✍🏻 DERVİŞOĞLU’NUN TUHAF TAVRI
💢 İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yıllar önce dile getirdiği “Rabb’im bana bir gün Kudüs Valiliği’ni nasip etsin” şeklindeki samimi duasını alaya alarak maalesef tam da İsrail’in isteyebileceği ya da onları sevindirebilecek bir üslubu sergiledi.
💢 “Kudüs’e vali bulurlar merak etme, sen bakansın bakan!” derken konunun nerelere varabileceğini neden hesap edemiyor?
💢 Bir Türk siyasetçinin, ümmetin kalbi Kudüs için yapılanbir niyazı küçümsemesi, İsrail’in işgalci zihniyetine benzeyebilecek bir potada bulunması son derece üzüntü verici…
💢 İsrail, Kudüs’ü tekeline almak, Müslümanların ve Türk milletinin oradaki manevi bağını yok saymak için her yolu deniyor.
💢 Mescid-i Aksa’da ezanı susturmaya çalışıyor, Filistinli mazlumları ezerek “burası sadece bizim” diyor.
💢 Dervişoğlu da Bakan Çiftçi’nin kalbinden yükselen o kadim temenniyi ‘karikatürize’ diye etiketleyip “işinize bakın” diye kestirip atarken, adeta Tel Aviv’den fırlayabilecek bir üslupta bu lafı söylüyor.
💢 Kudüs hassasiyetini ‘sataşma’ diye yaftalamak, İsrail’in Kudüs’ü Müslümanlardan koparma politikasının siyasi muadili olarak dahi anılabilir.
💢 Buna dikkat edilmeliydi…
💢 Bir bakanın gençliğinde Kudüs için dua etmesi, bu milletin asırlık davasıdır.
Şam’ın, Halep’in, Karabağ’ın özgürlüğünü gördükten sonra Kudüs’ün de özgürlüğünü görmek istemek bir Türkiye sevdasıdır.
💢 Dervişoğlu bunu alıp “Mülkiyelisin yahu, vali değilsin bakansın” diye tiye alırken, aslında milletin Kudüs sevdasını İsrail’in işgaline karşı savunmasız bırakabilecek bir açıklamaya imza atıyor.
💢 İsrail, Kudüs’teki Müslüman varlığını her fırsatta karikatürize ediyor, camileri basıyor.
Dervişoğlu da bu provokasyonlar ortadayken, bir Türk bakanın manevi arzusunu ‘ülkeyi karikatürize etmek’ diye suçluyor.
💢 Bu üslup, milliyetçilikle bağdaşmaz; aksine, Kudüs davasını sulandıran, İsrail’in ekmeğine yağ süren bir yaklaşımdır.
💢 Gerçek milliyetçi ve vatansever, Kudüs’ü sadece bir valilik makamı değil, fetih hayali olarak görür.
💢 Bakan Çiftçi’nin sözleri tam da budur…
💢 Bir niyaz, bir ufuk, bir dava...
💢 Muhalefet lideri güvenlik sorunlarını eleştirmek istiyorsa somut verileri ortaya koyarak bunu yapabilir…
💢 Çeteler, suç oranları, 18 yaş altı sorunlar…
💢 Bunlar pek tabii tartışılır.
💢 Ama bunu yaparken milletin Kudüs sevdasını İsrail’in diline doladığı gibi aşağılar bir ifadeyle, sorumlu muhalefet değil, İsrail’e methiye düzme noktasına kendisini getirebilir, çok dikkat etmeli…
♦️ Ferhat Murat / Haber 7
CHP’nin bugün yaşadığı kriz yalnızca bir liderlik krizi değil, daha derinde bir kimlik ve anlam kriziyle karşı karşıya.
CHP, uzun yıllar kendisini belirli bir siyasi iklim içinde tanımladı. Cumhuriyet mitinglerinin, 367 krizinin, yaşam tarzı tartışmalarının, başörtüsü yasaklarının ve vesayet eksenli siyasetin mümkün olduğu bir dönemde; CHP’nin neye karşı olduğu da, neyi temsil ettiği de daha netti. Fakat Türkiye değişti. CHP’nin uzun yıllar siyaset ürettiği fay hatları, eski mobilizasyon gücünü kaybetti.
Müslümanların kamusal alandaki görünürlüğü normalleşti. İnancını yaşamak, başörtülü olmak ya da Anadolu’dan gelip devletin ve ekonominin çeşitli kademelerinde yer almak artık bir mücadele değil, pratikte de sıradan bir vatandaşlık hakkı haline geldi. Kültürel vesayetin imtiyazlı grupları otoritesini kaybetti.
Eski siyaset ikliminin kaybolması karşısında CHP, yeni iklime uygun güçlü bir hikaye üretemedi.
CHP’nin önemli bir bölümü kendini hala Türkiye’nin doğal merkezi olarak görüyor. Oysa Türkiye’de merkez artık tek değil. Daha çoğulcu, daha dağınık ve daha rekabetçi bir yapı var.
Bu yüzden İmamoğlu gibi CHP siyasi hareketi içinde yetişmemiş, partinin tarihsel kodlarıyla şekillenmemiş bir figürün kısa sürede parti üzerinde vesayet kurabilir hale gelmesi tesadüf değildi.
Daha ilginç olan ise şu; yıllarca demokrasi, çoğulculuk ve ifade özgürlüğü söylemi üzerinden siyaset yapanlar, bugün kendi içlerindeki farklı seslere karşı son derece tahammülsüzler. Kılıçdaroğlu’na destek veren CHP’lilerin sosyal medyada maruz kaldığı linç kampanyaları bunun en görünür örneği. Bir zamanlar siyasi rakiplere karşı kullanılan dijital baskı ve mahalle denetimi mekanizması, bugün CHP’nin kendi içinde çalışıyor.
CHP ilk kez kendi ürettiği siyasal kültürün sonuçlarıyla yüzleşiyor.
Bahçeli’den Özel ve Kılıçdaroğlu’na çağrı:
9 Eylül’de kongreye gidilebilir
Kaynak: Türkgün Gazetesi
Devlet Bahçeli:
■ CHP’de bir “arınma ve durulma” sürecinin başlatılması gereklidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir.
■ Yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır.
■ Yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih Partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir.
▪️Bunları yerine getirecek olan Sayın Kılıçdaroğlu’dur.
Gönül isterdi ki, bu videoyu 20 bin takipçimin tamamı izlesin ve tamamı paylaşsın, ama uzun bir tecrübeden sonra öğrendim ki
bu mecradaki insanların da çoğu sen bana, ben sana usûlü ile destek veriyorlar birbirlerine.
Yanlış anlaşılmasın, destek istemiyorum, bu videoyu izleyin ve arşivinize kaydedin.
İzleyince, "İyi ki izlemişim" deyip bana hak vereceksiniz.
Bırakın Türkiye'ye saldırmayı, yan gözle bile bakamazlar!
Hayal gücünün sınırlarını zorlayan ürünler sergileniyor
İTÜ merkezli savunma sanayii şirketi DATUM, Türkiye’nin yerli ve milli ilk mini denizaltısını tanıttı
SİNARİT, bir standart kamyon konteynerine sığabiliyor ve A400M uçaklarıyla taşınabiliyor.
Sinarit, değiştirilebilir faydalı yük bölmesi sayesinde 12 farklı faydalı yük taşıyabiliyor. BAYKAR’ın dronlarını kullanarak sürü İHA saldırısı yapmak
12 adet Malaman Mayını dökmek
2 adet Akya, 6 adet Orka torpidolarına ek olarak satıha çıkarak ASELSAN Mercan elektro-optik sensörleri ile istihbarat toplamak
METEKSAN’ın sentetik açıklıklı sonarı ve ROV ile mayın karşı tedbiri harekatı yapabilmek
ROKETSAN’ın Atmaca ve Çakır, Tübitak’ın Gezgin ve Gökdoğan füzeleri deniz kara ve hava hedeflerine hücum gerçekleştirmek bu yeteneklerden bazıları.
Türk savunma sanayi artık bambaşka bir yere gidiyor.
Yeni geliştirilen füze düşman radarına kendini savaş uçağı gibi gösterebiliyor.
Bu ne demek?
- Düşman ekranda uçak görüyor sanıyor.
- Hava savunmasını ona göre açıyor.
- Radarını yoruyor.
- Mühimmatını boşa harcıyor.
- Asıl hedefe alan açılıyor.
Yani sadece vuran değil düşmanı kandıran, sistemi şaşırtan mühimmat yapıyoruz.
Bu seviye başka seviye.
Valla gurur duymamak elde değil.
Bütün emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Şunu belirtmekte fayda var;
Dünya neden Yıldırımhan şoku yaşadı biliyor musunuz?
En güçlü füzeler düne kadar Rusya’daydı.
Rusya’nın gurur duyduğu ICMB füzeleri 2 mach hızla kalkıyor ve en fazla 14 mach’e kadar çıkıyor.
Fakat, Yıldırımhan ne yapıyor?
9 mach hızlarda kalkıyor ve 25 mach’e kadar çıkıyor.
İşte bu yüzden Dünya şaşkınlık içinde, ne oluyor ne gidiyor diye çaresizce birbirine soruyor!
Bu süpergüç için bir seviye eşiğidir, sen bu füzeyi yaptıysan ve eşsiz bir teknolojiye ulaştıysan artık gerisi sadece rakamlardan ibaret, büyütürsün üzatırsın kısaltırsın sana ne lazımsa yaparsın, nükleer başlık takarsın, termobarik takarsın, motor ve yakıt durumunu artırır ABD’ye kadar uzatırsın. Yani artık güç sende!
Bunun bilincinde olmak lazım. Ülkenizin ve çocuklarınız geleceği için kimsenin sana bomba yağdıramaması için bu emeğe ve çabaya saygı göstermek gerekir.
Not olarak ekleyelim. Bu füze uzaya fırlatılarak bir çok kez denendi, hatta ben de haber yaptım, hipersonik roketle uzaya ilk başarımız diye bir iki yıl önce, işte meğer bunun alt yapısıymış. Somali’de okyonus üzerinde de test edildi, hızı ve hedef vuruşu herşeyi test edildi. Maket diyenlere gülüp geçin…
🇹🇷
Emre Erciş’in sosyal deneyinin sonucu.
Bu paylaşımın altına yorum yapan AK Parti destekçilerinin ezici bir çoğunluğu “Partisi farketmez, yolsuzluk ve ahlaksızlık varsa üstüne gidilmeli ve sorumlular cezasını çekmeli” benzeri ifadeler kullandı.
AK Partililerle Ekremciler ve bugünün CHP’sini destekleyenler arasındaki bariz fark bu işte.