Kadının kaç çocuğu olacağı, doğuracaksa nasıl doğuracağı, nasıl giyineceği, ne yiyeceği, ne içeceği, ne kadar güleceği kadının bileceği iştir, bu konuda laf söylemek hiç kimseye düşmez!
Kadınların yerine konuşmaya, karar vermeye son verin artık!
Avrupa Birliği’nin Semerkant’ta düzenlediği AB-Orta Asya Zirvesi’nde açıklanan 12 milyar Avroluk yatırım paketinin 3,5 milyar Avrosunun Türkiye üzerinden Orta Koridor’a ayrılması olumlu bir gelişme olsa da, bu desteğin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin vetosunu aşmak amacıyla bazı Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine GKRY’yi “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıma ve bu ülkeye büyükelçi atama yönünde baskıyla ilişkilendirilmesi derin bir endişe yaratmıştır.
Kardeş devletlerimizin bu yönde adımlar atması ve zirve bildirisine bu konuya ilişkin ifadelerin girmesi, son derece ciddi ve düşündürücü bir gelişmedir. Türkiye’nin bu gelişmelere sessiz kalması, dış politikamızda bir zaafiyet görüntüsü doğurmakta ve bilinçli bir tercih olduğu izlenimini vermektedir.
Bu durumda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasi statüsü zedelenmiş, milli menfaatlerimiz ise görmezden gelinmiştir. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ilkesine saygı gösterilmeli; Türk dünyasının dayanışma ruhuna zarar verecek adımlardan kaçınılmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’ni, bu önemli gelişme karşısında kararlı ve etkin bir diplomatik duruş sergilemeye ve kardeş devletlerin hükümetlerini de bu yanlıştan dönmeye davet ediyoruz.
Trump ile Beyaz Saray’da görüşen İsrail Başbakanı Netanyahu:
-Türkiye ile Suriye’de çatışmak istemiyoruz
- Türkiye dahil Suriye’nin kullanılmasını istemiyoruz.
Bu ülkede yalanın sesi çok, doğrunun sesi kısık. Halkın haber alma hakkı var ama gerçekler karanlığa gömülüyor. İşte tam da bu yüzden yola çıktık.
#onlartv’yi kurduk.
Ne patron arkasına sığındık, ne güç odaklarına yaslandık.
Sırtımızı halka dayadık.
Dün ilk yayınımızı yaptık.
Sonuç?
İlk gün: 1 milyon izlenme.
451 bin abone.
Ne büyük reklamlar verdik, ne para saçtık.
Sadece doğruyu söyledik.
Halk da sahip çıktı.
Bu bizim değil, hepimizin başarısıdır.
Destek olan herkese teşekkür borcumuz var.
Yorulmadan, yılmadan, susmadan yanımızda duran herkese…
Duymayanlara da buradan duyuralım:
Biz geldik.
Zaten buradaydık.
Ama artık susmak yok.
Sözümüz var, cesaretimiz tam.
#onlartv yayında.
Ve bu daha başlangıç.
Kanalımıza abone olup takip etmek için link :👇
https://t.co/pOpyDP35Li
@aydinsule1@timursoykan@baristerkoglu@barispehlivan@tvOnlar
2 NİSAN GÜNLÜK BOYKOT
Konsept kısaca şudur: 1 hafta önceden 1 günlük protesto haberini yayıyorsun. O gün hiç bir şey alınmıyor, olabildiğince minimum yaşanıyor, etrafta in cin top oynar halde oluyor. Bu hem gövde gösterisi hemde ev de oturanı protestoya dahil ediyor.
Eğer bir firma o güne özel kampanya yaparsa genel boykot listesine ekleniyor.
1 gün ile başlayıp haftada 1 güne çıkarılıyor sonra haftada 2.
Amaç ekonomiye zarar değil, halk eğitmek dost düşman belli ettirmek. Sonuçta o günün alışverişi önceki ve sonraki güne kalcak.
Büyüdükçe müthiş psikolojik etkisi var, dışarı çıkanlar gittikçe daha boş bir ülke görüyorlar yanlız hissediyorlar. 'biz yoksak bu ülke yok" mesajı veriliyor .
#2nisantüketimboykotu
Hiç utanmıyorsun değil mi, Erdoğan?
Yasal haklarını kullanan gençleri cezaevine atarken, terör örgütü Hizbullah’tan yargılanan ortağın Hüda-Par’cıları affediyorsun!
Bayram günü gençleri içeri, terör suçlularını dışarı çıkaran bir iktidarla karşı karşıyayız!
Yazıklar olsun!
GENÇLİĞE HİTABE (GELECEĞİMİZE DOKUNMAYIN!)
artık yayında.
Kendileriyle yüzyüze yapılan bir ankette protestocu gençlere soruluyor:
- Sizce bu ülkenin en büyük sorunu nedir?
Açık ara verilen ilk yanıt çok açık:
- ADALET! (Ekonomi ancak ikinci sırada.)
Sonuç itibariyle toplumsal vicdanımız uzun zamandır çok ağır yaralar aldı ve gençler yaralı vicdanımızın sesi oldu.
Temel sorun ne olası bir seçim öncesi -Cumhurbaşkanı adayı olarak- Ekrem İmamoğlu'nun çelmelenmesidir, ne de salt bir partizan tutumla sokakların hareketlenmesidir.
Yönetici kadrolar ve güvenlik güçleri bir düşman karşısında olmadıklarını unutmasınlar. Onlar bu memleketin evladı. Hepsi de bizim oğlumuz, kızımız, onlar bizim çocuklarımız. Gençler bizim "geleceğimiz".
Bu zamanlarda itidal ve teenni, her türlü anlaşmazlığı ortadan kaldırır. Gücümüze, öfkemize, hırs ve ihtiraslarımıza değil, irfanımıza ve her halukarda birlik ve beraberlik duygumuza dayanmaktan başka çaremiz yok!
Kimse öküz altında buzağı aramasın ve hıncını memleketin çocuklarından çıkarmaya kalkışmasın! Yasanın sınırlarını aşmadıkları sürece bu çocukların ülkeyi kasıp kavurduğuna inandıkları adaletsizlikler karşısında sessiz kalmamaları bir erdemdir. Unutulmasın ki mağdurların çığlıkları karşısında sağduyulu ve ölçülü davranmak da bir erdemdir.
Tüm yurttaşlar devletin demir yumruğunun farkında. Ne ki devletin o mücessem yumruğunun bağlı olduğu bilek de bu milletten başkası değil.
İçinde bulunduğumuz coğrafyada kriz gittikçe büyüyor. Öyle ki savaş tamtamları şimdiden çalmaya başladı bile. Böylesi nazik bir dönemde, devleti yöneten kadroların en önce ulusal birliğimizi, dayanışma duygularımızı güçlendirmek gibi bir yükümlülükleri var. Sorumluluk onların omuzlarında. O nedenle göze göz, dişe diş siyaseti ters teper, ülkemizi zayıflatır.
Kısaca sağduyulu davranmak, küçük iktidar hesaplarının peşine düşmeden birliğimizi korumak, her şeyden önce devlet ciddiyetinin gereği.
Devlet I. Dünya Harbinde Mehmed Akif'le Abdullah Cevdet gibi hasımları bile aynı masanın etrafında toplamayı başarmıştı. Bu zor iş pekala bugün de başarılabilir. Yeter ki "Önce vatan!" densin ve ülkenin çıkarları her türlü şahsi çıkarın üstünde tutulsun!
Lütfen nefs-i emmare gayretiyle hakkı, hakikati incitmeyiniz, ki rahmet kapıları üzerimize kapanmasın!
https://t.co/abq0OYdERJ @YouTube