Türkiye’nin son 10 yılına baktığım��zda Aladağ’dan Rabia Naz ve Narine, Pınar Gültekin’den Rojin ve Gülistana, okul müdürü İbrahim Oktugan’dan Fatmanur Öğretmene, Ensar Vakfı ve Musa Orhan üzerinden tartışmalı cinsel istismar davalarına, Çorlu tren kazasından Kartalkaya yangınına, 6 Şubat depremlerinde zayıf yapılaşma, denetim eksikliği ve imar politikalarıyla büyüyen yıkıma, derinleşen ekonomik krize, kara para aklama davalarına, uyuşturucu ve çeteleşmeye, çocuk işçiliğinden çocukların suça sürüklenmesine ve çocuk ölümlerine, yenidoğan bebeklerin ölümüne dair sağlık skandallarına, faili meçhul cinayetlerden nefret söylemine, 15 Temmuz darbe travmasından siyasetin ayrıştırıcı diline, televizyon programlarının şiddeti sansasyonel şekilde normalleştirmesine, öğretmenler ve doktorların itibarsızlaştırılmasına ve hayvanlara yönelik şiddetin artmasına kadar uzanan toplumda infial ve kırılmalara neden olan olaylar zinciri var. Sadece 10 yılı aldım bunun öncesinde var ve daha bir yığın olaylar da var.
Bu kırılmalar her biri, toplumun bugünkü psikolojik durumunu belirledi. Güven duygusu zedelendikçe toplum, sürekli tetikte yaşayan bir birey gibi davranmaya başladı. Kaygı ve öfke arttı, empati zayıfladı. Toplumun adalet duygusu aşındıkça "bu ülke adil bir yer değil" inancı yerleşti .ve bu şiddeti, çaresizliği ve tahammülsüzlüğü besleyen en temel zemine dönüştü.
Yaşadığı her ağır olayla birlikte toplum "kolektif travma alanı"na sıkışıp kaldı. Belirsizlik arttıkça paranoya büyüdü, güvensizlik yayıldı biz ve onlar ayrımı keskinleşti ve şiddet yalnızca fiziksel değil, dilde, medyada ve gündelik hayatta da normalleşti.
Bence en önemlisi bu işin temeli güveni yeniden kurmak. Adaletin gerçekten işlediğini görmek. İnsan -sonunda hesap soruluyor- duygusunu hissetmedikçe hiçbir şey düzelmiyor. Çocukların, kadınların ve kırılgan herkesin gerçekten korunduğunu görmek gerekiyor. Şeffaflık arttıkça belirsizlik azalıyor, belirsizlik azalınca da bu sürekli kaygı hali yavaş yavaş çözülüyor. Medyada, siyasette ve günlük dildeki bu sert ve ayrıştırıcı üslup da değişmedikçe toplumun rahatlaması mümkün değil.
Toplum dediğimiz şey aslında yaşadığı deneyimlerle şekillenen bir psikoloji. Eğer tekrar tekrar güven hissini yaşarsak iyileşiriz, yoksa bu gerginlik hali hepimizin içinde büyümeye devam eder.
#Siverek #kahramanmaraş
Her defasında kendisinden antropoloji, mitoloji, sanat tarihi, edebiyat, dinler, sosyoloji, felsefe ve toplumsal cinsiyet üzerine çok şey öğreniyorum. Bu dünyadaki yalnızlığımı hafifleten yegane insanlardan birisi kendisi.
Nevzat Hoca’nın @Japetos şu videosunu izlemediyseniz naçizane dikkatinize sunmak isterim. Geçenlerde izledim. O kadar çok etkilendim ki. Kalbime dokundu. Videoda da dediği gibi “Çekirge sürüsünün tarihinde değişen hiçbir şey yok.”
https://t.co/XPITpzI5yM
Nevzat Hoca’yı pandemiyle birlikte önce YouTube’da FluTv’deki videoları sayesinde tanıdım. O gün bugündür kendi kanalı olan Cultur Club Tv’deki videolarını elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum.
@b_kalemim@froggprincee Bunun sesli kitabı da var. (Okurken dinlemek de istiyorum demiştiniz bir ara sanki yanlış hatırlamıyorsam, o yüzden dedim.) Ve evet ben 1 senedir arkadaşlarımla mektuplaşıyorum. Darısı herkesin başına.
@ZeroCheff@yelkovansizsaat Şöyle bir video izlemiştim. Tabii burda mormonluk ve fantastik türünde yazım ele alınmış ama başta da dediğim gibi dini öğreti olarak günlük tutmaya önem verilmesi benim dikkatimi çekmişti.
https://t.co/VO5JxTPXiN
@ZeroCheff@yelkovansizsaat Merhabalar, bu tweet sayesinde videonuzdan haberdar oldum. Konunun uzmanı değilim ama aklıma geldi. Amerikalılar bunu nasıl yapıyor dediniz ya; acaba bazı dini tarikatların üyelerine çocukluktan itibaren günlük tutmalarını salık vermeleri, iyi yazmalarında etkili olabilir mi?
@saguara Demek ki dizide sadece ana temayı alıp Amerikan versiyonu için konuyu yerelleştirmişler. Çünkü orijinal filmde ırkçılık yok. Tabii sınıf / statü farklılıklarının yarattığı dezavantaj her zaman var. Şu sıra Making a Murderer belgeselini izliyorum. O bitince bu diziye bakacağım.
@ZeroCheff Wajib’i geçen sene izlemiş ve çok sevmiştim. ❤️🩹 Teacher’ı da izledim ama yanılmıyorsam orda Mohammad Bakri oynamıyor. Oğlu Saleh Bakri oynuyor diye hatırlıyorum. Wajib daha önde kalbimde ama Teacher da değerliydi. No Other Land belgeseliyle paralel izlenebilir. 💔