Hayatı öldürenler sadece vatan haini değil aynı zamanda dünya hainidir. Elleriniz kırılsın, evleriniz su, bahçeleriniz ağaç, toprağınız bereket görmesin... #AkbeleneDokunma#AkbeleneSahipÇık
Türk nörobilimcilerinden dünya çapında ses getiren çalışma:
Kafatası beyinle etkileşime giriyor ve Alzheimer gibi hastalıklarda rol oynuyor. https://t.co/EVLbTwNA8J
Anadolu’da kurtlar bir belalıdır demiş ve devam etmiş büyük usta Yaşar Kemal…
Bir kurt, koyun veya keçi sürüsüne dalar…
Sadece bir tanesini alır götürür ancak bütün sürüyü parçalar…
Kurt dalmış sürüden artık hayır yoktur...
Koyundan, keçiden başka geçimi olmayan Anadolu köylüsü, eğer sürüsüne böylesine kurt girmişse çöker, biter, açlıkla karşı karşıya kalır…
Bu nedenle kurt gittikten sonra, sabah olduğunda sürü sahipleri gördükleri manzara karşısında donar kalır ve içleri kurda karşı kinle, ��fkeyle dolar…
Bu durumda köylü, kurttan öcünü almak ister…
Atlarına binerler, köpeklerini, iplerini alırlar, kurt avına çıkarlar…
Kurtları intikam için diri yakalamaktır en büyük amaçları…
Usulünü de bilirler ve sonuçta kurtları diri diri yakalarlar…
Kin bağladıkları, öç almak istedikleri kurda bir fiske bile vurmazlar…
Kurdu hiç incitmezler…
Yalnız sağlam bir telle ya da kirişle kurdun boğazına bir çıngırak takarlar ve kurdu okşayarak, sırtını sıvazlayarak ve sevecenlikle öperek salıverirler…
Boğazı çıngıraklı kurt sevinerek, koşarak ayrılır köylülerden…
Ancak çıngıraklı kurt hiçbir canlıya yaklaşamaz çünkü çıngırak sesini duyan her hayvan önceden kaçar, kurt ise boğazında çıngırak, bozkırlar boyunca, dağlar boyunca boşu boşuna koşar durur…
Sonunda kurt dağlarda açlıktan önce yavaş yavaş zayıflar, sonra zayıflıktan güçsüz düşer ve sonunda bağıra, bağıra, bağıra ölür…
Bu, insan aklına gelen işkencelerin, zulümlerin en korkunçlarından birisidir…
Kurt ancak aç kalınca anlar boynuna çıngırak geçirilirken kendisini okşayanların, sırtını sıvazlayanların ve kendisini sevencenlikle öpenlerin niyetini…
Ancak çoktan iş işten geçmiştir…
Bilmem anlatabildim mi…
Şimdii..
Enflasyon kaç, emekliye verilen zam kaç;
6'lı masa kaç, paydaşların tepkisi kaç..
İnsan aklı..
Seçim öncesi manevralarla,
Şu an yokluk yoksulluk arasında yaşanılan trajedi yan yana getirdiğinde.. kader dedikleri bu seçimde..
Kaybedildi mi kazandırıldı mı..
Sorulmaz mı?
#TRENDYOL 21. 06'da satın aldığım ve 22.06'da firma tarafından kargoya verilen ürünümü kargoda kaybetti.
Arayınca farkına varıp,"paranızı iade edelim."diyor.
İyi de, o paraya artık ürünün yarısı veriyorlar. Fark kadar indirim kuponu oluşturun. Bir daha sipariş edeyim.O da yok.
Sıcakların ardından hafta sonu oraj yaşayacağız. İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Düzce, Zonguldak, Bartın, Kastamonu civarı riskli alanlarda yer alıyor. Hafta sonu yağışın tam olarak nereyi ağır şekilde vuracağı belirsiz. Gelişmeleri takip ediyoruz...
Bu görmüş olduğunuz "Asya Kaplan" türünde bir sivrisinek... Kıyafetler üzerinden ısırabilme ve kanı kendisine pompalayabilme özelliğine sahip. Ayrıca diğer sivrisineklere göre daha az ses çıkarırlar ve vücüda temasları daha hafif, hissettirmeyen şekildedir...
Şu an, şu saatte bir ilçe belediyesinin organizasyonuyla sahnede olmam gerekiyordu.
Olmadı; evde oturuyorum.
Neden olmadı?
Neler oldu?
Son 6 yıldır sahne gösterileri yapıyorum!
Bir tek gün, bir tek belediyenin kapısını çalmadım!
Menejerime ve organizatörlerimize kesin tavrımı belirttim;
“benim adıma hiçbir belediyenin kapısını çalmayacaksınız!
Davet olursa o başka; hangi partiden olursa olsun belediyeler halkın belediyesidir, o belediye başkanı bunu bilse de bilmezlikten gelse de…”
6 yıldır yaklaşık 400 gösteri yaptım.
Bunların sadece 10 küsür tanesi belediye gösterisi… Çünkü ben hiçbir belediyenin kapısını çalmadım, sadece az sayıda davete icabet ettim…
Belediyeleri de açıkça söyleyim; CHP, AKP, MHP, bir de Tunceli Belediyesi; TKP… Davet eden bunlardı.
Parti demişken, partilerden gelen teklifler de olmadı değil! Oldu.
Kabul etmedim!
“Sanatçı siyaset yapmaz” zırvasına inandığım için değil! Ben particilik değil ama siyaset yapıyorum! Ben kendimi bildim bileli anti kapitalistim. Benim filmlerim de anti kapitalist filmler!
Bunun için kendimce bedel ödüyorum; en basit kapitalist tabirle; “Kardan zarar ediyorum”
Ancak hangi partiden olursa olsun; belediyeler halkın belediyesidir. Bu nedenle belediye logosu ile yan yana gelirim ama parti logosu ile yan yana gelmem!
Her neyse, parantez işareti yapmadan açtığım parantezi kelimeyle kapatıyorum!
Üç gün önce Trakya’daki bir ilçe belediyesinden davet aldık. Her konuda anlaştık!
“Belediye başkanımız gösteriden önce bir konuşma yapabilir mi” diye sordular.
“ Belediyeler tüm halkın belediyesidir, parti propogandası yapmayacaksa, yapabilir” dedik!
“ Emin olun başkanımız parti propagandası yapmayacak” dediler!
Bir tanıtım videosu istediler!
Çektim, yolladım.
“Belediye başkanımız, belediyenin ismini de geçirebilir mi, diye sordular” şeklinde bir mesaj aldık.
Tam yeni bir video çekmeye hazırlarken yeni mesaj aldık;
“Belediye başkanımız gösteriyi iptal ettiler”
“Sebep?”
“Belediye başkanımız, Müfit Bey’in sosyal medya paylaşımlarını görmüş. Gösteriyi iptal etti”
Çıkan kısmın özeti budur!
Behey başkan!
Ne varmış paylaşımlarımda!?
Bir kelime hakka, hukuka aykır�� paylaşımım olsa savcılar gereğini yapardı!
Siz kimsiniz! ?
Bir partinin oylarıyla başkan olmuş olabilirsiniz! Ancak her partiden bütün halkın belediye başkanısınız!
Belediye’nin bütçesi her partiden insanın vergileriyle oluşuyor!
Siz ne demek istiyorsunuz?
Belediye sizin babanızın çiftliği mi?
Her partiden vatandaşların vergisiyle oluşan bütçeyi sadece sosyal medya paylaşımlarını beğendiğim yandaşlarıma harcarım” mı demek istiyorsunuz?
Siz bilirsiniz!
Ben kapınızı çalmadım; siz benim kapımı çaldınız! Ancak ben bu zihniyeti hem yerden yere çalar hem halkıma, milletime şikayet ederim!
Benim derdim para değil, derdim para olsa ben sizin kapınızı çalardım siz benim değil!
Neyse!
Belediye başkanının gösterimizi iptal ettiği haberi gelince ben kahkaha attım. Gerçekten kahkaha attım; şahitlerim var!
Organizatör arkadaşımız Batuhan:
- Hocam, üzülmediniz mi? Neden gülüyorsunuz, dedi?
- Neden üzüleyim, dedim. Dün benim için böyle bir belediye başkanı yoktu, bugün yine yok. Benim için yok hükmünde, nesine üzüleyim!
Eskilerin dediği gibi; bir belediye başkanın duasıyla var olmadım ki, bedduasıyla yok olayım!
O belediye başkanı kaç yıldır var bilmiyorum!
Ancak ben 1986’da Kartal Sanat İşliği Tiyatrosu’ndan beri, 1990 Levent Kırca Olacak O Kadar programından beri varım!
Bu tür belediye başkanlarının adaletsiz, liyakatsız zihniyetlerini yok etmek için varım!
10 Ay sonra yerel seçimler var!
Bu belediye başkanın karşısında kim varsa onun yanında yer alıp bu başkana karşı tek kişilik gösteri yapmak istiyorum! 5 kuruş para almayacağım! Çünkü benim derdim para değil; Her vatandaşın parasıyla oluşan belediye bütçesini sadece kendi yandaşlarına yedirmeye çalışan,
belediyeyi kendi babasının çiftliği sanan belediye başkanına ders vermek!
Bu dersi dert edindim, sevenlerimin desteğini bekliyorum!
@spasabld #SüleymanpaşabeleyeBaşkanı
Cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Merve Dizdar'ı büyük bir sevinçle kutluyorum..
Vay efendim niye kağıttan okumuş.. Bazı insanlar yüksek heyecanlı, anksiyöz ve sosyal fobik de olabilirler.. Eli,ayağı,dili titredi kızın heyecandan.. Kimse aşırı rahat olmak zorunda değil ki zaten okumasının sebebi doğallığından..
Henüz Avrupa'da kadınlar oy kullanamazken Türkiye'de kadınlar oy kullanıyordu ve Avrupa'nın göbeğinde seçim öncesi bizleri çok gururlandırdı.. Yürekten tebrik ediyorum..
"Diplomasını sorgulayarak Cumhurbaşkanı'na hakaret etme" diye bir suç işlememişim.
Tarafıma, resmi olarak tebliğ edildi.
Özetle;
"Resmi göreve talip olan kişi, gerekli yasal koşulları yerine getirdiğini ıspatlamak zorundadır. Sn Erdoğan yasaların üstünde olmadığına göre, o da yasal koşulları sağlamak zorundadır. Vatandaş ve gazeteci olarak bunu sorgulama hakkım benden alınamaz, dava konusu yapılamaz. " demiştim.
1. Dünya Savaşı'nın zor günleriydi. Cephelerden kötü haberler geliyordu.105 yıl önce bugün,
24 Mayıs 1918'de Mustafa Kemal Paşa,Ruşen Eşref Bey'e imzalayarak verdiği fotoğrafının altına umut dolu şu cümleleri yazdı:
"Her şeye rağmen muhakkak bir aydınlığa doğru yürümekteyiz..."
“Eurovision Şarkı Yarışması” genç sanatçılar için büyük fırsattı. Kimler bu yarışmayla sesini duyurmadı ki.. Ben, Aşkın Nur Yengi, Asya, Candan Erçetin, İzel, Reyhan Karaca, Sertap Erener, Sibel Tüzün, Oya Bora ve birçok arkadaşım… Darısı şimdiki genç sanatçıların başına.. Eurovision’a katılacağımız ve heyecanla yeni şarkı ve sanatçıları izleyeceğimiz zaman yaklaşıyor. ☺️🤞🏻