Annemi, babamı özledim. Sabah kalkıp okula gitmeyi özledim. Saray caddesinde yürümeyi, eski Antakya sokaklarında kaybolmayı özledim. Petek'ten kömbe ve zeytinli ekmek almayı özledim. Rutin rahmetmiş, ben rutinlerimi çok özledim.
"Sevdiklerimiz inşallah hemen ölmüştür, inşallah çok acı çekmemişlerdir" diye dua ediyoruz hep. Bu acıyı bilemezsiniz. Bu acıyı yaşamak zorunda olan insanlardan helallik alamazsınız.
Enkazın başında, yardım gelmediği için sevdiklerinin saniye saniye ölümüne şahit olan insanlardan helallik alamasınız. O can pazarında hiç kimsesiz iki gün mücadele ettik biz. Enkaz altında yavaş yavaş kesilen o sesler kulağımdan gitmiyor 23 gündür.
Sn. Kılıçdaroğlu'na söylediğimizi şimdi Sn. Erdoğan'a söyleyelim: Helalleşme geçmişten kaynaklanan hakkın iptali değildir. O hakkın tazmini ve bir daha yapılmamasıdır. Yani sorumluluktan kurtulma/günah çıkarma değil. Taksirle ölüme neden olduğunuz kişilerden helallik alamazsınız
Taze bir mezar, başucunda bir kahve, bir çikolata.
Mezar başında 17 yaşında bir çocuk. Kardeşini, ablasını, yeğenlerini kaybetmiş. Her gün Antep’ten Nurdağı’na mezara gidiyor.
Her gidişinde kız kardeşinin hep istediği kahveden ve çikolatadan alıyor.
Sanmayın ki enkaz
Şu küçücük delikte eşim kızım ve ben kurtarılmayı 30 saat bekledik ya 30 saat!!! Ailemizi kaybettik, öğrencilerimizi kaybettik, iş arkadaşlarımızı kaybettik. Yaşadığımız şehir yerle bir oldu! Tekrar oraya dönüp hiçbir şey olmamış gibi nasıl devam edebiliriz? #MebSartsizTayinVer
Küçücük çocuğumla saatlerce enkazın altında kaldık. Aile üyelerimizi kaybettik. Ne evimiz kaldı ne okulumuz. Bu şartlarda, bu psikolojiyle; evsiz, barksız, yurtsuz, eğitime nasıl başlayacağımızı da planladın mı sayın meb? #MebSartsizTayinVer
"Senin orucun, öğlen ve akşam yemeklerinin yerlerini değiştirmekten ibaretti. Zira ramazan ayından sonra öncesinde yaptığın şeylerin aynısını yapmaya devam ettin. Fikirlerin de tıpkı eskisi gibi devam ediyordu. Düşüncen, ahlakın, özelliklerin ve yolun hiç değişmedi. Ramazan>>
"Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez."
De ki: "Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!"
Bir insanın kendi hayatına kastedecek noktaya kadar gelmesi, sadece onun için değil hepimiz için bir imtihan. Seneler evvel bir haberde okumuştum; Amerikalı bir adam intihar ediyor, ceketinin cebindeki pusulada şu yazıyordu, 'bugün biri bana gülümserse intihar etmeyeceğim.'
Ben Enes Kara'nın videosunda anlaşılamayan bir genç gördüm. Bu dünyada insanı ebeveynleri de anlamazsa; kim sevecek kim anlayacak? Sevgisiz kalmış insan, bu hayattaki herşeyini yitirmiş insandır. Konu İslam, ateizm,deizm falan değil, yalnızca anlaşılamamanın verdiği büyük boşluk.
Canım annem bize hep, "Ben sana vali olamazsın demedim adam olamazsın dedim." hikayesini anlatır, her durumda ve şartta insan olmanın gereğinden bahsederdi. 'Adam' olamayanları görünce bizi neden öyle büyüttüğünü daha iyi anlıyorum.
Cem Yılmaz'a gülüp gülmemek ayrı bir mesele fakat sosyolojik tespitleri çok yerinde. Bir türkü esprisiyle Müge Anlı'nın programında yaşanan olayların çoğunu özetlemiş aslında. "Eller" görmediği sürece istediğin ahlaksızlığı yapabilirsin. Eller görüp, duyarsa bittin.