@aliaktas7 Ondan öncesi de “bitsin bu hasret” diyenleri sevmediğimiz! için tüm bunların başımıza geldiğini anlayamayanları da sevmediğimiz! için bunlara katlanıyoruz.
Gazeteci Timur Soykan:
"AKP'li Şanlıurfa Akçakale Belediye Başkanı insan kaçakçılığı yaparken yakalandı.
Aracında Suriyeli düzensiz göçmen bulunuyordu.
Hakkında gözaltı kararı bir yana, tutanak dahi tutulmadı."
Her yolsuzluk iddiası sonuna kadar soruşturulmalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak hukuk da herkese aynı uygulanmalıdır.
Çankaya Belediyesi’ne ilişkin dosyayı, resmi belgeleri ve belediye başkanının emniyet ifadesini birlikte okudum.
Dosyanın merkezinde tek bir konu var: çöp toplama ihalesi.
Süreç şöyle gelişiyor:
• Açık ihale yapılıyor.
• İhale yaklaşık maliyete çok yakın bir bedelle sonuçlanınca idare tarafından iptal ediliyor.
• İhaleyi alan firma iptal kararına itiraz ediyor.
Bunun üzerine süreç hem idari hem de adli mercilere taşınıyor.
Bu sırada ihale yenileniyor ve iptal edilen ihaleden yaklaşık 3 milyon Türk Lirası daha az bedelle sonuçlanıyor.
Kamu İhale Kurumu, iptal işlemini hukuka uygun buluyor.Danıştay, bu kararı onuyor.
Mülkiye müfettişleri inceleme yapıyor, yolsuzluğa ilişkin bir tespit ortaya koymuyor.
Bilirkişi raporunda yaklaşık maliyet ve ihale süreci inceleniyor, kamu zararını ortaya koyacak bir tespit bulunmuyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yürütüyor ve “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı veriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderiyor.
Bugün yeniden gündeme gelen dosya işte bu dosya.
Emniyette belediye başkanına yöneltilen soruların büyük bölümü de yine bu ihale etrafında şekilleniyor.
Dosyada ayrıca özel kalem personelinin üçüncü kişilerle yaptığı iki WhatsApp yazışması da sorular arasında yer alıyor. Başkan ise bu yazışmaların kendisiyle ilgisinin bulunmadığını ifade ediyor.
Bir başka dikkat çekici husus ise ihaleye davet edilen ve teklif veren şirketler.
Dosyaya göre davet edilen firmalar arasında Platform Turizm ile Akmercan da bulunuyor. Yani yalnızca muhalefete yakın olduğu iddia edilebilecek şirketler değil, kamuoyunda iktidara yakınlığıyla bilinen şirketler de aynı ihale sürecinde yer alıyor.
Sonuç olarak bugün tartışılan dosya; Kamu İhale Kurumu’nun, Danıştay’ın, mülkiye müfettişlerinin, bilirkişinin ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha önce incelediği bir dosya.
Buna rağmen aynı ihalenin yeniden operasyonun merkezine konulması hangi yeni delile dayanıyor?
Eğer yeni ve somut deliller varsa elbette soruşturma yürütülür. Ancak ortada yeni delil olmaksızın daha önce birçok idari ve adli makamın değerlendirdiği bir dosya üzerinden yeniden operasyon yapılmasının hukuki karşılığının ne olduğu ise hukukçuların cevaplaması gereken önemli bir sorudur.
@TeacherAndCoder Kendimden örnek vereyim, araç 10 k km oldu.Daha istatistik ekranını açmadım bile.
Motor gürültüsü olmaması, titreşimsizlik ve sessiz sürüş için tercih ettim.
Bundan sınra içten yanmalı araca binmem.
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
Millet doğrulup yola koyulalı çok oldu.
Bu saatten sonra baskıyla, operasyonla yürüyüşümüzü durduracağını sananın aklına şaşarım.
Adana’dayız.
Milletin arasındayız.
Dimdik ayaktayız.
Bu da size dert olsun!
Anne ve babalar duysun! Ülkemizde 1’000’000 üzerinde hayvancılık işletmesi var ve sadece 1300 civarında Brusella ve Verem olmadığı test edilmiş işletme mevcut. Gıda güvenliği hiç öncelenmiyor. Videonun sonuna doğru bazı ürünlerin fiyatlarına da değiniyorum. İyi seyirler
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
Bugün ülkenin adalet tarihinde en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Yer utandı, gök utandı, biz utandık olanlardan… Bir tek onlar utanmadı yaptıklarından!
Genel Başkanımız Özgür Özel'in sesini daha fazla kişiye ulaştırabilmesi için destek hesabını takip etmenizi rica ediyoruz.
Lütfen bu paylaşımı RT ederek destek olun. Desteğiniz bizim için çok önemli çok kıymetli.
Ben ailemin ve Bolu halkının başını eğdirecek hiçbir şey yapmadım!
Vicdanım rahat, alnım açık.
Bugüne kadar hiçbir kararımda kendime, aileme ya da bir yakınıma menfaat sağlamadım. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yok.
Doğrular er ya da geç ortaya çıkar.
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.
Prof. Dr. Ümit Özdağ: "Tabii NATO Zirvesi denilince değerli arkadaşlar, zirvenin en önemli misafiri hiç şüphesiz ABD Başkanı Trump.
Trump da "Erdoğan'a, hediye vereceğim" diye Washington'da Beyaz Saray'da bir açıklama yaptı.
Şunu biliyoruz ki Trump iyi bir iş adamı. Bir şey almadan bir şey vermez.
Merak ettiğimiz şey şu: "Erdoğan Trump'a ne hediye etti ki Trump bir başka hediyeyle borcunu ödüyor?"
Bu sorunun cevabı henüz verilmedi. Trump şunu söyledi:
"Erdoğan istediğim her şeyi yaptı" dedi.
Değerli basın mensupları, Erdoğan, Trump'ın istediği neleri yaptı?
Sizin bir bilginiz var mı? Biz de merak ediyoruz. Ne istendi, ne yapıldı diye.
Ve bu çerçevede yine son günlerde Trump'ın yaptığı bir ilginç açıklama var. Ona da değinmek istiyorum.
Dedi ki Trump, "Netanyahu'ya diyorum ki neden sen Hizbullah'la savaşıyorsun? Sen savaşma Hizbullah'la. Hizbullah'la Suriye'de ŞAR'a yönetimi savaşsın."
Hani Suriye'yi biz fethetmiştik ya. Suriye'yi kimin fethettiği, Şara'nın kimin adamı olduğu bir defa daha meydana çıktı mı? Çıktı."
1- Hiç kimseyi taciz etmedim ve takip etmedim.
2- Sizin savcılarınız bile hakkımda takipsizlik kararı verdi. Haklılığım tescillendi. Gerçekler bu kadar.
3- Bu yalanı dile getiren herkes aşağılık, şerefsiz ve alçaktır.
4- Ben tetikçilerle değil onların iplerini tutanlarla uğraşırım.
5- Bir süredir ne tür işlerin peşinde olduğunu deşifre ettiğim Adalet Bakanı’nın gayrıresmi Basın Müşaviri Furkan Torlak… Daha önce grup seks ve uyuşturucu dosyasına adı karıştığı için Cumhurbaşkanlığı’ndaki görevinden istifa eden Furkan Torlak… Şimdi de elindeki yetkiyi defalarca yaptığı belaltı operasyonlar için kullanan Furkan Torlak…
Şimdi de tetikçileriyle beni susturabileceğini, korkutabileceğini, sindirebileceğini sanıyor.
Sizin ağababalarınıza teslim olmadım. Size hiç olmam. Cesaretiniz varsa kendiniz karşıma çıkın!
Yeni adresimizde, görevimizin başındayız!
Bursa örgütümüzün iradesine sahip çıkıyor, mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Seçilmiş İl Başkanlığımız olarak artık yeni adresimizdeyiz.
📍 Doğanbey Mahallesi, Doğanbey Sokak, Berk 2 Plaza No:1, Büro: 52-53 Osmangazi/Bursa
Bursa örgütünün iradesi burada, mücadele burada!
Today, as I face three separate trials in a single day, I was not alone. I welcomed to Silivri three friends of democracy who crossed borders to stand with the people of Istanbul.
To Nacho Sánchez Amor, Member of the European Parliament and its Rapporteur on Türkiye. To Rui Tavares, Member of the Portuguese Parliament and leader of LIVRE. To Dagur B. Eggertsson, Member of the Icelandic Parliament, head of Iceland’s delegation to the NATO Parliamentary Assembly, and former Mayor of Reykjavík. Thank you for being here. Your presence in this courtroom is a message that no wall can silence.
The votes of millions of people are on trial in this room. What is being tested is whether justice in Türkiye still answers to the law, or to fear.
To the international community I say this plainly. Watching is not enough. History remembers those who spoke, and it remembers those who looked away. Stand with the millions who made their choice at the ballot box, and who are still waiting for that choice to be honored.
We are not afraid. People’s will is going to prevail at the end.