İhanete taraf olmayanlar:
Ümit Özdağ
Müsavat Dervişoğlu
Muharrem İnce
Mansur Yavaş
Tanju Özcan
Hüseyin Baş
Burcu Köksal
Yavuz Ağıralioğlu
Orkun Özeller
Cem Toker
Ümit Dikbayır
Yusuf Halaçoğlu
Turhan Çömez
Azmi Karamahmutoğlu
Ümit Dikbayır
Yılmaz Özdil
Murat Ağırel
Şule Aydın
Serap Belovacıklı
Erol Mütercimler
Selçuk Tepeli
İpek Özbey
Ahmet Yavuz
Türker Ertürk
Fenerbahçeli yaptığı çocuklarının üzülmesini artık görmek istemeyen bir Fenerbahçe taraftarı olarak yazıyorum. Fenerbahçe 11 yıldır şampiyon olamıyor. Bunun sebebi yönetimlerdeki panik ve kararsızlık. Panikten sağlıklı karar verilemiyor. Kararsız kalınıyor.
Fenerbahçe'de kararsızlık hala devam ediyor. Mourinho'yu göndereli 8 gün oldu. Hala hoca yok. Haftaya Trabzonspor maçı var. Gecikmeden dolayı bu maçta puan kaybedilirse ne olacak. Atomu parçalamayacaksınız. Türkiye şartlarına uygun bir hoca bulacaksınız. Yazılıp çizilenler doğruysa yabancı hocalarla görüşülüyor. En ilginci ise medyada zikredilen İtalyan teknik direktör isimleri. Türkiye'de şampiyon olmuş İtalyan hoca var mı? Yabancı teknik direktörler, Türkiye'de 18 yıldır şampiyon olamıyor. Bunu hala anlayamadık mı?
Fenerbahçe için şu anda en iyi formül İsmail Kartal+Volkan Demirel (Volkan hoca Fenerbahçe'nin bu kaos ortamından kurtulması için fedakarlık yapmalı) ikilisinin göreve gelmesi olarak gözüküyor. Tabii iyi bir teknik ekiple birlikte (Mourinho'nun Kartal'dan tek artısı az sakat vermesiydi).
Yabancı getirecekseniz Sebastian Hoenes gibi bir Alman hocayı iyi bir Türk yardımcı ile getirip, 2 sene sabredeceksiniz. Bunu da taraftara anlatacaksınız. Hoenes'in oynatacağı oyunu taraftar seveceği için bu sene şampiyon olmasak bile taraftar sabreder. Bu kadar basit.
En kötü karar, kararsızlıktan iyidir. İşi cılkını çıkarmadan bitirmek de en iyi yoldur
Meclis kürsüsünde KHK mağduriyetlerine karşı sergilediği onurlu duruşu, vicdanımızda silinmeyecek bir iz bıraktı. Cesaretini, adalet arayışını ve insanlığını asla unutmayacağız. Mekânı cennet olsun.. 😞 #SırrıSüreyyaÖnder
SEVGİLİ GENÇLERİMİZ…
Yani geleceklerimiz…
Sizler beni Fenerbahçe kimliği ile tanıdınız.
Bugün Fenerbahçe yok.
Ben bunları Ateş Bakan olarak yazıyorum.
Yazdıklarım Fenerbahçe’yi değil, beni bağlar.
Siz de öyle okuyun.
***
Ekrem İmamoğlu’nu pek sevmem.
Aslında tanımam. Belediye başkanı olarak yaptıklarını değerlendirebilecek birikime sahip değilim.
Fenerbahçeli kimliğimle;
-3 Temmuz da yaptığı konuşmaları unutmam.
-Kulübe bordo mavi kravat ile gelişini unutmam.
-Hediye ettiği kitabı unutmam.
-Voleybol maçında Fenerbahçe kazandığında eşi Dilek hanımın üzüntüsü, onun en samimi duygusudur.
Benim için ise kalbimde yara…
Özetle sıcak bakamam İmamoğlu’na…
Soyadını bile beğenmem.
Konuyu uzatmayayım, “‘Öğretmenoğlu’ olsaymış soy adı, daha çok benimserdim” diyeyim.
Bir çoğunuzu kızdıracağımı bilerek en çıplak düşündüklerimi yazıyorum.
Benimle aynı fikirde olmayın.
Ancak fikriniz ne ise onu söylemekten de korkmayın!
Korkmadan söyleyeceğiniz günler için veriliyor bu mücadele…
***
Özetle, Ekrem İmamoğlu ile kuşkular taşırım kalbimin derinliklerinde…
Ancak dava, Ekrem İmamoğlu davası değildir!
Ekrem İmamoğlu’nu beğenip beğenmeme davası hiç değildir.
Dava demokrasi davasıdır.
Daha açık yazayım:
Başkanımızı biz mi seçeceğiz? Onlar mı atayacak davasıdır.
Yani Demokrasi mi? Tek adam rejimi mi?
Davasıdır.
İspanya’nın Franco’su,
İtalya’nın Mussolini’si mi olacağız?
Yoksa Mustafa Kemal Atatürk’ün laik Türkiye’si mi?
Olacağız davasıdır bu dava…
***
Samimiyetle cevaplamamız gereken soru şu…
Nefret ettiğimiz ama halkın seçtiği bir başkan yönetimden alınıyor ve direk tutuklanıyorsa;
Soruyu cevaplarken, Aziz Yıldırım’ın tutuklandığı günleri hatırlayarak hepinizin empati yapmasını istiyorum.
Buna sevinmeli miyiz?
Yoksa tepki mi göstermeliyiz?
Yani güzel kardeşim;
Yarın senin de başına gelebilir.
Sen seçersin, hata yaparsın, değiştirirsin ama sen seçersin…
Önemli olan budur.
Seni adam yerine koyuyorlar mı?
Yoksa “ben senin yerine karar veririm mi” diyorlar?
Bunun davasıdır bu…
***
Bugün spor yazmak zor geliyor bana.
Tüm maçlar yalandan oynanıyor gibi geliyor.
Fenerbahçe voleybol takımı kupayı almış…
Hem de devletin bankası Halkbank’ı yenmiş…
Seviniyorum ama “kazanmamız gereken daha büyük maçlar var”, diyorum.
Basket takımımız, Paris’i son saniyede attığı basket ile yenmiş…
İtiraf ediyorum, maçtaydım ve deliler gibi sevindim.
İnanın içi boşmuş gibi geliyor bana…
***
Saraçhane de oynanan maçı göremezsek, uzun yıllar karanlık görünüyor bana…
Çünkü bugün gençlerimiz Saraçhane’ de oynuyor.
Hem de çok zor koşullarda oynuyor.
Gençlerimiz endişeli…
-Meslek sahibi olduğumda diplomamı yok sayarlar mı? Diye korkuyorlar.
-İşe girmek için bilgiye mi sahip olmam gerek? Yoksa partiye üye olmam mı gerek? diye soruyorlar.
Umudu kestiğimiz Z kuşağı, bize ve ülkeyi kafasına göre yönetenlere ders veriyor.
Anlamamız ve yanlarında olmamız gerek.
***
Mavi gözlü dev adam boşuna emanet etmemiş onlara…
1927 yılında söylediği bu sözler bugünü anlatır:
Çırılçıplak gerçeği anlatır.
Nasıl olur da sen, “100 yıl sonra olacakları o gün nasıl görürsün?” dedirtir bana…
Gençliğe hitabını hatırlatayım:
“Memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Demiş, Mustafa Kemal Atatürk…
Hem de tam 98 yıl önce...
***
Genç arkadaşım ben bugünün Türkiye’ sinde;
Sadece parası olanların iyi bir eğitim alabildiğine inanıyorum.
---Ya sen?
İşe girerken bilgi ve becerinin değil, ‘seçene yakın olmanın’ önemli olduğuna inanıyorum.
---Sen?
Üzgünüm ama aynı suça adamına göre ceza verildiğine inanıyorum.
---Ya sen?
Adil bir lig oynanmadığına inanmıyorum
---Ya sen?
Küme düşenlerin de şampiyon olanların da yakınlıklara göre tespit edildiğine, olabildiğince buna göre uyarlandığına inanıyorum
---Ya sen?
***
İşte bu nedenle…
Ben Saraçhane’ deyim.
İmamoğlu nu sevsem de, sevmesem de;
“Benim seçtiğimi ben indiririm sen karışma!”, diyebilmek için Saraçoğlu’ndayım.
Hata yapsa da “benim başkanımı ben seçerim”, diyebilmek için Saraçoğlu’ndayım…
Cumartesi günü Maltepe’deyim…
Ülkeme demokrasi gelene kadar, nerede gerçek maç oynanıyorsa ben oradayım…
Biz dayanışmayla her engeli aşarız.
İBB olarak 5 bin öğrencinin eğitim masraflarını karşılıyoruz. Askıda Fatura ile sen de bize katıl, bir çocuğun aylık kreş masrafına destek ol. Emin ol bu desteğin doğru yere gidecek.
https://t.co/A1THbDzpsd
Efe Aydal, Furkan Bölükbaşı hakkında konuşuyor.
🗣️ Efe Aydal: "Kendisini linç ettirerek çok iyi para kazanıyor. Bir ara bu adamı herkes bloklamıştı. Adam ağlamaya başladı hatırlıyor musunuz? Organize olacaksın toplu bir şekilde bloklayacaksın."
BU BİR UYARI TWEETİDİR!
Arkadaşlar, yazdığınız tweetlerde Alpay Özalan'a hakaret etmeyin!
Kendisi yazılan her hakaret içerikli yorumu dava ediyor.
İzmir adliyesi adeta Alpay Özalan'a çalışıyor. Boştan yere hem ceza alıp hem de tazminat ödemek zorunda kalmayın!
Lütfen bu tweeti olabildiğince çevrenizle paylaşarak insanları uyaralım. Saygılarımla.
Fenerbahçe'nin başkan adayları kavga etsin, kaos çıksın diye ekran başına geçen Galatasaraylılara, Dursun Özbek'le makara yapılması şoku 😂
https://t.co/3URKDtC7Gg
💥💥 İhraç edilen teğmenler soruşturmasından:
A.A. bize, “Atatürk'ü sevmiyorum ama saygı duyuyorum” dedi.
Teğmen S.Ç., “Bir gün gelecek, Atatürk'ü sevmeyen herkes Atatürk'e biat edecek” dedi.
Koridorda herkesin duyacağı şekilde, “Atatürk'ü sevmeyenin a… s...” diye bağırdı.