Kıbrıs’ı almış, apoyu yakalatıp içeri tıkmış Adamı bir yazar kasa iktidardan etmişti. Her şeyi satıp apoyu salan adamaysa emekli vatandaş canına kıymışken laf bile edilemiyor. Tarihin en büyük ahlaki ve vicdani erezyonu.
İstanbul masalı'nı izleyince güncel dizilerle arasındaki sosyolojik uçuruma dumur olmuştum. 60 yaşındaki burjuva behiye de, 18 yaşındaki liseli ozan da düzenli kitap okuyor, genel bir sükunet ve terbiye var karakterlerde. Şimdiki dizilerdeki biteviye cinnet hâlinden eser yok
“Doktor boş oturuyordu ama bana bakmadı.”
Gerçekten öyle mi?
Doktor beyin gündeme getirdiği bu konu önemli.
Poliklinikte o anda hekimin karşısında hasta olmaması, onun “boş” olduğu anlamına gelmez.
Yatan hastasının tedavisini düzenliyor, konsültasyon değerlendiriyor, kendi polikliniğinde veya kliniğinde gelişen acil bir durumla ilgileniyor, tetkik ve görüntüleme sonuçlarını inceliyor, yatış-taburculuk-sevk işlemlerini yürütüyor, reçete, rapor veya tıbbi kayıtları tamamlıyor, bir önceki hastanın işlemlerini sürdürüyor ya da bir sonraki hastanın dosyasını inceliyor olabilir. Bazen de hastane bilgi sistemi, e-Nabız, e-reçete veya diğer dijital sistemlerdeki bir aksaklık nedeniyle işlemlerine devam edemiyor olabilir.
Koridordan görülen birkaç dakika, bir hekimin çalışma gününü anlatmaz.
Aslında mevzuat da poliklinik hizmetinin “mümkün olduğunca çok hastayı mümkün olduğunca kısa sürede muayene etmek” şeklinde yürütülmesini söylemiyor.
Sağlık Bakanlığı’nın 2021/12 sayılı MHRS Genelgesi’nde randevu kapasitesinin “az zamanda çok hasta bakılarak değil, yaygın poliklinik hizmeti planlanarak” artırılması gerektiği belirtiliyor. Aynı genelgede muayene süresinin hekime ve branşın özelliğine göre değişebileceği, randevu aralıklarının hekim tarafından oluşturulup başhekimlikçe onaylanacağı ifade ediliyor.
Hatta bir devlet hastanesinin resmî MHRS bilgilendirmesinde, çalışma planlarının poliklinik ve hekime göre değişebildiği ve 10 ila 75 dakika arasında oluşturulabildiği açıkça belirtiliyor.
Bunun hukuki bir boyutu da var. Hekim Birliği’nin Ordu’da açtığı davada, hekimin iradesi dışında randevu planlanmasına ilişkin uygulama hukuka uygun bulunmadı.
“Peki randevu bulamayan hastaya bakmıyorsa hekimin hiç mi vicdanı yok?” diye düşünülebilir.
Ama mesele vicdan değil. Bir hekim programının dışında bir hastaya bakmayı elbette tercih edebilir. Bunu yıllarca, defalarca yapmış da olabilir. Ancak sağlık sistemindeki kapasite sorunu, hekimlerin iyi niyetine, vicdanına ve her gün biraz daha fazla fedakârlık yapmasına dayanarak çözülemez.
Her branş aynı değil. Her hastanenin koşulları ve iş yükü aynı değil. Her hekimin çalışma biçimi de aynı olmak zorunda değil.
Hekim; branşının özelliklerini, hastalarının ihtiyaçlarını, kliniğinin işleyişini, diğer görevlerini ve kendi çalışma özelliklerini dikkate alarak kendi çalışma düzeninin ve poliklinik planının oluşturulmasında söz sahibi olabilmelidir.
Randevu bulamamak vatandaş için gerçek bir sorun. Ama bunun çözümü hekimle hastayı karşı karşıya getirmek değil; sağlık hizmetini gerçek iş yüküne göre planlamaktır.
Hekimlerin de çalışma hayatında nezakete, anlayışa ve mesleki değerlendirmelerine güvenilmesine ihtiyacı var.
#hakkıylagörev #saygı
egzersiz yapmanın depresyona iyi geldiği doğru hatta depresyondaki danışanları da harekete geçirmek için teşvik ederiz genelde fakat norveç vatandaşı olup refah dolu bir ortama ve zenginliğe doğmanın egzersizden daha etkili olduğunu düşünüyorum