Deniz Göktaş ile dünya görüşlerimiz aynı değil, bir buçuk saatlik gösterisinde de toplasan 4 defa falan güldüm. Ama Deniz'in ve herkesin mizah yapma özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü savunuyorum. Hakkında soruşturma açıldığını ve gözaltı kararı olduğunu bilerek yurt dışından Türkiye'ye dönen bir kişinin tutuklu yargılanması keyfi bir karardır.
Bunun dışında Deniz'i gereğinden fazla kahramanlaştıran, şeyh pozisyonuna koyan, destansı muhalif hikayeler anlatan tiplerin de geri zekalı olduğunu düşünüyorum. Bu faydasız etkileşim orospularının Deniz'i ya da ifade özgürlüğünü, demokratik hakları çok umursadıklarını ya da anladıklarını da düşünmüyorum.
Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
Koparan az bile zorbalıyor bunları. Elimde olsa hepsinin şimdi hain dedikleri Kemâl’e destanlar yazdıkları tweetleri billboardlara astırırım. Yok öyle ülkenin geleceğiyle kişisel ikbal için kumar oynayıp rüzgâr dönünce gazeteci, sanatçı sıfatıyla akıl vermek. Burnunuzdan gelecek.
Bir tanesi çıkıp da özür dilemiyor. Biz size yanlış adamı dayattık demiyor. Hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Bugünlerin mimarı hepsi. Bunlara bugün hesap sormayanlar her şeyi hak ediyor.
İtalya'da bir Türk kafile ile karşılaşmıştım. Rehberle ayak üstü sohbet ederken katılımcıların zaman içinde değişimine konu geldi.
Eskiden daha detaylı anlatmaya, dikkat çekici hikayeleri öne çıkarmaya çalışıyordum şimdiyse gittiğimiz her rotada özeti verip "instalık fotoğraf" çektirme noktalarını söylüyorum herkes daha mutlu oluyor, özellikle kadınlar dedi. Turun son gününe bir de Venedik outleti eklemişler orada da alışveriş yaptırıyorum herkes fotoğrafını çekmiş alışverişini yapmış mutlu mesut ülkeye dönüyor diye ekledi.
İnsanlar artık yaptıkları şeyi onu sevdiği veya merak ettiği için değil, yapmış olduğunu göstermek amacıyla yapıyor. Bu artık var olma meselesine dönmüş. Şunu yaptın mı, buna gittin mi, onu yedin mi... Teşhire dayalı bir statü yarışı var sanki. NPC'leşme tam gaz devam ediyor.
Adam 1500 km öteden göç ettiği kentte ''yerel yönetici'' oluvermiş. Kentin yerlisi de bu adamı, sırf aday olduğu parti CHP diye seçivermiş. Şimdi ise adam, yöneticisi olduğu kent ile alakasız bir ''başarıyı'' kentin sokaklarında kutluyor. Temsil sorunu doğuda değil, batıda.
Türk siyasetinin ciddi bir temsil krizi var. Altı okçu laik teyzelerin amcaların oyuyla meclis üyesi seçilip caddede 1500 km ötedeki bir şehrin takımının formasını dağıtıyorlar. Böyle bir şeyi Dünya'nın hiçbir memleketinde göremezsiniz.
Bu görüntülere savunma olarak, “İktidar yeterli çoğunluğu sağladığı için bulunmamıza gerek yok,” diyorlar.
E işiniz ne? Madem çoğunluk yok, o zaman istifa edin; milletin cebinden boşuna maaş almayın.
Meclise gelmeyip sürekli vatanın dört bir yanında koştursalar, her olayda onlarca vekili bölgede görsek “tamam” diyeceğiz; ancak o da yok.
Türk milleti, seçtiği vekilleri Mecliste görmek istiyor.
Twitter’da “tweetvekilliği” yapanları değil, tulum peyniri takıntısı olanları değil, mitingden mitinge koşanı değil; Mecliste milleti temsil eden, her olayda halkın önünde öncülük eden milletvekili istiyoruz.
Atatürk’ün kadin devriminden sonraki en önemli kadın devrimi bu olabilir.
Şapka çıkartıyorum.
PKK ve AB, kadın derneklerini davar güder gibi güdüyordu. Artık devrimin sahipleri geri geldi. Hayranlarıyım.
Stadyum gösterilerine seçilmek, hele ön sıralarda yer almak için can atardık.
Bu bizim için sadece bir etkinlik değil, gururla üstlendiğimiz bir görevdi.
O şerefli kutlamaların yeniden stadyumlarda, meydanlarda coşkuyla yaşanması dileğiyle…
Atamıza sonsuz sevgi ve minnetle.
İddialar doğru ise, Cumhuriyet tarihinin en büyük rezilliklerinden biri bu. Barajda boğulma hikâyesi uydurup barajdan 150-200 milyon metreküp su tahliye ettirmiş. 1 milyon nüfuslu şehre, 2 sene yetecek kadar su demek bu. Ne için? Oğlunun suçunu örtmek için. Dümdüz vatana ihanet.