Güne Merhaba.
DİKKAT.
SOKAK KIRGIN VE KIZGIN.
Son aylarda radar ve EDS denetimlerindeki artışla birlikte trafikte adeta ceza yağmuru yaşanıyor . Birçok sürücü, “radar cezaları çığırından çıktı” diyerek tepki gösteriyor .
Halkın bu tepkisini anlayışla karşılamak lazım; kimse yolda sürekli pusuya düşürülüyor hissine kapılmak istemez. Trafik güvenliği elbette önemli, ancak vatandaşın günlük hayatında cezaya odaklı bir baskı hissetmesi de göz ardı edilmemeli.
Mevcut aşırı genelleştirilmiş ceza sistemi adalet duygusunu zedeliyor.
Örneğin hız sınırı 50 km olan bir yolda 76 km/sa ile giden biriyle, otoyolda 140 km sınırda 211 km/sa yapan biri aynı kategori cezaya tabi oluyor – ikisi de yaklaşık 9.268 TL ceza ödüyor .
Küçük bir aşım ile tehlikeli boyutta aşımın aynı kefeye konması, sürücüler tarafından adaletsiz bulunuyor.
Bu durum,
ceza sisteminde daha ince bir ayrım yapılması gerekliliğini ortaya koyuyor.
Düşük hız sınırları ve dar toleranslar, özellikle ekonomik zorlukların yaşandığı dönemde vatandaşı olumsuz etkiliyor. Yerleşim yeri olmayan bölünmüş yollarda limitlerin 70 hatta 50 km/sa’e düşürüldüğü yerler var . %10+1 toleransla, neredeyse ufak bir dalgınlıkla bile ceza yeniyor – pek çok kişi bunu “tuzak” olarak nitelendiriyor .
DEVLET BU SORUYU SORDURTMAZ.
Nitekim 2024’ün ilk aylarında kesilen trafik cezası sayısı geçen yıla göre %59 artarak 8,2 milyon adede ulaştı . On binlerce sürücü, yüksek tutarlı cezaları ödemek zorunda kaldı. Bugün bir trafik cezası binlerce lira (örneğin hız limitini %50’den fazla aşmanın cezası 9.268 TL’ye kadar çıkıyor ) olup neredeyse bir dar gelirlinin maaşının yarısına denk. Bu şartlarda sık kesilen cezalar, vatandaşın bütçesine ciddi yük bindiriyor ve tepkilerin artmasına yol açıyor.
Trafik güvenliğinin önemini kesinlikle inkâr etmiyoruz. Hız kurallarının can kurtardığı bir gerçek – 2024 yılında ülkemizde 97 binin üzerinde kaza aşırı hız veya hız kurallarına uymamaktan kaynaklandı . Kurallara ihtiyaç var; amaç can güvenliğini sağlamak. Ancak güvenliği sağlarken orantıyı gözetmek de mümkün. Daha orantılı bir sistem çağrısı yapıyoruz: Kural ihlallerinde ne tamamen göz yummak ne de her duruma tek kalıptan ceza kesmek doğru. Ceza, ihlalin derecesine uygun olmalı ki hem caydırıcı olsun hem de adil hissedilsin.
Denetimler hem akıllı hem insani olmalı, yani bireysel hataya odaklanmalı. Teknoloji gelişti, artık dronelar bile trafik denetiminde kullanılıyor . Bu teknolojiyi daha akıllı kullanarak, gerçekten tehlikeli sürücüleri tespit etmeye yönelmeliyiz; ufak tefek ihlalleri anında cezalandırmak yerine, tekrarlanan ve bariz risk oluşturan ihlallere odaklanmalıyız. Örneğin, anlık radara takılan 56 km/sa hız yerine, uzun bir güzergahta sürekli aşırı hızla giden sürücüyü ayırt eden sistemler düşünelim. İnsani bir denetim anlayışıyla, uyarı ve eğitim ilk adım olmalı, cezalar gerçekten ısrarla kural çiğneyen ya da diğerlerinin canını tehlikeye atanlara yoğunlaşmalı.
Devletin amacı halkını cezalandırmak değil, yönlendirmek olmalı. Trafik kuralları da bir rehber gibi düşünülmeli: İhlal eden sürücüyü hemen harcamak yerine doğru yola çekmeyi hedefleyen bir yaklaşım benimsenecek şekilde düzenlenmeli. Dünyada bazı ülkeler, örneğin küçük hız aşımı yapan sürücülere para cezası yerine eğitim programı sunarak hatayı tekrarlamamasını sağlamaya çalışıyor . Bizim de benzer şekilde, özellikle ilk ve hafif ihlallerde yol gösterici uygulamalar üzerinde durmamız lazım. Sonuçta amaç caydırıcılık ise bunu sadece ceza ile değil, bilinç kazandırarak da başarabiliriz.
Sayın Cumhurbaşkanımız da her zaman halkla olan güçlü bağını korumaya özen gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz yıl, 2,5 milyon sürücünün – ağır ihlaller hariç – birikmiş ceza puanlarını silip 10 bine yakın ehliyeti iade ederek milyonlarca vatandaşa nefes aldırdı . Bu adım, Cumhurbaşkanımızın halkın sesine kulak verdiğini ve cezalandırmaktan ziyade kazanmaya yönelik bir yaklaşımı benimsediğini gösteriyor.
Güne Merhaba.
DİKKAT.
SOKAK KIRGIN VE KIZGIN.
Son aylarda radar ve EDS denetimlerindeki artışla birlikte trafikte adeta ceza yağmuru yaşanıyor . Birçok sürücü, “radar cezaları çığırından çıktı” diyerek tepki gösteriyor .
Halkın bu tepkisini anlayışla karşılamak lazım; kimse yolda sürekli pusuya düşürülüyor hissine kapılmak istemez. Trafik güvenliği elbette önemli, ancak vatandaşın günlük hayatında cezaya odaklı bir baskı hissetmesi de göz ardı edilmemeli.
Mevcut aşırı genelleştirilmiş ceza sistemi adalet duygusunu zedeliyor.
Örneğin hız sınırı 50 km olan bir yolda 76 km/sa ile giden biriyle, otoyolda 140 km sınırda 211 km/sa yapan biri aynı kategori cezaya tabi oluyor – ikisi de yaklaşık 9.268 TL ceza ödüyor .
Küçük bir aşım ile tehlikeli boyutta aşımın aynı kefeye konması, sürücüler tarafından adaletsiz bulunuyor.
Bu durum,
ceza sisteminde daha ince bir ayrım yapılması gerekliliğini ortaya koyuyor.
Düşük hız sınırları ve dar toleranslar, özellikle ekonomik zorlukların yaşandığı dönemde vatandaşı olumsuz etkiliyor. Yerleşim yeri olmayan bölünmüş yollarda limitlerin 70 hatta 50 km/sa’e düşürüldüğü yerler var . %10+1 toleransla, neredeyse ufak bir dalgınlıkla bile ceza yeniyor – pek çok kişi bunu “tuzak” olarak nitelendiriyor .
DEVLET BU SORUYU SORDURTMAZ.
Nitekim 2024’ün ilk aylarında kesilen trafik cezası sayısı geçen yıla göre %59 artarak 8,2 milyon adede ulaştı . On binlerce sürücü, yüksek tutarlı cezaları ödemek zorunda kaldı. Bugün bir trafik cezası binlerce lira (örneğin hız limitini %50’den fazla aşmanın cezası 9.268 TL’ye kadar çıkıyor ) olup neredeyse bir dar gelirlinin maaşının yarısına denk. Bu şartlarda sık kesilen cezalar, vatandaşın bütçesine ciddi yük bindiriyor ve tepkilerin artmasına yol açıyor.
Trafik güvenliğinin önemini kesinlikle inkâr etmiyoruz. Hız kurallarının can kurtardığı bir gerçek – 2024 yılında ülkemizde 97 binin üzerinde kaza aşırı hız veya hız kurallarına uymamaktan kaynaklandı . Kurallara ihtiyaç var; amaç can güvenliğini sağlamak. Ancak güvenliği sağlarken orantıyı gözetmek de mümkün. Daha orantılı bir sistem çağrısı yapıyoruz: Kural ihlallerinde ne tamamen göz yummak ne de her duruma tek kalıptan ceza kesmek doğru. Ceza, ihlalin derecesine uygun olmalı ki hem caydırıcı olsun hem de adil hissedilsin.
Denetimler hem akıllı hem insani olmalı, yani bireysel hataya odaklanmalı. Teknoloji gelişti, artık dronelar bile trafik denetiminde kullanılıyor . Bu teknolojiyi daha akıllı kullanarak, gerçekten tehlikeli sürücüleri tespit etmeye yönelmeliyiz; ufak tefek ihlalleri anında cezalandırmak yerine, tekrarlanan ve bariz risk oluşturan ihlallere odaklanmalıyız. Örneğin, anlık radara takılan 56 km/sa hız yerine, uzun bir güzergahta sürekli aşırı hızla giden sürücüyü ayırt eden sistemler düşünelim. İnsani bir denetim anlayışıyla, uyarı ve eğitim ilk adım olmalı, cezalar gerçekten ısrarla kural çiğneyen ya da diğerlerinin canını tehlikeye atanlara yoğunlaşmalı.
Devletin amacı halkını cezalandırmak değil, yönlendirmek olmalı. Trafik kuralları da bir rehber gibi düşünülmeli: İhlal eden sürücüyü hemen harcamak yerine doğru yola çekmeyi hedefleyen bir yaklaşım benimsenecek şekilde düzenlenmeli. Dünyada bazı ülkeler, örneğin küçük hız aşımı yapan sürücülere para cezası yerine eğitim programı sunarak hatayı tekrarlamamasını sağlamaya çalışıyor . Bizim de benzer şekilde, özellikle ilk ve hafif ihlallerde yol gösterici uygulamalar üzerinde durmamız lazım. Sonuçta amaç caydırıcılık ise bunu sadece ceza ile değil, bilinç kazandırarak da başarabiliriz.
Sayın Cumhurbaşkanımız da her zaman halkla olan güçlü bağını korumaya özen gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz yıl, 2,5 milyon sürücünün – ağır ihlaller hariç – birikmiş ceza puanlarını silip 10 bine yakın ehliyeti iade ederek milyonlarca vatandaşa nefes aldırdı . Bu adım, Cumhurbaşkanımızın halkın sesine kulak verdiğini ve cezalandırmaktan ziyade kazanmaya yönelik bir yaklaşımı benimsediğini gösteriyor.
Demekki neymiş?
🎶Çok okumakla adam olunmuyormuş!!!
Eğer doğru şeyleri okumuyorsan, okudukların seni Türk markalarına it gibi saldıran bir militan yapıyormuş !!!
📌 Dün TBMM'de;
"Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz❗️"
📌 Bugün Kadıköy Belediye Meclisi'nde:
"Atın şunu dışarı❗️"
📌 Değişmezler❗️
📌 Değişemezler❗️
📌 Değişmeleri teklif dahi edilemez❗️
Hamas bu saatten sonra İsrailli katillerle uğraşıp zaman kaybedeceğine, Filistinlileri arkadan vuran kahpe arap liderlerinden 3 tanesini gebertse daha kolay zafere ulaşacağı muhakkaktır.
Milletin vekili, milletten üstün olamaz !!!!
Eski ve yeni milletvekillerine trafikte ceza muafiyeti getiriliyor!
Vekiller trafikte hangi kuralı ihlal ederse etsin, tek kuruş ceza ödemeyecek.
Plakaya yazılan cezalar da TBMM tarafından ödenecek.
Kanun yasalaşırsa 3.600’den fazla eski ve yeni milletvekili trafikte ayrıcalıklı olacak.
Böyle bir haksız ayrıcalık kabul edilemez !
Bu saçma fikir kimin aklına geldiyle milletvekili görevinden el çektirilmelidir !