bir hocayı dinledim bugün, bakış açısını sevdim, diyor ki: "bak sen yapıyorsun ama ona rağmen uzaklaştırılıyorsun. sen rızıksın, nasibi senden değil, nasibi olmayandan seni alıyor."
sevmek isteyince seviyorsun. gerçekten bütün mesele istemekte. yeter ki sevmek iste. yeter ki ona kalbini açmak iste. yeter ki içine sevmek denen o tohumu düşür. yeter ki niyetin sevmekten yana olsun. isteyince bütün bunlar çok kolay. birine gönlünü düşürmek, meyletmek çok kolay ama isteyene kolay. sevmek istemeyince karşındaki insan ne yaparsa yapsın, ne kadar güzel ve kusursuz olursa olsun, kalbinde tek bir yaprak bile kıpırdamaz. demek ki mesele karşımızdakinin ne kadar sevilesi olduğu değil, bizim sevmeyi seçip seçmediğimizdir.
anlamlı bir şeyler olsun diye uğraşıyorsun. anlamlı bir bağ inşa etmeye çalışıyorsun. yine hayal kırıklığına uğrayacağını içten içe biliyorsun belki ama bu sefer kondurmuyorsun ya da hikâyenin sonunun farklı yazılacağını umuyorsun. ama beklenen oluyor; yolun sonunda seni kör bir düğüm bekliyor. ince ince işlediğin o bağ artık sizi birbirinize bağlamıyor. aranızdaki makas açıldıkça açılıyor. duvar her geçen gün biraz daha sağlamlaşıyor. duvarlar artık sıradağlara dönüşüyor ve seni yutuyor. anlamlı bir bağ inşa etmek için çıktığın bu yoldan paramparça olarak geri dönüyorsun.
kotu hissettigimde kac yillik arkadaslarimi bile arayacagim zaman rahatsiz ediyo gibi hissediyorum oglum biz kapiya yakin degil kapinin disina otururuz lan