19 Mart: Bir Yılın Hikayesi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 sabahı başlayan ve Türkiye gündemini sarsan hukuki süreci, özel belgeselle Sözcü Televizyonu'nda!
Arkadaşlarımız İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında, nöbetçi 3. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen “imza atma” şeklindeki adli kontrol kararına savcılık itiraz etti. İtirazı değerlendiren mahkeme her iki isim hakkında da “ev hapsi” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Dün de https://t.co/QlL3J0smMy'den arkadaşımız Mustafa Balcı ve gazeteci Şaban Sevinç tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Suç ortada, suçlular ortada, ancak bir skandalın daha bileti gazetecilere kesiliyor.
Yazıklar olsun.
Gazeteci Selahattin Günday (@sgunday) hakkında 01 Ekim 2026 tarihinde Silivri Sulh Ceza Hakimliği'ne yaptığımız tahliye talebi ne yazıkki soyut gerekçelerle reddedildi. Bu Karara yarın Silivri Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'nde itiraz edeceğiz.
Diğer yandan yarın yada en geç Cuma günü Selahattin Günday'ın -CMK 108 uyarınca- en fazla 30'ar günlük aralıklarla yapılması zorunlu olan "tutukluluk incelemesinin" de gerçekleştirilmesini bekliyoruz. Bu konuda yarın Silivri Sulh Ceza Hakimliği'ne iletilmek üzere, soruşturma dosyasına bir tahliye dilekçesi daha sunacağız.
Dilekçemizde, Selahattin Günday'a isnat edilen suçun hiçbir maddi dayanağının bulunmaması yanında, 2011 senesinde Kanunda düzenlenmeyen bir suçtan tutuklu olduğunu, herhalukarda bu isnadın zamanaşımına uğradığını, henüz 28 yaşında (2011 senesinde) genç bir adliye muhabiriyken "örgüt kurduğu" iddiasının ise gerçekdışı ve soyut bir isnattan ibaret olduğunu bir kez daha ifade edeceğiz.
#ÖzgürlükHakkkı #BasınÖzgürlüğü
"...Müvekkilimizin 2011 senesinde, merhum Kaşif KOZİNOĞLU’nun avukatı Hüseyin Derin YARSUVAT’la röportaj yapan, onun ölümle ilgili şüphelerini Doğan Haber Ajansı ve Hürriyet Gazetesi’nde ilk kez haberleştiren gazeteci olması ..." !!!
İlginç bir şey var. Fatih Ergin, Nefes Gazetesi internet sitesinin haber koordinatörü olarak çalışıyordu. @ferg1923 gözaltına alındı, tutuklandı ama @nefesgazete ne sitede haber yaptı ne X'te paylaşım! İçeride soranlara "Fatih'e zarar vermemek için" diyorlarmış. Daha ne olacak?
Herkese selam,
Sizlere cezaevini şirin gösterecek cümleler kurmayacağım. 13 gün önce özgürlüğüm elimden alındı. Haksız, hukuksuz hatta anlam veremediğim düşmanca muameleye maruz kaldım.
Çekmediğim bir görüntüden sorumlu tutuldum. üstelik o tarihte ‘’çekenler’’ için bile ‘’suç’’ değilken. Hukukun, h’sinin olmadığı, zaman aşımına uğrayan isnatlardan tahliyem kaçınılmazdı. Ancak yine düşmanca bir tavır takınıldı. İtiraz dilekçemizin verilmesinden "birkaç saat sonra" bu kez suç örgütü kurmaktan 2. kez tutuklandım.
Üç avukatım varken hakim barodan hiç tanımadığım bir avukatla beyanımı almak için ısrar etti. Katip bile "şimdi sizin avukatı nerden bulalım" diyecek kadar kayıtsızdı. Israrla direnince avukatım Hüseyin Ersöz’e haber verdiler. Cezaevinde ziyaretimden çıkan Buse Şahin yetişti Hakimlik sorgusuna.
Beni tanıyan bilir, haklıysam hakkımı sonuna kadar arar, asla geri adım atmam. Hem şahsım hem de mesleğimin namusu adına yaparım bunu. Ve haklıyım! Ben gazeteciyim, ne bir suçun faili ne de suç örgütü yöneticisiyim. Hayatım boyunca meslek ilkelerine halel getirmemek için çaba sarfettim. İmza attığım tüm haberlerin arkasındayım.
Biliyorum bugünler de biter, geçer gider. Neler geçmedi ki... Arkamda dağ gibi eşim, omuz omuza yürüdüğüm gazeteci büyüklerim ve dostlarım var. Bu hukuksuz uygulamalar elbet bir gün son bulacak. Hakkım bana namuslu, dürüst hukuk adamları tarafından iade edilecek. O güne kadar kalbimin sizlerle attığını bilin. Çünkü her gün sizin desteğinizi hissediyor ve bundan güç buluyorum.
Ve yine bilin ki korkmuyorum. 2011 senesinde Kaşif Kozinoğlu’nun avukatına mikrofon uzatırken, dönemin kudretli savcılarından korkmadığım gibi... Haklı olan neden korksun ki? Ben tarihte hep haklı olarak anılmak için kalem tuttum, bunu cezaevinde de sürdürüyorum.
Selahattin GÜNDAY
Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
C-10 Koğuşu
Biz senin çok iyi bir gazeteci olduğuna, yalnızca gazetecilik yaptığına şahidiz.
“12’si olmasa Eylül güzel bir ay aslında, değil mi Selocuğum?” diyorum sana. Bana gülerek, “He ya…” diye yanıt veriyorsun.
Ama bunlar zihnimde oluyor hep.
Çünkü kimsenin anlam veremediği biçimde önce gözaltına alındın ve sonra da zaten yapmadığın ve zaten suç olmayan, sonradan düzenlenen bir yasayla suç haline getirilen, ki o yasaya göre bile zaman aşımına uğramış bir şeyden, görüntü çekmekten 12 Eylül’de tutuklandın.
Dirayetine hayran kaldığım eşin Damla’dan haberini alıyoruz; koğuş kalabalık olduğu için yerde yatıyormuşsun.
Cız ediyor içim. Cız ne kelime, parçalanıyor sanki.
Öylece çöküp kalıyorum. Başım iki elim arasında çöktüğüm yerde kalıveriyorum. Kımıldayamıyorum. Haksızlık, hukuksuzluk duygusu ve belirsizlik hissi felç ediyor sanki beni.
Babam geliyor aklıma. 12 Eylül 1980’de darbe olduğunda o da başı iki elinin arasında kalıvermişti. Saatlerce, kımıldamadan.
Çocuktum o zaman, babamı neyin bu kadar yıktığını, hangi yükün altında bu kadar suskunlaştığını, nefesinin kesildiğini, çaresizleştiğini anlamamıştım. O da gazeteciydi.
Şimdi biliyorum. https://t.co/waWwf23WTK
CMK m.100-101/1 , tutuklama talebi için kuvvetli suç şüphesi arar. Bu şüpheye götürecek kanaat, ancak ve ancak iddia makamının elindeki delillerin isnat altında bulunan şahsa savunma hakkının tesis edilmesi ve iddia/savunma senteziyle oluşur.
Gazeteci Selahattin GÜNDAY, 12 Eylül 2026 tarihli tutuklama sevkinde yer alan MİT Kanunu m. 27/3 ve TCK m.136 suç isnatlarının gerçeği yansıtmadığının arşiv kayıtlarıyla ortaya koyulması sonrasında bu sefer de TCK m. 220/1 isnadı altında "yedek/ikiz tutuklama" uygulamasıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
Ancak ne var ki gelinen aşamada , "ne kollukta, ne Savcılıkta ne de ilk Sulh Ceza Hakimliği sorgusunda en ufak soru dahi yöneltilmeyen, böyle bir maddi gerçeklik bulunmadığından yöneltilmesi mümkün de olmayan bu isnat", ikinci tutukluluğun gerekçesi haline getirilmiştir.
Hal böyleyken;
Selahattin GÜNDAY, merhumun fotoğrafını çeken gazeteci olmadığı, dahası çeken şahsın arşiv kayıtlarıyla da ortaya çıkmış olmasına rağmen bir haftaya yakın süredir özgürlüğünden mahrum durumda.
Bu yanlışlıktan da ikinci tutuklama sevkindeki süratle dönülmesini ümit ediyoruz...
#SelahattinGünday
İnanılır gibi değil. Bir dakika bile cezaevinde kalmaması gereken Selahattin Günday cezaevindeyken ikinci kez tutuklandı.
Cumartesi günü olmayan suçlama bu sefer yapıldı: Suç İşleme Amacıyla Örgüt Kurma…
Anlamakta güçlük çekiyorum.
Haykırıyorum: #SelahattinGündayGazetecidir
İçeriğini bilmediği bir dosyada; savcılık ve kolluk ifadesi alınmadan,
kendi avukatları gelmeden
ve müdafisi gizlilik nedeniyle dosyayı inceleyemeden ikinci kez tutuklandı.
Savunma hakkı kutsal mıydı neydi !!!!!!
Selahattin Günday’ın tutuklanmasının neden hukuki olmadığını tane tane anlatmak istiyorum.
1: Konu, Kaşif Kozinoğlu’nun 10 Mart 2011’de Beşiktaş Adliyesi önünde görüntülenmesine dayanıyor.
İlk soru şu: 2011’de bu fiil gerçekten suç muydu?
2: Bugün MİT Kanunu m.27, “MİT mensuplarının kimliklerini herhangi bir yolla ifşa etmeyi” açıkça suç sayıyor.
Ama bu düzenleme 2011’de yoktu.
Bu hüküm 2014’te, 6532 sayılı Kanun’la getirildi.
3: Ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri; işlendiği tarihte suç olmayan bir fiilin sonradan çıkarılan kanunla suç haline getirilememesidir.
Anayasa m.38 ve TCK m.7 bunun güvencesidir.
2014’te getirilen bir suç tipi, 2011’deki fiile geriye yürütülemez.
4: Üstelik 2011’de yürürlükteki eski MİT Kanunu m. 27 ile bugünkü madde aynı değil. Eski hüküm esas olarak MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi, belge ve malumatın elde edilmesi ile ifşasını cezalandırıyordu.
“MİT mensubunun kimliğini ifşa” şeklinde açık bir suç tipi yoktu.
5: Bu nedenle “MİT mensubunun kimliğinin açıklanması da zaten eski kanundaki malumat kavramına girer” denilirse ikinci sorun ortaya çıkıyor:
Ceza hukukunda sanık aleyhine kıyas ve genişletici yorum yapılamaz. Kanunda açıkça yazmayan bir fiil yorum yoluyla suç haline getirilemez.
6: Dahası, kanun koyucunun 2014’te ayrıca “MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenler”şeklinde yeni ve açık bir hüküm getirmesi, eski metin ile yeni metnin aynı olmadığını gösteriyor.
7: İkinci büyük problem: ZAMANAŞIMI.
Varsayalım ki 2011’deki eski MİT Kanunu hükmünün bu olaya uygulanabiliyor.
İsnat edilen suç bakımından dava zamanaşımı 15 yıl ise süre, kural olarak suçun işlendiği gün başlar.
TCK m.66’ya göre üst sınırı 5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis gerektiren suçlarda dava zamanaşımı 15 yıldır.
8: Fiil tarihi: 10 Mart 2011. Bu ihtimalde dahi 15 yıllık süre 10 Mart 2026’da dolar. Selahattin Günday ise Eylül 2026’da gözaltına alınıp tutuklandı. Yani zamanaşımı süresinin dolmasından yaklaşık 6 ay sonra. Dosyanın yeniden açılmasına ilişkin karar ise 26 Ağustos 2026 tarihli. Yani 15 yıllık sürenin dolmasından aylar sonra.
9: Kararla ilgili bir başka problem de
“Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlaması. 2011’de TCK m.136 bakımından uygulanacak cezanın üst sınırı 4 yıldı. Bu durumda dava zamanaşımı 8 yıldır.
2011 + 8 yıl = 2019. Görülüyor ki bu suç yönünden zamanaşımı sorunu daha da açık.
10: Suçun maddi unsuru bakımından da büyük bir problem var. Günday’ın savunmasına ve açık kaynaklara göre görüntüyü kendisi çekmedi. Olay yerinde onlarca gazeteci ve kameraman vardı. Ayrıca Kozinoğlu’nun ismi ve fotoğrafı olaydan önce de basında yer almıştı.
Dolayısıyla şu sorulara somut cevaplar verilmesi gerekiyor:
Günday hangi görüntüyü çekti?
Hangi bilgiyi ilk kez ifşa etti?
Hangi kişisel veriyi hukuka aykırı biçimde ele geçirdi veya yaydı?
Bunları gösteren somut delil nedir?
Bu noktada ayrıca belirtmek gerekir ki Günday bu ölümün şüpheli olduğu hususunda ilk haber yapan gazetecidir aynı zamanda.
12: Tutuklama için yalnızca bir suç isnadı yeterli değildir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve ayrıca kaçma veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeninin mevcut olması gerekir.
Buradaki isnat edilen fiil ise 15,5 yıl önce gerçekleşmiş. Görüntüler yayınlanmış. Haber arşivlerde. Şüphelinin kimliği belli. Deliller büyük ölçüde belge ve yayınlardan oluşuyor. Bu durumda “hangi delili karartacak?” ve “neden şimdi kaçsın?” sorularına somut cevap verilmesi gerekir. Hepimiz biliyoruz ki Selahattin Günday aktif, çalışkan, meslek hayatını Türkiye’de sürdürmüş ve sürdürmekte kararlı bir gazetecidir.
13: Ayrıca aynı olayda görüntüyü çektiği belirtilen kameraman İdris Tiftikçi adli kontrolle serbest bırakılırken Selahattin Günday tutuklandı. Bu farklılığın da somut ve kişiselleştirilmiş bir gerekçesi olması gerekir. Ancak ilgili kararlarda buna ilişkin bir veri de yok.
SONUÇ: Selahattin Günday serbest bırakılmalıdır.
Kaşif Kozinoğlu’nu şüpheli olarak Beşiktaş’taki adliyeye ifadeye çağıran FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz’dü.
Kaşif Kozinoğlu’nun adliyeye geldiği görüntüyü ilk çeken ve abonelerine servis eden de FETÖ’nün Cihan Haber Ajansıydı.
O dönem FETÖ’nün yayın organına abone olan tüm gazete ve televizyonlar o görüntüyü haberlerinde yayınladı.
Bunlar olurken Selahattin Günday ne yaptı?
Kaşif Kozinoğlu’nun avukatıyla röportaj yaparak ölümün şüpheli olduğu bilgisini haberleştirdi.
O dönem Doğan Haber Ajansı (DHA) muhabiri olarak yaptı bunu…
DHA o röportajı abonelerine geçti.
FETÖ’cü Cihan Haber Ajansı’nın çekip servis ettiği Kaşif Kozinoğlu görüntüsünü gazete ve televizyonlarda çarşaf çarşaf yayınlayanlar, Selahattin Günday’ın yazdığı şüpheli ölüm röportajına aynı genişlikte yer verdi mi?
Dönemin arşivlerine girilirse hangi medya kurumunun şüpheli ölüm röportajına nasıl yer verdiği hemen ortaya çıkar.
Bu da mutlaka araştırılacaktır.
Sonuç olarak, soruşturmada FETÖ’cülerin yarattığı algıyı terse çeviren habere imza atan gazeteci tutuklu.
Selahattin Günday, tıpkı Kurtlar Vadisi senaristleri gibi bilgisine başvurulan bir tanık olması gerekirken bugün cezaevinde.
Ve bu tutuklama çok ağır bir karar!
Tavır Gazetesine yazdım…
👇🏻
🚨 Kâşif Kozinoğlu soruşturmasında gazeteci Selahattin Günday, 15 yıl önceki haber gerekçe gösterilerek tutuklandı.
Günday: “Ben muhabirim, kameraman dahi değilim... Görevim gereği haberi yapmaya gittim. @gulinayselcuk
Kaşif Kozinoğlu 2011’de öldükten sonra kendisinin avukatıyla röportaj yapıp “Bu ölüm şüpheli!” diyen ilk gazeteci Selahattin Günday.
Kozinoğlu’nun ölümünün araştırıldığı dosyada değil tutuklanmak, aksine soruşturmaya katkı sağlaması açısından bilgisine başvurulması gerekirdi.
Selahattin Günday'ın avukatı dün bir delil sunmuştu. Kozinoğlu'nun görüntüsünü çeken kameramanın da konuştuğu emlakkulis'teki haber. Haberin aslı 29 Nisan 2012'de Radikal'de yayınlanmış. Kütüphaneye gidip buldum. Çeken kameraman her şeyi anlatmış. Selahattin ile hiç ilgisi yok.
Gazeteci Selahattin Günday tutuklandı!
Selahattin Günday, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün şüpheli olduğunu avukatıyla röportaj yaparak yayınlayan ilk gazeteciydi.
Kaşif Kozinoğlu’nun görüntüsünü çekerek yayınlayan ajans ise FETÖ’nün yayın organı olan Cihan Haber Ajansıydı!
Bu gece bir hukuk garabeti yaşadık!
Gazeteci Selahattin Günday (@sgunday), 2011 senesinde Kaşif Kozinoğlu'nun Beşiktaş Adliyesi'ne girerken ki görüntülerini haberlerleştirdiği iddiasıyla, "2011 senesinde yürürlükte olmayan" MİT Kanunu'nun 27. Maddesi kapsamında tutuklandı. Yürürlükte değildi diyorum çünkü MİT Kanunu'nda 2014 senesinde esaslı değişiklikler yapılmış ve madde baştan sonra yeniden düzenlenmişti. Özetle, 2011 senesinde işlendiği iddia olunan bir suçtan, 2014 senesinde yapılan düzenleme dayanak gösterilerek tutuklama kararı verilmiş oldu.
Bir başka garabet ise tutuklama kararının, "zamanaşımına uğramış" sözde bir eylemden verilmesiydi. Kaşif Kozinoğlu, Mart 2011'de Beşiktaş Adliyesi'ne gelmiş ve adliye çevresindeki görüntüleri birçok ajans ve gazete tarafından haberleştirilmişti. O tarihte suç olmayan ancak herhalukarda "15 yıllık zamanaşıma uğramış" olan bir fiilden tutuklama kararı verilmiş oldu.
Bu durumu, Savcılık İfadesi ve Sulh Ceza Hakimliği Sorgularında belirtmemize karşın dikkate alınmadı ve ne yazıkki her yönüyle hukuk skandalı olan bir karara imza atıldı.
Sadece bu yönüyle değil, daha birçok konuda "lehe delillerin gözardı edildiği" önyargılı bir süreçten geçtik. Silivri Sulh Ceza Hakimliği'nin tutuklama kararına itiraz edeceğiz fakat son 3 günde yaşadıklarımız karşısında hem Hukuk Güvenliği İlkesinden hem de Selahattin Günday'ın Cezaevi'ne gönderilmesinden kaynaklı oluşacak mağduriyetten kaynaklı kaygı beslemekten geri duramıyoruz.
Bu akşamın tek tesellisi ise kameraman İdris Tiftikçi'nin adli kontrolle serbest bırakılması oldu. Ancak onun hakkında uygulanan adli kontrol tedbirine dayanak suç da yine "2011 senesinde yürürlükte olmayan" bir Kanun maddesinden kaynaklanıyor. Bu noktada ne desek boş artık!
#BasınÖzgürlüğü #ÖzgürlükHakkı