🗣️ Şevket Gökşan Hoca:
"Bizim kuşağımız medreseler olarak hayattan ve hakikatten koptuk. Her yerden Medreselerin talebe bulamama probleminden bahsediliyor ama sorunun ana kaynağı bu değil aslında.
Biz bu toplumun duygu dünyasından, dilinden, jargonundan koptuk. Toplum başka bir vadide biz başka bir vadideyiz."
@yenisafakyazari İnsanın rabbiyle bağını kopartıp insanın nereden geldiğini, nereye gideceğini nasıl yaşayacağını kime ibadet edeceğini öğretmeyen bir eğitim müfredatı, neslin ihyası ve inşaasına merhem olmayacaktır. Zorunlu eğitim gözden geçirilmeli, ciddi yaptırımlar getirilmelidir.
@bpthaber Bu adama güvenlikçi ya da nöbetçi öğretmen hop birader derse yumruğu yer. Veli çocuğunun sınıfına kadar gidiyor, beyefendi buyrun niçin geldiniz diyorsun dövecek gibi bakıyor. Sen kimsin de hesap soruyorsun der.Olay olunca nerde güvenlik, nerde idareci??
Güvenliği polis sağlamalı
Anlamıyorum, anlayamayacağım. Bu ülkede herkes amir olmak için araya adamlar koyuyor.Halbuki sorumluluk büyük.
Valisin o şehrin ihmal ettiğin her şeyi senin sorumluluğunda. Kaymakam,kurum amiri, hatta bir okul müdürü dahi ateşten gömlek olmalıydı.
Amirlikten kaçınmak gerekirdi.
Bir tarafta evine helal lokma götürmek için çabalarken yerin altında can veren gariban maden işçileri diğer tarafta elde ettikleri haksız kazançlarla halkı fakirleştiren, servetlerine servet katan utanmazlar. Bu fotoğraftan rahatsız olmayanın vicdanı var mıdır acep?
@fatihtezcan Fatih bey;öğretmene en iyi 5 öğrenci seç desek, kaliteli öğrenciler seçer. Vekilleri belirliyoruz. İşadamı, toplumda tanınan ama karşılığı olmayanlar seçiliyor. Onlar da dava için değil kendileri, aileleri için mücadele ediyor. Arkadaş neden dert sahibi adamları aday yapmıyoruz.
Amed, Beşiktaş'ı değil de sanki İsrail takımını yendi. Bu ne abartılı sevinç. Millet silah sıkıyor, araç konvoyu oluşturup şehir turu atıyor.
Bir takımın bu kadar siyasallaştırılması, başka bir alemden gelen takım konumuna oturtulması yanlış.
Bursaspora da aynısı yapılıyor.
@ikoncuk@mustafaciftcitr@TC_icisleri Bu tipler zorunlu eğitim sebebiyle okullarda öğretmene ve öğrencilere hayatı zehir ediyor. Hiçbir yaptırım yok, aman çocuğu kazanalım, eğitimden mahrum kalmasın diyerek, bunları canavara dönüşen yaratıklar haline getiriyoruz. Ciddi yaptırımlar gerekiyor. Millete bu zulüm yeter
@bekiservet Servet bey, Avrupa Birliği, özgürlük diyerek serbest kıyafeti maalesef Ak Parti iktidarı getirdi. 2000 öncesi öğrenciler önlük, ceket; öğretmenler takım elbise, etek ile okula gelirdi. Saç sakal hatta ayakkabının boyalı olmasına bakılırdı. Şimdi ise düzen, ciddiyet yok.
Kaymakamlık sistemi yeniden düzenlenmeli
Az gelişmiş veya gelişmekte olan ilçelerin kalkındırılması hedefleniyorsa, bir ilçenin bütün idarecilerinin amiri durumunda olan kaymakamların öncelikle atanmalarının gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Öncelikle sadece yıllardan beridir kullanılan aynı yöntem masaya yatırılmalı ve bu yöntemle kaymakam atamasından vazgeçilmesi gerekiyor.
2026 yılında 1930 yılında çıkarılmış 1700 sayılı Kanunun mantığı ile yönetim sergilenmesi mümkün değildir. garip bir şekilde her konuda ahkam kesenlerin bu konuda ağızlarını açıp da tek kelime söylememeleri anlaşılabilir bir durum değildir.
Dolayısıyla yeni yönetim modelinde adeta tabu haline getirilmiş bu konulara mutlaka dokunulmalıdır. Yapılacak bilimsel bir çalıştayla kaymakamlık sistemi baştan sona masaya yatırılmalıdır. Aksi takdirde yönetimde başarı beklemek mümkün değildir.
Özellikle atama kriterleri objektif olarak belirlenerek kamu kurumlarındaki başarılı üst düzey yöneticilerinden kaymakam atanmasının yolu açılmalıdır.
Yine başarılı il müdürlerinden şartları taşıyanlar ve istekli olanlar arasından kaymakam atanmasının önü açılmalıdır. Hatta ve hatta daha önce genel müdür veya genel müdür yardımcılığı yapmış olan nitelikli yöneticilerden de yararlanılması gerektiğini düşünüyorum.
Mülki amirler dışından vali ataması yapıldı ama kaymakamlık sistemi hala kutsallığını ve dokunulmazlığını koruyor. 25-26 yaşında bir kaymakama koca bir ilçenin sorumluluğunu verirken hiçbir tereddüt edilmemesi biraz garip değil midir?
Amaç kaliteli yönetimse, bunun tecrübe ve birikimli yöneticilerden geçtiği bilinmelidir. Yeni yönetim modeliyle bu tabunun da yıkılması gerekiyor. Her konuda ahkam kesenlerin bu konuda tek kelime etmemeleri sizce de anormal değil midir? @mustafaciftcitr@_cevdetyilmaz@tcbestepe
MİZAHIN SINIRLARI VE İLAHİ KELAMIN HAKİKATİ: POPÜLER KÜLTÜRÜN KUTSAL METİN ALGISINDAKİ YANILGILARI
Prof.Dr. Ali Erbaş
Günümüz popüler kültürünün ve sahne sanatlarının en büyük açmazlarından biri, derinlikli bilgi ile ilgili temellerden yoksun popülist söylemleri mizah adı altında topluma sunmasıdır. Bir stand-up gösterisinde kutsal kitapların kronolojik akışını bir "roman serisine", Kur’an-ı Kerim’in nüzulünü ve "son kitap" oluşunu ise adeta beşerî bir yazarın "aceleyle verilmiş edebî bir kararına" benzeten ifadeler, yalnızca inanç dünyasını incitmekle kalmamakta; ciddi bir mantıksal, edebî ve bilimsel cehaleti de ortaya koymaktadır. Söz konusu sığ ve edepsiz yaklaşımın, Kur’an-ı Kerim’in vahyî özelliği, metinsel korunmuşluğu ve "i'caz"ı (benzerinin getirilemez oluşu) gibi mucizevî özelliklerinden ne kadar uzak olunduğunu açıkça göstermektedir.
Beşerî Eser ile İlahi Kelam Arasındaki Ontolojik Fark
Sahnede dile getirilen "Aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" cümlesi, Allah’ı zamana bağlı, unutmaya veya fikir değiştirmeye açık beşerî bir figür gibi tasavvur eden, O’nun zamandan ve mekandan münezzeh olduğundan habersiz ilkel bir antropomorfizm (insan biçimcilik) yanılgısıdır.
Halbuki İslam kelamında ve Dinler Tarihinde Kur’an, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şahsi düşüncelerinin veya tarihsel birikiminin bir ürünü değil; zamandan ve mekandan münezzeh olan mutlak ilim sahibi Allah’ın peygamber efendimize vahyidir. Kur’an bu gerçeği net bir biçimde ortaya koyar:
"Eğer o (Peygamber), bize karşı bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun şah damarını koparırdık" (Hâkka Suresi, 44-46).
Kur’an’ın metninin zamansal akışı içinde yeni fikirlere ihtiyaç duymaması, dinin kemale erdiğinin, evrensel ilkelerin eksiksiz bir şekilde tamamlandığının göstergesidir:
"...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet’i beğendim-seçtim..." (Mâide Suresi, 3).
Edebi ve İlmi Bir Mucize: Tahaddî (Meydan Okuma) Ayetleri:
Bir edebi eserin kalitesi, başka yazarlar tarafından taklit edilebilmesi ya da aşılabilmesiyle ölçülebilir. Ancak Kur’an, nazil olduğu 7. yüzyılın en zirve noktası olan Arap belagati ve edebiyatı karşısına çıktığında, bir benzerinin getirilemeyeceği konusunda tüm insanlığa meydan okumuştur. Literatürde “tahaddî” olarak bilinen bu süreç, Kur’an’ın benzerinin bir insan tarafından asla yazılamayacağını ilan eder:
"De ki: Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler ve birbirlerine destek olsalar bile, yine de onun bir benzerini getiremezler" (İsrâ Suresi, 88).
Kur’an bu meydan okumayı önce tüm metin, sonra "on sure" (Hûd Suresi, 13) ve nihayetinde "bir tek sure" seviyesine kadar indirgemiştir:
"Kulumuza indirdiğimiz kitaptan dolayı bir şüphe içinde iseniz onun benzeri bir sûre de siz getirin, Allah’tan başka taptıklarınızı da yardıma çağırın; eğer iddianızda samimi iseniz! Bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının; o, inkârcılar için hazırlanmıştır" (Bakara Suresi, 23-24).Tarihsel süreçte hiçbir edebî dehâ, şair veya dilbilimci bu çağrıya nazire yapamamış, Kur'an'ın eşsiz üslup, ses estetiği ve anlamsal bütünlük kombinasyonunu yakalayamamıştır. Dolayısıyla, benzeri yapılamayan bir mucizeyi "serinin son kitabı" gibi sıradanlaştırmaya çalışmak büyük bir cehalettir, ahlaksızlıktır. Bunu Mekke’nin müşrikleri bile yapmamışlardır. İnanmasalar da en azından “bu insan sözü olamaz” demişlerdir.
Tarihsel ve Metinsel Korunmuşluk:
Sahne programındaki "çeviri zayıf, ilk kitaplar iyiydi" gibi ifadeler, kutsal metinlerin aktarım tarihindeki bilimsel gerçeklerle taban tabana zıttır. Batılı pekçok oryantalistin (şarkiyatçının) en radikal eleştirilerinde bile kabul etmek zorunda kaldıkları bilimsel gerçek şudur: Kur’an-ı Kerim, ilk yazıldığı andaki harf, hareke ve telaffuz yapısını(tecvid,kıraat) kelimesi kelimesine koruyarak günümüze ulaşan yeryüzünde tek metindir. Devamı sıradaki mesaj
Dikkat ettiniz mi sol/seküler ve bir yerlere yaranmaya çalışan omurgasız dinidarlar nasıl da adamlarına sahip çıkıyor. Biz ise bizden birinin başına bir şey geldiğinde umursamaz edayla hareket ediyoruz.
Sanat Sepet tayfaya ıslık gelmiş belli ki, kuyruklarını sallaya sallaya dökülmüşler ortaya. Bu lalelerin kendi fikirleri olmadığını sanırım artık herkes biliyor.
Allah'ın kitabının sarhoş berduşlar diliyle kamu önünde tahkir edilmesini ''hakkımız'' diye savunuyorlar. Bu yavşakları semirtmeyin.
Allah'ın kitabı size öz namusunuzdan evla değilse gidin kendinize ağlayın. Öz namusunuza küfredilmesini ''özgürlük'' kılıfı ile savunanın küfredenden farkı ne ?
İzzetli bir insan bunların gölgesine gölgesini değdirmez.
@cemilebayraktr Nasıl bir cümle Cemile Hanım, bir şahsa dahi hakaret edemezken, Kur'an'ı, diğer ilahi kitapları tırnak içinde tiye alma var, O kitapların sözlerinin sahibi Allah'ı haşa basite alma var. Siz de ne var canım bir tiyatro işte geç git diyorsunuz. Bu alçaklar buna cüret edememeliydi.
@DrHakanBahadir Gücünüz avmlere, devasa inşaat şirketlerine, mama lobilerine yetmiyor ama gariban mahalle bakkalına yetiyor, seyyar satıcıya yetiyor. Bu şovmenlik üstten bakış ego hayırdır birader. Bu tipler Ak Partiyi iyice halktan uzaklaştırdı.