Olur da israil’e düşen füzelere üzül��rseniz aklınıza bu görüntüler gelsin. Ramazan günüydü, duvarın arkasında eziyet gören müslümanlara seviniyorlardı.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosuna uluslararası sularda yapılan müdahale; deniz hukukunun ve insanlığın açıkça ayaklar altına alınmasıdır.
Aralarında vatandaşlarımızın da olduğu, tek gayesi Gazze halkına insani yardım malzemesi götürmek olan sivilleri alıkoyan İsrail, insanlık suçu işlemeye devam etmektedir.
İsrail’in Küresel Sumud Filosuna yaptığı müdahaleyi lanetliyorum.
25 yıl önce bugün, dünya, Cemal el-Dürrah'ın 12 yaşındaki oğlu Muhammed'i Gazze'de üzerlerine yağan İsrail kurşunlarından 40 dakika boyunca korumaya çalışmasını izledi. Yalvarışlara rağmen, İsrail askerleri Muhammed'i kasıtlı olarak karnından vurdu.
Kimsenin size bunun 7 Ekim 2023'te başladığını söylemesine izin vermeyin.
#MyAgendaSumud
İletişim ve internetin kesildiği Gazze’de bu gece yaşanan katliamın görüntüleri AP kameralarına yansıdı.
Böyle bir zulmü dünya tarihinde kim gördü? Delirmemek elde değil.
22 yıllık memurum.
Doçentim.
Eşim ev hanımı, 2 çocuğum var.
Maaşım 80 bine değil.
Lise mezunu dahi olmayan belediye işçisi 82 bin TL maaş istiyor. Belki 82 olmaz, 75 olacak.
Akademisyenler ilim, irfan, entelektüel duruş diyerek para konuşmaya utanıyor ve emeklerinin sömürülmesine, yaptıkları işin önemsizleştirilmesine sessiz kalıyor.
Akademisyenler sessiz kaldıkça yetki sahipleri proje yap, yayın yap, öğrenci dostu üniversite ol deyip duruyor; kırbacı da eksik etmiyor.
Sadece hakkını almadığını düşünen akademisyenler şunu rt etse bu mesaj muhatabına ulaşır.
Ulaşınca düzelecek mi?
Hayır; sadece muhataplar anlattıkları kadar işlerini iyi yapmadıklarının farkında olduğumuzu bilsinler yeter.
Bu kadının görevi ne biliyor musunuz?
Gazze’ye yardım girişlerini engellemek. Üstelik bunu “yavrularını yok etmeliyiz” diyerek yapıyor.
İsrailli Sofia Emuna ne yaptığının, neden yaptığının gayet farkında? Yeryüzüne bu kadar aşağılık bir toplum gelmedi.
Hataylı biri olarak söylüyorum, depremden sonra :
1 - Evinizde kesinlikle bulundurma ruhsatlı en az 1 silahınız olmalı.
2 - Toplanma alanınız olmayacak, bu yöneticilerin hepsi kolpacı. Bu bakımdan, mahallenizde güvenebileceğiniz kişilerle hemen önceden belirlediğiniz alana geçip ailenizi ve dostlarınızı korumaya alın.
3 - Sakın unutmayın, büyük depremden yaklaşık 2 saat sonra ilk çalacakları bebeklerimiz, sonra mal mülk. Etrafınızdaki tanıdık tanımadık tüm çocukları asker gelene kadar korumaya almalısınız.
4 - İstanbul depreminden sonra tüm sorumluluk biz halkta olacak. Bizler, diğer şehirlerden şahsi arabalarımıza doldurduğumuz su, ekmek, bebek bezi ve kefenlerle İstanbul’a akın edeceğiz. Kurtarabildiğimizi kurtaracağız. Çıkartabildiğimiz ölülerimizi hemen gömmek zorundayız, 24 saat ve aylarca bitmeyecek bir sürece gireceğiz.
O gün geldiğinde yöneticiler önlem almadığı için en az 1 milyon insanımız vefat edecek. 2 milyona yakın insanımız uzunlarını ya da aklını kaybedecek, tamamen psikopatlaşacak. Ama neyse, bunlar önemli konular değil biz akape ya da cehapeyi falan konuşalım ;) erdoğan uzun boylu İmamoğlu çok şirin hakan fidan gizemli özgür özel zar zurt falan filan … … …
Saraçhane’de bu gece yapılan gösterilerde bir polis memurumuza ASİT atıldı.
Sokak çağrısı yapanlar hangi veballeri, hangi hukuki sorumlulukları aldıklarını iyi düşünsünler.
Altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum: Milletimizin huzur ve güvenini tehdit edenlere, vandallığa asla izin vermeyeceğiz❗️
Polislerimiz, ülkemizin huzur ve güveninin teminatıdır ve bu amaçla görevlerini yerine getirmektedir.
#TürkiyeninHuzuru🇹🇷
Bolu'daki otel faciasının sabahında, komşu otellere tatile gelenlerin çocuklarıyla birlikte hiçbir şey olmamışcasına eğlenmeleri ve kayak yapmaları eleştiriliyor.
Kimisi bu eleştirileri yersiz bulmuş. "O kadar para vermişler, ne yapsalardı?" tarzında şeyler söylemiş.
O otelde çocuklar da öldü. Annesine sarılarak ölmüş, cesedi birbirlerine yapışmış çocuklar vardı. Görgü tanıkları, çığlıkları sabaha kadar duyduklarını söylüyor.
Para verdik diye, bunca acının üzerine eğlenmek, kayak yapmak duyarsızlıktır. Bu duyarsızlık, pandemiden beri ilmek ilmek işlenerek insanlara giydirildi.
Ölümler, insan aklının alamayacağı acılar bir porno tadında ekranlara boca edildi. Üzerine psikologlar "hayat devam ediyor" edebiyatı yaptı.
Yas diye bir şey vardır. Sadece kendi acımıza yas tutmak olmaz. Bizi insan yapan, yaşama duyacağımız saygıdır.
Evet, hayat devam ediyor. Ama iki adım ötede yanarak ölen, üstelik çığlıklarını duyduğun insanlar varken, az nefes al. Azıcık kalbinin sesini dinle...
Dün bütün dünyanın yanarak can vermesini izlediği kişinin adı #ShabaanAhmed imiş. 19 yaşında bir yazılım mühendisliği öğrencisi imiş. Online eğitimlere katılıyormuş. Sınıf arkadaşları çok çalışkan olduğunu söylüyor. Her ders için en az yarım saat yürümesi gerekiyormuş bu bombardımanın ortasında.
6 kişilik ailesine tek başına bakıyormuş. Ailecek defalarca yerlerinden edilmişler. Daha önceki bombardımanlarda yaralanmışlar, sevdiklerini kaybetmişler. Başta kirli su olmak üzere yaşadıkları şartlardan ötürü Şaban hepatite yakalanmış. Ailesi ile birlikte Mısır’a geçip tedavi olabilmek için bağış topluyormuş. Burada her gün gördüğümüz, bağış talep eden Gazzelilerden birisi de oymuş. Ancak hedefine ulaşamamış. Fenalaştığı bir gün hastane bahçesinde seruma bağlı iken İsrail bombardımanı sonucu çıkan yangında en korkunç şekilde can verdi.
Hafızmış Şaban. Annesi de aynı hadisede yanarak can vermiş ne yazık ki. Şaban’ın aşırı derecede travmatize olduğu her halinden belli bu kardeşi, küçük kardeşleri ile beraber yalnız kalmış. Ailenin geri kalanı ise Gazze’nin farklı farklı yerlerinde yaşam savaşı veriyormuş.
Gazze’de ölümüne şahit olduğumuz her insan, kocaman bir hayat. Hepsinin sayfalarca anlatılacak hikayesi var. Sayılardan ibaret değiller.
Nobel Barış Ödülü'nün verildiği Japon nükleer silahlarla mücadele örgütü Nihon Hidankyo'nun eş başkanı, Hiroşima’dan kurtulan Toshiyiku Mimaki (81) ödül haberinin hemen ardından Tokyo'da gazetecilere konuştu:
“Nihon Hidankyo mu? Bu gerçek olamaz. Neden Nihon Hidankyo? Gazze'de çalışan insanların kesinlikle seçileceğini düşünmüştüm. Gazze'de kanlar içindeki çocuklar ebeveynleri tarafından taşınıyor. Tıpkı 80 yıl önce Japonya'da olduğu gibi."
ERMENİLER,
▪️Türklerin bağırsaklarını ağaçlara gerip “Osmanlı’ya telgraf çekiyoruz” diye alay ediyorlardı.
▪️Ceninleri pişirip annelerine kardeşlerine yediriyorlardı.
▪️Rus ve Fransızlar “vahşetin böylesine biz bile çok şaşırdık” diye kayda geçirdiler.
TEHCİR ETMİŞİZ, ÇOK MU?