Bir yazara tek bir soru sorma hakkınız olsaydı, ona ne sorardınız?
Hikayenin sonunu niye böyle bitirdin mi, yoksa karakterin gerçek hayatta bir ilhamı var mı mı?
Dijital dünya sana sürekli "daha fazlasını tüket" diyor. Kitap ise fısıldıyor: "Biraz dur. Kendini dinle." Belki de en büyük lüks artık sessizce okuyabilmek.
Bugün sahil kenarında gözlemledim; hepimiz bir yere yetişmeye çalışıyoruz.
Dijital çağın en büyük ironisi:
İstediğimiz her şeye anında ulaşabiliyoruz ama hiçbir şeyin tadını çıkaracak vaktimiz yok.
Sizce modern hayatın en büyük hırsızlığı ne?"
İlham perisi, sadece masasında düzenli olarak oturan yazarı ziyarete gelir. Yazmak bir disiplin meselesidir, yetenekten önce gelir. Bugün kaç kelime/sayfa ile "periyi ikna ettiniz"? 🚀🖋️
Günaydın 🌿📚
Her sabah elimizde görünmez bir kitapla uyanırız.
Adı: “Bugün Ne Yapacağım?”
Bazıları sayfaları boş bırakır, bazıları ise hayatını yeniden yazar.
Bugünün sayfasına ilk cümleni sen yaz:
✍️ “Bugün kendime sözüm…”
Çocukken sevdiğin kitapları yeniden oku. Aynı satırlar değişmedi ama sen değiştin. Bazen büyüdüğünü doğum günlerin değil, aynı kitaptan bambaşka anlamlar çıkarman gösterir.
Bir kitabı ikinci kez okumaya başladığınız oldu mu?
İlginç olan şu; değişen kitap olmuyor, değişen siz oluyorsunuz.
İkinci kez okuduğunuzda sizi şaşırtan bir kitap var mı?
Bir yazar olarak bir karakter tasarlıyorsunuz.
Bu karakter başkalarının hayat hikayelerini yazarak onları iyileştiriyor ama kendi hikayesinde tek bir satırı bile değiştiremiyor.
Onun kendi sayfasında tıkanıp kaldığı o cümle ne olurdu?
"Bir tren yolculuğundasınız. Yanınıza oturan yabancı, ineceği durakta koltuğunda bir defter bırakıyor. Defterin ilk sayfasında sizin adınız ve bugünün tarihi yazıyor. Sayfayı çevirdiğinizde ne görmekten korkardınız?"
Bir sabah uyandınız ve dev bir böceğe dönüştünüz. Aileniz size hâlâ sevgiyle bakar mıydı? Kafka, "Dönüşüm"de Gregor Samsa üzerinden modern dünyanın çıkar ilişkilerini ve sahte sevgilerini yüzümüze çarpıyor.
Gerçekten seviliyor muyuz, yoksa sadece faydalı mıyız?