Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
📍AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın.
EKREM İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!
“Aşı uzun vadede öldürüyor” diyenlere bilim ne diyor?
JAMA Network Open’da yayımlanan bu dev veri seti (27,7 milyon kişi, Fransa) çok açık bir sonuç veriyor:
mRNA aşısı olanlarda 4 yıllık tüm nedenlere bağlı ölüm riski artmıyor.
Tam tersine, %25 daha düşük tüm nedenlere bağlı mortalite ve
COVID-19’a bağlı ölümde %74 azalma saptanmış.
Yani:
Aşı uzun vadeli ölüm riskini artırmıyor; aksine hem COVID-19 kaynaklı ölümü hem de genel ölümü azaltıyor.
Yunanistanda bir göçmen Kampında kendi kızı Ile evlenen Pakistanlı bir baba. "Onun yabanciya gidip, başka evde yabancıyla acı çekmesini istemedim, korumak istedim. Dinimize islam'a da uygundur" Dedi. #AteistSoylemler
@DahiliyeDoktoru Bu doğru bir saptama ama doktorların tercihi değil zorunlu bırakıldığı durum.
Hasta şikayetleri bu yönde olursa muayene sürelerini arttırma olasılığı da olur umarım
Sevgili dostlar.
🚨Tuz kimyasal olarak NaCl'dir.
🚨Kaya, deniz, göl tuzu HEPSİ AYNIDIR ve NaCl içerir.
🚨Tansiyon hastası AZ tuz tüketmelidir.
🚨Tuzlu yerse beyin kanaması geçirebilir, ya da uzun dönemde böbrek, göz ve kalbi zarar görür.
🚨Hala tuz faydalıdır diyenler gassalını şimdiden ayarlasın.
♥️Sağlıklı günler dilerim.
İzmir Sağlık Platformu olarak bugün İzmir İl Sağlık Müdürlüğü önünde yaptığımız basın açıklamasında İZAHED başkanımız sayın Uzm. Dr. Muhteber Çolak, Sağlık Bakanlığı'ndan taleplerimizle ilgili açıklamalarda bulundu.
"Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyen ve Atatürk’e bağlılık yemini eden Ebru Eroglu ve 7 teğmen ile dönemin Alay komutanı,Tabur komutanı ve Bölük komutanları da ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildi.
Ses ver Türkiye
Bu yanlıştan dönün
Teğmen Ebru Eroğlu'nun sol göğsünün üzerine gördüğünüz brovye Komando Temel brovyesidir, bu brovyeyi her babayiğit alamaz, Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulunda bu brovyeyi hak edemeyen nice erkekler olmuştur! Teğmenin; kariyerini, hayallerini elinden almayın. #TeğmenimeDokunma@tarihkultrurr
Teğmen Ebru Eroğlu:
"Herkes bizi tarikatçı, cemaatçi diye konuşuyor. Biz Atatürkçüyüz, hiçbir cemaat ve tarikatla alakamız olmadığını herkes gördü. Yaptığımdan pişman değilim."
Ne Mutlu Türküm Diyene..🇹🇷
Dr. Ümit Aktaş meslekten men edildi.
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!
Dr. Ümit Aktaş “gerçek dışı bilgiler ile korku ve panik yaratmak ve hekimliğe yakışmayan davranışlar içinde olmak” suçu nedeniyle meslekten men edildi!
@ttborgtr devamını bekliyoruz…
Sayın bakanım @drmemisoglu ne zaman müdahale etmeyi düşünüyorsunuz?
Sayın @ttborgtr yönetim kurulu neyi bekliyorsunuz?
Her sabah farklı bir kanalda, halk sağlığını tehdit eden açıklamaları var.
“Fiziksel aktivite çok önemli” dışında neredeyse söylediği her şey yanlış!
Bu bir halk sağlığı problemidir, Canan teyze halkımızı yanıltmaktadır.
Yaşar Güler Teğmenlerimiz hakkında 25 Kasım’a kadar karar vereceğini söyledi
Mustafa Kemal'in Askerlerinden rahatsız olan herkes görene kadar paylaşalım 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Teğmenlerimiz yalnız değildir!
Bugün sahip çıkmazsak yarın geç olacak!
Ses ver Türkiye!
Narin cinayetinde an itibariyle bende oluşan kanaat,Aslı failin ağabey Enes'in olduğu, cinayetin toparlanması için amca Salim'e haber verilerek delilleri karartması için Nevzat Bahtiyar'ın görevlendirildiği ve cinayetin Anne Yüksel'in gözünün önünde gerçekleştiğidir.
Delillerin karartılması TCK 220 madde kapsamında örgütlü suçlar kapsamında değerlendirmesi gerekir ayrıca bu kapsamda başka kişilerde dosyaya sanık olarak eklenmesi gerekir.