daha çok "içeriden yazılar" yer alıyor.
İsmail Şah Balta, "F Tipi Kullanma Kılavuzu"nu yazarken, Abdülselam Durmaz bir mahpusun demir kapı kapandıktan sonraki hislerini yazıyor. Tamer Aslan ağırlaştırılmış müebbet cezası üzerinden umut hakkını tartışırken, İlhan Taşbey konuşulmayan bir alanı, pembe oda uygulamasını değerlendiriyor.
Bu bölümde Hayata Dönüş Operasyonu ve o dönem mahkumlarla hükümet arasındaki arabulucu heyetinden Zülfü Livaneli'nin şahitliği, Mehmet Ali Başaran'ın bir avukat olarak yaptığı cezaevleri ziyaretleri ve Ruhullah Sinan Tenşi'nin mahpus yakınları odaklı yazısı konuya başka bir perspektif katıyor.
Eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım ile gerçekleştirilen kapsamlı röportaj da sistemin işleyişine idari bir bakış açısını sunuyor.
Ayrıca dergide cezaevini ve mahpusu film ve kitaplar gözünden anlamak için hazırlanan öneriler de bulunuyor.
Bu kapsamlı sayıya "https://t.co/iBW7uPoj9p" adresi üzerinden ulaşılabiliyor. @ozgurcedergisi