Ah! Şimdi çok pişmanım, yanında gölge gibi,
Hem ondan ayrılmadan kalacaktım, yalnız ben
Hem ölünceye kadar mesut bir köle gibi,
Hiçbir şey istemeden ve bir şey beklemeden.
SONNET
Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım.
Ölmez bir aşk aniden kapladı benliğimi.
Ümitsiz acı çektim ve herkesten sakladım,
O bile kendisini bilmedi sevdiğimi.
...
Taş çözdü,
maharetle gövdesine nakş edilen imgeyi.
Karıştı yapraklar. Eridi havada. Kim
baksa bundan böyle,
gül ki ezelî
muam mââââââ!
Vural Bahadır Bayrıl
...
Kıblem kaç hacı, kaç turist, kaç bin duva duydu eteklerinde, kaç yolcuya yol verdi. Kaçına seyir tepesi kaçına uzak şehir oldu. Kalbim bir durak yeri, bir mesire alanı, bir izdivacın gerdeği...
kalbim sulara atılmış boğulmuş bir çocuk
nemli gözyaşları kıyıya vuran...
...
bir bilmece gibiydik İkimizde
kimse çözemedi birbirini
ta ki kırmızı güller..
/çok geç artık/ anlaşılmak zamanı değil
güller yandı
Bülbül öldü
aşıklar avaz avaz şimdi kırmızı güller kaderimiz.
Gülün
Çok zaman önceydi
henüz kırmızı güller
kaderimiz olmamış, ateş kalbimizi sarmamıştı.
Sessiz ayak sesleri uzandı önce,
sonra derin çizgiler,
yüzün yüzüm
Ellerin ellerim /yanan/
gülün
gülüm olmamıştı henüz.
Çok erkendi.. çağlayanlar sulamadan gülleri
Taaaa o zamandan