📍Son zamanlarda istifa eden tek onurlu memur!
Sincan Anadolu Lisesi Müdürü Ali Osman Köse, yardımcı atamalarında liyakatsizlik yapıldığını iddia ederek istifa etti:
“— Resmi bir sıfatı olmadığı halde bir sendika temsilcisi beni amirimmiş gibi arayıp, ‘Sizin okula şunları uygun gördük’ dedi!
— Çok şaşırdık, en saygılı şekilde bizim zaten iki arkadaşla anlaştığımızı söyledik.
— Ama günün sonunda bir baktık ki gerçekten o ‘uygun gördükleri’ insanlar buraya atanmışlar!
— Hangi yapıya, hangi gruba veya kime hizmet ediyorsunuz bilmiyorum ama vatana hizmet etmediğiniz kesin!”
Bu olay yeterince gündem olmadı. Ali Osman hocamızın sesini herkese duyurmak insanlık borcudur! Aldığın maaşın her kuruşu helal olsun Ali Osman hocam! 🙏🏻
@emrkongar Hocam, 65 yıllık ömrümde Arabistanlı Lawrence bile beni bu kadar yanıltmamıştı. Rolünü o kadar güzel oynadı ki birkaç kişi dışında, tüm CHP' ye oy verenleri yanılttı.
@tele2haber Murat bey çok safsınız (öyle olmadığınızı biliyorum) süreci kısaltmalarını söylüyorsunuz, o kişi, oraya kurultayı en uzun sürede, hatta mümkünse hiç yapmaması için atandı. Bunun dışında bir davranış beklemek gerçekten saflık olur.
@avcemilcicek Bu yayını izleyenin, yarın öbür gün vereceğin cevabı duymayacaklarinı by yayında söylediklerinin hafızalarda kalacaklarını düşündüğün için, tüzük önünde olsa bile cevap vermezdin. Çünkü söyleceğim yalan hemen ortaya çıkardı.
Rahmetli Haydar Baş 2015'te bu sözleri dediğinde "Hadi canım, bu kadarı olmaz" diyorduk ama oldu.
AKP, MHP, DEM ve Kılıçdaroğlu CHP'si aynı hizaya geldiler.
15 Temmuz gecesi sıcak evinde darbeyi televizyondan izleyen adam, o gece tankların ve uçakların altında Meclis’i açtırıp burada direneceğiz diyen Özgür Özel ve arkadaşlarına “FETÖ ajanı” imasında bulunuyor.
Allah akıl fikir versin diyeceğim ama bu saatten sonra zor…
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
🔴"DEVLET BİZE BUNU NEDEN YAŞATTI?"
📢"Babam evini şirket yıkmasın diye kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı!"
📢"Büyük ninemin mezarını ellerimizle açıp kemiklerini taşımak zorunda kaldık..."
🎙️@timursoykan ile Cevap Hakkı'nın konuğu Esra Işık.
🔗https://t.co/Vr2Uh78tKm
“Laiklik istemiyorum, şeriat istiyorum” diyen bir şahıs, kendisinden Fatiha Suresi’ni okuması istenince okuyamadı:
“Bunun Fatiha okumakla ne alakası var?
Biz laiklikle gidiyoruz, Allah’ın yolunda gitmiyoruz…” dedi.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“Alemin de, günahın da alasını bilirsiniz. O görüntülerde alnımız açık, başımız dik, veremeyeceğimiz tek bir hesap yok, ne ailemize ne milletimize!
Yanımızdaki eşlerimize 'alem' diyerek bilmem ne yaftası vurmaya çalışanların alnını ben değil millet karışlayacak!
Şahsiyetsiz, karaktersiz, utanmazların hesabını sandıkta millet görecek! Defterini millet dürecek!”
@evrenozalkus Bu söylediğinizi ben de düşündüm, fakat hepsini bir defada tutuklasalar, sınır katsayımızı bir defa hoplatacaklar ama hergün bir operasyonla her gün sinirlerimize zirve yaptırıyorlar.
Fotoğrafta gördüğünüz kişi Tayfun Kahraman. Durum acil, bir dakika ayırıp paylaşalım.
Kendisi SMS hastası. Dün ciddi bir atak geçirmiş, kendisine ilacı verilmemiş, daha sonra kutu gibi bir aracın içerisinde hastaneye götürülmüş, gece sabaha kadar acılar içerisinde kıvranmış, eşi duyurdu ve sesi olmamızı istedi!
Vicdanı olan herkes bu hukuksuzluğa ses çıkarmalı! Hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı derhal uygulanmalı ve Tayfun Kahraman serbest bırakılmalı!
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?