Timur Soykan AKP'ye geçecek Ümit Dikbayır hakkında:
"Neler neler söylüyordu AKP'ye. Çok Atatürkçü geçiniyordu.
Butlana da karşıydı, Özgür Özel'i destekliyordu. Şimdi bütün tükürdüklerini geri yaladı, AKP rozetini taktı.
Bu insanlara kim, niye güvenir? Bunların hepsi milletvekilliği ve makam pazarlığı yapıyor.
Öyle bedavaya transfer yok. 'Ben geleceğim ama gelecekte bana ne vadediyorsunuz?' diyorlar."
🟥 Sera Kadıgil hakkında re’sen soruşturma başlatıldı... TİP'ten sert tepki
📌 "Cumhurbaşkanı hakkında konuşmayı ve eleştirmeyi suç haline getiren, her söz söyleyene soruşturma başlatan yargı mekanizması, düşünce ve ifade özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmıştır.”
https://t.co/22KWaZdZFb
Bir belediye başkanının işleyebileceği en büyük suç vakıf kisvesi altında her yeri peşkeş çektikleri yandaş kurumlarının musluğunu kesmek.
Bkz. şerefini satmak yerine gider paşa paşa yatarım diyen Fatma Başkan!
Bence günün en önemli ifşası Saygı Öztürk’ten:
“Tutuklanan Fatma Kaplan Hürriyet, AKP Milletvekilinin gelininin önceki dönemde sahte diplomayla işe girdiğini tespit edip, işten çıkarıyor. İşte bu yüzden hedefteydi!”
Sormalıyız: Sahte diplomalılar kimler!
Sevgili komşularım,
Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında.
Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor.
En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle.
Timur Soykan: “230 tane belediye başkanı CHP’den ayrılıyor ve yeni partiye geçecekler. Bakın, tam o gün sabaha karşı Üsküdar Belediyesi’ne operasyon yapılıyor.
Sinem Dedetaş’ı sabaha karşı evinden götürüyorlar. Bunu çekiyor, kaydediyor ve medyaya servis ediyorlar.
Niye bu kadar prodüksiyon yapıyorlar biliyor musunuz? Herkese mesaj veriyorlar. Belediye başkanlarına diyorlar ki: ‘Bakın, tutuklanırsınız. Böyle olursunuz.’
Tam o gün olması rastlantı değil. Sinem Dedetaş’ın, Üsküdar’ın hedef alınması rastlantı değil.
“Üsküdar’ı yıllar sonra ilk defa sosyal demokrat bir belediye başkanı kazandı. Üsküdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’daki ikametinin olduğu bölge. Erdoğan İstanbul’u kaybetti, bir de Üsküdar’ı kaybetti. AKP’liler çok kızgındı ve şimdi bu operasyon yapıldı.”
Sinem Dedetaş'ın büyük suçları:
1. Üsküdar belediyesinden tarikatçı vakıflara giden paraları kesti.
2. Üsküdar sahilindeki yağmaya dur dedi. Halka açtı.
3. AKP'yi seçimde mağlup etti.
Bunu Biliyor muydunuz?
Sinem Dedetaş, 2019’dan önce Haliç Tersanesi’nin AVM yapılmasına karşı çıktığı için AKP’li İBB yönetimi tarafından tesise girişi yasaklanan bir gemi mühendisiydi.
2019’da Ekrem İmamoğlu tarafından Haliç Tersanesi’nin bağlı olduğu Şehir Hatları’na Genel Müdür olarak atandı, giremediği tersanenin amiri oldu.
Haliç Tersanesi’nin cirosunu 1 milyon TL’den 130 milyon TL’ye çıkardı.
Yerel seçimlerde 7 puan farkla Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.
Bugün Gözaltına Alındı…
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
Türkiye'de adalet terazisi artık doğru tartmıyor...
Hukuk elbisesi dikiş tutmuyor
Hak, hukuk ve adalete, su kadar ekmek kadar muhtacız
Sinem Dedetaş gözaltına alındı.
Suçu Akp'nin kalesi Üsküdar'ı eze eze kazanmak.
Suçu Akp'ye geçmemek
Suçu Akp'yi rezil rüsva etmek...
Gazeteci Fatih Altaylı:
"Epey bir zaman önce, hemen hemen 18-20 sene önce, öyle ki Hasan Cemal bile genç o tarihte. Benim şimdiki yaşımda falan. Hasan Cemal diyorum çünkü işin içinde o da var.
Bir grup gazeteci New York’tayız. Ya Birleşmiş Milletler açılışı var ya da oradan Washington’a geçilecek, bizim Başbakan ABD Başkanı ile görüşecek.
Öğlen saati geldi, Ertuğrul Özkök ile Hasan Cemal otelin lobisinde oturuyor, çıkarken beni gördüler. İkisi de eski genel yayın yönetmenim. Biri Cumhuriyet’te, diğeri Hürriyet’te. İkisiyle de fikren didişiriz ama aramız genelde kötü değildir.
Yemeğe gittiğimi söyleyince, biz de gelelim dediler. Üçümüz beraber bir İtalyan lokantasının yolunu tuttuk. Madison Avenue’da, benim çok sevdiğim ayakkabıcının New York mağazasının yanında bir lokantaya gidiyoruz. (O ayakkabı mağazası ile ilgili de hoş bir anım vardır bir gazeteci ile birlikte. Bir ara hatırlatın onu da yazayım. Anı dediğim rezillik)
Neyse Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ve ben lokantanın dibinde bir masaya oturduk. Onlar sandalyelerde oturuyor, ben de duvara dayalı divanda. Hesabı bana kitlemeyi planladıklarını söyledikleri şaraptan anladım.
Şaraplar açılıyor, pizzalar, makarnalar geliyor. O zaman memleketin ekonomisi de iyi, sorun yok. Dolar şimdiki gibi 47 değil 1,3 TL civarı.
Biz yemek yiyip dedikodu yaparken küçük bir köpek bize doğru geldi ve masanın dibinde bana bakarak durmaya başladı. Gözümün içine bakıyor. Küçük bir Cavalier King Charles. Nasıl da tatlı.
Elimi divana vurarak yanıma davet ettim. Zıplıyor ama bir türlü çıkamıyor divana. Tuttum karnından oturttum yanıma.
Bu kez gözü tabaklarda. Yalanıyor. İnce sesler çıkarıyor. Yalvarıyor anlayacağınız.
Masadan küçük bir tabak aldım. İçine biraz makarna, bir polpette koydum. Küçük bir çatalla yemeği paylaşmaya başladık. Bir çatal ben kendi tabağımdan yiyorum, bir çatal ona kendi tabağından veriyorum. Bayağı bayağı terbiyeli biri gibi yiyor. Versem şarap da içecek edepsiz.
Neyse epey bir yedi. Göbeciği şişti iyice. Sonrada kucağıma kuruldu ve uyumaya başladı.
Az sonra ben de garsondan hesabı istedim. Bekliyorum ama garson ortalıkta yok. “Çok yedik herhalde uzun sürüyor toplaması” diye düşünüyorum. Neyse 5 dakika sonra garson geldi.
“Hesabınız yok. Ödendi” dedi.
Bakındım ortalıkta bir tanıdık bir Türk falan mı var diye. Densizliktir, hiç sevmem. Tanıdık birini görüp hesabını öderler. Hani aile dostunun çocuğu falan olur anlarım da, kazık kadar adamların hesabını ödemek terbiyesizliktir. Garsona kızmak ve bize sormadan bunu nasıl kabul edersiniz demek için “Kim ödedi?” diye sordum.
Kucağımı gösterdi ve köpeğin adını söyledi.
Meğer köpek restoranın sahibi hanımefendininmiş.
Benim köpekle kurduğum dostluktan ve masama davet etmemden çok mutlu olmuş.
Masaya oturan mekan sahibi gibi hesabı ona ödetmiş.
Hayatımızda ilk kez bir köpeğin misafiri olduk. Tabii “Olmaz, olmaz” falan dedik ama oldu.
Şimdi Türkiye’de lokantalara evcil hayvan alınmaması için bir yasa çıkıyormuş.
Ne diyeyim, bilemedim."
ODTÜ kurulur…
Yusuf Aslan Hüseyin İnan asılır…
60’ların 70’lerin hikayeleri kuşaktan kuşağa aktarılır…
24 yıllık AKP iktidarı yaşanır…
Kayyum rektörler atanır…
Deniz Göktaş hapise atılır…
Ama ODTÜ ODTÜ olarak kalır…
Yeni öğrencilerini beklemeye koyulur…