Sultan Seyyid Muhammed Saqî Elhüseynî Hazretlerine (ksa) iftira edenlerin zerre kadar utanma duyguları yoktur.
Sözün doğrusu ve hası burada. Gerisi namustan yoksun keferelerin iftirasıdır.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası hakkında kritik bir açıklama yaptı:
— Soruşturma kapsamında helikopterin, düşmeden hemen önce üzerinden geçen bir F-4 uçağının etkisiyle kaza yaptığı değerlendiriliyor.
— F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin parmak izi Adil Öksüz’ün evinde bulundu.
— Pilotun mahrem imamla görüşmeleri de saptandı.
— Tutuklanan FETÖ İl İmamı’nın Bylock’ta "Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik" şeklinde yazıştığı belirlendi.
— Operasyonlarda bugüne kadar 19 kişi tutuklandı.
🔺Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında düşen helikopterin konumunun bilinçli bir şekilde saklandığı ortaya çıktı.
Dönemin İstihbarat Şube görevlisi İsmail Kaya: “Amirimin emriyle Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık halde hastaneye götürüldüğünü yazan sahte bir bilgi notu gönderdik.
Bir şube görevlisi, kazadan hemen sonra baz istasyonu verileriyle kaza yerini noktasal olarak doğru tespit etti.
Buna rağmen o konum kontrol edilmedi ve enkaza 3 gün sonra ulaşıldı.”
38 yıl boyunca Hadis toplamak için yolculuk yapan imam Buhâri 54 yaşında vefat eder
30 küsur yıl sonra eve geldiğinde tüm aile efradının (annesi ve abisi Ahmed) vefat ettiğini öğrenecek
Vee abdestin ürününü bilmeyen pelin ile Ahmed İmam Buhâri'yi diline pelesenk edebiliyor:
İğne
- ak Parti’yi kim iktidar yaptı?
- Anadolu insanı!
- AK PARTİ kime yaranmaya çalışıyor?
- Sebateist, mason, kemalist, deist, ateist, agnostik, diagnostik, itperest, ve din düşmanı herkese! Kadem ve yeşil Feministlere!
- bu politika ak Partiye ne getirir?
- %15 oy kaybı!
Bir Haziran akşamı… camide açılan camlar ve çiseleyen Yağmur’a karışmış Arpa- buğday tarlalarının Turkuaz kokusuna eşlik etmesi. Gözler kapalı ve tam bir sekinet hali. Bu salavat ı şerifin sesiyle yüreklerden çıkan cezbeler..Kim bilir kaç kişiye bu yolu sevdirdi.
“Asla ailelerinizi ihmal etmeyin bu çok önemli. Aileyi yaşat ki ümmet yaşasın.…
Çocuklarınızla arkadaş olun.”
Şeyh Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni Hazretleri
Yükseltilmeye Çalışılan İran Tehlikesi -Şimdi şurası değil
-Eski defterleri açmayın
-İran’a koridor açalım
-İran’a bağlanalım.
-İran adına savaşalım.
-İran İsrail’le savaşıyor, ABD ile savaşıyor.
diye anlatılan İrancı propagandanın altında yatan büyük ihanet ve İran gerçeği üzerine.
https://t.co/jlYZZACKIc
Tarih 5 Kasım 2023!
Haniye, israil saldırılarının şiddetlenmesiyle birlikte Tahran'da Ali Hamaney ile görüşmeye gidiyor.
Hamaney'e Hamas'a verdiği destek sözlerini hatırlatan Şehid Haniye'nin aldığı o cevabı asla unutmuyoruz!
"Filistin’in özgürleştirilmesi Filistinliler için bir onurdur ve bizim bu onurda onlarla yarışmak (onlara ortak olmak) gibi bir niyetimiz yoktur."
Alaa es-Salih'in sorularını yanıtlayan Iraklı siyasi analist Abdülkadir Nayil'in kendi şahitliğiyle Şehid Haniye ve Hamaney arasındaki o görüşmeyi dinleyin...
İran 7 Ekim hakkında kendilerine önceden bilgi verilmediği bahanesiyle savaşa dahil olmayacaklarını farklı vesilelerle açıkça belirtmiş, gerçekte de ne insani yardım göndermiş, ne diplomatik girişimlerde yer almış, ne de askeri lojistik bağlamında destek sağlamamıştır!
İran her zaman olduğu gibi Filistin'i tamamen yalnız bırakırken, yine yapay zeka videolarından ibaret bir gürültü ile kendini Filistin'in tek koruyucusu ilan etmiş ve kendi dışındaki herkesi tarih boyunca yaptığı gibi hain işbirlikçi olarak yaftalamıştır.
Şimdi sıra bizde.
"İran'ın direnişi İranlılar için bir onurdur ve bizim bu onurda onlarla yarışmak (onlara ortak olmak) gibi bir niyetimiz yoktur."
📌 Turizm'de kadınların önünü açmak👍🏻👍🏻
Oooooleeeyyyy❗️
Kadın tır şoförü MÜHTEŞEM atlımından sonar bu MÜHTEŞEM atılım geldi.
Nüfusumuz böylece artar👍🏻👍🏻👍🏻
Şok mutluyuz😎😎😎
Savaşın yeni cephesi nasıl Irak oldu?
İran’a yönelik savaşın başlamasının üzerinden henüz bir ay geçmeden Irak savaşa dahil oldu. Çünkü Irak, ABD işgalinden bu yana İran etkisinin belirleyici olduğu bir yapıya dönüştü.
Bağdat yönetimini hür, Irak’ı bağımsız bir ülke sananlar fark etmese de İran’ın sınır komşusu üzerindeki varlığı Lübnan ve Yemen’deki uzantılarıyla kıyaslandığından çok daha derin ve çok daha güçlü.
ABD güçleri günlerdir Irak’taki Haşdi Şabi Karargâhlarını yerle bir ediyor. 23 yıldır Irak halkına korku salan örgütlerin liderlerini eliyle koymuş gibi bulup, infaz ediyor. Peki nasıl oluyor bu? Çünkü onları oraya “kendi eliyle” koydu.
İran’ın 47 yıldır sürdürdüğü geleneksel dış politikası görünürde ABD karşıtlığı üzerine kurulu olsa da saha gerçekliği aslında bunun tam tersiydi. Bu çarpıcı hakikati göz ardı eden tüm değerlendirmeler boşlukta “gülünç bir yankıya” dönüşüyor.
Pek çok ülke tarafından bileşenleri ayrı ayrı terör örgütü olarak kabul edilen Haşdi Şabi bir çatı yapılanması. İçinde irili ufaklı “Bedir Tugayları, Irak Hizbullah’ı, Asa’ib Ehl el-Hak, Ali Tugayları ve Horasan Tugayları” gibi Şii örgütleri barındıran yapının gövdesini Bedir Tugayları oluşturuyor.
Saddam Hüseyin yönetimini devirmek üzere teşkilatlanan Devrim Konseyi’nin silahlı kanadı olan Bedir Örgütü 1982'de İran’da Devrim Muhafızları tarafından kuruldu.
Bu sırada İran ile Irak arasında bir savaş sürüyordu. Bedir Örgütü İran saflarında kendi ülkesine karşı savaştı. 1988’den Irak’ın işgalinin başlayacağı 2003 yılına kadar ise askerî açıdan İran eliyle güçlendirilip büyük bir milis örgütüne dönüştürüldü.
Irak işgal edilmeye başladığında ABD birliklerine yol açarak ilerlemesini sağlayan Bedir Örgütü oldu. Böylece Amerikan Kuvvetleri Basra’dan Bağdat’a kadar 550 kilometrelik yolu 19 günde tamamlayabildiler. Ancak ABD’nin örgütle olan iş birliği henüz yeni başlıyordu.
Üç yıl boyunca Sünni şehirlerindeki güçlü direnişi bastırmak için ABD bu örgütü sahada aktif olarak kullandı. Karargâhlarını kurdu. Silahla donattı. Örgüt mensuplarını ABD’li subaylar eğitti. Onlara gelişmiş sorgulama yöntemlerini ve meskûn mahal operasyonlarının nasıl yapılacağını Amerikan askerleri öğretti.
Sahada tüm bunlar olurken örgütün siyasi kanadı Devrim Konseyi Irak’ın yönetimini bir diğer Şii yapı olan Dava Partisi’yle birlikte devraldılar. Doğrudan Hamaney’e bağlı olan Bedir Örgütü’nün mensupları, tasfiye edilen Irak Ordusu ve polisinin yerini alırken, Bağdat yönetimi de 20 yıl boyunca İran’da örgütlenen bu iki Şii parti tarafından ele geçirildi.
Irak Başbakanları daha çok politik yönü öne çıkan Dava Partisi mensuplarından oluşurken, askeri kanat Devrim Konseyi tarafından şekillendi. Halen Irak Başbakanı olan Sudani Dava Partisi’nin mensubu. Partinin lideri ise ülkedeki “mezhep savaşını başlatan” eski Başbakan Nuri el Maliki.
İşgalden sonra Bedir başta olmak üzere silahlı Şii örgütlerin tasfiye olması bekleniyordu. Ancak İran, Irak’ın yeniden kurulan ulusal ordusuna paralel doğrudan Devrim Muhafızları’na bağlı bir milis gücünün kalmasını isteyerek bu tasfiyeyi engelledi. Böylece Irak’ın en büyük Şii otoritesi Ali Sistani’nin emriyle “milis yapılarını tek çatı altında toplayan” Haşdi Şabi, Bağdat yönetimi tarafından Irak’ın yeni Cumhuriyet Muhafızları olarak anayasal güvenceye alındı.
Bundan sonra ABD’yle bir anlaşma sağlansa bile Irak’ta çatışmaların devam edeceği öngörülüyor. Çünkü Irak’taki Sünni aşiretleri durduran şey, ABD’nin Haşdi Şabi’ye verdiği destekti. Bugün bu destek kesildiği gibi, Şii örgütler ABD eliyle tasfiye ediliyor
İktidar uğruna düşmanla kurulan her temas, bir kazanım gibi sunulsa da uzun vadede kaçınılmaz bir tasfiyenin tohumlarını taşır
Dün başkalarının ajandasıyla kendi ülkesine karşı savaşanlar, bugün aynı ajandanın ilk gözden çıkarılanları oluyor
Irak'ta yaşananlar dış güçlerin desteğiyle yükselen yapıların kaderinin yine “o güçlerin çıkarlarıyla sınırlı” olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 28.3.2026
HAŞDİ ŞABİ ÖRGÜTÜ KİMDİR?
Pek çok ülke tarafından bileşenleri ayrı ayrı terör örgütü olarak kabul edilen Haşdi Şabi bir çatı yapılanması. İçinde irili ufaklı “Bedir Tugayları, Irak Hizbullah’ı, Asa’ib Ehl el-Hak, Ali Tugayları ve Horasan Tugayları” gibi Şii örgütleri barındıran yapının gövdesini Bedir Tugayları oluşturuyor.
Saddam Hüseyin yönetimini devirmek üzere teşkilatlanan Devrim Konseyi’nin silahlı kanadı olan Bedir Örgütü 1982 yılında İran’da Devrim Muhafızları tarafından kuruldu.
Bu sırada İran ile Irak arasında bir savaş sürüyordu. Bedir Örgütü İran saflarında kendi ülkesine karşı savaştı. 1988’den Irak’ın işgalinin başlayacağı 2003 yılına kadar ise askerî açıdan İran eliyle güçlendirilip büyük bir milis örgütüne dönüştürüldü.
(Video: İran-Irak Savaşında, İran saflarında kendi ülkesine karşı savaşan Bedir Örgütü mensupları 1987)
Fırat İsmail bu paylaşımı yaptığında, binlerce kişi cinnet geçirmişçesine büyük bir linç kampanyasına girişti. Yüzlerce alıntı ile taşan o devasa tepki yoğunluğu, sıradan bir sosyal medya linçi değil; 1400 yıllık bir korkunun dehşet çığlığıydı.
Sünni dünya, damarlarında gezen o ırsileşmiş Pers fitnesi yüzünden Hz. Muaviye (r.a.) hakkında iki cümle kuramaz hale getirilmişken; İrancılar daha üç yaşındaki çocuğa neyi, neden ve kime unutturması gerektiğini satır satır öğretiyor! Bu paylaşıma verdikleri o inanılmaz tepki asla öylesine değildi; çılgına döndüler evet çünkü onlar da Eş-Şara'da Hz. Muaviye'yi görüyorlar!
Bugün Suriye'nin kapıları, tıpkı o şanlı Emevi Devleti döneminde olduğu gibi suratlarına demir bir perde gibi kapanmıştır. Sızamıyorlar, menfaat devşiremiyorlar ve tamamen ifşa olmuş halde nesillerce denklem dışı bırakıldılar.
Emevi döneminde yedikleri o sille neyse, bugün de aynı hak ettikleri muameleyi görüyor olmanın travmasını ve çaresizliğini yaşıyorlar.
Onların ödlerinin koptuğu mesele; Emevi'den Selçuklu'ya, Selçuklu'dan Osmanlı'ya süzülüp gelen o tavizsiz devlet nizamı şuurunun yeniden dirilmesidir. Şiilerin yüzyıllardır bu iradeyi unutturmak, bu aklı Sünni hafızasından silmek için harcadıkları tüm çaba bugün boşa düşmektedir.
İsimlerini duydukları anda ellerini ayaklarını titreten Hz. Muaviye'den (r.a) Yavuz Sultan Selim’e uzanan o çelikten irade, İslam sancağını büyük fetihlerle en ileriye taşımış ve Nizam-ı Âlem’i, içinde Farsilere yer bırakmayacak şekilde tarihe mühürlemiştir.
Bugün Emevi’nin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın fütühat ruhu ve cihanşümul devlet aklının aynı coğrafyada dirilmesinden, kadim geleneğin Devlet-i Ebed-Müddet felsefesiyle yeniden hatırlanmasından ve şahlanmasından ölesiye korkuyorlar!
Artık bizim bu sinsi fitneyi aşıp uyanma vaktimiz. Onların uykularını kaçıran o devlet aklı muhakkak ayağa kalkacak; Allah celle celalühü'nün o muazzam kader planına layık kullar olabilirsek de, aslan düştüğü yerden yeniden kalkacaktır!