📚Vakıf üniversitelerinde DSÜ devri!
Dışardan akademisyenlere 300-400 tl Ders Saat Ücreti'yle ders verdirtiyorlar
Kadro açıklarını böyle kapatıyorlar
Yıllarca okumuşsun, akademisyen olmuşsun, saati 300 tl'ye ders veriyorsun!
14 yıl çalıştığı Arel Üniversitesi'nden çıkarılan Feryal Saygılıgil vakıf üniversitelerinin durumunu #Sahiden'de anlattı
(@acikradyo #Açıkgazete podcastinin linki sonraki tivitte)
❗️📚Akademisyenelere güvenlik soruşturması
YÖK Kanunu'nda değişiklik öngören yasa teklifi yarın Meclis Genel Kurulu'na geliyor.
Teklifteki 26. madde çok kritik:
Teklif geçerse, akademisyenlerin bir kadroya atanabilmem için güvenlik soruşturmasını geçmeleri gerekecek
Güvenlik soruşturmasında şunlar inceleniyor:
🔻İstihbarat ve kolluk kuvvetlerindeki somut veriler
🔻Yabancı devlet ve yabancılarla ilişkiler
🔻 Terör örgütleri veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat ve iltisak
Güvenlik soruşturması hem kamu hem vakıf üniversiteleri için geçerli olacak
Bu, iktidarın üniversiteleri "makbul akademisyen"lerle doldurma hamlesinin yasal altyapısını oluşturacak
İktidar çizgisi dışındaki akademisyenlerin işi artık çok daha zor olacak.
Tarım teknolojisine nasıl bakmalıyız konusunda la Via Campesina ve Afrika Gıda Egemenliği Platformunun ufuk açıcı çalışmasını kooperatif dostumuz Gökçin Gül'ün çevirisi ile sizinle paylaşıyoruz.
#gıdaegemenlği#teknoloji#tarım#agroekoloji
https://t.co/qwW3eJsgEv
📌Masalarımızdaki gizli silah: Zenginler dünyayı açlıkla nasıl esir aldı?
Markete gittiğinizde rafları süsleyen o renkli ürünlerin veya en sevdiğiniz fast-food menülerinin arkasında küresel bir sömürü düzeni olduğunu biliyor musunuz?
▶️İzel Sezer ile Deşifre, yeni bölümüyle yayında!
@izelsezer
https://t.co/YWpxmk6VDT
🩺 Halk sağlığı üzerine yazmak haksız rekabetmiş!
Polen ve propolis gibi ürünlerin “bağışıklık güçlendirir” diye pazarlanmasının halk sağlığı açısından risk taşıdığını yazan Bülent Şık’a (@bulentilgaz) 50 bin TL tazminat cezası.
✍️ @HikmetAdal'ın haberi
https://t.co/Yld4NMxKFA
İnanılmaz mahkeme Bülent Şık'ı cezalandırdı.
Dr. Bülent Şık, 50 bin lira maddi tazminat cezasına (üstelik mayıs 2024'ten başlayarak ticari faiz de eklenecek) mahkum edildi.
1 lira da maddi tazminat tazminat da eklendi.
Bundan sonra hangi halk sağlıkçı/gıda mühendisi yazı yazar?
Zira hem maddi hem manevi tazminatla davacıyı (şirketi) haklı buluyor mahkeme.
Üstelik davası faiz de istemediği halde mahkeme bir de faiz ekliyor.
Ama asıl kısım şu Bülent Şık'ın Bianet ve Gerçek Gündem'de yayınladığı yazıların silinmesine hükmetti.
Akıl almaz zamanlar.
Dün, hurda makinalarla çalışan işçilerin kolları kopuyor, patronlar ceza almıyor diyen Mehmet Türkmen'i, bugün birkaç şirket için ağaçları kesiyorlar, insanları yurdundan ediyorlar diyen Esra Işık'ı tutukladılar. İki tutuklama da memleketin her yerine sirayet etmiş şirket oligarşisinin istediği ile oldu.
Mehmet Türkmen, son 13 yılda en az 555 işçinin çalışırken can verdiği, iş cinayetlerinin ve sendikasızlaştırmanın olağanlaştığı Antep tekstil sektöründeki aşırı sömürüye; Esra Işık, Limak Holding'in maden faaliyetleri için yüzlerce parseli kapsayan 'acele kamulaştırma' kararına, yüzlerce zeytin ağacını kıyan 'ekstraktivist' (kaynak sömürücülüğü ile) büyüme karşı çıktığı için tutuklandı.
Sendika ve çevre hareketinde ön saflarda yer alan mücadeleci isimleri hedef alan tutuklamalar tesadüf değil...
Türkiye kapitalizmi, son birkaç yıldır en şiddetli ilksel birikim aşamasına geçmiş durumda ve siyaset, hukuk, kültür, üstyapısal düzenlemelerin hepsi buna göre biçimlendiriliyor.
Bunun bir ayağını, insanları geçim araçlarından, toprağından, halkın müşterek varlıklarından koparan topyekûn mülksüzleştirme dalgası oluşturuyor. Diğer ayağını ise nüfusun daha fazla kesimini işgücü piyasasına daha esnek ve güvencesiz şekilde dahil eden proleterleştirme dalgası oluşturuyor.
Bugün çevre talanlarını, çocuk ya da yaşlı işçilerin artışını, meta-dışı alanların metalaştırılmasını konuşuyorsak mülksüzleştirme+proleterleştirme eksenli politikalardan ötürüdür.
Sermaye birikimini hızlandırmak ve kısa süreli patlayan kâr marjlarını yakalamak için emeği ve toprağı temellük etmek üzerine bina edilmiş bir yapı söz konusu. Bu yapının varlığını sürdürmesi, Marksist iktisatçı Michael Perelman'ın 'süreklileşmiş ilksel birikim' diye tarif ettiği mekanizmanın aksamlarının çalışmasına bağlıdır.
Mehmet Türkmen ve Esra Işık, yerelden küresel kapitalizmin meta dolaşım alanlarına uzanan bu zinciri kırmaya çalıştıkları için tutuklu.
#MehmetTürkmenSerbestBırakılsın
#EsraIşıkSerbestBırakılsın
İstanbul da barajların doluluk oranı %52'ye ulaştı. Bu hafta yağacak yağmurlarla % 60'ları görebiliriz.
Şu andaki barajlardaki su miktarı geçen yıla göre %27 daha az. Ve sıcak yaz ayları bizi bekliyor!
Barajlarda su varken tasarruf edelim. Yoksa olmayan suyun tasarrufu olmaz!
"Arkasında para babaları olmazsa medya ayakta kalamaz" sözüne itiraz etmek için alan'dayız! 🎤🎬
Genç gazeteciler olarak akıntıya karşı kürek çekiyor, sansürsüz ve özgür bir yayıncılık için çalışıyoruz.
📺Canlı yayın altyapımızı güçlendirdik, ekipmanlarımızı yeniledik. Ancak bu bağımsız yolculuğu sürdürebilmek için yanımızda olmanıza ihtiyacımız var. Gücümüzü sermayeden değil, sizden alıyoruz.
Desteğinizle büyüyoruz:
📍 Kreosus: https://t.co/SbDBBhR1gz
📍 YouTube Katıl: https://t.co/wcGfsjbArr
Dünya zayıflayan ABD hegemonyası karşısında kendi kaynaklarıyla kendine yetebilmeyi ve alternatif enerji kaynakları üretmeyi hedefleyen merkantalist politikalara dönecek. Bunu ben değil, savaşın gidişatını ve global ekonomi üzerine yansıyacak etkilerini tartışan uzmanlar öngörüyor. Durum böyle olunca memleketin suyu da, Taşköprü sarımsağının bir dişi de, söküp söküp attıkları zeytin ağaçları da hiç olmadıkları kadar değer kazanacak. Türkiye'nin doğal kaynaklarının yağması oluşan yeni dünya düzeninde BİR GÜVENLİK SORUNUDUR. En az dev bir ekonomik ve mülksüzleştirme kaynaklı sosyal bir sorun olduğu kadar.
Alican Uludağ ifadesinde de ne kadar
berrak bir gazeteci olduğunu kanıtladı:
Ben yargı muhabirliğine 2010 yılında Fethullahçıların kol gezdiği sırada başladım. Yaptığım haberlerden dolayı “idamlıksın” dediler bana. Dönemler değişti, hiçbir Adalet Bakanı’nın ya da başsavcının sorumluluğu alanına girmedim.
İki çocuğum vardır. Bu ülkede hâlâ gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım; çünkü ben suç işlemedim. Takdir sizindir, vicdanınızındır. Geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın. Cesaretli olun. Bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım. Tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur. Biraz vicdan ve hukuk diyorum.
For decades, the world’s scientists and governments have worked together to tackle the most significant challenge of our lifetimes: the climate crisis. The ongoing work of the IPCC, UNFCCC, and other global institutions remains essential to safeguarding humanity’s future. The Trump Administration's decision to remove the United States from these vital organizations sends the wrong message to our allies abroad and fails to protect Americans from increasingly dangerous impacts of the climate crisis at home.
The Trump Administration has been turning its back on the climate crisis since day one, removing the United States from the Paris Agreement, dismantling America’s scientific infrastructure, curbing access to greenhouse gas emissions data, and ending essential investments in the clean energy transition. They've done this at the behest of the oil industry, so that billionaires can rake in even more money while polluting our planet and endangering people in America and around the world.
By withdrawing from the IPCC, UNFCCC, and the other vital international partnerships, the Trump Administration is undoing decades of hard-won diplomacy, attempting to undermine climate science, and sowing distrust around the world.
Fortunately, 198 minus one does not equal zero. While the U.S. federal government sits on the sidelines, world leaders, local and state governments, and the private sector will continue to move forward with the clean energy transition and uphold the goals set forth in the Paris Agreement because it is in their best interest to do so. Clean energy remains the most affordable, scalable, and sustainable solution to meet the energy demands of the future and with this reckless decision the United States will only be left behind.
Köyünün kaderini değiştiren İlhan Koçulu anlatıyor:
📍Yüksek girdili tarım köyleri boşaltıyor.
📍Gıda rızıktı, metaya dönüştü
📍Mera hayvancılığı ve yerli ırklarla inek başına 1400-1500 dolar kazanıyoruz
📍Yerel tohumlara döndük
📍Köye aidiyeti sağlayarak göçü önledik
📍Geleneksel peynirler için müze kurduk
📍Köye yılda 23 bin turist geliyor
Kars’ın 2400 metre rakımlı Boğatepe Köyü’nün başarı hikayesi👇👇
Köyünün kaderini değiştiren İlhan Koçulu’dan öğrenecek çok şey var https://t.co/dJl2pWrWyP
"Kaz Dağı eteklerinden temiz ve kaliteli su olarak doğan, içinde 14 tür balığın yaşadığı Gönen Çayı, endüstriyel, tarımsal ve evsel atıksuların karışması sonucu kirleniyor.
Gönen kent merkezi yakınlarında endüstriyel, tarımsal ve evsel atık deşarjı yüzünden çözünmüş oksijen miktarı azalmaya başlarken, denize dökülmeye 16 km kala Bostancı Mahallesi yakınlarında Gönen OSB atıklarının karışması yüzünden sıfıra düşüyor.
Üst havzada su kalitesi birinci sınıf, mansapta dördüncü sınıfa düşüyor. Bu su içme, kullanma ve tarımsal sulama için kullanılamaz hale geliyor. Gönen OSB atıksuları karıştıktan sonra çayda canlı yaşama şansı sıfırlanıyor."
@profmustafasari
GÖNEN ÇAYI NASIL KİRLENİYOR?
Kaz Dağı eteklerinden içme suyu olarak doğan, içinde 14 tür balığın yaşadığı Gönen Çayı, endüstriyel, tarımsal ve evsel atıkların karışması sonucu kirleniyor.
Gönen kent merkezi yakınlarında endüstriyel, tarımsal ve evsel atık deşarjı yüzünden çözünmüş oksijen miktarı azalmaya başlarken, denize dökülmeye 16 km kala Bostancı Mahallesi yakınlarında Gönen OSB atıklarının karışması yüzünden sıfıra düşüyor.
Üst havzada birinci sınıf olan su kalitesi, mansapta dördüncü sınıfa düşüyor. Bu su içme, kullanma ve tarımsal sulama için kullanılamaz hale geliyor. Gönen OSB atıkları karıştıktan sonra çayda canlı yaşama şansı kalmıyor.
Hazırldığımız bilimsel raporu ve alınması gereken önlemleri, resmi kanallardan yetkili, sorumlu tüm kurum ve kuruluşlara ilettik. Acilen önlem alınmadığı takdirde 16 km'sinde yaşanan ekolojik çöküşün bütün çaya ve yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan Gönen Çayı Sulakalanı'na yayılma riski yüksek.
Lütfen önlem alarak Gönen Çayı'nı yeniden yılan balıklarının, ak balıkların yüzdüğü eski günlerine kavuşturalım!
30 Ekim 2025 İstanbul'da sabah saatlerinde ciddi inversiyon var.
Araçların egzozundan, binaların bacalarından ve sanayinin bacasından çıkan kirleticiler havada dağılmadan birikmektedir. Buda ciddi hava kirliliğine neden olmaktadır.
Trafikte olanlar araçlarının iç hava sirkülasyonunu çalıştırmalı. Araçın pencereleri kesinlikle açılmamalı.
Evleri saat 11.00'de önce havalandırmayın, aksi kirli havayı içeri alırısınız ve kirli hava solursunuz.