ABD Büyükelçisi Tom Barrack Ankara’da ilk davetini verdi.
Resepsiyona katılan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Barrack’tan övgüyle bahsetti. YENİ Parti’den Prof. Dr. İlhan Uzgel davete katılırken, İYİ Parti resepsiyonu boykot etti.
https://t.co/ix7ayPKg1f
TOGG'u mazotlu sanıyor, GTA serisine "GTA 6'nın yeni oyunu" diyecek kadar olayı bilmeden caka satıyor, "Sn. Öcalan" diye yapılan paylaşıma "Nefissin nefis" diyor ama sorsan örnek vatandaş, büyük gazeteci.
Onlar da Fenerbahçe'ye Finibaçi, İsmail'e İzmayıl diyor. Mütekabiliyet esasına binaen bizim de onların isimlerini yanlış telaffuz etmemiz icap eder. Hacı İsmail hocam tüm dünyaya diplomasi dersi vermiş.
Önceden DEM belediyeleri kendi yetkisinde olan tabelaları değiştiriyordu, şimdi Karayolları Genel Müdürlüğü, yani iktidar tabelaları Kürtçe yapmaya başlamış.
Daha anayasayı değiştirmediler ama mevcut anayasayı yok sayıyorlar. Urfa, Hatay gibi illerde Arapça yaparlarsa şaşırmam
Bingöl'de anlatılır ki; 1915 te kafir diye öldürülmek istenen Ermeni, komşuları tarafından öldürülmemek için nasıl müslüman olunur söyleyin bende olayım der ama onlar biz de bilmiyoruz der ve ermeniyi öldürürler. İşte ortadoğu batağı!
Bu arada memleketinde ki Türk 'ün çocuğuna türlü zorluk çıkartırlarken, gavurun veledine, elin Afrikalı zencisine her türlü kolaylığı sağlamaktalar. Ki YÖS'te Matematik, Geometri ve genel yetenek soruları sorarken, bazı üniversiteler doğrudan lise diploması ile alım yapmaktalar.
Bu memlekette Türk'e yarar tek uygulama yok
Ali Koç'un asker arkadaşı olduğunu belirten bir vatandaşın yorumu:
"Çita gibi askerdi. Herkesle beraber yapmayabilirdi ama yaptı. Aynı ranzada yattık."
Türkler karizmasını Osmanoğlu'na borçlu değil, tam tersine Osmanoğlu bütün karizmasını Türklere borçlu.
Ankara Savaşı'nda bunu gördük. Osmanlı ordusunun belkemiğini oluşturan Türk tımarlı sipahiler Timur'un tarafına geçince, Osmanoğlu devşirme yeniçerilerle sap gibi ortada kaldı. Yıldırım Bayezid esir düştü, bütün ihtişamı yerle bir oldu.
Millet, 1921'de Teşkilât-ı Esasiye ile Osmanoğlu'nun egemenlik hakkını elinden aldı. 1922'de ise saltanatı kaldırdı.
Asıl olan hanedan değil, millettir.
@hanigahi@haritaseviyoruz Mevzuyu ya anlamadın ya anlamazliktan geldin. Gelmiş anlık bir hata sonucu yanıt vermek yerine beğenip hemen çektiğim sonrasında yanıt verdiğim ekran görüntüsünü alıp paylaşıyorsun. Boş işler peşindesin.
Sakarya’ya kadar kurşun sıkılmadan şehirler teslim edildi ve sonra Yunan ordusu kendi kendine geri çekildi diyen birinin ne soyu sopu ne dini bellidir.
Büyük Taarruz’da biçilen 220 binlik Yunan ordusu, müthiş tahkim edilmiş savunma hatlarına sahipti. Bu yalancı lümpen, bu hatları aşarken şehit olmuş nicelere hakaret ediyor.
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, Dumlupınar'da Meçhul Asker Anıtı'nın temel atma töreninde yaptığı konuşma - 30 Ağustos 1924
Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın ikinci yıldönümü dolayısıyla:
30 Ağustos 1924'de, Dumlupınar'da Meçhul Asker Âbidesinin esas vaz'ı merasimi Atatürk'ün huzurları ile yapılmış, merasimde hükûmet ve Ordu erkânı, askerî kıt'alar ve on binlerce halk hazır bulunmuştu. Erkân-ı Harbiyei Umumiye Reisi Fevzi Paşanın (Mareşal Çakmak) Başkumandanlık Harbi'nin askerî safhalarını anlatan nutkundan sonra, Gazi Mustafa Kemal kürsüye geçmiştir. Atatürk, zaferin kısa bir hikâyesini yaptıktan sonra onun siyasî ehemmiyeti ve neticesi üzerinde durmuştur. Bu zafer, ayaklanan bir milletin ilk hedefi idi. Bundan sonraki hedefler ne olacaktır? Atatürk onları anlatmış ve sözlerini Türk gençliğini muhatap yaparak bitirmiştir.
Şimdi Atatürk'ü dinleyelim:
Efendiler!
Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa verdiği kıymetli açıklamalarla burada hazır olanlara Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı’nın ve kesin sonuç veren 30 Ağustos Savaşı’nın oluş şekli hakkında bir fikri özetlemişlerdir. Beş gün aralıksız geceli gündüzlü süren en büyük Meydan Savaşı”nın gerçek içeriği bugün verilen açıklamalardan fazla, yarın tarihin hakemleri tarafından, araştırmacıların inceleme araştırma ve kararları okunduğu zaman daha açık, daha belirgin bir şekilde anlaşılacaktır. Beni milletim, Türk milleti, güvenine lâyık görerek bu hareketlerin başında bulundurdu. Bu görev ve işimin mutlu anısını duygulanarak sevinçle ve gururla saklıyorum. Görevlerini milletin vicdanından gelen gerçek ihtiyacına, yalnız onun yüksek fikrine uygun olarak yapmış olanlara özel bir vicdan rahatlığı ile bugün önünüzde bulunurken duyduğum mutluluğu ifade edemem.
Efendiler, tıpkı bugün gibi otuz sekiz yılı Ağustosu’nun otuzuncu günü saat ikide, şimdi hep beraber bulunduğumuz bu noktaya gelmiştim. Bu üzerinde bulunduğumuz sırtlarda kahraman on birinci tümenimiz şu karşıki tepelerde savaşa zorunlu kılınan düşmanın ana kuvvetine taarruz için yayılarak ilerlemekte bulunuyordu. Şu gördüğümüz Çal Köyü alevler ve dumanlar içinde yanıyordu. Beni buraya kadar getiren itici gücün ne olduğunu anlatmak için hatırladığım bir iki noktayı burada tekrar edeceğim: 29/30 Ağustos gecesi sabaha karşı Batı Cephesi hareketleri şubesi Müdürü Tevfik Bey, alışıldığı gibi o saate kadar çeşitli karar merkezlerinden ve her taraftan gelen raporlara göre harita üzerinden belirlediği ve gösterdiği genel durumu cephe komutanı İsmet Paşa’ya göstermiş ve o da hemen Paşa’ya göster emriyle Tevfik Bey’i yanıma göndermişti. Karahisar’da Belediye dairesinde bana ayrılan odada yatmaktaydım. Beni uyandıran Tevfik Bey’in gösterdiği haritaya baktım, hemen yataktan fırladım. Arkadaşlar, haritada gördüğüm şey şuydu ki, ordularımız düşmanın önemli kuvvetini kuzeyden, güneyden, batıdan kuşatmaya uygun bir durum almış bulunuyorlardı. Şu halde düşündüğümüz ve en büyük sonuçları sağlayacağını beklediğimiz durumlar ortaya çıkıyordu. Hemen Fevzi ve İsmet Paşaları çağırınız, dedim; üçümüz toplandık. Durumu bir daha düşündük ve kesinlikle karar verdik ki, Türk’ün gerçek kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı ufuktan bütün parlaklığıyla doğacaktır. Bu karara göre ordulara yeni emir yazıldı. (saat 6.30 öncesi) Fakat durum o kadar önemli, o kadar hız ve şiddet istiyordu ki, bu yazılı emirlerle yetinmek önlemi uygun olmazdı. Onun için Fevzi Paşa’dan, Altıntaş ve güneyinden hareket eden ikinci ordumuzun ve bunun daha batısında bulunan atlı kolordumuzun yanına giderek düşüncemize göre hareketleri düzenlemesini kendilerinden rica ettim.