Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, NATO Zirvesi için kamu kurumlarına gönderdiği yazıda zirve güzergâhında, havalimanlarında ve konaklama yerlerinde yaşayan köpeklerin toplatılmasını talep ediyor.
Savaş örgütü NATO’nun yeni katliam ve işgallerini planlayacağı zirve için kamusal yaşamı askıya alan, sınavları hukuksuzca erteleyen ve gençlerin barınma hakkını gasp eden Saray Rejimi, şimdi de zirve bahanesiyle Katliam Yasası’nı uygulamaya ve sokakta yaşayan hayvanların can güvenliğini ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Emperyalist haydutların ülkemizde toplanıp dünyayı nasıl kana bulayacaklarını konuşacakları NATO Zirvesi’nin ve zirve hazırlığı adı altında gençlerin ve emekçilerin temel haklarını yok sayan, sırtını Katliam Yasası’na dayayarak sokakta yaşayan hayvanların özgürlüğünü tehdit eden işbirlikçi Saray Rejimi’nin karşısındayız.
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün hukuksuz talimatına karşı dayanışmayı büyütecek, hayvanları sokak sokak, mahalle mahalle savunmak için mücadeleyi sürdüreceğiz.
Dünyanın dört bir yanında savaşları körükleyen, halkları, hayvanları ve doğayı yıkıma sürükleyen politikaların baş faili NATO ve işbirlikçilerine karşı, insanların ve hayvanların eşitlik ve özgürlüğü için hep birlikte direneceğiz.
NATO Zirvesi için hayvanlar toplatılamaz!
Ankara Emniyeti, hayvanlardan elini çek!
TİP Hayvan Hakları Komisyonu
Bu da Eskişehir'deki hobi bahçeleri rezaleti. Durumu aktaran izleyicim şunu söylüyor:
"Bu hobi bahçelerini yapanlar bir de buralara köpek bağlıyorlar. Bu hayvanların önüne bir kap su biraz ekmek falan bırakıp günlerce uğramıyorlar. Haftada bir gelirse bakıyor. Onun dışında hayvanlar sahipsiz, sürekli zincire bağlı oldukları için vahşileşiyorlar. İnanın bunları gördükçe içim acıyor. Bunlar vicdansız."
Bir kere hayvana kötü muameleden bu kişilere işlem yapılması gerekir. Belediyeler, bakanlıklar köpek katliamına ara verip, evvela tarım arazilerini korusunlar, hayvana işkenceyi önlesinler
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Turkey in 24 hours:
• Court sacks main opposition leader
• The Central Bank sells nearly $8bn to stop the panics in the markets
• Erdogan closes Bilgi University in the middle of the academic term
• He also bans municipalities from establishing new companies
5 kişi bir köpeğe dalarmı diyerek tik tok videosu paylaşan , bir cana eziyet şiddet belki öldüren bu şahıslar bulunsun
Şiddet sarmalı bunlar iflah olmaz
Bu garip de kurtarılmalı
Şiddeti körükleyip hayvanları dost değil can değil diyerek o mazlumlar üzerindem nefreti körükleyenler utansın
@TC_icisleri@mustafaciftcitr
Türkiye iş cinayetlerinde Avrupa’nın zirvesinde.
100 bin işçide 11.47 ölüm.
Uluslararası Çalışma Örgütü verisine göre açık ara en kötü tablo.
Bu fark kader değil.
Denetimsizlik, güvencesizlik ve ucuz emek politikası.
1 Mayıs denince akla çoğunlukla insan emeği geliyor. Ama bu düzenin en görünmez, itiraz edemeyen ve her gün sömürülenleri olan hayvanları da hatırlatmak isteriz.
Gençler geleceksizleştiriliyor.
Yaklaşık 5 milyon genç sistem dışına itilmiş durumda.
Okul katliamları gösteriyor ki sistem içindeki çocuklarla da ilgilenilmiyor.
Avrupa'da ne istihdamda ne eğitimde olan genç oranında lideriz.
Bu tablo gerçek beka meselesi...
Senelerdir Kadıköy rıhtımında yaşayan, mahalleli tarafından sevilen ve bakılan 3 köpek, bugün Kadıköy Belediyesi tarafından hiçbir somut gerekçe gösterilmeksizin toplatılarak barınağa kapatıldı. Belediye bu uygulamayı İstanbul Valiliği’nin talimatına dayandırıyor; oysa mevcut barınak koşullarının ne kadar ağır olduğunu hepimiz görüyoruz.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, belediyelere yeterli barınak koşullarını sağlamak için 31 Aralık 2028’e kadar süre tanımıştır. Kanunun açıkça belirlediği bu süreyi idari bir talimatla fiilen sıfırlamak hukuken mümkün değildir. Hayvanları yetersiz koşullardaki barınaklara hapsetmek, onları ölüme terk etmekten farksızdır.
Kadıköy Belediyesi’ni bu hukuksuz uygulamaya derhal son vermeye çağırıyoruz. Sokakta yaşayan hayvanların yaşam hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Belediye, şikayetlerin ve talimatların arkasına sığınmak yerine; mahalleliyle gerçek bir iş birliği kurarak ve hukuka uygun hareket ederek bu sorunu çözmelidir!
Valiliklerin belediyelere verdiği talimat doğrultusunda sokak köpekleri toplanıyor. Çoğu barınak kapasitesi yeterli olmadığı için korkunç yöntemlerle itlaf ediliyor. Yıllardır mahallelerde yaşayan mahallelinin tanıdığı sakin zararsız köpekler de buna dahil. Korkunç bir katliam var. Yapmayın etmeyin diyenlere, gidin köpekleri barınaktan sahiplenin deniyor. Bir izleyicimiz mahallenin köpekleri toplanınca gidip bu köpekleri barınaktan sahiplenmek istemiş, işte başına gelenler:
Evimizin çevresinde yaşayan, 2’si kısır, 1’i anne olmak üzere 3 yetişkin ve 4 yavru köpek vardı. Hepsi son derece zararsız, korkak ve sevecen hayvanlardı. Mahalle esnafı ve çevredeki pek çok kişi gibi biz de düzenli olarak mama ve su veriyorduk. Ancak bölgemizden gelen şikayetler üzerine bu köpekler belediye ekipleri tarafından toplandı.
Normal şartlarda evimizde bir köpeğimiz olduğu ve 7 aylık hamile olduğum için ikinci bir köpek sahiplenmek için uygun bir zaman değildi. Ancak bu hayvanların durumuna kayıtsız kalamadık çok alışmıştık onlara. Birini kendi evimize ikinci köpek olarak birinini de anneme köydeki evimizin bahçemize ikinci köpek olarak sahiplenmek istedik. Yavruların başkaları tarafından da sahiplenilme şansı biraz daha yüksek olabileceği için yetişkin köpeklerden iki tanesine yuva olalım dedik. Zaten kısır olmayan köpekleri de vermek istemediler.
Köpekler Cuma günü toplandı, Pazar günü ziyaret günüymüş pazar ziyaret edebildik. Parvo ve distemper gibi ciddi hastalıkların bulaşmasından endişe ettiğimizi hem bu köpekleri hem de evimizdeki ve bahçedeki köpeklerimizi korumak istediğimiz için bir an önce barınaktan çıkartmak istememize rağmen, sahiplendirme günlerinin yalnızca Çarşamba ve Perşembe olması sebebiyle bu mümkün olmadı.
Çarşamba sahiplenme için gittiğimizde Ankara Valiliği’nin aldığı bir karar doğrultusunda, apartman dairesinde yaşayan kişilerin yalnızca tek bir köpek sahiplenmesine izin verildiği belirtildi. Benim üzerime kayıtlı bir köpek olduğu için benim sahiplenmeme izin verilmedi, aslında iki köpek çıkartmak istiyorduk ama eşimin üzerine tek bir köpek sahiplenebildik.
Ayrıca, apartmanda köpek beslenmesine izin verildiğine dair apartman yöneticisinden imzalı ve kaşeli bir belge talep edildi. Diğer köpeğin annemin köydeki bahçesinde kalacağını söyledik, annemin üzerine sahiplenmeye çalıştık ama onun da ikameti apartmanda olduğu için onun apartman yöneticisinden de belge istendi. O belgeyi sağlayamadık. Köydeki bahçeli evin tapusu vs kabul edilmedi. Sonuç olarak iki köpek kurtarmaya çalıştık ama bir tane kurtarabildik.
Tüm bu süreçler, sokak hayvanlarına yuva olmak isteyen kişiler için ciddi bir engel teşkil ediyor. Eğer amaç hayvanların sokağa geri bırakılmasını önlemekse, zaten sahiplendirme sırasında hayvanlara takılan çip sahiplenen kişinin üzerine veriliyor ve sokağa terk edilmesi durumunda ciddi para cezası var.
Bu noktada şu soruyu sormadan edemiyoruz: Aynı belgeler ve kısıtlamalar, petshoplardan ücret karşılığı hayvan satın alan kişiler için de geçerli midir? Onlara da üzerinizde kayıtlı başka köpek var mı diye soruluyor mu, onların apartman yöneticisinden de kaşeli apartmanda köpek beslenebilir belgesi isteniyor mu?
Belediyeler bir yandan sokak hayvanlarını toplarken, diğer yandan barınaktan sahiplenmeyi bu kadar zorlaştırdığında, bu hayvanların geleceği bizi korkutuyor. Personel ilgili ve kibardı ama valilik kararı sebebiyle ellerinden pek bir şey gelmiyor. Kafeslerde tıklım tıkış beton üzerinde bulaşıcı hastalıklar arasında hayvanlar yaşamaya çalışıyor.
Bu yapılanların vebalinin çok büyük olduğunu, köpeklerin bu acımasızlığı hak etmediğini düşünüyorum.
Sokaktaki köpek. Barınaktaki köpek
Koruma yok
Kısırlaştırma yok
Sahiplendirme yok
Besleme yok
Barınaklarda hayırsız ada yaşatılan Allah’ın dilsiz kulları
Şaka gibi ama değil. Türkiye’de halk, zeytinlikleri koruması gereken devletten zeytinlikleri korumaya çalışıyor. Özel şirketler para kazansın diye, memleketin ormanları, suları, dağları, kıyıları, ovaları, tarım alanları talan ediliyor. Ve bunun için teşvik alıyorlar. Bunlar da şaka değil. Acı hatta daha da kötüsü maalesef ülkemizde bu hayati meselelere kafa yoran, çabalayan, koşturan insan sayısı çok az, mücadele edeni de Esra Işık gibi göz altına alıyorlar. Delirdik artık.