Historian, teacher, PhD Candidate, translator of Saladin, Troy, The Accursed Tower, The Concise History of Arabs, Peter Tudebode, Raymond d'Aguilers etc.
Şark'ın tamgörümle incelenebileceği önkabulü...
dural eşsüremli özcülük...
sisteme artsüremlik girmesi...
Şark devinisizliğin eş anlamlısı...
Yukarıdaki tamlamalar Edward Said'in Şarkiyatçılık adıyla
dilimize çevrilen (!) kitabından (3.basım s. 252 den)
Sayın @Metiskitap editörleri
Daha önce büyük olasılıkla size belirtilmiştir ama okuru bu kadar yormayınız lütfen! Bu kitap akıcı, güzel, ANLAŞILABİLİR bir Türkçe ile yeniden, çevrilmeli!
Kitabın orijinali de böyle zor mu anlaşılıyor açıkçası merak ediyorum! Orijinalinden okuyanlar görüşlerini paylaşırsa sevinirim.
Kitap: 2026/21:
Çok sevdim!
*Uzun zamandır "Önderlerimiz, Şehirlerimiz, Devletlerimiz" projeleri kapsamında Haçlılara dair birçok metin okuma imkanım olmuştu. O yüzden derli toplu bir çalışmanın ayrıca işime yaradığını söylemeliyim.
*En çok sevdiğim kısım tartışmasız idare, hukuk, kilise, ekonomi vs. kısımları oldu. Son derece ilginç bilgiler, anekdotlar... Ve hatta ilham verici bakış açıları...
*Bu çalışma da gösteriyor ki, bir üniversitemiz bünyesinde "Haçlı Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi"nin açılması zorunluluk! Hatta belki en iyisi bir enstitü...
*Haçlıları kendi tarihimizden uzak tutma yaklaşımımızı yeniden sorgulamalıyız sanırım. Madem bize geldiler, madem bizimle yaşadılar, madem coğrafyamızda öldüler, madem bizden parçalar taşıdılar ve hatta madem bize benzediler... neden yok sayalım ki?
*Anlatımdaki akıcılık ve sadeliği ayrıca takdir ettiğimi belirtmeliyim. [çalışmanın bulduğum tek nazarlığı: "...tek bir kayıt bile kayıt mevcut değildir" (286) ibaresi]
Ve'l-hâsıl elinize emeğinize sağlık Süleyman Genç (@gnczade) hocam...
Sevgili Gençler... Hazır yapay zeka henüz okuma zevkini elinizden almamışken okuyun derim...
@timastarih
Çığırından çıkan bir şiddet sarmalına düşmüş gibiyiz, çığ gibi büyüyor her geçen gün ve biz hala önlük, kitap vb gibi teferruatta yenilikler (!) yaparak geçiştiriyoruz.
2016 sonrası yapılan yapısal değişikliklerle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askeri sağlık sistemi ciddi bir kırılma yaşadı. Askeri hastaneler kapatıldı, GATA kapandı, askeri doktor yetiştirme ve sahaya özgü tıp kültürü zayıfladı. Sahra tıbbı var ancak parçalı ve büyük ölçüde sivil destekli, yeni bir model ise hâlâ tartışılıyor.
Oysa günümüzün harp sahası, sivil sağlık sistemiyle yönetilemeyecek kadar özgün, karmaşık ve zor koşullara sahip bir ortam. Bu kapsamda 5. yılına giren Ukrayna-Rusya savaşı bize çok çarpıcı dersler sunuyor.
US Naval Institute (ABD Donanma Enstitüsü)’nün yayını Proceedings dergisinin 2026 Nisan ayı sayısında yayımlanan aşağıda linkini verdiğim güncel makale, modern savaşta askeri tıbbın nasıl kökten değiştiğini ortaya koyuyor.
Makaleye göre Ukrayna’da SİHA’lar ve sensörlerle donatılmış savaş alanı, klasik yaralı tahliye zincirini çökertmiş durumda. Artık yaralıya gitmek mümkün değildir. Çünkü sağlık personeli ve ambulanslar doğrudan hedef alınıyor. Bu nedenle ağır yaralıların büyük bölümü cephede hayatını kaybediyor.
Bu yeni gerçeklik, askeri tıbbın savaş döneminde temel felsefesini değiştiriyor. Büyük ve sabit hastaneler yerine küçük, hareketli, gizlenebilen cerrahi ekipler öne çıkıyor. Yeraltında kurulan, dağınık ve düşük iz bırakan tıbbi unsurlar hayatta kalmanın tek yolu haline geliyor.
Daha da önemlisi, makale Geleceğin savaşlarında hava üstünlüğünün garanti olmadığını ve bu durumun da yaralı tahliyesinin çoğu durumda imkânsız olacağını vurguluyor.
Bu nedenle makalede önerilen yeni model, küçük, modüler ve ileri hatta konuşlanmış cerrahi ekiplerdir. Gerektiğinde birleşebilen, düşük lojistik yükle hareket eden ve hedef olmamak için dağınık çalışan bir yapıya vurgu ile sahaya yayılmış, esnek ve savaşın doğasına uygun tıbbi birlikler öneriliyor.
Sonuç olarak Rusya Ukrayna savaşının tecrübeleri altında dağıtılmış harp sahasında, merkezi ve sivil ağırlıklı sağlık sistemiyle savaş kazanılamaz. Askeri tıp yeniden askeri mantıkla, sahaya göre ve savaşın gerçekleriyle uyumlu şekilde inşa edilmek zorundadır.
Bunun ilk adımı için Askeri Tıbbın geleneksel yapısı ve yerine geri dönmesi kaçınılmazdır.
https://t.co/hZMgMPTGXn
Bu süreç, tarihe "savaşsız kazanılan bir zafer" gibi geçse de aslında derin bir çürümeyi işaret ediyordu. Müslümanların birliği yerine Haçlıların desteğine güvenen liderler, hem Kudüs’ü hem de itibarlarını kaybetti.
Daha fazlası için: https://t.co/fcvcFN5nFP
Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi bu fani dünyaya veda etti.
Ağabeyimiz, dostumuz, doktorumuz, dert ortağımız, yazarımızdı. Yüce Allah onu rahmet deryalarında ağırlasın, ailesine, meslektaşlarına, dostlarına, talebelerine sabırlar ihsan eylesin.
Nice hastaya şifa, nice talebeye ilim, nice insana tebessüm, nice çiçeğe göz oldu. Yol gösterdikleri, elinden tuttukları, sohbetine mahrem ettikleri daha fazladır. Şimdi bunların hepsi onun ahiret yolculuğunda heybesinden taşıyor.
"İyi biliriz" Hatemi ağabey. Yolun açık, mekânın cennet olsun.
@mustilhan Gerçekten öyle. Hocanın eleştirilecek yönleri var mıdır? Elbette vardır, ama sağlığında tek kelime etmeye cesaret edemeyenlerin şimdi art arda açıklamalar yapması hayli ibretlik.
Kaybettiğimiz isimlerin alt alta sıralamasının verdiği hüzün ve boşluk hissi bir yana, mesajın altındaki yorumun sığlığı bir yana. Dünden beri İlber Hocaya söylenen hadsiz sözleri de ekleyince acı bir gerçek vuruyor yüzümüze: giderek sığlaşıyoruz.
Türk tarihçiliği son on yılda büyük kayıplar verdi. Özellikle bugünkü Osmanlı/Türk tarihyazımını şekillendiren hocalarımızı peş peşe yitirdik.
Kayıplarıyla oluşan boşluk üniversitelerimizin üstünde önemle durması gereken bir konu.
2016 Halil İnalcık
2017 Şerif Mardin
2018 Fuat Sezgin ve Semavi Eyice
2019 Kemal Karpat
2020 Metin Kunt
2021 Mehmet Genç ve Filiz Çağman
2022 Rifa’at Abou El Haj
2023 Ümit Hassan, Cornell Fleischer ve Zafer Toprak
2024 Metin Heper ve Mikail Bayram
2025 Feroz Ahmad ve Mete Tunçay
2026 İlber Ortaylı
Hepsini rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.