"Bir insanın sizi sevip sevmediğini, isteklerinize verdiği tepkilerden değil; onun planlarına uymadığınızda takındığı o soğuk ve mesafeli tavırdan anlarsınız. İşler kendi istediği gibi gitmediğinde sizi suçluluk duygusuyla terbiye etmeye çalışan herkes gizli birer manipülatördür."
Sadaka verin.
Moraliniz bozuksa sadaka verin.
Bağ kesemiyorsanız onun adına sadaka verin.
Bir dileğiniz varsa sadaka verin
Hastaysanız sadaka verin.
Beladan korunmak için sadaka verin.
Ve bunu ihmal etmeyin.
Ben inatçıyım, çabuk sinirlenirim, takıntılıyım, aşırı fedakarım, ben böyleyim, ben şöyleyim ve değişemem, bunu sevmem’ denilen, karakterize edilen sabit roller kişinin hayal kırıklıklarının, gerginliğinin ve mutsuzluğunun temel kaynağıdır.
‘Ben böyleyim, beni böyle kabul et’ diyerek negatif rollerini dönüştürmeyi red edenleri kendi sabitlikleri ile baş başa bırakın.
Hayat, onların sabit ya da değişmez sandıklarını, acı deneyimlerle kıracaktır.
Başarılarımız çocuklukta fark edilip aferin ile karşılanmadıysa bugün ne kadar başarılı olursak olalım içimizde bir yetersizlik hissi olabilir. Dışarıdan gelen alkışların sesi yüksek olsa bile içerideki ses hep daha fazlası olmalıydı diyebilir. Sevgi de değer de fark edildiğimizde, görülüp karşılık bulduğunda içimizde kök salar. Bu yüzden bazen eksik kalan yerlerde başarı, değerli hissetmenin yolu haline gelir ve daha fazlasını yaparsam belki….hissederim düşüncesi ile daha fazla çabalamak daha değersiz hissetmeye neden olabilir.
İnsan tecrübelerini kendini harcayarak kazanıyor. Güvendiğinde kırılabiliyor. İnandığında yanılabiliyor. Sevdiğinde ise yorulabiliyor, kırılabiliyor. Ve sonunda hiçbir duygunun bedelsiz olmadığını öğreniyor. Bu yüzden kalbini, aklını ve emeğini kime verdiğine dikkat et ki, birileri için bir şeyler için emek harcadığını düşünürken sonunda kendin harcanma!
- Tolga Akpınar
Laf sokarak konuşma, ciddi bir ruhsal bozukluktur. Kötü duygusu yüksek olan insanlar, karșı tarafa laf sokarak kendilerini iyi hissetmeye çalışırlar. Bazen kapalı bazen açık bir şekilde bunu yaparlar.
Psikolojik Danışman Dılzar Yurtdaş:
• Bir insanın seni gerçekten sevip sevmediğini en çok kavga anında anlarsın.
• Çünkü çoğu insan iyi günde seviyor gibi davranabilir.
• Önemli olan; sinirlendiğinde sana nasıl davrandığı.
• Seni aşağılıyor mu?
• Sessizce cezalandırıyor mu?
• Yoksa problemi çözmeye mi çalışıyor?
• Çünkü bazı insanlar tartışırken gerçek karakterini gösterir.
• Günlerce kaybolma, seni suçlu hissettirme, alay etme...
• Bunlar sadece 'sinir' değildir.
• Bunlar ilişkiyi yavaş yavaş güvensiz hâle getiren davranışlardır.
• Sağlıklı ilişkilerde kavga olabilir ama insanlar birbirini yok etmeye çalışmaz.
• Çünkü gerçekten seven insan, sinirlendiğinde bile seni düşmanı gibi hissettirmez.
İsrail saldırılarında yıkılan bölgede yakınlarını arayan Filistinli baba dünyaya seslendi:
"Tüm dünya, Dünya Kupası'nı izliyor. Kimse bize bakmıyor."
"Gazze kan ağlıyor."
"Tüm dünya uykuda, Araplar uykuda."
NARSİSTİK BİRİ
HAYATINDAKİ İNSANA NE YAŞATIR
Sürekli seni suçlar.
Ne yapsan beğenmez.
Bir gün iyi, bir gün soğuk olur.
Seni kendinden şüphe ettirir.
Kırıldığını önemsemez.
Hep haklı çıkmak ister.
Seni dinlemez.
Sürekli kendini anlatırsın.
Seni başkalarıyla kıyaslar.
Güzel şeyde bile kusur bulur.
Seni değersiz hissettirir.
Gitmek isteyince suçlu hissettirir.
Kendi isteklerini unutturur.
Seni yalnız bırakır.
En sonunda kendini, kaybetmiş gibi hissedersin.
İNSAN DAVRANIŞI HAKKINDA PSİKOLOJİK OLARAK BİLMENİZ GEREKENLER:
- Eğer biri çok fazla uyuyorsa o kişi MUTSUZDUR.
- Bir insan eğer basit şeylere bile ağlıyorsa o kişi MASUMDUR.
-Çok boş şeylere bile gülen bir insan varsa derin bir YALNIZLIK içindedir.
-Eğer bir insan ağlamıyorsa o kişi GÜÇSÜZDÜR.
Seçilmiş bir insanın yolu her zaman düz olmaz. Bazen en güvendiği insanlar tarafından yarı yolda bırakılır, bazen değeri bilinmez, bazen de hiç hak etmediği suçlamalarla karşı karşıya kalır. Hayat onu sınamak için çukurlara atar, yalnız bırakır, unutulmuş gibi hissettirir. Dışarıdan bakanlar onun kaybettiğini sanır. Oysa bazı insanlar düşmek için değil, güçlenmek için sınanır. Çünkü kaderi büyük olanın engelleri de büyük olur. Geçici yenilgiler, kalıcı zaferlerin hazırlığıdır. İnsanlar seni yanlış anlayabilir, hakkında konuşabilir, yolunu kesmeye çalışabilir. Ama gerçekten seçilmiş olan biri, yaşadığı hiçbir karanlıkta kaybolmaz. Çukur da görür, fırtına da görür; yine de yürümeye devam eder. Ve zamanı geldiğinde, onu küçümseyenlerin şaşkın bakışları arasında kendi sarayına ulaşır.
Büyümek bazen içinden parçalanırken bile dışarıdan dimdik görünmeyi gerektirir. Canın yanıyorken işe gitmek, sorumluluklarını sürdürmek, kafanın içinde binbir düşünce varken sofrayı kurmak, faturaları ödemek, hayatı aksatmamak zorundasındır. Çünkü hayat, sen durmak istesen bile durmaz. Yorgunluğunu kimse tamamen taşımaz, eksik kalan yerlerini kimse senin yerine toparlamaz. Yetişkinlik tam olarak budur, kırıldığın günlerde bile kendi yükünü omuzlayıp yoluna devam edebilmek.
Hz. Ömer'den muazzam bir nasihat:
"Kendini fazla yorma her şey Allah'ın takdiri ile olur. O'nun takdir ettiği bir şey seni ıskalamayacak, o'nun izin vermediği şey sana isabet etmeyecektir."
Mutlu insanlar güzel konuşur. Güçlü insanlar başkalarının başarısından rahatsız olmaz. Kendisiyle barışık insanlar ise başkalarının ışığını söndürmeye çalışmaz.
Bir insan sürekli heves kırıyor, küçümsüyor, değersizleştiriyor ve takdir etmekte zorlanıyorsa; bu çoğu zaman sizin değerinizi değil, onun iç dünyasını anlatır.
Çünkü insanın dışarıya sunduğu şey, içinde taşıdığının yansımasıdır. İçinde huzur olan huzur dağıtır. İçinde güven olan güven verir. İçinde kıtlık olan ise sürekli eksik arar.
Başkalarının başarısını alkışlayabilmek karakterdir. Takdir edebilmek özgüvendir. İlham verebilmek ise içsel zenginliğin göstergesidir.
Bu yüzden hevesinizi kırmaya çalışan her sesi gerçek sanmayın. Bazı yorumlar bilgi değildir; sadece yorum sahibinin kendi iç dünyasına ait birer kayıt dosyasıdır.
Parazitleri değil, vizyonunuzu dinleyin. Çünkü hayatınızı değiştirecek olan şey eleştirilerin gürültüsü değil, hedeflerinizin sesidir.