Ali Naci Küçük’ün bombayı patlatmasıyla ortaya saçılan TFF ve A Milli Takım iddiaları, sıradan bir başarısızlık hikayesi değil; tam anlamıyla kurumsal bir çürümenin ve rezaletin belgesidir! Takım içinde klikleşmeler, gruplaşmalar başını almış gidiyor; bazı nüfuzlu oyuncuların kadro kurup ilk 11 belirlediği, prim dağıtımlarında ise tam bir şaibe ve belirsizlik rüzgarının estiği söyleniyor. Bu iddialar yenilir yutulur cinsten değildir!
Doğru ya da yanlış; bu aşamadan sonra TFF’nin bu rezaletin üstünü halı altına süpürme lüksü kalmamıştır! Mesele artık taktik, teknik veya saha içi performans olmaktan çıkmış; bir yönetim, adalet ve haysiyet krizine dönüşmüştür. TFF derhal, lafı dolandırmadan net bir açıklama yapmak ve bu iddiaların üzerine tüm şeffaflığıyla gitmek zorundadır. Dahası, Spor Bakanlığı bu kepazeliğe daha fazla seyirci kalmamalı, sürece en üst perdeden el koymalıdır!
Eğer bu iddiaların binde biri bile gerçekse, ortada sadece bir kriz değil, Türk futbolunun kurumsal yapısının tamamen iflas ettiği bir tablo var demektir. Bu kadar ağır ithamların karşılıksız kalması, faillerinin cezasız kalması düşünülemez! Türk futbolu, arkasında kimlerin olduğu belli olmayan kişisel güç odaklarının, lobilerin ve oyuncu kliklerinin oyun alanı değildir. Liyakat, adalet ve hesap verebilirlik artık bir lütuf değil, bu çürümüş yapıyı temizlemek için tek ve en acil zorunluluktur!
📌Peki o geniş topraklar senin ailenin miydi Ahmet Türk?
Senin ailen o topraklara çökmüştü, cebren ve hile ile ele geçirdiniz o toprakları...
"Dedemden kalma" dediğin Kasrı Kanco konağı dedenden kalmadı, zaten o konağın sahibi de deden değildi.
Milan Aşireti Lideri İbrahim Paşa bu konağın son hakimiydi sonra orayı Hamidiye Alayları komutanlarından biri olan Binbaşı Hüseyin Kanco'ya bıraktı.
‼️Senin baban Hüseyin Kanco'nun konağında oduncuydu, sonra Hüseyin ağanın dul kızı Türkiye Hanım ile evlendi. Hüseyin Ağa da kızı ve torununa bakılması kaydıyla tüm malını ve konağını baban Oduncu Sinan'a bıraktı.
Hüseyin Ağa'nın kızı Türkiye Hanım yaşlıydı, babana çocuk veremedi, baban da anneni Türkiye Hanım'ın üzerine kuma getirdi, o kadından sen ve abin Abdürrahim oldu.
Konağın, aişretin ve toprakların gerçek sahibi olan Türkiye Hanım bu durumu kabullenemedi ve evi terk etti, sizler o kadıncağıza iftiralar atarak aşirete ve topraklarına çöktünüz, gasp ettiniz.
Hatta Türkiye Hanım'a attığınız iftiralar yetmedi, kadıncağızı kendi oğluna öldürttünüz, namus temizlenmiş(!) oldu ama aslında hem kadından hem çocuğundan kurtuldunuz ve böylece Kanco Aşiretine, topraklarına, mülklerine çökmüş oldunuz.
Senin geniş topraklarım var dediğin topraklarının hikayesi budur Ahmet Türk. Bunu da herkes bilir, yaşından başından utanmıyor musun milletin malına çöküp gasp ettiklerinize "bizim" demeye.
Kürdistan'ın neresi olduğunu sizlere göstereceğiz, hiç merak etmeyin. Size hem Kürdistan'ı göstereceğiz, hem de katlettiğiniz, malına çöktüğünüz masumlar için hesap soracağız. Türk'ün öfkesi de hafızası da her zaman tazedir. Sadece bekleyin...
Ahmet Türk
Binlerce dönüm tapusu var. Belediye Başkanlığı ve Milletvekilliği yaptı
Ama kimliği yokmuş dili yokmuş, hakları yokmuş..!
İran’da olsa asarlardı ama Türkiye’yi beğenmiyor.
Ali Naci küçük
TFF BAŞKANI İBRAHİM HACIOSMANOĞLU’NU CANLI YAYINDA REZİL ETTİ!
Dünya Kupası öncesi villa vaatleriyle, milyon dolarlık prim şovlarıyla ortalığı ayağa kaldıran, futbolcuların aklına parayı sokup o prim tartışmalarını bizzat BAŞLATAN TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, mağlubiyet sonrası sırra kadem bastı! Ortada yok!
Hakan Çalhanoğlu ve Merih Demiral gibi isimler transfer dedikodularının, seçim tartışmalarının içine çekilip yem edilirken bu federasyon milli takımı neden korumadı? Neden bu sessizlik? Aynı durum Galatasaray lehine yaşansaydı yine böyle üç maymunu oynar mıydınız, yoksa ortalığı mı yıkardınız? Sizin bu basiretsizliğiniz yüzünden milli takım Euro 2016’daki o lanet prim krizine, kamplaşma batağına sürükleniyor!
Üstüne bir de Montella’nın şu rezil Kerem Aktürkoğlu inadı eklendi! Kerem’i santrforda çürüteceğine ait olduğu kanada çekip, öne Barış Alper’i ya da Deniz Gül’ü atsaydın maçın hikayesi bambaşka olacaktı. Kerem de bu saçma sistemde sahada resmen döküldü, sıfır katkı verdi!
Hem idari vizyonsuzluğunuz hem saha içi körlüğünüzle milli takımı el birliğiyle ateşe attınız! Hesap verin!
“Ben sorardım bu savcıya ‘buranın ekonomisini batırmaya çalışarak nereye varmak istiyorsun?’ diye.”
👉 Levent Gültekin, 13 tavuk şirketine önce kayyum atanıp sonra kayyumun içeriğinin denetim kayyumu olarak değiştirilmesine tepki gösterdi:
“Hani diyelim ki ülkenin içerisinde bir akıl vardır ki ekonomiyi düzelteyim diye uğraşıyordur.
O akıl, önce bu savcıya ‘bir dakika sen tam olarak ne yapıyorsun, kime çalışıyorsun’ diye ben sorardı.
Ben sorardım bu savcıya ‘buranın ekonomisini batırmaya çalışarak nereye varmak istiyorsun?’ diye.
Sonra akşama doğru karardan geri adım atıyorlar. Önce örgüt ve kayyum atıyoruz diyorlar.
Sonra muhtemelen birileri devreye giriyor. ‘Abi siz tam olarak ne yapıyorsunuz’ diye.
Bu sefer de yönetim kayyumunu denetim kayyumuna çeviriyorlar, denetlemek üzere.
Abi denetlemek üzere bu kadar bir şirketin algısıyla, imajıyla, kamuoyuna verdiğin mülkiyet hakkını zedeleyen o tavrınla böyle bir adım atıp sonra niye şeye çeviriyorsun denetim kayyumuna?
Demek ki yaptığın yanlış. Peki bu yanlışı yaparken düşünmedin mi sonuçlarını?
Kim verdi mesela şirketlere kayyum atama yetkisini? Veren savcı akşama doğru ne değişti ki yönetim kayyumunu denetim kayyumuna çeviriyor.
Yok mu senin bu yaptığının bir faturası? Diyelim yanlış yaptın. Diyelim hata yaptın.
Bu hatanın bir faturası yok mu?
Binlerce insanın aklına yeniden ‘abi burada yatırım yapılmaz.’ duygusunu ektin.
Binlerce yatırımcıya, ‘abi bu ülkeye gidilmez çünkü bir savcı tek başına sabah malına el koyuyor’ duygusunu da verdin.
O şirketlere zarar verdin.
Akşama doğru ‘pardon abi yanlış olmuş biz bu kayyumun içeriğini değiştiriyoruz.’
Böyle mi yönetiliyor bu ülke!”
Öyle görünüyor ki saygıdeğer arkadaşlarımız; bu Tayyip’in Kaçak ve de Haram Saray’ına bağladığı, onun bir hukuk bürosuna döndürdüğü Akın Gürlek Yargısı, birkaç gün içinde bizi cezaevine atacak. Böylece görüntülü olarak size seslenmemiz engellenmiş olacak.
İşte oraya gitmeden önce, içinde bulunduğumuz bu kara günlerin değerlendirmesini bir kez daha, en özet biçimde yapalım istedik…
Ekrem İmamoğlu'nun Yusuf Tekin'in nasıl rektör olduğunu anlattığı konuşması tekrar gündeme geldi:
"Rektör olmak için 3 yıl profesör kalmanız lazım. 48 saatliğine kararname değiştirildi, 48 günlük profesör rektör oldu.
Bunlar kararname çocukları..."
Cenk Melih Yazıcı, Hakan Safi’yi Milli Takım’ın içine kadar sokuyor, oyuncu görüşmelerini sağlıyor. Merih Demiral’ın fotoğrafı seçim toplantısında transfer çalışması gibi paylaşılıyor. Bu süreçten haberdar olan TFF yetkilileri ise sessiz kalıyor.
Bununla da kalmıyor; Milli Takım’ın bir diğer kaptanıyla da görüşülüp anlaşma sağlanıyor. Üstelik bunların tamamı, Dünya Kupası öncesinde Milli Takım kampında yaşanıyor.
Caner Kara: “Evet. Kürt sorunu bizzat Ahmet Türk’tür.
Vermekle kurtulamazsın. 9 köy, 21 yıl milletvekilliği, defalarca belediye başkanlığı alsın; Türk’ün elindeki kuru ekmekte gözü kalır.
Canını vermedikçe, dünyayı versen kurtulamazsın.
Bir de Türk sorunu var.
Bunlara tahammül etmek, normalmiş gibi davranma hastalığı.”