Pes ediyorum. Bu seriye son olarak bunu ekliyorum. Bu alçaklığın ötesi var mıdır bilmiyorum.
İsrail'e Dikenli Tel göndermeye devam ediyoruz ve bunu da Filistin'i kullanarak yapıyoruz.
Bildiğiniz gibi İsrail'in Mescidi Aksa etrafına çektiği dikenli telleri biz göndermiştik. Büyük tepki gelince ticaret yasağı çıktı. Şimdi ne yapıyoruz? Gümrük çıkış evraklarında Filistin yazıp yine İsrail'e gönderiyoruz.
TÜİK verilerine göre İsrail'e düzenli olarak dikenli tel gönderdiğimizi aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. İsrail ile ticaret kısıtlaması geldiği aydan itibaren dikenli telleri artık Filistin üzerinden gönderdiğimizi de görebilirsiniz. Hatta Ağustos 2024'te dikenli tel ihracatında rekor kırmışız çünkü İsrail'in yakıp yıkıp işgal ettiği topraklarda daha çok dikenli tele ihtiyacı olmuş.
Linkini de vereyim kendi gözlerinizle görün: https://t.co/ufWaY4Ap6G
İsrail ile ticaretin devam ettiğini ve yasaktan sonra sadece kılıfına uydurduklarına dair birçok delil ortaya çıktı. İlk günden itibaren, sektörde çalışan insanlardan çok sayıda bilgi geldi ancak sadece herkesin teyit edebileceği resmi kaynaklarla kanıtlayabildiklerimi paylaştım.
İsrail gazeteleri de Netanyahu'nun kararı ve özel izni ile bu ticaretin Filistin maskesi altında sürdüğünü yazdı. Çünkü Türkiye'nin tedariği kesilirse İsrail zarar görür diye açık açık ilan ettiler.
Biz, hükümet ve devlet politikası olarak, lafta Filistin'i gerçekte İsrail'i desteklediğimiz için böyle bir çözüme gittik. MÜSİAD dahil sanayicilerin ve tüccarların da istediği buydu.
Yetkililer, onların güdümlü gazetecileri ve hatta troller kafasını kuma gömmüş durumda. Bu konuya hiç giremiyorlar. Keşke utandıkları için olsa ama daha çok duyulup konuşulmasından korkuyorlar.
1 yıldır İsrail ile ticareti araştırıyorum, kanıtlıyorum, paylaşıyorum. En net gördüğüm şeylerden biri ticaretin kutsallığı oldu. Net olarak söylüyorum, bizi yönetenler açısından ticaret dinden daha kutsal. Bunu normal karşılayabilirsiniz ama riyakârlık arşa çıkmış.
Gördüğüm bir diğer şey, hamaset dolu laflarla beraber aslında ne kadar İsrail etkisi altında olduğumuz. Elbette ABD, AB ve NATO bağımlılığı bunda belirleyici rol oynuyor.
Gücünü ve servetini kaybetmekten ölesiye korkan ve ülkesini hem ekonomik hem sosyal olarak buhrana sürüklemiş birinin otoritesi altında yönetilen bir ülkeye her şeyi yaptırabiliyorlar.
1 yıldır İsrail ne istediyse aldı bizden. Sadece kameralar karşısında boş boş atıp tutmaya izin verdi.
Dikenli Tel tedariğimiz büyük tepki toplamıştı, seçim sonuçlarını bile etkilemişti. İsrail bizim iktidarı o kadar teslim almış durumda ki, yine de göndereceksin diyor. Hem de, alay eder gibi, Filistin'i araç ederek göndereceksin diyor. Hem de daha çok göndereceksin diyor. Kuzu kuzu yapıyoruz.
Bu mekanizmayı planlayan, kuran ve işleten siyasilerimiz ve patronlarımız çok da rahatsız değiller. Sonuçta parasını alıyorlar. Sadece duyulmasın bilinmesin konuşulmasın istiyorlar.
Haluk Ağabeyoğlu'nun aramızdan ayrıldığını derin bir üzüntüyle öğrendim. Artık başımın dertte olduğunu benden önce hissedecek ve çare önerecek, bir şey olursa diye kendi kendisini arkamı kollamakla görevlendirecek dostumun hayatta olmadığını kabullenmek güç. Devrimci hareketin birliği, sosyalist partinin iç demokrasisi, HDP'nin tek bir oyu bile çalınmasın diye seçim güvenliğine odaklanılması için sorumlu bildiklerinin başını ağrıtacak bir Haluk olmamasına en çok o sağken baş ağrısından yakınanların üzüleceğini biliyorum. Sebatkarlığı, doğru olanda ısrarı, nezaketi hiç elden bırakmadan sözünü sakınmazlığı, azınlığın hakları için didinmesi, büyük başarılar için her gün küçük direnişler peşinde koşmasıyla hareketin manevi güç kaynakları arasında edindiği istisnai yer tamamen kendi eseriydi. Geride bıraktıklarının onunla övünmek için çok nedeni var. Eşi, oğlu, yakınları ve yoldaşlarımızın başı sağ olsun. Adı ve emeği hep sevgi ve saygıyla anılacak..
“İhanet ve hainlik” sözcüklerini diline pelesenk eden faşistlerin, dün iştirak ettikleri eyleme AKP’den daha sert saldırmaları, kimin ihanete ve hainliğe yatkın olduğunu açıkça gösteriyor.
On yıl önce bu gün seni Eskişehir'de bir fırının önünde döve döve öldürdüler canım kardeşim. Ölmeden önce Antakya evladıydın, şimdi 81 ilin evladısın. Henüz 19 yaşındaydın, istesek de unutmayız, unutamayız... Ali İsmail Korkmaz 🥲
11 yıl önce bugün, saatler 17.40’ı gösterirken Ankara, Güvenpark’ta hedefi belli kör bir kurşunla aramızdan alacaklar onu… #EthemSarısülük Unutmadık, Unutturmayacağız!
Anısına saygıyla 🙏 #Gezi11Yaşında
İsrail ordusu sanki "yapılmadık ne aşağılık iş kaldı?" diye araştırıp hep yeni birşeyler buluyor. Sıkılıyorlar herhalde hep aynı şekilde öldürmekten falan. Dün geceki toplu çadır yakma belki azıcık neşe katmıştır hayatlarına ama o da geçti bitti işte. Üstelik topu topu 40-50 ölü!
Bugün Cumartesi. “Benim annem Cumartesi” günü. Otuz yıla yaklaşan, üç kuşak eskiten Türkiye’nin en inatçı vicdani, hukuki, ahlaki ve siyasi itiraz hareketinin Galatasaray’da 1000. buluşması. Bu ülkenin yumuşama, normalleşme barometresi haline gelen en uzun soluklu eylemin günü.
Gazeteci Celal Başlangıç’ın vefatını öğrenmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Ailesine, sevenlerine, meslektaşlarına başsağlığı diliyoruz.
Celal Başlangıç meslek hayatı boyunca görünür olmayanları görünür kılmak, sesi duyulmayanların sesi olmak için çaba gösterdi. Bizim de medyadaki sesimiz olan Celal Başlangıç’ın vefatı bu toprakların tüm mazlumları için büyük bir kayıptır. Güle güle Celal, seni hep iyilikle, güzellikle anacağız.
12 Eylül 1980 döneminde İstanbul’un en önemli işkence merkezi olan Gayrettepe Siyasi Şube binası (Birinci Şube) yıkılıyor. Ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı, nice insanın can verdiği, sakatlandığı bellek mekanları yok edilse bile, bu kötülükler asla unutulmasın…
Evet, israil'e sivil jet yakıtı satışı yapılıyordu. Belgesini de paylaşayım. Ayrıca, TÜİK'de de görebiliyoruz, Ticaret Bakanı da açıkladı. İşin bir de diğer boyutu var. Azerbaycan petrolünü İsrail'e teslim eden aracı konumundayız. Elbette savaş uçaklarında da kullanılmak üzere.