Olay yerindeki kan ve fren izleri itfaiye araçları, konuyla ilgili haberler de internetten temizlendiği için; bilmeyen arkadaşlar için özetleyelim:
- Ses sanatçısı Sevim Tanürek, 1998 yılında dönemin İBB Başkanı Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın otomobiliyle kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetti.
- Bilirkişi raporuna göre Burak Erdoğan kusursuzdu, tüm kusur (8/8 oranında) yaya geçidini kullanan Sevim Tanürek'teydi. Bu raporla Burak Erdoğan beraat etti.
- Peki bu bilirkişi raporunda imzası olan Eyüp Çakmak ne oldu? Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü yapıldı. Adli Tıp’tan sıcak denizlere açıldı.
Hepimizin bildiği gibi Türkiye’nin oldukça yüksek ve engebeli bir coğrafyası var. İç Anadolu platosunun etrafı kuzeyde ve güneyde sıradağlarla sarılı, doğuda da dikleşen ve kırılan bir topografyaya sahip. Ancak, ülkemizin demiryolu yatırımlarında geride kalmasını veya projelerin gecikmesinin yalnızca Anadolu coğrafyasına bağlamak, yapısal sorunları ve politik tercihleri perdeleyen determinist bir yaklaşım. Türkiye, coğrafi engelleri aşacak mühendislik gücüne fazlasıyla sahip. Türkiye’nin demir ağları, coğrafyanın değil, kötü yönetimin ağırlığı altında yavaşlıyor.
İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G., babasının kendisini “6 yaşındayken imam nikahıyla evlendirdiğini”, çocukluğu boyunca her gün cinsel istismara uğradığını anlatarak şikâyetçi olmuştu.
Tarikate bağlı 29 yaşındaki bir mürit olan Kadir İstekli ile imam nikahı kıyılan H.K.G., ifadesinde cinsel istismarın kendisine bir oyun gibi gösterildiğini anlatmıştı.
İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Ekim 2023'te verdiği kararında Kadir İstekli'yi "birden fazla kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan 30 yıl hapis cezasına çarptırmış, Yusuf Ziya Gümüşel'e aynı suçtan 20 yıl hapis cezası vermişti.
Mahkeme ayrıca anne Fatıma Gümüşel hakkında da aynı suçtan 16 yıl 8 ay hapis cezasına hükmetmişti.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi; Yusuf Ziya Gümüşel’in Sağlık Sorunlarını gerekçe göstererek, ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı ile tahliye edilmesine karar verdi.
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
SAVCI Medya AŞ Genel Müdürü #FatoşPınarTürker'i ÇOCUKLARI İLE TEHDİT ETMİŞ
Cezaevinde SEGBİS'le görüşmen var dediler. Ekran açıldı karşımda savcı var.
Savcı bana “Böyle ağlarsın işte"dedi.
“Niye konuşmadın sen?” “Vereceksin ifadeni, gideceksin” dedi.
Ben de dedim ki: “Savcı bey, ben yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız avukatıma bir danışayım.”
Çünkü karşımda savcı var.
Yok diyemem diye düşündüm.
Ben SEGBİS'in ne olduğunu bilmiyorum bile.
Dedim ki: “Tamam, avukatıma bir danışayım.”
Elini masaya vurdu
“Hâlâ avukat diyorsun bana” dedi. “Sen bu kafayla çocuklarının velayetini asla alamayacaksın” dedi.
“Sen bekârsın değil mi?” dedi.
“Evet.”
“Velayet de sende değil mi?”
“Evet.”
“Senin çocukların reşit değil değil mi” dedi.
“Artık sosyal hizmetler alır çocuklarını” dedi.
Şimdi anlamıyorum.
İnsan hiç tanımadığı birinden nasıl bu kadar nefret edebilir?
Beni tanımıyor ki.
Tanımadığım insanlar.
Nasıl olur?
Mesela annesi yok mu bu insanların?
Ben kimseye hakkımı helal etmiyorum.
Çok düşündüm bunu."
Kürtler bir fıkraya bile bu kadar duyarlıysa, aynı saldırıları çocuk yaştaki Kürt kızlarını dağa kaçırıp ırzına geçen, mağalarda mal gibi kullanan pkklı teröristlere karşı da yapmalarını öneriyorum.
Partine kayyum atanmış, genel merkezine polis zoruyla girilmiş, millet demokrasi rejimi ortadan kalktı diye dövünüyor, sen kalkıp Yunanistan’a tatile gidiyorsun. Bir de bunu instagramda paylaşıyorsun. Bu siyaset esnafıyla olmaz sevgili arkadaşlar, sizi dolandırıyor bunlar.
Son seçimde birinci parti olmuş olan Türkiye’nin ana muhalefet partisine yargı eliyle kayyum atanmasının ardından bugün parti genel merkezine polis zoruyla girilerek seçilmiş yönetim tahliye edilmiştir.
Bu yaşananlar ancak askeri darbe dönemlerinde görülebilecek, Türk demokrasisi adına korkunç bir görüntüdür.
Demokrasilerde siyasi partiler rakiplerini milli iradenin tecelli ettiği sandıkla tasfiye ederler.
Bunun yerine mahkeme ve polis eliyle rakiplerin tasfiye edildiği bir ülkede yapılan seçimlerin meşruiyetine gölge düşer.
Hürriyet Partisi olarak demokrasimize yapılan bu darbeyi kabul etmediğimizi, mahkeme eliyle CHP yönetimine atanan kayyum yönetimini tanımadığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Vatandaşlarımız ümitsizliğe kapılmasınlar. Türk ulusu kendi bağrından çıkardığı evlatlarıyla hürriyetine yeniden kavuşacaktır.
Geçen birisi yazmıştı burada. “Paranız yoksa siyasi partilerde size en fazla bayrak astırırlar” diye. İnanılmaz doğru bir tespit. Siyasi partilerde fikirlerinizin, önerilerinizin, bizzat kendinizin ağırlığının olması için paranızın olması gerekiyor. Neden? Çünkü bu partiler inanılmaz paralar harcıyorlar ve bu paraları birilerinden toplamak zorundalar.
Bakın yeni bir siyasi parti kurmuş birisi olarak örnek vereyim. Bugün İstanbul’da bir ilçe başkanlığı için, ortalama bir daire tuttunuz diyelim. Bunun içini döşemeniz, gelenlere çay ikram etmeniz lazım. Elektrik, su, doğalgaz bunları da ekle. Bunun İstanbul’daki maliyeti, tek bir ilçe için en az 100 bin lira. Bu parayı benim bildiğim hiçbir siyasi partide genel merkez vermiyor. İlçe başkanı bu parayı kendisi bulmak zorunda. Bu yüzden partilerin il/ilçe başkanları zenginler, fakir il/ilçe başkanı bulamazsınız. Tek bir parti hariç, Hürriyet Partisi.
Biz yola çıktığımız ilk günden beri esas meselenin bu finansman meselesi olduğunu söylüyoruz. Bu yüzden startup modeliyle parti kurduk. Tamamen verimliliğe odaklandık. İl/ilçe binaları için böyle paralar harcamıyoruz. Mümkün olan yerlerde sanal ofis tutuyoruz, mümkün değilse üyelerimizin kendi ofislerini alt kiralamayla kullanıyoruz.
Biz istesek bizde geleneksel partiler gibi il/ilçe binası tutamaz mıyız? Alasını tutarız. Ama o parayı hızlı şekilde bulmak için zenginlere gitmeniz lazım. Bu da sizi bu insanlara bağımlı kılıyor. Biz bunu tercih etmiyoruz, siyaseti dönüştürmek istiyorsak zor yoldan gitmemiz gerekiyor.
Bu sayede bizim İstanbul İl Başkanımız 24, İzmir İl Başkanımız 22 yaşında pırıl pırıl gençler. Zımba gibiler. Paraları yok ama asla kirlenmemiş, yangın gibi yürekleri var. Ve emin olun para sahibi bir müteahhitten çok daha iyi çalışıyorlar memleket için :)
Şampiyon Galatasaray’ı, oyuncularını, teknik ekibini, yönetimini ve Galatasaray taraftarını tebrik ediyorum. Dört sene üst üste şampiyon olmak çok büyük başarı, ne kadar kutlasalar az :)
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️
Hayatımda ilk kez böyle bir şey duyuyorum. Dünkü yayını izledim, Özgür Özel de böyle bir savunma yapıyor.
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, Özgür Özel'in makam arabasının içini dizayn ettirmiş, parasını da belediye şirketi üzerinden ödemiş. Bunun adı düpedüz yolsuzluktur. Şaban Sevinç diyor ki, Özkan Yalım belediye üzerinden ödemese zaten bu parayı CHP genel merkezi ödeyecekti. CHP genel merkezi de parayı devletten alıyor, vatandaşın vergisiyle finanse ediliyor, Uşak Belediyesi de zaten devletin, vatandaşın vergisiyle finanse ediliyor.
Ya arkadaş, bu nasıl bir düşünce şeklidir? Dün yayında Özgür Özel de böyle bir şey diyor. Yayını izledim gerçekten bunu mu diyor yoksa kesmişler mi diye, ilk başta anlayamadım. Tam olarak bunu diyor fakat bunun hiçbir mantığı yok. Şimdi Şaban Sevinç'i dinledim, o da aynısını anlatıyor.
O zaman siz AKP'nin yaptığı yolsuzluklara niye karşı çıkıyorsunuz? AKP'nin belediyeler eliyle memleketi talan etmesi de aynı mantıkla normal oluyor.
Türkiye'deki muhalif vatandaşlar bunu hakikaten hak etmiyor ya. Bakın ömrümüz bu baskıcı iktidarın altında geçiyor, milyonlarca insanın hayatı perişan oluyor, hayalleri yok ediliyor. Bu sırada ana muhalefet partisinin genel başkanı, kendi VIP makam aracının içine milyon liralık harcamayı belediye şirketine yaptırıyor, bu ortaya çıktığında da pişkin pişkin "Belediye yapmasa genel merkez yapacaktı, ne var canım" diyorlar.
Sonra bunların medyadaki kalemleri, çıkıp vatandaşlara 7/24 bu insanların ne kadar halkçı, ne kadar solcu, ne kadar dürüst ve temiz olduğunu falan anlatıyorlar.
Belli bir yaşın üstüne lafım yok, gerçekten kopmuş gitmişler artık herkesin gözünün önündeki gerçekleri inkar ediyorlar. Henüz yaşı genç olan kardeşlerime sesleniyorum. Sevgili kardeşim, bakın bu adamların peşinden gitmeyin. Bunların gazına gelmeyin. Bunların yalanlarına kanmayın. Bunlar sizin çektiğiniz çileyi anlayamaz. Türkiye'deki muhalif vatandaşları bu adamlar temsil etmeye devam ettikçe, Tayyip Erdoğan'ın iktidarı sürer gider.
Yurt dışından alışverişin yasaklanmasına karşı dava açmıştık biliyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı davaya nihayet yanıt verdiler. Hürriyet Partisi'nin dava açmaya hakkı olmadığını, vatandaşların da bir hakkının ihlal edilmediğini söylemişler :D