Bir okulda daha yaşanan öğrenci ölümü hepimizi bir kez daha yasa boğdu. Acının tarifi yok. Söylenecek şeyler ne kadar anlamsız görünse de bir öğretmen olarak yazmaya devam edeceğim.
Bugün yaşadıklarımız aslında bir bakiye birikiminin tezahürü. Eğitim-öğretim uzun zamandır bir maliyet yuvası olarak görülüyor. Gerek harcanan paralar gerek tahsis edilen insan kaynakları reayaya ulufe görünümünde çıkamıyor. Çünkü eğitim-ögretim , bugünden yarına hemen sonuç verecek bir alan değil. Uzun bir yol ve üzerinde çok düşünülmesi gereken bir alan. Yarın dört başı mamur bir sistem geliştirsek bunun meyvelerini toplamak en az beş-on yıl alır. Haliyle devletlûlarımızın bu kadar zamanı yok. Bir şey mi yapıldı, hemen olmalı. Asfalt gibi, kaldırım gibi göze gelmeli. Fotoğrafları çekilmeli, filmleri yapılabilmeli. Öyle uzun uzadıya işlere ayıracak zamanımız yok bizim.
Ne alakası var diyebilirsiniz lakin sorun burada başlıyor. Eğitim-öğretim nedir, nerede başlar, nasıl devam etmeli, neresi aksıyor, neresi güçlü?
Neredeyse bir insanın doğumundan başlayıp ömrünün üçte birine yakın bir süreyi kapsayan okul hayatından ne elde etmeye çalışıyoruz? Bu soruları akılcı, bilimsel, derinlikli bir şekilde tekrar tekrar cevaplamamız gerekiyor.
Açık konuşalım. Öğretmen olarak yaptığımız şey bir nevi bakıcılık. Yeni nesil bakıcılık! Evet, tam olarak bu. Velinin ve sistemin gönlünü yapmaktan başka pek bir şey yapamıyoruz. Sorunlu velilerin ve öğrencilerin sorun çıkarmasını engellemek başlıca vazifemiz. Allah göstermesin, üzerimize düşen görevi(!) layıkıyla yerine getiremezsek yandı gülüm keten helva. Daha okuldan çıkmadan CiMER şikayetlerine savunma yazmaya başlıyor öğretmen. Haliyle sorumluluk alıp müdahalede bulunma motivasyonumuz kalmıyor. Kendimden örnek vereyim. Yıllar önce koridorda kavga eden iki öğrenciyi ayırırken fazla sert olduğum iddiasının neticesinde "kınama" cezası aldım. Çocukların birbirine zarar vermesine izin verseydim ve bir çocuk o esnada yaralansaydı muhtemelen daha ağır bir ceza yiyecektim. Anlayacağınız aldığım cezadan memnun kaldım.
Peki, ne oldu da mantar gibi türedi bu yeni nesil psikopatlık? Saldırılar, yaralanmalar, ölümler neden arkası yarın kuşağına dönüştü?
Neden biliyor musunuz, artık okullar ciddiye alınan kurumlar değil.
Okul; disiplini pışpışlamaktan ibaret, hiçbir caydırıcılığı olmayan, toplumsal itibarı yerlerde bir beton kütlesi. Sosyal ve kültürel anlamda itki gücünü kaybetmiş bir yığın.
Okullar bakımevi, okullar gözlemevi. Velhasılıkelam,
Okulların gazı kaçtı.
Okulların tadı kaçtı.
İtiraz yapılan işlemler 3d ile onaylandı şeklinde reddediliyor. Özür dileriz hırsızın aldıklarına onay vermesini engelleyemediğimiz için. Tüm mercilere şikayetimi ilettim. @GarantiyeSor@GarantiBBVA@BDDKResmi
Hırsızlığa uğradığımızı, adamın açılmamış ek kartlarımızı çalıp nasılsa(!) iletişim bilgilerini değiştirdiğini söylüyor ve işlem itirazında bulunuyoruz. ++++
Okuldan sonra bindiğim metroda herkesin müzik dinlemek için kullandığı kulaklığı ben sadece çevredeki sesleri duymamak adına takıyorum, okul öncesi 40 dakika olmalıdır.
Sezgin Tanrıkulu, gözaltındaki gençlerin, kendilerine yapılan taciz ve işkenceyi anlattıkları ifadelerini Akp’li vekillerin suratına fırlattı “Lanet olsun size‼️
Bu işkenceleri yapan ve tacizde bulunan alçaklar bağımsız yargıya tek tek hesap verecek‼️
Bugün canım, büyüdüğüm/törenleri kutladığım şu yerde; öğretmen olarak miniklerimin dansını izleyip, öğretmenlerimle konuşmak çekti. Kaç kere izledim bilmiyorum storyleri. Lütfen allahım lütfen🫶
“90 küsur sene önce, tenis maçı izlerken fotoğrafı var. Yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var. ++
Okula gidiş, geliş saatlerimin mutlaka karanlık(!) saatlere denk gelmesi sebebiyle her gün aynı yoldan geçmemeyi düşünmek ve bunu görece daha güvenli Kadıköy gibi bir ilçede oturmama rağmen yaşıyor olmak bu *coğrafyanın bir kederi* #6284yasatir
3 kere durdurmak ve ağlama molası vermek durumunda kaldım. Korkmadan konuşan, ömrünü kadınların yaşayabilmesi için çırpınarak geçirmek zorunda kalan bütün cesur kadınlara çok teşekkür ediyorum. #6284yasatir#istanbulsözlesmesiyasatir
Ya çözüm ya ölüm!
Yılmıyoruz, yorulmuyoruz, hastalanınca umursamıyoruz. “Fıtrat” diyeceklerine, direnerek öldü desinler.
Tek lokma yemiyoruz, konuşmuyoruz, hareket etmiyoruz.
#MadenciyeSes
#okuloncesi40dkolsun
Bugün verilen kararla ikili eğitim yapılan okullarda ders saati 30 dakikaya düşürüldü.
Bağlı bulunduğum ortaokuldaki öğrenciler -aynı saatte başlamamıza rağmen- 17.30da çıkarken 4 yaşındaki öğrencilerim 18.30da çıkacak. #kesintisiz300dk insani değildir!