'Ailem Güvende' soruşturması kapsamında birçok derneğe erişim engeli getirildi. Bunlardan biri de CETAD oysa ki CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) Dünya Cinsel Sağlık Birligi ve Avrupa Seksoloji Federasyonu üyesi yasal bir dernektir.. Psikiyatrist ve Psikoterapistleri eğitir..
İstinaf mahkemeleri, temyiz mercii değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin verdiği hükmü doğru bulmayan istinaf mahkemesi, “bozma” kararı veremez. İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kurduğu hükmün doğru olmadığı değerlendirmesinde bulunur ise, yapacağı yargılama sonucunda bu hükmü kaldırarak yeni bir hüküm kurar!
📌DEÜ Güzel Sanatlar Enstitüsü'nün faaliyetlerine son verildi!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararla Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesindeki Güzel Sanatlar Enstitüsü faaliyetlerine son verdi.
https://t.co/t48vzb0mOM
Köprüler özelleştirilirken:
İstanbul’daki iki Boğaz köprüsü, alternatifleri son derece sınırlı olan stratejik kamu altyapısı unsurlarıdır. Bunların işletme hakkının 30 yıllığına özel sektöre devredilmesi, özel işletmeciye son derece güçlü bir piyasa gücü (hatta fiilî bir tekel konumu) kazandırma riski taşıyor.
Anayasa’nın 167. maddesi devlete, piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi yüklüyor.
Devlet tekelleşmeyi önleyeceğine, eliyle özel tekel yaratmanın yolunu açıyor.
@drcetiner Dipnot ile birlikte kesip yapıştırıyor. Birebir kitaptan alıntı yapıyor. Sorun şu hoca olarak kopyayi yakalandığında okul islem yapıyor mu? Hoca kopya nedeniyle 0 verdiğinde yaz okulları ile kredi tamamlatiliyor mu? Tecrübem hayır şeklinde. Cunku öğrenci müşteri.
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
V-Dem endeksine göre Türkiye "hukukun üstünlüğü" konusunda III. Selim, II. Mahmut ve hatta II. Abdülhamit döneminin gerisinde.
Cumhuriyet tarihinde bu denli geriye düşülmüş bir dönem yok.
Ben artık hiçbir şeye şaşıramıyorum; çünkü her seferinde daha saçmasını yapıyorlar.
Dün akşam Organize Şube'de müvekkille ifadeye girdik, gece bitti. Polis memuru başlarken "ifaden 47 sayfa, pek çoğu Whatsapp ekran görüntüsü" dedi.
Bize ifade sırasında Whatsapp ekran görüntüleri okundu (bir kısmı müvekkilin telefonundan alınan, bir kısmı başka şüphelilerin telefonlarından alınan), talep ettiğimizde zar zor gösterildi. Bunlara ilişkin cevap verdik.
Hesap hareketlerine ilişkin tespitler soruldu, zorlayınca gösterildi.
İfade bitti, çıktı alındı, bize 8 sayfa evrak getirildi.
Baktım, hiçbir Whatsapp konuşması, para transferlerine ilişkin bize sorulan tespitler yok. "Bunlar nerede?" dedim. "Kısıtlı dosya ya, ifadeden çıkarıyoruz onları" dediler. Kendilerine yaptıklarının hukuka aykırı olduğunu anlattım; ama anlamıyorlar.
Bir şüpheliye isnat ettiğin suçla ilgili soruları soruyor; ama ifade evrakından çıkarıyorsun. Böyle bir düzende nasıl adalet bekleyebiliriz? Vatandaş nasıl güvende hissedecek kendini?
Bize verilen 8 sayfalık ifadeye bu hukuksuzluğu açıkça şerh düşerek imzaladım; ama elimde hâlâ bize soruların sorular ve hesap hareketleri yok...
#SonDakika
🔴AYM'den 'Sivas Katliamı' kararı
📌Anayasa Mahkemesi "Sivas Madımak Oteli’nde 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar üzerine başlatılan yargısal sürecin etkili biçimde yürütülmemesi" nedeniyle ölenlerin yakınlarının yaptığı bireysel başvuruda, oy birliğiyle “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği”ne karar verdi. Başvuruculara manevi tazminat ödenecek.
https://t.co/GkRJ0WZWNd
Genel Başkanımız Özgür Özel'in sesini daha fazla kişiye ulaştırabilmesi için destek hesabını takip etmenizi rica ediyoruz.
Lütfen bu paylaşımı RT ve takip ederek destek olun. Desteğiniz bizim için çok önemli çok kıymetli.
Haberlere göre son Padişah Mehmet Vahdettin'in 17 Kasım 1922'de bir İngiliz gemisiyle ülkeden kaçması, MEB'in ders kitaplarından çıkarılıyormuş.
Bu kaçma olayını İşgal Orduları Başkumandanı Charles Harington'un anılarından (İstanbul'da İşgal Yılları: İngiliz Komutan Anlatıyor, çev. T. Akyüz, Kronik Kitap, 2023) okumanızı öneririm.
Harington bu kitapta, Vahdettin'in bizzat el yazısıyla yazıp mühürlediği ve kendisine yolladığı iki mektuba yer veriyor. İşgal orduları komutanının çerçeveletip duvara astığını söylediği o mektupları aşağıya ekliyorum.
Harington, bu kaçırma hikâyesini de şöyle anlatır:
"Kimse saraya yaklaşamadığından önümüzde zorlu bir engel vardı. Tuğgeneral lulian Steele ve Grenadier Muhafızlarının komutanı olan Albay Colston (şimdi Lord Roundhay) ile oturup Türkiye'nin son sultanını saraydan canlı olarak çıkarmak için ciddi planlar yapmaya başladık.
Hemfikir olduğumuz plan, Sultan ve oğlunun, ona sadık kalan birkaç hizmetlisiyle birlikte cuma sabahı (sanırım 6 gibi) bahçede yürüyüşe çıkmasıydı. O sırada Grenadier Muhafızları kişla meydanlarında idman yapacaklardı ki bu meydanla Sultan'ın arka kapısı bitişikti. Ancak idmanları öyle düzensiz sürecekti ki kapının hemen dışında duran iki ambulansın yolunu kapatmış olacaklardı ve belirlenen anda kapı zorlanacak, Sultan ile oğlu ilk ambulansa, yanındakiler ve birtakım eşyalar da ikinci ambulansa bindirilecekti. Kapının her açıdan makineli tüfeklerle korunduğunu belirtmem gerek. Yaverim ve Muhafızlardan bir subay da dolu revolverleriyle ambulansta hazır bulunacaklardı. Güzergah üzerinde her köşede sabah yürüyüşüne çıkmış gibi görünen subaylar bekleyecekti. Makineli tüfekli askerlerle dolu kamyonlar, Türk saraylarından her birinin karşısında arızalanmış gibi yaparak konumlanacak, alarmı bekleyecekri, Silahlı 100 kuvvetli askerden oluşan denizci müfrezesi de talim yapmaları bahanesiyle Dolmabahçeye çıkarılacaktı.
Bilgilerin sızabileceği korkusuyla perşembe günü azami ihtimam göstermek zorundaydık. Yalnızca komutadaki subaylar bazı konularda fikir sahibiydi.
Cuma gelip çattı, Sultan kurtarmaya gitmeden önce, sabah 4 sularında yumurta ve pastırma yediğimi çok iyi hatırlıyorum. O gün hava felaket bozdu, yağmur gökten boşalmış gibi yağıyordu. Askerler ve denizciler, subayların o sabah yürüyüşe çıktığını görünce delirdiklerini sanmış olmalılar. Sırılsıklam biri, sanırım bir Türktü, sabah işine yetişmeye çalışırken Yıldız Meydanına fazla yaklaşınca irice bir muhafız tarafından tutulup yoluna gitmesi için adeta fırlatılmıştı! Şu anda yazarken, şakır şakır yağan yağmur altında sabah yürüyüşüne çıkmış o subayların hepsi gözümün önüne geliyor. Sultan tersaneden alıp kendi aracıma koyduktan sonra, Maltaya nakledilmesi için H.M.S. Malaya gemisine bindirecektim. Saatlerce bekledikten sonra Sultan” taşıyan ambulansın yolda tekerinin patladığını öğrendimi Neyse, önemi yoktu, Sultan sonunda geldi ve ben de onu H.M.S. Malaya'ya teslim ettim. Teknede gemiye doğru yol alırken, bana hatıra olarak sigara tabakasını vermesini ümit ediyordum ancak ben bunu düşünürken Sultan bana bir anda beş eşinin sorumluluğunu yükledi ki bu beni epey telaşa sürükledi! Onları hiç görmedim, ancak o gittikten kısa süre sonra postane vazifesi yaptım. Sultanı daha sonra San Remo'da görecektim. Gittiğimde onu aramış, o da bana son derece nazik ve minnettar davranmıştı. Ne tuhaftır ki San Remo'daki villasında tanıştığım ilk kişi onu terk eden doktordu. Konstantinopolis'ten onu uzaklaştırmamızın ardından dört saat boyunca kimsenin bir şeyden haberi olmadığını düşünüyorum. Hatta çoğu kişi her zamanki gibi onu görmek için öğle vakti Selamlığa gitmişti. Sanırım milliyetçiler onun gittiğini öğrendiklerinde son derece memnun oldular. Aşağıda, Sultan"ın Maltaya vardıktan sonra bana yazdığı mektubun tercümesini bulabilirsiniz:"
🔴 Yeni yargı paketi: Dağ fare mi doğuruyor?
📌 Kanunda sınırlı olarak sayılmış davalar dışında kalan tüm istinaf kararları için temyiz yolu bütünüyle kapatılmış. Danıştay içtihat birliğini sağlamak için mutlak gerekli görse bile kanunda sınırlı biçimde sayılmayan bir alt mahkeme kararını temyizen denetleyemiyor. “Alt makemesinin kararını denetlemesi yasak olan yüksek mahkeme mi olur?” demeyin! Bizde oluyor!
✍️ Ali D. Ulusoy'un yazısı...
https://t.co/rF4pB7UL7I
@ulusoydlaw
Az önce aldığım tebligatla, avukatı olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin beni vekillikten azlettiğini öğrenmiş bulunuyorum.
Nezaket, bu keyfiyetin tarafıma önceden ve doğrudan bildirilmesini gerektirirdi.
Vaka, kamusal olduğu için kamuoyunun bilgisine sunarım.
Metin Alper, 36 yıl giydiği polis üniformasını artık taşımanın y��k olduğunu anlayınca Temmuz 2024’te emeklilik dilekçesi vermiş. 19 Temmuz günü veda ederken uğurlamayı bıraktım, içişleri bakanının ya da Emniyet genel müdürünün takdim etmesi gereken “Emniyet Onur Belgesi”, bir memur tarafından, dosyanın arasında mahcubiyetle verilmiş: “‘Üzülecek bir şey yok. Benim için bu belgeyi senden almak daha büyük bir onur’ dedim.”
Afgan asıllı Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı filminde Baba oğluna şöyle diyordu;
"Hayatta tek bir günah vardır. O da hırsızlıktır. Diğer tüm günahlar onun türevleridir. Bir insanı öldürdüğünde hayatını çalmış olursun. Karısının elinden kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Birini aldattığın zaman doğruluğu çalmış olursun."
"Bir sesin içerden olması, onun nesnel olarak kimin işine yaradığını değiştirmez.
Mahkeme CHP’yi, partinin içindeki bir fraksiyona devrederek asıl faili etkisizleştirdi.
Egemen, failini muhalefetin içinden devşirerek 'istisna hali' rafine bir uygulama halinde karşımıza çıkarıyordu"
Esat Aydın (@esat__aydin) 'ın yazısı
https://t.co/0z8bt0QBPy