Osmanlı'nın çökmesinin asıl nedeni neydi?
Çoğu insan, devletin sadece reform yapamadığı için çağın gerisinde kaldığını ve bu yüzden yıkıldığını zanneder.
Peki bu koca imparatorluğu yönetenler aptal mıydı? Yüzyıllar boyunca geri kaldıklarını hiç mi fark etmediler? Neden çağa ayak uyduramadılar?
Osmanlı'nın yıkılmasının asıl sebebi gerçekte çok daha derin ve devletin kuruluş ve işleyiş şeklinde saklı, Gelin devletin çökmesine yol açan süreçleri inceleyelim;
(1/19)
İsmini tarihi ya da efsanevi bir kişiden alan ülkeler.
Bolivya = Simon Bolivar
Çin = İmparator Çin Şi Huang
Kolombiya = Kristof Kolomb
Dominik Cumhuriyeti = Aziz Dominik
El Salvador = Hz. İsa
Esvatini = II. Mswati
İsrail = Hz. Yakup
Lihtenştayn = Lihtenştayn sülalesinden
Marshall Adaları = John Marshall
Mauritius = Prens Maurice
Mozambik = Mussa Bin Bique
Nikaragua = Nicarao
Peru = Birú
Filipinler = II. Filip (İspanya Kralı)
Saint Kitts ve Nevis = Aziz Kristofer
Saint Lucia = Aziz Lucia
Saint Vincent ve Grenadinler = Saint Vincent
San Marino = Saint Marinus
São Tomé ve Príncipe = Aziz Tomas
Suudi Arabistan = Muhammet bin Suud
Şeyseller = Jean Moreau de Séchelles
Solomon Adaları = Hz. Süleyman
ABD = Amerigo Vespucci
Özbekistan = Özbek Kağan
Venezuella = Simon Bolivar
Ürdün = Haşim bin Abdülmenaf
Efsanevi Kişilikler:
Ermenistan (Hayastan) = Hayk
Belarus = Rus
Danimarka = Dan
Macaristan = Hunor
Hindistan = Mahabharata
Norveç = Nor
Romanya = Romulus
Rusya = Rus
Basketbol oynadığı için matematik hocasının kendine düşük sözlü notu verdiğini iddia eden genç:
• Bu benim Türkiye'de okuduğum lise, bu da mezun olduğum Washington Üniversitesi'nin diploması.
• Ben Türkiye'de matematik olimpiyatçısıydım ve 7 yıllık basketbol kariyerim vardı; bu okulun da basketbol takım kaptanlığını yapıyordum.
• Ama sırf matematik hocam benim basket oynamamı istemediği için bana hep en düşük sözlü notlarını verirdi ve "Hem akademi hem basketbol olmaz" derdi.
• Ben ne basketbolu bıraktım ne de akademimden vazgeçtim. Washington Üniversitesi'nde hem elektrik hem bilgisayar bölümünden tam burslu mezun oldum.
• Ben burada hocamı eleştirmiyorum, hepsine saygı duyuyorum.
• Ama benim gibi düşünen binlerce bilinçli aile ve genç var. Benim onlara burada demek istediğim: Hedefiniz Boğaziçi ise Boğaziçi'nden geçmiş birini takip etmeniz lazım.
• Hedefiniz Avrupa veya Amerika ise Amerika'dan geçmiş birini takip etmeniz lazım ki diğer insanlar enerjinizi sömürmesin ve sürekli negatif konuşmasın; o yolda karşınıza çıkabilecek kapıların kapanmasını istemesin.
• Bu benim en önemli tavsiyelerimden biridir.
❌ OVERRATED US cities draining your bank account:
• New York City 🇺🇸 ($350/night tiny hotels, rat-infested subways & $25 cocktails)
• Los Angeles 🇺🇸 (2-hour freeway traffic jams, fake Hollywood hype & extreme sprawl)
• Miami 🇺🇸 ($30 drinks, fake influencer culture & automatic 20% tips)
• San Francisco 🇺🇸 (open-air drug crises, car break-in epidemic & absurd prices)
• Las Vegas 🇺🇸 (hidden $50 resort fees, $18 bottled water & smoky casino floors)
✅ Underrated American cities actually worth your time 👇
BAYKAL’IN CHP'Sİ NASIL “BABA OCAĞI” OLDU?
Kılıçdaroğlu taraftarları veya bazı tekil figürler tarafından “baba ocağı” olarak kutsanan bugünkü CHP, sanıldığı gibi kadim ve kesintisiz bir siyasi miras değil; aynı zamanda 1990’larda yeniden inşa edilmiş bir siyasal yapıdır.
1980’lerin ortası itibariyle CHP geleneğinden doğmuş iki büyük parti vardı: bunlar SHP ve DSP’ydi. Fakat iki partinin de kendisini CHP'nin asıl ardılı olarak konumlandırma gibi bir temel meselesi yoktu. Bu sebeple, hem Bülent Ecevit hem de Erdal İnönü, 1992’de yeniden açılan CHP’nin kendi partilerine katılmasını istemişti.
1991 Genel Seçimleri SHP açısından hayal kırıklığıyla sonuçlanmış; fakat DYP’yle kurulan koalisyon hükümeti İnönücülere güç kazandırmıştı. Buna rağmen Deniz Baykal yanlıları parti içindeki ağırlığını koruyordu. Nitekim 1992’deki SHP kurultayında yapılan genel başkanlık seçiminde Erdal İnönü 516 oy alırken Deniz Baykal 486 oya ulaşmıştı. Bu sonuç Baykal’a cesaret vermişti; artık ilk hedef, 1992’de yeniden açılacak olan CHP’nin genel başkanlığıydı.
1992 Eylül’ündeki CHP kongresinde Baykal’ın karşısındaki genel başkan adayı Erol Tuncer’di. Ancak Tuncer, Baykal karşısında biraz amatör kalmış; İnönü’nün ve iktidarın desteğine rağmen seçimi kazanamamıştı. Deniz Baykal, CHP genel başkanlığını alarak adeta siyasi ömrünü uzatmıştı.
1992’de Sadettin Bilgiç de Adalet Partisi’ni diriltmeye çalışmıştı. Fakat Demirel’in ağırlığını koymasıyla parti, ezici bir delege desteğiyle DYP’ye katılmıştı. Yeniden açılan partiler arasında, kaybettiği adını geri alıp tarihsel mirasıyla örtüşen bir çizgide yoluna devam eden tek parti ise Türkeş’in MHP’siydi.
CHP’yi ele geçirir geçirmez Baykal ve ekibi büyük bir heyecanla işe koyulmuştu. Lakin parti ilk etapta özelleştirme yanlısı, sivil toplum kuruluşlarının yönetime aktif katılımını savunan ve AB’ye girişi temel hedeflerinden biri olarak tanımlayan bir çizgi benimsemişti. Dolayısıyla "devletçi ve halkçı" klasik CHP çizgisinden sapan bir revizyonizme yönelmişti. Ancak Türkiye’nin muhafazakârlaştığı bir ortamda bu "yeni" CHP fazla ilgi g��rmemiş, 1994 Yerel Seçimleri’nde çok düşük bir oy almıştı.
Bu noktadan itibaren Baykal, “Atatürk’ün partisi” sloganına daha da sarılmış; fakat seçmen buna da itibar etmemişti. Daha sonra sağ seçmene açılmak için “Anadolu Solu” kavramını öne çıkarmış; CHP ise Uğur Işılak’tan seçim şarkısı satın alacak kadar ileri gitmişti. Ama sonuçta ne şiş yanmıştı ne de kebap.
Partiye katılan “üst düzey” isimlerin bu yeni CHP’nin kurumsal yapısının zayıf olduğunu, partinin doğrudan doğruya Baykal’ın malı olduğunu görmeleri uzun sürmemişti. Baykal’la beraber yola çıkan İsmail Cem ve Ertuğrul Günay, 1995’te soluğu Ecevit’in yanında almıştı.
2002’de ise Kemal Derviş, Zülfü Livaneli, Yaşar Nuri Öztürk ve Bayram Meral partinin vitrini olmuş; ancak bu isimler de parti içinde işlerin zannettikleri gibi yürümediğini fark etmişlerdi. Baykal’ın bir yanında Mehmet Sevigen, diğer yanında Savcı Sayan, arkasında ise Önder Sav bulunuyordu; Baykal CHP���sinin kurumsal gerçekliği aşağı yukarı böyle karikatürize bir basitlikteydi.
Tüm bu olumsuzlukların içinde Baykal’ın iki büyük şansı olmuştu. Bunlardan birincisi, koalisyon hükümeti döneminde aşırı yıpranan SHP'nin 1995'te yapılan birleşme kongresinde CHP’ye katılması, ikincisi ise 2002’de Ecevit’in siyasi hayatının tükenmesiydi. Bu noktada CHP, sosyal demokrat veya Kemalist seçmen açısından neredeyse tek seçeneğe dönüşmüştü. Baykal’ın 1992’de CHP’yi diriltmesi, 2002’ye gelindiğinde adeta isim hakkı nedeniyle bir şirketin yıllar sonra kıymete binmesi gibi bir etki yaratmıştı.
Baykal CHP’sinden ziyade “tarihsel CHP” imgesinin öne çıkışı da 2002’den sonra belirginleşecekti. Sosyal demokrasinin cazibesini yitirdiği bir dönemde tarihsel kimliğe sarılmak, hem CHP’li siyasetçiler hem de seçmenler açısından bir konfor alanı yaratmıştı. Tayyip Erdoğan’ın karşı propaganda yaparken sürekli CHP’nin İnönülü yıllarına atıf yapması da bu tarihsel kimliğin giderek daha fazla öne çıkmasında önemli bir rol oynamıştı.
Neticede Baykal’ın CHP’si de Bozkurt işareti gibi 1990’larda ortaya çıkmış, ancak milli unutkanlık hastalığı yüzünden zamanla bir kadim kutsiyet unsuruna dönüşmüştü.
Efsaneyi hatırlayalım 😂😂😂
Muhabir: ''Üçlü yapmak için heyecanlı mısın?''
Kerr: ''Ne?''
Muhabir: ''Üçlü, üst üste 3 yıl''
Kerr: ''Three-peat diyorsun... İkisi için de heyecanlı olurdum''
1988 yılında Yugoslavya’da (Sırbistan) düzenlenen Gençler Avrupa Şampiyonası’na katılmayı başaran Genç Millilerimiz;
Ayaktakiler: Volkan Aydın, Cenk Renda, Cenk Duraklar, Tunç Girgin, Mustafa Secerlioğlu, Hüseyin Buğdaycı
Oturanlar: Murat Evliyaoğlu, Mehmet Ali Tınay, Ufuk Sarıca, Ümit Akat, Rahmetli Mahmut Murat Sener, Ömer Kart
Türkiye’de,bazen hangi partinin Muhafazakâr olup olmadığı anlaşılmıyor
Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli,Ardahan’da bir bisiklet festivali düzenliyor ve kendisi de bisikleti ile öncülük yapıyor
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp “Ardahan Valisi bisiklet kullanırken tayt giydi” diye TBMM’de gündeme getiriyor ve Valinin tayt giymesi devlet ciddiyeti ile bağdaşmaz görevden alınmalı demiş. Vali ne yapsın? Takım elbise ile mi bisiklet festivaline katılsın? Yarışta bin kişi var,şikayetçi olan da yok
Günlük bisiklet kullanımlarında da istediğiniz kıyafeti giyebilirsiniz ama bisiklet festivali,yarışlarında bisikletçiler tayt giyer. Tayt kullanımı konfor ve sağlık açısından zorunlu
Bundan dolayı mı bilmiyorum? Vali görevden alınmış
“St Tropez’ye, Mikonos’a, Sardunya’ya rakip olmaya aday bir yeri tam yükselirken aşağı çekmeyi çok iyi başarıyoruz doğrusu.”
👉 Fatih Altaylı, Bodrum’da 60 milyon euro harcanarak kurulan gece kulübü Scorpios’un kapanma sürecini anlattı:
• Okullar kapandı ve Bodrum doldu.
• Dedikodusunu sonra yaparız.
• Bugün Bodrum’da en çok konuşulan konu, Scorpios adlı kulübün kapanması ve bunu zehir zemberek bir açıklama ile duyurması.
• Konuyu medyada ilk ele alan Cüneyt Özdemir oldu ve Scorpios’un dükkanı kapatıp Türkiye’den gitmesini Bodrum Belediyesi’ne bağladı, Bodrum Belediyesi’nin Scorpios’a yüksek sesli müzik çaldığı için ceza kesmesine bağladı.
• Önce isterseniz Scorpios’un ne olduğunu anlatalım, herkes bilmek zorunda değil.
• Scorpios, Turizm Bakanı Ersoy’un Bodrum’da alıp büyüttüğü ve çok lüks bir otel haline getirerek Maxx Royal zincirine dahil ettiği otelin içinde, daha doğrusu önünde yer alan bir beach club ve gece kulübü.
• Koca bir yarımadaya yayılan ve 60 milyon euro harcama ile yapılan süper lüks bir yer.
• Aslı Mykonos adasında olan ve jet set arasında çok popüler olan mekan, iki yıldır Bodrum’da da hizmet veriyordu ve dolup taşıyordu.
• Gerek müşteri profili, gerekse tarzı nedeniyle çok da beni çekmeyen bir yer olduğu için hiç gitmedim.
• Ama giden herkes “çok iyi” diyordu, çok da yabancı turist çekiyordu.
• Aniden “işletme sahibi ile olan anlaşmazlık” diyerek tam de sezon başında gittiler.
• Ancak bu gidişin belediyenin kestiği gürültü cezası ile ilgisi olmadığını zaten cezayı kesenin de sadece belediye değil, Çevre Bakanlığı olduğunu da biliyoruz.
• Mesele aslında şu. Maxx Royal Otel’in sahibi Bakan Ersoy, Scorpios’u otelin önüne getirdiğine pişman olmuş.
• Scorpios’un yarattığı kalabalık, trafik yoğunluğu ve gürültü ultra lüks hizmet vermeye çalışan otelin müşterileri arasında rahatsızlık yaratıp, otelin kalitesini düşürmeye ve müşteri profilini etkilemeye başlamış.
• Scorpios’un gitmesi otelin lehine bir durum olacakmış ama arada bir de sözleşme olduğu için Scorpios’u gitmeye ikna etmek gerekmiş. Bu da ceza ve yıldırma yöntemi ile olmuş.
• Yoksa ne Çevre Bakanlığı’nın ne de Belediye’nin durduk yere iki yıldır hizmet veren bir yere ceza kesmesi söz konusu olamazmış.
• Belli ki, “Kesebilirsiniz” denmiş ve kesilmiş.
• Mutlaka başka sorunlar da yaşanmış olmalı ki, Scorpios da gitmiş.
• Dediğim gibi hiç gitmedim. Nasıl bir yer bilmiyorum bile ama gitmesi Bodrum için iyi değil onu biliyorum.
• Bodrum’un en düzgün yerlerinden Bobo TMSF’ye geçti ve kapalı. Lucca taşınmak zorunda kaldı.
• St Tropez’ye, Mikonos’a, Sardunya’ya rakip olmaya aday bir yeri tam yükselirken aşağı çekmeyi çok iyi başarıyoruz doğrusu.
🚨 90+6'da gelen golün anlamı:
• Cezayir kazansaydı İspanya ile eşleşecekti.
• Avusturya ise puan alamaması halinde elenecekti.
• Avusturya golü attı ve gruptan çıkarak İspanya ile eşleşti.
• Cezayir ise İsviçre ile eşleşti.
• Bu golle İran elendi.
No es IA, esto fue real, pasó en El Mundial de 1974.
Fue en un partido Brasil vs Zaire (Hoy Congo) en el Mundial de Alemania.
Algunos jugadores africanos desconocían las reglas del juego.