İsrail’in 13 Haziran 2025 saldırısı, bölge jeopolitiği ile diplomatik ve askeri dengeleri dramatik biçimde etkiledi. Bu karmaşada Jeopolitik pozisyonumuzu çok net belirlememiz gerekir. Görünen o ki gerilim savaşa dönüşüyor. Türkiye, bu karmaşada nerede duracağını açıkça belirlemelidir. Unutulmamalıdır ki İran’ın çöküşü, bir rejim değişikliğinden çok daha fazlasıdır. Bu, bir bölgesel direncin yıkılması, yani Türkiye’nin Suriye’den sonra jeopolitik tamponlarının sonuncusunun da ortadan kalkmasıdır. İran düşerse, Türkiye’nin çevresinde bağımsız bloklardan oluşan savunma hattı kalmayacaktır. Suriye zaten çöktü, Irak fiilen bölündü. İran sonrası sıranın Türkiye’ye geleceği mesajı artık bir komplo değil, bizzat bölgedeki dinamiklerin açık ifadesidir. Bu saldırı sadece İran’a değil, aynı zamanda finans kapital, neocon hegemonya karşısındaki bağımsız savunma reflekslerine yönelmiş bir saldırıdır. İran bugün hedefteyse, yarın Türkiye’nin jeopolitik çıkarları ile tüm stratejik program ve gayretleri meşru hedef hâline getirilecektir. İran’ın çökmesiyle doğacak boşluk, İsrail ve ABD’nin yeni vekilleri tarafından doldurulacaktır. Türkiye bu süreçte edilgen kalırsa kendi çevresinde düşman bir kuşakla karşılaşacaktır. Pasif diplomasi ve “bekle-gör” refleksi, aktif kuşatma üretir. Türkiye, İran çöküşü sonrasında “sıradaki ülke” potasına girebilir. “İran Operasyonu” bağımsız savunma doktrinleri olan bütün bölge ülkelerine yöneltilmiş bir mesajdır. Türkiye, milli gücünü stratejik etkiye dönüştürebilmelidir. Türkiye özellikle Stratejide zayıf bir ülke konumuna düşmemelidir. İsrail, meşruiyetini yitirmiş olabilir ama aktif strateji üretmesi ve hamle yeteneği ile fiilen etkinlik kuruyor. Türkiye, gücünü stratejik etkinliğe dönüştürmek için teknolojik, diplomatik ve askeri hazırlıklarını artırmalıdır. Öncelikle ivedilikle iç barış ve istikrar sağlanmalıdır. İç siyasi hesaplaşmalar bir kenara bırakılmalıdır. Başta anayasa değişikliği ve LOZAN ruhunu zedeleyecek her türlü girişim ve söylemden kaçınılmalıdır. KKTC ile en kısa zamanda Monako Modeli bir bütünleşme modeline geçilmeli, adada süratle deniz ve hava üsleri kurulmalıdır. Suriye’de YPG/PYD ve benzeri oluşumların bağımsız Kürt devletine yönelecek her türlü girişimine karşı gerekirse önleyici tedbirler alınmalıdır. Türkiye’de ABD, AB ve İsrail etki ajanlığına yönelik kısıtlayıcı tedbirler ivedilikle alınmalıdır. Bu çerçevede Rusya’da ve İran’da kamyonlarla gizlice ülke içlerine sokulan drone’lar vasıtasıyla uygulanan imha taktiklerinin Türkiye’de kritik üs, fabrika, stratejik mahaller ve komuta kontrol merkezlerine yakın bölgelerde uygulanmasının önlemleri şimdiden alınmalı ve kontrol tedbirleri alınmalıdır. Son sözümüz: ‘’Atatürk gibi düşünün ve uygulayın.’’ Unutmayalım ki 100 yıl önce finans kapital ve hegemonyanın en büyük sahibi İngiliz şımarıklığına Çanakkale’de; Kut Ül Amare’de, Kurtuluş Savaşında ve Lozan’da tokat atabilen ve asla sömürge olmayan tek ulus Türklerdi. 100 yıl önce başardık yine başarırız. Yeter ki Atatürk’ün gemisine binin.
Siyasette ahlak,
Yönetimde adalet..
İşin sırrı burada.
Varılacak nokta, uzlaşılacak ilke;
Herkes için sığınılacak en salim liman demokratik hukuk devleti..
Aksi savrulan sürüklenen ülke..
🚨#SONDAKİKA: İstanbul başta olmak üzere birçok ilde lise öğretmenleri açığa alınıyor
İstanbul başta olmak üzere birçok ilde 30’dan fazla köklü liseye yönetici ve öğretmen atamaları yapılarak muhalif öğretmenler açığa alındığı ihbar hattımıza ulaştı.
-Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi: 35 öğretmen
-Küçükçekmece Gazi Anadolu Lisesi: 14 öğretmen
-Florya Tevfik Ercan Anadolu Lisesi: 14 öğretmen
-Eyüp Anadolu Lisesi: 8 öğretmen
-Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi: 30’dan fazla öğretmen
-Süleyman Nazif Anadolu Lisesi: 30’dan fazla öğretmen
-Bahçelievler Anadolu Lisesi: 5 öğretmen
-Atakent Anadolu Lisesi: 1 öğretmen
-Samandağ Atatürk Anadolu Lisesi: 6 öğretmen
-Trabzon Sosyal Bilimler Lisesi: Sayı net değil
-İstanbul Sosyal Bilimler Lisesi: Sayı net değil
-Şehremini Anadolu Lisesi: Sayı net değil
-Burak Bora Anadolu Lisesi: Sayı net değil
-Kabataş Erkek Lisesi: Sayı net değil
-Ankara Atatürk Lisesi: Sayı net değil
-İstanbul Atatürk Lisesi: Sayı net değil
-İzmir Atatürk Lisesi: Sayı net değil
-Adile Mermerci Anadolu Lisesi: Sayı net değil
-Hasan Polatkan Anadolu Lisesi: Sayı net değil
-Dr. Vasıf Topçu Fen Lisesi: Sayı net değil
-Pertevniyal Lisesi: Sayı net değil
📣Bu tweetin altına sizler de haber aldığınız okullar ve öğretmenleri yazabilirsiniz.
Süreç her açıdan turnusol oluyor..
Antidemokratik örtülü otoriter düzenlerde;
Polise sermaye bekçiliği, patronun iktidardan küçük bir ricasıdır.
Sınırları korumayan Özel Tim sermayeyi koruma kollamada!
İddianamesi hala olmayan soyut isnatlarla hapse konulan;
Kaçma şüphesi, delil karatma yok etme imkanı olmayan, Ümit Özdağ’a tutukluluk incelemesi için çıktığı hakim tarafından devam kararı verilmesi
CMK100.’e açıkça aykırıdır.
#ümitözdağserbestbırakılsın
ABD Ukrayna’ya yardımı durdurdu. Turuncu devrim mekanizması USAID faaliyetleri askıya alındı ve 13 bin kişi işten atıldı. Dün itibarıyla ABD Savunma Bakanlığı Siber Komutanlığa Rusya’ya siber saldırıların durdurulması emrini verdi. ABD çok açık şekilde Çin’i dengelemek için Rusya ile tekrar yakınlaşmaya geçiyor. Brzezinski 1997’de yazdığı Büyük Satranç Tahtası isimli kitabında ABD için en kötü senaryonun Rusya ve Çin yakınlaşması olduğunu söylüyordu. Biden iktidarı bunu sağladı. Trump bu durumdan kurtulmak istiyor. Diğer yandan AB ve İngiltere ABD’nin hem Çin hem Rusya ile mücadele etmesini ve fakat kendilerinin refah devletleri olarak yola devamını ve aynı zamanda ABD’ye 300 milyar dolar ticaret fazlası verecek kadar ihracata devam etmesini istiyor. Trump şimdi Avrupa’ya “buraya kadar” dedi. Diğer yandan İngiliz Başbakanı Starmer’in Trump beyaz sarayı devralmadan kısa süre önce Zelensky ile 100 yıllık liman, boru hatları ve maden işletim anlaşması yaptığını ve buna Trump’ın çok kızdığını hatırlatalım. İngiltere çökmüş bir imparatorluğun son demlerini entellektüel sermayesi ile yaşamaya çalışıyor. Ekonomisi sürünüyor. Ülkede fikir ve ifade özgürlüğü her geçen gün kısıtlanıyor. Silahlı kuvvetleri son derece zayıf ve alay konusu olacak durumda. (Örneğin Kraliyet Donanmasında 60 savaş gemisi varken 45 amiral mevcut. İkinci dünya savaşında 1200 gemiye karşılık 60 amirali vardı.)
AB’nin durumu da farklı değil. Ekonomik durumu vahim. Savunma politikasını son 30 yıldır oluşturamadılar. Yarın barışgücü oluşturmaya kalksalar 40 bin asker bulamazlar. Bu koşullarda Çin’e yönelen ve Rusya’ya yaklaşan ABD’ye inat sonuna kadar Rusya ile savaşa devam diyorlar. Ama sonunda da ABD desteğini talep etmeyi ihmal etmiyorlar. Avrupa başta İngiltere ve Almanya olmak üzere her iki dünya savaşının sebebidir. Yugoslavyanın parçalanma sürecinin asıl müsebbibidir. İki büyük savaşta da ABD yardımıyla kurtulmuşlardır. Yugoslavya krizinde de ABD müdahalesi sonrası Dayton Anlaşması imzalanmıştır. Şimdi tarih tekrar ediyor ve Avrupalılar AB ve İngilizlerin peşine takılarak Rusya ile asla kazanamayacakları yeni bir mücadeleyi başlatmaya çalışıyorlar. Kendi kamuoylarını refah toplumundan güvenlik toplumuna çekmeye ve savunma bütçelerini devasa artırmaya yönelik bu hamlelerinin sonuç vermesi mümkün değil. Diğer yandan Avrupa’nın ABD’den destek görmemesi ve jeopolitik güç merkezi olarak dikkate alınmaması onu orta vadede Çin’e yaklaştıracaktır. ABD artık Avrupa’nın egosentrik ve narsist sömürge geçmişinin yeni tutkularına destek verecek güç birikimine sahip değildir. ABD savunma bakanı Hegseth 12 Şubat NATO Savunma Bakanları toplantısında şöyle dedi:” Pasifik’te Avustralya, Japonya, Filipinler, Singapur ve Güney Kore ile birlikte olsak dahi Çin’i dengeleyemiyoruz.” Avrupa bu gerçek ile yüzleşmek ve Rusya ile savaşı değil barışı tesis etmek zorundadır.
Türkiye ise gerek tarihsel mirası gerekse Montrö Sözleşmesi sorumlulukları paralelinde coğrafyasının da gücünü kullanarak yeni dönemde aktif tarafsızlık politikasına devam etmelidir. KKTC’yi dışlayan, Sevilla haritası üzerinden Mavi Vatan düşmanlığına devam eden, ABD ve İsrail ile güneyimizde Kürt devleti kurmaya çalışan, vatandaşımızı onyıllardır vize kuyruklarında süründüren İngiltere ve AB ile Türkiye askeri alanda yeni maceralara asla girmemelidir.İçimizdeki Damat Ferit ve Ali Kemal hayranlarının söylem tuzağına düşmemelidir. Tarihin en kritik zamanlarını yaşadığımızı hatırlatayım. Tanrı milletimizi maceracılardan ve fırsatçılardan korusun.
Beş Yıl Geçti Ama Acımız Hâlâ İlk Günkü Gibi…
27 Şubat 2020’de İdlib’de hain saldırıda kaybettiğimiz 34 kahraman askerimizi bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyoruz. Onlar, vatan uğruna gözlerini kırpmadan can verdiler. Geride bıraktıkları emanetleri, bizlere kutsal birer mirastır.
Şehitlerimizin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Unutmadık, unutmayacağız… 🇹🇷
Dünyanın en zor işi insanlarla uğraşmak olmalı..
Sosyalleşme özgürleşmeye engel olmamalı.
Bazen özgür olmak için sosyalleşmeye es verip kendisiyle başbaşa kalmalı..
Aksi, farkında olunmayan bir gizli köleleşme oluyor.
Örtülü biçimde birbirlerini boğuyor..
Özgürlük-sosyallik dengesi için muhasebe zamanı….