Prof. Dr. Yalçın Küçük hocamızın 1999 yılındaki "başkanlık sistemi" öngörüsü:
"Kaba Marksistlerin, bunları "kişisel çözümlemeler" sayarak küçümsemeleri mümkündür; bilimde, sağlam ilişkiler düzenlerini ortaya çıkarmak çok önemlidir. Yapabildiğimizi sanıyorum. Medya cephesindeki gelişmelerin paralellerini, bürokrasi ve kadrolar planında da görüyoruz. a) İstihbaratçı ve sağcı Baki İlkin, kıdem ve birikiminin elvermemesine karşın, Washington büyükelçisi yapılmıştır. Türkiye'nin Washington büyükelçisinin kim olacağı Washington hükümeti için çok önemlidir; nihayet Missuri Türkiye'ye gelirken, kemiklerini ve oğullarını, Ertegün Kardeşler, Amerika'ya hediye eden ambasadör Hüseyin Baydur'un cesetini getirmiştir ve Elekdağ da Washington Büyükelçiliği'nden emekli olmuştur; b) New York'ta BM Temsilciliği'ne ise, Dyp Başkanı Çiller'in "beynimin öbür yansı " tabir ettiği Volkan Vural atanmıştır; c) Tarık Aziz' in Washington'un protesto ettiği Ankara ziyaretini önlemek için ise , Dışişleri Müsteşarı Korkmaz Haktanır, "medya" ile birlikte, açıkça çok sert bir gerilla savaşı düzenlemiştir. Müsteşar Haktanır, başbakana karşı tutum almaktan, dışişlerini bölmekten ve Genelkurmay'a ters düşmekten çekinmemiştir.
Devam etmeden önce bir anayasal parantez açmakta yarar görüyorum. Analizini yaptığım ve ortaya çıkardığım bu ilişki, embryonik halde bir "başkanlık sistemi" ilişkisidir; "başkanlık sistemi", tekelli bürokratik düzenin rejimidir. Bugünkü parlamenter düzenin en bozulmuş halinde bile bu tür ilişkileri ortadan kaldırmak imkan dahilindedir; ancak başkanlık sisteminde, kurulan, "medya" ve dışişleri bürokrasi zincirini kırmak imkansız değilse bile çok zordur. Başkanlık sisteminde tekeller bürokrasisi ile kamusal bürokrasi birbirine zincirlenmektedir ve geçişler bunlar arasında olmaktadır; bugünkü Amerika'da görüyoruz."
Fehim Taştekin'in zor gecesi, silinen kaynaklar, BBC'nin notu, Batı medyasının faşizmle kucaklaşması...
Gazeteciler @fehimtastekin ve @hakki_ozdall, dünyadaki gelişmeleri "Bindik Bir Alamete" programında değerlendirdi. Programın tamamını Youtube kanalımızda izleyebilirsiniz
▶️ https://t.co/bPE4ROQaMC
📌 O gece gazeteciliği bırakıyordum
📌 BBC'ye Ukrayna-Rusya savaşı ile ilgili bir profil çıkaran bir yazı yazdım. Odessa'da sendika binasında insanların yakılmasından, bunu meşrulaştıran Odessa valisinin bir demecinden bahsediyorum
📌BBC referansların kaynağını sordu. Geri döndüm ve referansların kaynağını bulamadım. Her şeyi denedim bulamıyorum. En sonunda Wiki'de hani referans bölümü oluyor ya, on beşinci referansta benim tam olarak alıntı yaptığım cümlenin birebir aynısı orada duruyor. Fakat sayfada on beşinci maddeyi de silmişler. Resmen temizlik yapmışlar, kazımışlar
📌Benim yazım üzerine üç sayfalık bunun Rus bakışını yansıttığını belirten bir editöryel kritik geldi karşıma. Eleştiri olarak karşıma getirdiği hiçbir şey somut olarak beni yalanlayan şeyler değil.Tamamen propaganda. Yani Batı propagandası, Ukrayna propagandası, bu, bu editöryel bir çaba değil, dedim. Hatta ağır bir şey dedim, "bana bu mektubu yazan editör kimse gazeteci falan değil, militan" dedim
📌İlla Rusya'ya vurmak için gerçekleri tahrif etme çabasıydı bu. Batı eğer kendi çıkarları için birileri eğer bir çıkış yapıyorsa, onu müthiş derecede parlatma konusunda çok maharetli ve onların antidemokratik yönelimlerini, otoriteryen yönelimlerini asla ve kat'a görmüyorlar
sinan cemgil, yalnızca türkiye devrim tarihinin değil, dünya devrim tarihinin de en önemli öğrenci liderlerinden biridir. izin verirseniz, her ölüm yıldönümünde yaptığım gibi bugün de anlatacağım biraz.
geçmiş olsun ağabey, yeni partinizde önemli pozisyonlara yerel eşraf, mütegallibe, ihale mafyası, hemşeri konsorsiyumu, topuklu bilmemne, siyaset esnafı yerine partiye ve ülkeye inanan kadınları, gençleri, emekçileri getirirseniz hain main diye slogan atmak zorunda da kalmazsınız
13 seçim kaybetmiş üzülmemiş; CB seçimini kaybettiğinin ertesi günü 1 genç kendi adını da zikrederek kimseye hakkını helal etmediğini yazdığı bir mektupla hayatına son verince üzülmemiş de dün gece mi üzülüp sinirlenmiş? "Hain" size iltifattır, sizi kafese koyup gezdirmek lazım.
Edremit’te MESEM'li bir öğrenci gönderildiği işyerinde istismara maruz bırakıldı!
Bu olay ne ilk ne de münferit!
Sivas’tan Urfa’ya, fabrikalardan TBMM’ye uzanan bu karanlık tablo, MESEM sisteminin bizzat kendisinden besleniyor.
Çocukları okuldan koparıp denetimsiz atölyelere hapseden bu düzen, çocukları her türlü sömürü ve istismara açık hale getiriyor.
Çocuklardan ya mağdur ya da suçlu üretiyor.
Baş müsebbibi Yusuf Tekin'e soruyoruz: Sermayenin çarkları dönsün diye daha kaç çocuğun hayatını karartacaksınız?
@Yusuf__Tekin@tcmeb