Bilimde bu yeni fark edilen önemli konuyu ve bunun içeriğini-mekanizmasını @AhmedHulusi, ✨🧠“ZİKİR” 🧠✨adı altında dünyada ilk defa "İnsan ve Sırları" kitabında(1986) yayınlanmıştır. Ayrıca “Dua ve Zikir” kitabında (1991) da bu konu detaylı bir şekilde açıklamıştır. Hatta, zikrin önemi, @AhmedHulusi nin bu konuda yaptığı açıklamalardan 10 sene sonra bilim dünyasında ilk defa Scientific American dergisinde John Horgan adlı bilim insanın 1993’de yayınlanan çalışması ile tespit edilmiştir.
⬇️⬇️⬇️
“Zikir”, beyinde tekrar edilen kelimenin mânâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.
Siz beyninizde belli bir kelimenin anlamını içeren frekansı tekrar ettiğiniz zaman, o frekans o beyin hücrelerinden artarak yayılıyor, nöronlar vasıtasıyla atıl, devrede olmayan diğer hücreleri devreye sokuyor.”
Daha sonraki yıllarda da şöyle açıklamaları olmuştur:
⬇️⬇️⬇️
“Zikir ve Dua ile Genlerinizi Değiştirebilirsiniz! “EPİGENETİK” BUNUN KANITI!
Beynin hakikati, quantum mind’dır! Bedenin yapısı da frekanslar kompozisyonudur.
Beynin YÖNLENDİRİLMİŞ MİKRODALGA üretme tekniği DUA!
ZİKİR, beyninin özelliklerini aktive etmedir, frekans hareketidir.
ZİKİR VE DUA İLE GENLERİNİZİ DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ: “EPİGENETİK” BUNUN KANITI!
@AhmedHulusi
Seyretmenizi tavsiye ettiğim bazı videoları:
https://t.co/zb4mQyzGvF
https://t.co/6CTevOpxNA
https://t.co/QPDO9amJSx
Aslında…
Bilim, bu mekanizmanın derinine işleyişini çözmeye çalışırken, işin özünü @AhmedHulusi yıllar öncesinde bakın nasıl açıklamış :
✨💫İşin özü✨💫
“ …İnsan yaşamındaki her şey beyinden açığa çıkar!
Beyin, insandır!
Bedeni ve beyni oluşturan gerçekte,
“bilgi”den başka bir şey değildir!
Beyin, “bilgi” yumağıdır, hazinesidir!
Bilgi, aynen bilinçtir! Bilgi ile bilincin ayırt edilmesi asla mümkün değildir!
“Unutulan veya hatırlanmayan bilgi dolayısıyla bilinç de mi ortadan kalkıyor” diyenlere deriz ki, bilgisiz bilinç olmaz!
Bilinç dendiği anda ortada bilgi vardır.
Bilgi, bilincin sûretidir!
Bilinç, bilginin benliğidir.
Kısacası, ikisi aynı şeydir.
DNA’ların “bilinçli bilgi birikimleri”nden başka bir şey olmadığını yeni fark ediyoruz.
Nöronların ya da DNA’ların “dalga”larla değişik veritabanları oluşturduklarını yeni yeni fark ediyoruz!
Beynin biyokimyasının, biyoelektrik yapı tarafından yönlendirildiğini daha dün fark ettik…
Enzimlerin dahi “can”lı ve “bilgi”li olduğunu hayretle fark ettik!..
Her hücredeki binlerce enzimin her birinin özel görevi olduğunu şaşkınlıkla izlemeye başladık.
Günümüzün “dünde yaşayan bilgi birikimlerinin”, bunları algılaması veya kabullenmesi elbette ki çok zor!..”
“ Yenilen” Sesli Kitap:Salavat ve Ayna Nöronlar 2006
https://t.co/EfbQnKLgd4
💫✨💫Ve daha da derinine inersek…💫✨💫
Bilim, anının veya düşüncenin hücre çekirdeğindeki DNA'yı nasıl tetikleyip maddeyi (biyolojiyi) değiştirdiğini.. hücre çekirdeğinin canlanıp etrafına mRNA'lar saçarak yeni köprüler kurması, bu "içeriden dışarıya yaratım ve kayıt" mekanizmasını
hayretler içinde izlerken,
@AhmedHulusi, çok uzun zamandır farklı tarihlerde bu hakikati dile getirmiştir:
⬇️⬇️⬇️
"RUHUN NEFHİ", üflemedir. Üfleme, içten dışa açığa çıkmadır. Beynin hakikati, el Esmâdır ('BIZ' sözcüğünün işaret ettiği) RUH ondandır. Yani Ölümsüz insan
RUHU, beyinin alt boyutudur ki, hakikati orijini olan Allâh Esmâsı
özelliklerinden oluşmuştur. Bu yüzden, beyin deyince, ondaki özellikleri, nöronik yapıdan değil, alt boyutu olan dalgaboyu/bilgi/data yönünden anlamak çözmek gerekir.
https://t.co/o8fkMSTdy6
🔴 Cihat Yaycı :
‼️Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.
Yunanistan, Türk turistleri dostluk ve karşılıklılık anlayışıyla değil, ekonomik ihtiyaç nedeniyle kabul etmektedir. Bugün Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize sistemi tüm Yunanistan için geçerli değildir; yalnızca Türkiye’ye yakın ve ekonomileri büyük ölçüde Türk ziyaretçilere bağımlı hâle gelen belirli adalarla sınırlıdır. Üstelik bu uygulama geçici ve süreli bir istisnadır.
Buna karşılık Yunan vatandaşları Türkiye’nin tüm sınır kapılarından kimlik kartlarıyla giriş yapabilmekte, hatta birçok durumda süresi geçmiş kimlik kartlarıyla dahi kabul edilmektedir. Türk vatandaşları ise hâlâ vize uygulamalarına tabi tutulmaktadır. Bu durum karşılıklılık değil, açık bir eşitsizliktir.
Bugün Adalar Denizi’ndeki bazı adaların esnafı, restoranı, oteli ve ticareti büyük ölçüde Türk turistlerin harcamalarıyla ayakta durmaktadır. Ancak aynı Yunanistan; 19 Mayıs’ı, yani Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesini başlattığı günü sözde “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden, nesillerine Türkiye karşıtı tarih anlatıları aktaran, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarını yıllardır kısıtlayan ve Türkiye’ye yönelik maksimalist taleplerini hiçbir zaman tamamen terk etmeyen bir devlet politikası izlemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca turizm değildir. Harcanan her kuruşun ekonomik olduğu kadar siyasi ve stratejik sonuçları da vardır. Bugün bazı adaların ekonomileri Türk turist sayesinde ayakta dururken, aynı devletin uluslararası platformlarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine karşı faaliyetlerini sürdürmesi, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine politikalar izlemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.
Elbette herkes tatilini istediği yerde yapabilir. Ancak vatandaşlarımız harcadıkları her kuruşun ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlarını da düşünmelidir. Kendi ülkesinin turizmine, esnafına ve ekonomisine katkı vermek sadece bir tatil tercihi değil, aynı zamanda milli bilinç ve sorumluluk meselesidir.
Unutmayınız; bir milletin gücü yalnızca ordusundan değil, ekonomisine sahip çıkan vatandaşlarının tercihinden de gelir.
Şu anda yaşam, dalga boyutunda yani ruh boyutunda devam etmektedir!
Evrende herşeyin hakikati data/bilgi! Evren dalga/data okyanusu. Birimler yok TEK VAR! Bilgi bilgiyi bilgiyle seyirde! AH
Gerçeğe davet edildiğinizde nefse uyarak daveti reddederseniz, kendibaşınıza kalır, yanmaya devam edersiniz.
İnsanın nefsine en büyük zulmü halife özelliğini kavrayıp yaşayamadan bu dünyadan ayrılmasıdır.
Engel senden sanadır! AH
Bilimin bugün, açıklamaya başladığı mekanizmaları, @AhmedHulusi Kâbe ve Arafat’taki o muazzam işleyişi 63 senedir farklı zamanlarda bilimin açıklamalarından önce açıklıyor…
Örneğin:
“Keşif yollu tesbit edilen şudur ki; Kabe den semâya yükselen nur sütunu olarak ifade edilen, bir enerji vortexi mevcuttur. Ehlinin gördüğü! Tüm vortexler sağdan sola dönüş hareketi yaparlar. Birer vortex olan hortum ya da girdapları düşünün. Bu hareket çevresini kendinde toplar. Galaksiden atoma, tümü sağdan sola dönüş hålindedir. Çekim ve koruma gücü sağdan sola dönen çeşitli boyutlardaki vortexlerle oluşur. KABE'nin bulunduğu noktadaki NUR, enerji vortexi çevrede tavaf etmekte olan insan beyinlerinde bir uruç hissiyâtı oluşturur Ehli Hakkı görür. Enerji vortexleri varlıktaki çekim merkezleridir. Pekçok oluşumun sırrı bu enerji vortexleri sırına dayanır. Vortexlerin frekanslan farklı. VORTEX KONUSUNDAKİ keşif yollu müşade edilen çok önemli bir sırra da daha sonra devam edelim. Bugün keşfe dayanan bazı vortex olaylarından sözdelim. Isteyen inanır! Girdap, hortum türü görünür vortexler yanısıra birde görünmezler var. Bizi ilgilendiren görünmez vortexlerin başında "yatay vortex" adını taktığım, insan bilincini yutup, kilitleyen vortexler mevcuttur. Bu "yatay vortexler", insanların toplu enerjilerinden kaynaklanır ve olayın boyutuna göre büyüyüp güçlenerek ve insan bilinçlerini yutar. Bu "yatay vortex"ler insan beyinlerinin aynı frekansta yayınıyla güçlenir ve içine aldığı her bir beyinin yayınıyla daha kapsamlı olur...”
#Arafat tepesi ve civarında toplanan yüzbinlerce, milyonlarca insan, yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar;
«Vakfe» denen olay, insanların bu tek mânå üzere toplu «yönlendirilmiş dalga» yayınına yönelişleridir.
«ALLAHIM BİZİ AFFETI.»
Yüzbinlerle, milyonlarca insan beyni; sanki laser ışını gibi, tek bir anlamdaki dalga boyundan yayın yapmakta ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut, tüm Arafat Bölgesini kaplamaktadır!
...
Şimdi hemen hatırlamaya çalışın...
Üzerine herhangi bir görüntü çekilmiş video
bandını, çalışırken video cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan bandın üzerindeki kaydı siler!..
Isterseniz siz buna görünmeyen eller bandı sileri
de diyebilirsiniz!...
Evet. işte misâl yollu anlatmaya çalıştığım gibi, orada
«ALLAHIM GEÇMİŞ
GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ AFFETI» dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur; hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır!.. Ve açılan bu kanaldan, güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o ana kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!..”
Detaylı bilgi için:
Video HAC: https://t.co/dgn4Dl1quy
Sesli Kitap İSLÂMIN TEMEL ESASLARI:
3:14:27 https://t.co/dfBLpCHQ0W
“Allah Hu Ve lâ gayri Hu” bir gerçek ise, gayrı yok ise… “sizi de fiillerinizi de Allah yarattı” ayeti bir gerçeği vurguluyor ise… senin yaptığın tövbe, tövbe midir, yoksa küfür mü olur?
“BEN”likle yaşayanın TÖVBESİ haktır, gereklidir; TEVHİD ehlinin TÖVBESİ de ŞİRKTİR!
@AhmedHulusi (9.5.2026)
KURBAN KESME KONUSUNA BİR AÇIKLIK GETİRELİM BİLDİĞİMİZ KADARIYLA..
Kurban kesmek hacca gitmiş olanlar için, haccın VACİPLERİNDEN biridir.
Kurban kesmek, zengin müslümanlar için, yoksullara dağıtılmak üzere tatavvu (nafile yani yararlı) bir eylemdir.
Hz. Ebu Bekir ve Ömer kendi hilafetleri sürecinde KURBAN KESMEMİŞLERDİR; vacip zannedilmesin diye.
KURBAN KESMEYİ KEVSER SURESİNE, “NAHR” kelimesine bağlamak YANLIŞ değerlendirmedir; çünkü
Bu sûre bildirildiği süreçte (Mekke’de iken) henüz hac farz değildi ve kurban vacibiyeti söz konusu değildi.
“NAHR” kelimesi ise “BENLİĞİNİ (nefsini) KURBAN ET anlamındadır.
KEVSER SÛRESİNİN anlamı da ilmimiz kadarıyla şudur:
“BİZ SANA (beyninin boyutsal derinliğinde) KEVSERİ (esmaül hüsna özelliklerini) ihsan ettik ki bu senin RABBİNDİR.
Öyleyse salât ile (RABBİNE YÖNEL) ve NAHR (Rabbinin varlığını ve benliğini yarattığını fark ederek) BENLİĞİNİ KURBAN ET !
Sana hıncı olanlar var ya asıl onlar ebterdir (âhıret yaşamında kevser nimetlerini yaşamaktan kesiktirler..”
“Kevser havuzu” hadisi de metafor olarak dünya yaşamında beynindeki esmâ kuvvelerinin değerlendirmeyenlerin âhırette bu nimetten mahrum kalacağını açıklar keşfimiz kadarıyla.
108 - Kevser Sûresi
"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"
BismillahirRahmanirRahıym
Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser’i!
O hâlde Rabbin için salâtı yaşa ve kurbanı (benlik) kes!
Muhakkak ki sana hıncı olan var ya, asıl odur ebter (soyu kesik)!
@AhmedHulusi
https://t.co/K9Q8MSbzlK
“Kim Medîne-i Münevvere’de (Resûlullah şehri, îmân yurdu) ölmeye gücü yeterse bunu yapsın (oraya yerleşsin); muhakkak ki ben orada ölenlere ŞEHÂDET (İbni Mâce/ŞEFÂAT (Tirmizi) ederim!”(Hadîs)
Beyin potansiyelindeki data programıyla kendisine ulaşan tüm bilgilere/data form ve kompozisyonlar oluşturarak hologram dünyamızı oluşturur.
(2014)
Orijin/gerçek beyin, bilgitabanı, datası itibariyle 2D olan varlığındaki bilgi çeşitliliğiyle, 3D olan hologram dünyasını yaratır an içinde!
(2015)
@AhmedHulusi
İzlemenizi tavsiye ettiğim videolar:
https://t.co/yYJE7eGXkC
https://t.co/XFs3LL6eaJ

Ferritin üzerine yapılan bu yeni devrim niteliğinde olan bilimsel keşif, Ahmed Hulusi nin yıllardır üzerinde durduğu "Kuantum Beyin" ve "Holografik Evren" yaklaşımlarını destekler niteliktedir.
Özetle, Bakın @AhmedHulusi ne demiş:
“Beyin et beyin değil frekans/bilgi yumağıdır, enerjidir.
Beynin, göze GÖRE, ettir; Mikroskopa göre nöron; Bilimsel bakışa göre wave (bilgi/data dalgası); Kuantum potansiyel; Tasavvufa göre "el Esma".
Göze göre et olarak görülen bildiğimiz beyin, orijini itibarıyla, nöron altı yapısıyla sanki bir frekans yumağı şeklinde bir yapıdır ki, henüz günümüz bilimi, olayı bu boyutta değerlendirme yetisinden mahrumdur.”
@AhmedHulusi (2010)
https://t.co/5aP1DaBLWT
https://t.co/oYsXHK2mok
Dışsallık alanı 5 duyudan gelen verilere GÖRE beyninizde oluşan evren ve varlık tasavvurudur.
İçsellik alanı ise boyutsal hissediş olarak TEK tir, beyin adı altında.
Halife “insan”ın dünyasıdır bu boyut erdiği derinlik kadarıyla.
Zamansız mekansız!
Tek bir yapı, tek bir boyut !AH
Teslim olmak ağır geldi gururlarına, benliklerine;korkularını aşamadılar; dünyalarındakilerden vazgeçemediler Allah uğruna!Ayrı düştüler!
TESLİM OL RABBİNE, SELÂMET DİLE; ânın da da geleceğin de de sana selameti yaşatsın.
“BEN”lik iddiasını terkedip teslim olan SELÂMET BULDU
AH
“Çok” luk bilgiseldir; birimsel değil!
Konunun çözümü, sınırsız ve sonsuz TEK in, nasıl çoklu varlık varmış algısını oluşturduğunu anlamaktan geçer.
Tüm konuşulmuş olanlar, insanın dünyasında, algıladıklarına GÖRE verdiği hükümlerden ibarettir!..AH
DÜNYANDA MI YAŞIYORSUN,
DÜNYANDA MI YAŞATILIYORSUN ?
Yıllar önce kuantum beyin konusunu açıklamıştım.
Eskilerdekilerin “RUH” adıyla işaret ettikleri şeyin, ÖLÜMSÜZ KUANTUM BEYİN olduğunu belirtmiştim.
Sonrasında da gerçekte KUANTUM BEYNİNİN DÜNYASINDA YAŞAMAKTA OLDUĞUNU; ne var ki algıların yüzünden BEDEN BOYUTUNDA YAŞADIĞINI “KABULLENDİĞİNİ” açıklamıştım.
Sonrasında, beynin simülasyonunda yaşandığını izaha çalışanlar oluştu ve konu daha da yayıldı.
KUANTUM BEYİNİN “hardware” değil “software”den ibaret olduğunu; ayrıca MADDE BEYİN OLMADIĞINI; MADDE KABULÜNÜN KUANTUM BEYİNDEKİ PROGRAM SONUCU OLUŞAN ALGIDAN KAYNAKLANDIĞINI da yazmıştım.
Bu BİLİMSEL bilgilerin sonucunda ortaya çıkmıştır ki, “DİN” adı altında anlatılanların hepsi, açıkladığımız sisteme ait METAFORLARDIR, bildirildiği zamanki yaşam koşullarına GÖRE şekillenmiş olarak.
Şimdi gelelim bu anlattıklarımıza dayalı olarak “DÜNYALARIMIZI/âlemlerimizi” çözümlemeye…
Önceki mesajlarımızda açıklamıştık ki, HOLOGRAFİK SİSTEME GÖRE, KUANTUM POTENSİYELİN TÜM ÖZELLİKLERİNİ YAPISINDA BARINDIRAN KUANTUM BEYİN, HER AN, KENDİSİNE ULAŞAN DALGABOYU/DATA/BİLGİYE GÖRE, GEREĞİNİ YARATMAKTADIR!
Yani beyninde yaşadığın, hissettiğin, farkettiğin HER ŞEY, mekânsız olarak, BİLGİ ÇÖZÜMÜ OLARAK, BİLGİDEN İBARET ALANDA YENİ BİR HÂL (şe’n) olarak algılanmaktadır.
HER AN SİSTEM “OKU/İKRA” düzeni içinde gelişim göstermektedir!
Her şeyin HAKİKATI TEKLİK/VAHDET te nasıl “ilmiyle ilminde ilmini OKUDU” denerek tanımlanmışsa, kuantum beyinlerde de AYNI SİSTEM GEÇERLİDİR.
KUANTUM BEYİN VE KUANTUM BEYİNLER NİÇİN DEDİK…
Yapı orijini itibariyle TEK BİR (Vahid-Ehad) yapıdır, TEK BİR KUANTUM BEYİN VARDIR. Ne var ki, sonsuz özellikler ihtiva eden kuantum beyin (potansiyel) her an, her noktada kendisine yansıyan bilgilerin cevabını vermesi (yaratması) itibariyle, SONSUZ KUANTUM BEYİNLER (varlıklar) algısını oluşturmaktadır; beyinlere GÖRE! İşte bu yüzden de, sanki farklı kuantum beyinler varmış algısı oluşmaktadır kuantum beyinlerimizde! OYSA KUANTUM BEYİN TEK, KUANTUM BEYİNİN FARKLI BİLGİ TABANLARINA GÖRE YARATTIĞI KUANTUM BEYİNLER (bilinçler) “ÇOK”tur! “Çok” luk bilgiseldir; birimsel değil!
Şimdi gelelim kuantum beynimizin (RABBİMİZİN) YARATTIĞI dünyamıza…
Şunu kesinlikle farkedip hissetmeye çalışalım ki, HEPİMİZİN DÜNYASI/ÂLEMİ FARKLIDIR; HİÇ KİMSE BİR DİĞERİNİN DÜNYASINDAKİLERİ ANLAYAMAZ, ALGILAYAMAZ; çünkü herkesin değerlendirme yapan bilgi tabanı diğerinden farklı oluşmuştur.. Bilgi tabanındaki kabuller, değerler farklıdır!
Dışarıdan, kimden ne bilgi gelirse gelsin, siz o bilgiyi kendi veri tabanınıza göre çözümleyeceksiniz, yanınızdaki farlı şekilde çözümleyecektir.
YAŞAM, TEK KİŞİLİK OYUNDUR!
Siz, her an, VERİ TABANINIZA, KABULLERİNİZE, OLUŞMUŞ BİYOLOJİK DEDİĞİMİZ BİLGİ BİRİKİMİNE (hormonlarınıza) GÖRE anınızı yaşarken; dünyanız oluşurken; hâla sanırsınız ki dış dünyada yaşamaktasınız!
Üzüntüleriniz ve sevinçleriniz, yangınlarınız ve mutluluklarınız hep veri tabanınıza GÖRE, KUANTUM BEYNİNİZDEKİ POTANSİYELDEN (Rabbiniz) YARATILMAKTADIR!
BEYİNİNDEKİ SINIRSIZ POTANSİYELE, ŞARTLANMA VE KABULLERİNLE YÖNELİRSEN, SANA ONUN GETİRİSİNİ YAŞATIR; YORUMSUZ OLARAK, HAKKINDA HAYIRLISINI İSTERSEN, ONU YARATIR!
Sonuç, öyle veya böyle, her hâlukârda sonsuza dek, TEK KİŞİLİK OYUN İÇİNDESİN!
SANA BUNU YAŞATAN KUANTUM BEYİNİNİ FARKEDİP KAVRAYAMADAN, “BEN YAPTIM” algısıyla sürüyorsa hayatın, pişmanlık ve getirisi yangınlarla başın dertte demektir!
TEK KİŞİLİK DÜNYANDA, BUGÜN DE, YARIN DA, SONSUZA DEK TE YALNIZSIN; dünyandakileri VAR SANARAK! Oysa yangınlarını senden başkası söndüremez!
Bilgi vardır, ulaşır sana cenneti yaşattırır, bilgi vardır ulaşır sana cehennemî ateşi tutuşturur!
TESLİM OL RABBİNE, SELÂMET DİLE; ânın da da geleceğin de de sana selameti yaşatsın.
“BEN”lik iddiasını terkedip teslim olan SELÂMET BULDU.
31.3.2026
Bilimin tespit ettiğini, @AhmedHulusi hem bilimsel açıdan (özellikle “Beyin” adı altında) hem de dini perspektiften 63 senedir açıklıyor..
Örneğin:
“Beynin, an içindeki işleminin (processes) farkındalık alanına attığı bilgiye taktığı etiket "BEN"dir!
Sanırsın ki, "ben" diyen sensin!”
“Bilinç, dalgaboyları hâlindeki data/bilgiden ibarettir. "Ben" de bu yapıdaki bir bilgidir. Düşünebilen var mı?”
“Sen hiç bir zaman var olmadın! Beyinler kendi otomasyon sistemi içinde çalışıyor ve bu arada da "ben"i oluşturuyor
"Ben" beynin varsayımıdır.”
***
“Gerçekte "BEN" kelimesiyle işaret
edilen varlık, öyle bir "ÖZ" varlıktır ki;
O "ÖZBEN'lik noktasında tüm evren
ve içindekiler "Tek bir Bilinç"ten ibarettir!”
***
Peki “ÖZBEN” liği bulmak için ne yapmak gerekir?
@AhmedHulusi EVRENSEL SIRLAR
kitabında anlatmış:
“..Özben’liğimi bulabilmem için ne yapmam lazım?..”
“Bütün toplumsal şartlanmalardan; ve onlardan hâsıl olan değer yargılarından; ve de bunlardan oluşan duygulardan kendini arındırman şarttır!..”
“Bunu biraz daha açar mısın lütfen?..”
“Gelenek, görenek, âdet adını taktığınız, örf-anane dediğiniz kurallar, içinizde birer şartlanma olarak meydana gelmekte değil midir?.. Ve hep kendinizi bir ‘beşer’ olarak kabullenmekten doğmakta mıdır?.. Ve bu duygular dahi, hep bu toplumsal şartlanmaların neticesinde hâsıl olmakta mıdır?..
Öyle ise, kendini bulabilmen için, her şeyden evvel; gerek hayvani ve gerekse beşerî duyguları terk etmen gerekir! Ama bu duygular da durup dururken ortaya çıkmaz. Birtakım beşerî ilişkiler sonucunda ortaya çıkar... Beşerî ilişkiler ise, hep o toplumun şartlanmaları istikametinde meydana gelir. O takdirde, senin, her çeşit duygulanmalardan sıyrılabilmen için de, evvela o toplumsal şartlanmalardan sıyrılman gerekir ki; şartlanmalardan doğan olaylar seni etkilemesin ve sende bu yolda duygular edinerek, seni özbenliğinden uzaklaştırmasın.”
https://t.co/QmYXy22QvD
Daha detaylı incelem için @AhmedHulusi videolarından özellikle “İNSAN “başlığı altındakileri seyretmenizi öneririm:
https://t.co/yMkjIWcqzG

Dün hayatında olup vazgeçemeyeceğini sandığın nice şeyler, kimseler bugün elinde, yanında değil. Belki hatırlamıyorsun bile.
Yarın da bugünkülerin pek çoğu elinde, yanında olmayacak!
Niye bu hırsın, kavgan!
Hayatı hem yanındakilere hem de kendine cehennem etme! AH