Ben üniversite mezunu, 20 yaşında #Otizmli bir evlat annesiyim.
Oğlum 18 yaşına kadar %80 ÇÖZGER raporuyla Evde Bakım Yardımı alabiliyordu.
18 yaşını doldurdu. Engel oranı yine %80. Otizmi aynı. Üstelik bakım ihtiyacı azalmadı; aksine yaşı ve bedeni büyüdükçe bakım, gözetim ve destek ihtiyacı da arttı.
Ama ÇÖZGER'den Erişkin Engelli Sağlık Kurulu Raporuna geçince rapora “KISMİ BAĞIMLI” yazıldı ve Evde Bakım Yardımı kesildi.
Soruyorum:
17 yaş 364 günlükken bakıma ihtiyacı olan evladım, 18 yaşına bastığı gün nasıl birden bakım desteğine ihtiyacı olmayan bir bireye dönüştü?
1 GÜNDE NE DEĞİŞTİ?
Üstelik yaşadığımız adaletsizlik bununla da bitmiyor.
20 yaşında, %80 engelli oğlum Engelli Aylığı alamıyor.
Ben oğluma bakım verdiğim için çalışma hayatına katılamıyorum.
Sosyal güvencem yok, GSS primimi cebimden ödüyorum.
Bakım veren anne olarak emeklilik güvencem de yok.
Ve bütün bunların üzerine oğlumun babasına açtığım nafaka davasında karşı tarafın avukatı savunmasına şu başlığı koyabiliyor:
“DAVACININ ANNESİNİN ÇALIŞMAMASININ MADDİ YÜKÜ MÜVEKKİLE YÜKLETİLEMEZ.”
Bunu söyleyen tarafın müvekkili ise 20 yaşındaki engelli oğlunu bugüne kadar hiç görmemiş, bakımında hiçbir sorumluluk almamış ve manevi olarak hiçbir destekte bulunmamış bir BABA!
Ben 20 yıldır evladımın bakımını, gözetimini, eğitimini, hastanesini, krizini, gecesini, gündüzünü üstlenirken; onun hayatında fiilen hiç bulunmamış bir babanın tarafından bana:
“Anne çalışmıyor.” deniliyor.
Üstelik benim “iş bulamamam veya çalışmayı tercih etmememden” söz ediliyor.
TERCİH Mİ?
20 yaşında otizmli bir bireye 7/24 bakım vermek ne zamandan beri “çalışmamayı tercih etmek” oldu?
Ben keyfimden çalışmıyor değilim.
BEN ZATEN ÇALIŞIYORUM!
Hem de 20 yıldır,
haftanın 7 günü,
günün 24 saati,
mesaisi bitmeyen, yıllık izni olmayan, emekliliği olmayan ve karşılığı ödenmeyen bir işi yapıyorum:
EVLADIMA BAKIYORUM.
Devlet bakım desteğimi kesiyor.
Engelli aylığı bağlamıyor.
Beni sosyal güvenceye almıyor.
Emeklilik hakkı vermiyor.
GSS'yi cebimden ödetiyor.
Sonra da mahkeme dosyasında karşıma:
“Anne neden çalışmıyor?” denilebiliyor.
O halde ben de soruyorum:
BEN ÇALIŞMAYA GİDERSEM OĞLUMA KİM BAKACAK?
Engel değişmedi.
Otizm değişmedi.
Bakım ihtiyacı azalmadı; AKSİNE ARTTI.
Bakım veren annelerin emeğini artık görün!
Biz “çalışmayan kadınlar” değiliz.
Biz emeği çalışma sayılmayan, görünmeyen BAKIM EMEKÇİLERİYİZ.
Sadaka değil; sosyal güvence, emeklilik, bakım desteği ve çocuklarımız için insan onuruna yaraşır bir gelecek istiyoruz ve hepsinden de ötesi, "BİZ ÖLDÜKTEN SONRA BİZİM ÇOCUKLARIMIZ NE OLACAK" ?!
BU BİR LÜTUF DEĞİL, HAKTIR!
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
#Otizm365GünBizimle
🚨GÜNDEMDE 1 NUMARAYIZ🚨
👇👇👇👇👇👇👇👇
#KademeyeHayatiAdım
İşte bu teşekkürler @EmadDernegi ailesi. Hep birlikte daha güçlüyüz. 🇹🇷
Rehavet yok bu tag bugün zirvede çakılmalı hazır mısınız bu ülkede 17-20 senesi ziyan olanlardan olmayacağız ✊✊✊
E diyelim o zaman benimle klasikleşmiş olan meşhur cümlemizi…
👇👇👇👇👇👇👇👇
Geliyor gelmekte olan ✊✊✊
Haydi tagı zirveye alalım neden bu tag çok önemli anlayacaksınız ✋
👇👇👇👇👇👇👇👇
#KademeyeHayatiAdım@EmadDernegi
Batman’da kaybolan Melike, 16 saat sonra askerlerimiz tarafından bulundu.
Üşümemesi için “Komutanım, montumuzu verelim” diyen askerlerin sözleri duygulandırdı; ekipler mutluluktan gözyaşlarını tutamadı.
Polis emir kulu değildir.
Hiç kimse ‘git, bir insanın boğazını sık’ diye emir veremez; verilse bile bu kanunsuz emir uygulanamaz. Bu, apaçık işkencedir ve suçtur. Hiç kimse ‘Polis emir kuludur’ diyerek işkenceyi meşrulaştıramaz #1Mayıs
📷 Bülent Kılıç
Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
Eyüp Can Güner, 12 yaşında bir çocuktu. Anamur’da , 1 Ağustos çalışmaya başladığı iş yerinde gece saat 04.00 sıralarında ustabaşı ile yaşanan olayın ardından hayatını kaybetmiş olarak bulundu. Yapılan incelemelerde, vücudunda beş adet bıçak darbesi tespit edildi.
Dosya kapsamına yansıyan güvenlik kamerası görüntülerinde, Güner’in olay öncesinde sokak içerisinde kendisini kovalayan Necmettin U.’dan kaçmaya çalıştığı anlar yer almaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede, şüphelinin ihmali davranışla kasten öldürme suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.
Davayı takip eden avukatımız Sayın Ayça Kara Sığırcı tarafından, mahkeme heyetine başkanlık eden kadın hakimin dosyaya son derece hakim olduğu, yargılama sürecini dikkat, titizlik ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde etkin bir şekilde yürüttüğü bilgisini aldık.
Sanığın, işlediği iddia edilen fiil nedeniyle en ağır şekilde cezalandırılması için hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
@ucimorgtr@yucelceylancom@aycakarasigirci
#EyüpCanİçinAdalet
Alın terinin ve hakkının peşinde olan madencilere dokunmayın.
Bu insanlar yalnızca hak ettiklerini talep ediyor. İlgili holding ve ona bağlı tüm şirketler detaylı şekilde incelenmelidir. Çünkü benzer sorunlar, bağlı kuruluşlarda defalarca yaşandı.
Asya’nın en büyük gümüş madenlerinden biri olan Eti Gümüş İşletmesi de özelleştirmeden bu firma tarafından devralınmıştı. Aynı şekilde Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ de yine bu grubun elindeydi. Ancak devlete olan borçların ödenmemesi nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından el konuldu.
Bu maden de kamulaştırılmalı; işçinin ve emekçinin hakkı eksiksiz şekilde verilmelidir.
Sizde hiç utanma, hiç arlanma yok mu?
Açık açık yazmışlar bi de “ortalama” 3 aylık maaşlarını ödemedik diye.
Maaşıyla kıt kanaat geçinen madencinin “ortalama” 3 aylık ücretini ödemediğini açık açık yazmış!
Bir de utanmadan devlete elektrik satamıyoruz ondan yazmış.
Asıl utanması gereken bu kan emiciler değil ama. Bunları başımıza bela edenler!
Asıl utanması gerekenler elektrik üretimi ve dağıtımı gibi zorunlu bir kamusal hizmeti bile özel sektöre parsel parsel peşkeş çekenler!
Asıl utanması gerekenler “şirket gibi” yönettikleri devlette açız diye başkentin ortasında haykıran madencilerin üstüne polis salanlar!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Öfkem dinmiyor…😡
Çünkü bu yaratık Türk Milleti’ne hakaretler ederek iç işlerimize karışıp egemenliğimize ve bağımsızlığımıza kastediyor ama bazı Amerikan sevicilerin ve oradan meşruiyet bekleyenlerin gıkı bile çıkmıyor!.. @USAMBTurkiye#TomBarrackGoHome
“Erdoğan’ın himayesinde” yapılan toplantıda Tom Barrack’ın aslında ne dediğini yazamamışlar, ben yazayım. Şöyle diyor Epstein faili:
“Eğer bölgeyi incelerseniz, işe yarayan tek şeyin, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edersiniz.”
Devam ediyor:
“Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim sadece söylemden ibaret. İsrail ile Türkiye'nin ittifak kurması mümkün olabilir.”
İşte Trump-Erdoğan dostluğunun gerçekte ne anlama geldiğinin en kısa özeti bu! Amerika’nın kirli emelleri uğruna Türkiye’yi otoriterliğe teslim ediyor, hatta bu otoriterliği kutsayıp alkışlıyorlar. “Belki de eleştirileceğim” diyerek söze başlayan Tom Barrack şunu iyi bilsin: Türkiye Erdoğan’dan ibaret değildir, ülkemiz asla sizin kirli ittifakınızın parçası olmayacak! Seni de eleştirmekle kalmayacağız, bir daha dönmemek üzere ülkemizden kovacağız!
Dün gece idamı bekleyen, Gazzeli müslümanların kaldığı hapishaneden, Tekbir çığlıkları yükseldi. İnanılmaz bir teslimiyet var! Cennetle aralarında hiç bir şey yok!
Siyonistin elindeki bu güzel insanları kurtarın! Bir nokta bırakın ve Algoritmayı delin! Müslümanlar, ayağa kalkın artık!
⚠️ ÇOK ÖNEMLİ - LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN! ⚠️
Arkadaşlar, günlerdir televizyonlarda "hobi bahçeleri yasak, tarım alanlarını mahvettiler" diye haberler dönüyor. Evet, tarım alanları önemli ama asıl büyük soygunu kimse konuşmuyor!
TEMA Vakfı raporu açıkladı: Kaz Dağları'nın tam %79'u şu an maden ruhsatlı! Tam 12.9 Milyon dönüm araziden bahsediyoruz. Bizim üç beş meyve ağacı diktiğimiz yerlerin toplamından 650 kat daha büyük bir alan maden şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. 🌲🔥
Hobi bahçesine "dur" diyenler, Kaz Dağları'nda milyonlarca ağacın kesilmesine, toprağın siyanürle zehirlenmesine neden sessiz?
Vatanını seven bu gerçeği paylaşsın. Çocuklarımıza bırakacak bir karış yeşilimiz kalsın! 🙏🇹🇷
#hobibahçemedokunma #HobiBahçesi