“Üzerinden hayatın ve renklerin çekildiği, sayısız şeytanın ayaklarıyla kirlettiği, aşağılanmışlığın ve yenilmişliğin esaretinde; zûl, fâsid, çileli bir dünyayı düşündüm. Ve sonra, ‘hızla doğan güneşin altındaki uzak yeşil ülkeyi’ ve salih ehlini...”
Dünya malı elbette dünyada kalır fakat bırakın milyonları, çocuğuna adamakıllı bir gelecek dahi sunamayan nice ebeveyn var. Günümüzde kıt kanaat geçinen çiftlerin hangi akla hizmet çocuk yaptıklarını cidden aklım almıyor. Bakın, küçücük bir karıncanın dahi rızkının verildiğine iman eden biriyim. Dolayısıyla lafı buraya çekecek olanlar bilsinler ki, değinmek istediğim mesele rızık endişesi değil. Demek istediğim şu: Eğer bir çocuğu yoksulluk içinde büyütecekseniz, sabahtan akşama kadar -açlık sınırının altında bir maaşla- fabrika köşelerinde bedeninin ve zihninin mahvolmasına göz yumacaksanız, lütfen çocuk yapmayın. Bir insana bu zulmü yaşatmayın; yazıktır, vebaldir.
Elbette 'herkes holding sahibi olsun, ondan sonra çocuk yapsın' gibi bir düşünceyi savunmuyorum. Fakat insan dönüp kendine sormalı: 'Ben nasıl bir hayata sahibim ki bu çocuğa ne vadedebilirim, ona ne bırakabilirim?' Bunu enine boyuna düşünmek gerek. Yoksa statü farkı her daim vardı ve hep de var olacak. Herkes zengin olacak diye bir kaide de yok. Ancak bırakın bir çocuğu hakkıyla yetiştirmeyi, ona asgari düzeyde bakmayı bile bilmiyorsanız çocuk sahibi olmamalısınız. Antinatalist biri değilim, imanım gereği 'nesil' konusunda da hassasım fakat asıl anlatmak istediğim mesele umarım anlaşılmıştır.
@muskulpesent20 Tağutu biliyor ama sorsan altın ve ipek haramdır der. İş kendi dinlerine/ideolojilerine gelince yan çizerler. Ne tam anlamıyla iman ederler, ne de tam anlamıyla inkar ederler. Tipik müşrik tavrı.
Allah Teala'ya ve resullerine isnat ettiğiniz asılsız iftiraların hesabını, o çetin hesap gününde nasıl vereceksiniz bakalım. Yüce Allah'ın haram etmediği bir şeyi haram kılmaya cüret eden her kim varsa, apaçık bir müfteri ve yalancıdır. Şimdi, ittiba ettiğin bâtıl hadislerini bırakıp, hak olan hadisteki ��u sarsıcı uyarıya kulak ver ey sünni;
Çok değil, daha birkaç sene önce mümin dostlarla ne güzel hasbihal ederdik. Sohbetlerimizde tefekkür eder, Rabbimizi zikreder ve çok kıymetli mevzulara değinirdik. Yeri gelir neşeyle güler, yeri gelir hüzünlenip duygulanırdık. Sonra zamanla kimisi inkar yolunu seçti, yollarımızı ayırmak zorunda kaldık; kimisi yavaş yavaş aramızdan uzaklaşıp kendi kabuğuna çekildi, kimisi de sağa sola meyletmeden, istikametini bozmasa da sadece kendi halinde sessiz sedasız yaşamayı tercih etti...
Ama ne olursa olsun, şu anki halimiz Yüce Allah'ın razı olacağı bir hal değil. Eğer bu düşüncelerimde yanılıyorsam Rabbim beni bağışlasın fakat müminler açısından baktığımızda durumumuz gerçekten vahim. Üzerimizdeki bu sessizlik, bu tembellik eninde sonunda bize zarar verecek ki veriyor da. Bunu hepimiz açıkça görüyoruz. Artık üzerimizdeki bu ölü toprağını atıp, "Ya Allah" diyerek yeniden ayağa kalkmamız lazım. Gece gündüz demeden Allah'a sığınıp bağışlanma dilememiz, elimizden geldiğince infak etmemiz gerekiyor. İnanın bana bu gidişatımız hiç hayra alamet değil. Şeytanı (lanetullahi aleyh) bu dağınıklığımızla sevindirmeyelim dostlar. Yarına çıkacağımızın bir garantisi yok. Vakit çok geç olmadan gelin, hep birlikte Allah'ın ipine sıkıca tutunalım ve O'nun razı olacağı salih ameller işleyelim. Aramızdaki kini, nefreti, hırsı ve enaniyeti bir kenara bırakıp yeniden bir olalım. Zamanı geldi de geçiyor bile… Allah sonumuzu hayır eylesin. Vesselam.
"Hep birlikte Allah'ın ipine tutunun ve ayrışmayın… Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın: Hani birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizin arasını ısıttı, böylece O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız ve ateşten bir çukurun kenarındaydınız da sizi oradan kurtardı. Belki hidayete erersiniz diye Allah size ayetlerini işte böyle beyan ediyor. Ve sizden; hayra çağıran, marufu emreden ve münkerden yasaklayan bir ümmet olsun. Ve işte onlar, felaha erenlerdir. Ve kendilerine beyyinat geldikten sonra ayrışanlar ve uyuşmazlığa düşenler gibi olmayın. Ve işte onlar için büyük bir azap vardır." (3:103-105)
"Size, amelce en çok yitime uğrayanları bildireyim mi? Kendileri iyi işler yaptıklarını hesâb ederlerken, dünyâ yaşamındaki emekleri sapanlardır. İşte onlar, Efendi'lerinin âyetlerine ve O'nunla karşılaşmaya küfredenlerdir. Böylece amelleri boşa gitti, artık kıyâmet günü onlar...
Sadece iyi işler yapmanın kişiyi kurtaracağını düşüneniniz varsa eğer bu sizin imanı hafife almanızdan kaynaklanan bir sorundur. İmanı hafife almayın, mahvolursunuz.
Çok değil, daha birkaç sene önce mümin dostlarla ne güzel hasbihal ederdik. Sohbetlerimizde tefekkür eder, Rabbimizi zikreder ve çok kıymetli mevzulara değinirdik. Yeri gelir neşeyle güler, yeri gelir hüzünlenip duygulanırdık. Sonra zamanla kimisi inkar yolunu seçti, yollarımızı ayırmak zorunda kaldık; kimisi yavaş yavaş aramızdan uzaklaşıp kendi kabuğuna çekildi, kimisi de sağa sola meyletmeden, istikametini bozmasa da sadece kendi halinde sessiz sedasız yaşamayı tercih etti...
Ama ne olursa olsun, şu anki halimiz Yüce Allah'ın razı olacağı bir hal değil. Eğer bu düşüncelerimde yanılıyorsam Rabbim beni bağışlasın fakat müminler açısından baktığımızda durumumuz gerçekten vahim. Üzerimizdeki bu sessizlik, bu tembellik eninde sonunda bize zarar verecek ki veriyor da. Bunu hepimiz açıkça görüyoruz. Artık üzerimizdeki bu ölü toprağını atıp, "Ya Allah" diyerek yeniden ayağa kalkmamız lazım. Gece gündüz demeden Allah'a sığınıp bağışlanma dilememiz, elimizden geldiğince infak etmemiz gerekiyor. İnanın bana bu gidişatımız hiç hayra alamet değil. Şeytanı (lanetullahi aleyh) bu dağınıklığımızla sevindirmeyelim dostlar. Yarına çıkacağımızın bir garantisi yok. Vakit çok geç olmadan gelin, hep birlikte Allah'ın ipine sıkıca tutunalım ve O'nun razı olacağı salih ameller işleyelim. Aramızdaki kini, nefreti, hırsı ve enaniyeti bir kenara bırakıp yeniden bir olalım. Zamanı geldi de geçiyor bile… Allah sonumuzu hayır eylesin. Vesselam.
"Hep birlikte Allah'ın ipine tutunun ve ayrışmayın… Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın: Hani birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizin arasını ısıttı, böylece O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız ve ateşten bir çukurun kenarındaydınız da sizi oradan kurtardı. Belki hidayete erersiniz diye Allah size ayetlerini işte böyle beyan ediyor. Ve sizden; hayra çağıran, marufu emreden ve münkerden yasaklayan bir ümmet olsun. Ve işte onlar, felaha erenlerdir. Ve kendilerine beyyinat geldikten sonra ayrışanlar ve uyuşmazlığa düşenler gibi olmayın. Ve işte onlar için büyük bir azap vardır." (3:103-105)
Hahahah I experience this situation all the time. And they look at me sometimes with confusion, sometimes with a smile. Yesterday, a very cute baby was looking at me, and when I said 'What's up?', he started to smile immediately :) Babies are truly magnificent and funny. Thank Allah for giving us this feeling.
Sadece Rabbimizden bize indirilene uymalı ve bunu yapmayan tüm akımlara mesafeli olmalıyız.
Onlarla münasebetimiz aynı toplumun üyesi olmakla sınırlı kalmalı. Tertemiz bir şekilde Allah'a iman eden ve O'nun kitabına uyanların dışında kimseye sırtımızı yaslamamalıyız (3: 28).
Her iki ayda bir "Nisâ:34'te kadınları dövün yazıyor/yazmıyor." tartışması gündeme geliyor, insanları böyle meselelerle oyalıyorlar, onca mesele var, onlarla ilgilenmek yerine hala daha "Kur'ân kadını dövün mü diyor?" gibi saçma sapan bir konu gündemde. Demiyor kardeşim...
"Kaybetmekten korkacağın tek şey Allah'ın rızası olsun. Geriye kalan her şey zaten kaybolmaya mahkum."
Bir insanın dünya-ahiret sahip olabileceği en büyük servet, Yüce Allah'ın rızasını kazanmasıdır. Buna karşın, insanları tatmin etme amacı güdülen her eylem ve geçici olana bağlanmak ise sadece beyhude bir amel olarak kalır. Zira mübin Kur'an'da da bildiriliyor ki: "O'nun (Allah Teâlâ'nın) vechinden başka her şey helak olacaktır." (28:88)
Fani olana değil, daimi ve baki olana yönelin; O'nun rızasına nail olabilmek için koşuşturun. Gerisi lafügüzaf.
Ve tayyib beldenin bitkisi rabbinin izni ile çıkar. Ve habîs olanınki çıkmaz, faydasızı hariç. Şükreden bir kavim için ayetleri işte böyle 'evire çevire sergiliyoruz'
Kur'an 7: 58
Ama şöyle bir şey var Yasir; şimdi sen bıçakla ekmeği kestiğin zaman oluşan partiküller sayesinde falan filan... :D
Şaka bir yana da birader bu nedir yav? Millet geçim sıkıntısından kırılıyor, her yerde ahlaksızlık ve yolsuzluk almış başını gitmiş, şirkin haddi hesabı yok, bu herifler de kalkmış ekmek-bıçak muhabbeti yapıyor. Bırak, dalanlarla beraber dalsınlar bakalım. Hesap gününde onlara 'İnfak ettin mi, yoksulu doyurdun mu?' diye sorulduğunda, ekmeği bıçakla mı yoksa elle mi kopardıklarını anlatırlar artık… Allah'ın dini hakkında böyle hükümvari konuşmaları da azaplarını katlayacaktır tabii. Kur'an'ın tabiriyle müşrikler necistir. Zihinleri de ancak böyle boş/beleş gündemler üretir.
"Size, amelce en çok yitime uğrayanları bildireyim mi? Kendileri iyi işler yaptıklarını hesâb ederlerken, dünyâ yaşamındaki emekleri sapanlardır. İşte onlar, Efendi'lerinin âyetlerine ve O'nunla karşılaşmaya küfredenlerdir. Böylece amelleri boşa gitti, artık kıyâmet günü onlar...