Mısır teknik direktörü Hossam Hassan: "Bu galibiyeti Filistin halkına adıyorum. Allah onlara zafer nasip etsin. Allah onların şehitlerine rahmet etsin."
Rasim Kara: "Beşiktaş'ta 8 sezonun 7'sinde kaptanlık yaptım. Ter akıttım, gözyaşı akıttım; yeri geldi, kanımız da aktı. Kader beni Beşiktaş'ın başına da getirdi. Tek üzüntüm, bu muhteşem taraftara hoca olarak şampiyonluk hediye edememek..."
Doğum günün kutlu olsun, Rasim Kara 🦅
✍️Fatih Altaylı, Kanal D’de yayınlanan 'Neler Oluyor Hayatta' programında magazin gündemini yorumlayan oyuncu Hakan Ural'ın Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle ilgili yaptığı yorumlara ilişkin olarak, "Adam sabah magazin programı yapıyor. Araya Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili müthiş fikirlerini sıkıştırıyor.
Belli ki ne sözleşmeyi görmüş ne sözleşmenin içeriği ile ilgili bir bilgisi var. Zır ötesi cahil. Söylediği her şey yanlış. Saçmalıyor. Zırvalıyor. Ama müthiş bir fütursuzluk içinde. Söylediği 10 şeyin 9’u yalan, 1’i de yanlış. Bunları rahat rahat çıkmış ekranda anlatıyor.
Muhtemelen kendisi kadar cahil olan izleyici kitlesi de buna inanıyor.
Ve Hakan Ural gibiler bu cehaletleri sayesinde alkışlanıyor.
İş buluyor, o koltuklara oturtuluyor" dedi.
Beşiktaş’ımızın ilk futbol takımından 8 oyuncu, Çanakkale ve diğer cephelerde şehit düşmüştür. Çanakkale’de şehit olan Şair Kazım’ın üzerinde bulunan şiir:
"Bu kainat bize hep gıpta ediyor isar,
Biz 11 arkadaşız, lakin arkamız daha var!"
#18MartÇanakkaleZaferi
Yıllardır masa başında kurduğunuz düzenle, arkanıza aldığınız düdüklerle ve renkli medya manşetlerinizle algıyla büyüttüğünüz o sahte güç elbet bir gün tükenecek.
Biz unutmadık…
Sonradan “O pozisyona o kararı vermemeliydik.” diyenleri…
“Gerçekleri anlatırsam millet galatasaraylılıktan soğur.” diyenleri…
Sahadaki pozisyona kart vermemek için kafasını çevirip görmezden gelenleri
Futbolcularınızın futbola aykırı hareketler sergileyip PFDK’ya bile sevk edilmediğini,
TFF ve MHK ile yaptığınız kirli anlaşmaları da biliyoruz.
Renkli medyanız algı pompalarken, TFF düzeninize uyarken, sahte düzen bekçiliği yaparken,
MHK düdükleri sizin lehinize öttürürken
Bir de renkli medyanız dışındaki kaynaklara bakın.
Belki o zaman tuttuğunuz takımdan, yönettiğiniz düzenden siz de soğursunuz.
Ama gün gelecek, hatırlatacağız:
Algı sahada oynamaz.
Manşetler topa vurmaz.
Renkli medya 90 dakika sahada koşmaz.
Çok güvendiğiniz hakemler er ya da geç düdüklerini asar ve tarihe kara leke olarak kazınır.
Siz; taraftarına üç kuruşluk yağmurluğu reva görüp,
bir yandan bedava köfte ekmek sırasındaki taraftarına ırkçılık yapan futbolcusunu savunan,
bir yandan sevdasının armadan önce cebinde olduğuna inanıp biletleri karaborsaya düşüren,
maç zamanı “abicilik” oynayan, rant peşinde koşan tribün sahtekârlarının camiasısınız.
Beşiktaş JK adının geçtiği hiçbir mecrada sevda pazarlık konusu olamaz, olmamıştır.
çArşı adının, Beşiktaş adının geçtiği her faaliyet ve organizasyonda
Şerefli armamız menfaatten de sizin tarihinizden de büyüktür.
Beşiktaş’ın arkasında TFF, MHK, renkli medya ya da düzene göz yuman kurumlar yok.
Abisiyle Kardeşiyle YÜCE BEŞİKTAŞ çArşı’sı VAR.
Ve unutmayın:
Adaletin bittiği yerde anarşimiz başlar.
TOP YEKÛN SAVAŞ
FORZA BEŞİKTAŞ
#forzabesiktas #çArşı
Beşiktaş'ın bu akşam ilk 11'de oynayan üç yeni transferi de kötü oyuncu olmadıklarını gösterdi. Ama mesele şu ki, gönderilen oyuncuların çoğu da kötü oyuncular değillerdi zaten. Sorun bir türlü oluşturulamayan yapıda. Bunun en büyük nedeni de kulüpteki bu yoğun sirkülasyon.
Bir diğer neden de elbette Sergen Yalçın'ın kendisi. "Büyük takım böyle oynar!" diye göreve geldi ve geldiği günden beri bu iddiasını kanıtlamaya çalışıyor. Ama hiçbir büyük takım bu kadar dengesiz oynamaz. Büyük takımlar, öncelikle oyunu kontrol ederler. Rakibe üstünlüklerini kabul ettirirler. Bunu da sadece topa sahip olarak değil, alanlara da hükmederek yaparlar. Beşiktaş ise karşı yarı sahaya sürekli çok adamla gitmeyi bir üstünlük zannediyor.
Peki hücumu sonlandıramadığında ne yapacaksın? Sahaya doğru yerleşecek ve doğru pozisyon alacaksın. Beşiktaş bunu neden yapamıyor? Neden ısrarla savunma güvenliğini hiç düşünmeden hücum etmeye çalışıyor? Kim bunun sorumlusu? Ersin Destanoğlu mu? Gerçekten mi? Ersin elbette harika bir kaleci değil. Ama bu kadar hesapsız futbol oynayan bir takımın kalecisi olmak da hiç kolay değil.
"Futbolda savunma, ne kadar alanı savunman gerektiğiyle ilgilidir" der Cruyff. Beşiktaş, her maçta sahaya devasa bir alanı savunma zorunluluğuyla çıkıyor. Ve hâliyle savunamıyor. Çünkü bu mümkün değil. Yazın Agbadou'nun yanına bir 20 milyon euro'luk daha stoper alsa yine savunamayacak.
Beşiktaş'ın her şeyden önce sahada bütünlüklü bir futbol oynamaya ihtiyacı var. Bunun yöntemini bilen ve oyunculara öğretmeye hevesli gerçek bir antrenöre ihtiyacı var. Aksi takdirde takımın transfer ihtiyacı hiçbir zaman bitmez. Kulübün bu ihtiyacı gidermeye de gayrimenkulü yetmez.
Sergen Yalçın, kariyerinde hiçbir zaman bir başkasının gölgesinde durmayı tercih etmedi. Bundan sonra da böyle bir arayışa gireceğini düşünmüyorum.
Bu akşam, son haftalarda olduğu gibi, Beşiktaş yedek kulübesine daha fazla odaklanacağım. Takım planlaması yapmak, transfer görüşmeleri yürütmek ya da oyuncu sorunlarını çözmek yerine hakeme itiraz eden bir sportif direktör görmek istemiyorum. Ayrıca, son dakikalarda yedek kulübesine gelen topu, zaman geçirmek için sektirme gibi bir görüntünün tekrarını umarım bir daha yaşamayız.
Beşiktaş temsili, diğer büyük takımların temsilinde olduğu gibi nezaket ve ağırbaşlılıkla örtüşmelidir.
Kısa vadeli kazançlar uğruna tarihi değeri ve misyonu asla lekelenmemeli.
Semih Kılıçsoy, İtalya’ya gitti, rahatladı 8 maçtır önemli işler yapıyor. İtalya Ligi’nde son 8 maç verilerinde ilk 3’te!
Demir Ege gitti geçen sezon, Portekiz Ligi’nde önemli işler yaptı, bu sene para kazandırdı.
Muçi bizden gitti, Trabzonspor adına ligin önemli bir oyuncusuna dönüştü.
Bu gençleri sabah akşam, oynadıkları her maç sanki Messi gibi olmaları gerektiği için hakarete varan eleştiriler yapanlar, bir yerde durmayacak mısınız?
2 haftadır Mustafa Erhan Hekimoğlu’nun çok kötü olduğunu, futbolcu olmadığını, torpilli olduğunu yazan, çizen sayısız insan var. Ve çocuk 16 yaşında Galatasaray’a gol atmış, çıktığında daha özgüvenli bir çocuk! Oynadıkça gelişecek!
Peki, bir yerde durup şunu düşünecek miyiz artık? Ya bu çocuklar gittikleri yerde oynuyor, bu çocuklar bu takıma para kazandırıyor, bu çocuklar baskımızdan yanına pas veremediler!
Peki, 2-3 yıldır bu çocuklara yaptıklarınız yüzünden değerleri düşmedi mi? Beşiktaş’a zarar vermiş olmuyor muyuz? Konumuz Beşiktaş mı, yoksa kişisel izleme zevklerimiz mi?
Beşiktaş’ta tabii ki Mustafa’dan daha iyisi, Semih’ten daha iyisi, Demir Ege’den daha iyisi oynasın! Peki bu çocuklar oynuyorsa, “olsun kardeşim, sonraki maç daha iyisini yaparsın” demek daha mı zor?
Zaten tüketim çılgınlığının en üst seviyesindeki takımız! Bunu da tüketmeyelim. Biraz Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan değerlere sarılalım!
TFF, maçların neden eskisi gibi 19:00’da değil de 20:00’de başladığını açıklamak zorunda.
Çocuklar maça gidemiyor, sabah işe gidecek yetişkinler uykusuz kalıyor, hakem programlarının başlaması gece yarısını geçiyor.
Hepimizin hayatını etkileyen bu değişikliğin sebebi açıklanmalı.
38 yaşın genç bir yaş olmadığı malum. Ancak saçı başı beyazlamış yaşlı erkeklerin kızı yaşındaki kadınlara “ölmüş, nene” demesi gerçekten incelenmesi gereken bir psikolojik vaka. Geçenlerde okuldaki kel bir adam genç sınıf arkadaşıma ciddi ciddi abla diye seslenmişti mesela. Bazı insanların bir yerden sonra aynayla bağı mı kopuyor ya da gerçeklikle baş edemedikleri için bir tür travmatik inkar tepkisine mi giriyorlar bilmiyorum. Ama her türlü bu da mizahi bir durum. Zira 38 yaşındaki bir kadın ölüyse Cem Yılmaz bu görüntüsüyle en fazla mumya olabilir.