Tatil dönüşü ilk haftam:
-Uyanma saatlerine alışamama
-Bir ay görüşmeme kaynaklı dedikodu çukuru
-Hiç ilgimi çekmeyen yönetici kaosu
-Yediğim kazıklar
-Hava değişimi sebebiyle harika bir dudak peelingi satın alımı
-Muhtemelen son kez denize girmek
-Kapanış
Yarın günlerden pazar ve İzmir 35 derece. Ben işe gidicem. Ama bugün aldığım dudak parlatıcım bana güç vericek, bir yıldız gibi parlayıp her şeyin üstesinden gelicem. İyi geceler.
Dün geceden beri bugün birinin doğum günü müydü bugün bişey vardı diye düşünüp dururken Bihter Ziyagil’imizin ölüm yıldönümü olduğunu farkettim. Huzur içinde uyu 🌹
İşe gitmek yerine başka bi evrende en güzel halimle beyaz kumların ortasında denize bakarak kuzu kulağı kokteylimi yudumlayıp hayata karışmak istiyorum.
@DrSinanOgan tarih unutsa da biz sizi hiç unutmayacağız. Türk ifadesini çıkarmayı talep edenlerle aynı yolda yürürken Atatürk’ün adını da ağzınıza almamak üzere hayatınızdan çıkarmanızı dilerim.
Babala TV’de Sinan Oğan’a sorulan soru:
"Şu an Devlet Bahçeli karşınızda olsa ona ne söylemek istersiniz?"
Sinan Oğan:
“Türk bayrağındaki ‘Türk’ ifadesini çıkarmayı talep eden HÜDA-PAR’la Türk milliyetçileri nasıl yan yana gelebilir?"
Bugün o kadar enerjim düşük ve keyfim yok ki keşke evlendiğim bey bu tweeti görünce ekmek fırınını geçince soldaki güzel manava gidip erik alsa da biraz mutlu olsam. Çünkü eve gelirken istediğimde yol üstünde bulamadığını söyleyip almamıştı.
En az üç dört felaket sığdırdığımız ömrümüzde bu ülkede başımıza gelen her şey birilerinin cebini dolduran imzalardan ibaret. Hayat devam ediyor diyorlar ama üzgünüm, hayatımızın güvende olduğundan emin olamazken psikolojimi koruyamıyorum. İnsan ülkesine kırılır mı? Ben kırgınım.
Hayat devam ediyor, psikolojimizi koruyalım önerileri artışa geçti. 10 yıldır çalışıyorum kendime bir ev alabilmem için çekmem gereken kredi maaşımdan fazla. Almayı başarsam da kazandığım parayla kendime oldukça pahalı bir mezar satın almış olabileceğimi görüyorum bugün.
Ayrıca üst komşum gardrobunu biraz sert kapattığında çıkan ses, ekranlarda artan ölü sayıları ve betonların arasında bekleyen canlar kadar kanımı donduruyor çünkü daha iki sene önce İzmir’de korkunç bir felaket yaşadık. Şimdi de kıyameti izlerken bulduk kendimizi. Bu kader değil.