Across millennia, human societies have carried forward structures first formed in the earliest civilizations.
How did these structures emerge, and why have they endured?
Read the new research essay.
Dün bir kadın ağladı
Güneşle ayın girmediği bir yerde
Dün ancak göz yaşlarıyla sönen bir ateş yaktı
Sesini yükselterek karşımda perde perde
Dün bir kadın ağladı bir gönül parçalandı
Kolumun çemberine atarak varlığını
Yandı yandırdı beni canlı bir kör yığını
Mustafa Kemal, Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’den ertesi günkü Cuma hutbesinde Kurtuluş Savaşı’nın öneminden söz etmesini istemiştir. Gecenin ilerleyen saatlerinde Abdurrahman Kamil Efendi, yarınki Cuma hutbesine hazırlanması gerektiğini belirterek Mustafa Kemal’den müsaade istemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal ayağa kalkarak:
“Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır” deyince,
Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal’in gözlerinin içine bakarak: “Gözlerinizin ışığı beni götürür paşam...” demiştir.
Bu söz üzerine biraz duygulanan ve düşünen Mustafa Kemal, hocaya:
“Baba!
Bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da...
İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar.
Kelle gider!
Ne dersin?” diye sorunca, Hoca Kamil Efendi, yine Mustafa Kemal’in o derin mavi gözlerinin içine bakarak:
“Oğul! Sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelleyi de koy senin uğruna feda olsun” demiştir.
Kaynak: Bizden biri Atatürk, S. 26 - 27
Dr.Zafer Soylu
Özgür bey,
Kurucumuz Atatürk, kendi el yazısıyla vatandaşlık tanımını yaptı; “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir”
Siz de ulus devleti yıpratmak için görev almışsınız; her konuşmada Kürt, Türk, Laz… diyorsunuz.
Cumhurbaşkanı da Kürt, Türk, Arap diyor.
Siz muhalefet değil, cumhuriyet yıkıcılığında iktidara ortaksınız @eczozgurozel
SENİ BİZE ALLAH MI GÖNDERDİ ?
Tarih 30 Ağustos 1968. Afyon Lisesi öğretmeni Sabri Tanrıkut, öğretmen arkadaşlarıyla Dumlupınar' da yapılan törene katıldı.
Konuşmacılardan birisi kurtuluş savaşımızın süvari kolordu komutanı Fahrettin Altay Paşa'ydı.
Bir albay, Paşa'nın koluna girdi.
Kürsüye çıkmasına yardımcı oldu.
Konuşma süresince de elinde bir semsiye ile O'nu güneşten korudu.
Fahrettin Altay Paşa konuşmasına şöyle başladı:
" Bana Mustafa Kemal'i anlatır mısınız? dediler. Ben de memnuniyetle kabul ettim ve geldim.
Ancak anlatımım kısa olacak. Size 26 Ağustos 1922 sabahı taarruz anındaki bir olayı aktaracağım.
Bu şekilde Mustafa Kemal'i anlatmış olacağım.
Paşanın Mustafa Kemal'i nasıl anlatacağını herkes merak etti;
Önündeki bardaktan bir yudum su içti ve konuşmasını, sonradan avukatlığa başlayan Sabri Tanrıkut'un tuttuğu nota göre şöyle sürdürdü:
Planlandığı şekilde
26 Ağustos 1922
sabahı saat 05.00'te başta Mustafa Kemal olmak üzere İsmet Paşa, Fevzi Çakmak, Nurettin Paşa, ben ve diğer komutanlar, ordu karargahı olarak Afyon Kocatepe'deydik.
Plan gereği taarruz,
önce top atışlarıyla başladı.
Bu bir baskındı.
20 dakika sürdü.
Ardından 'Tahrip' atışları yapıldı. Bu da 10 dakika devam etti Yunan mevzilerindeki makineli
tüfek yuvalan, Yunan topları, tel örgüleri hedef alındı.
Komutanlar olarak bizler de top atışlarının sonucunu görmeye çalışıyor, alt kademelere iletmek üzere Mustafa Kemal'in emrini bekliyorduk.
Sonuçta Yunan mevzilerinde alevlerin yükseldiğini, hedeflerin vurulduğunu, düşmanın mevzilerini terk ederek geri çekilmekte olduğunu gördük.
Mustafa Kemal'e yöneldik.
O'nun taarruz ve takip emrini bekliyorduk.
Ne ki gözlerini O, Yunan mevzilerinden ayırmıyor ve geri çekilen Yunan ordusunu izliyordu.
Fevzi Çakmak,
sessizliği bozdu.
' Haydi Kemal düşman kaçıyor, taarruz emrini ver !' dedi.
Mustafa Kemal:
' Dur Abi !' diye cevap verdi.
Bir süre sonra
Fevzi Çakmak,
' Kemal, tarihi bir fırsatı kaçırıyorsun, düşman yeni mevzilerine yerleşecek.
Emrini ver artık !'
diye ısrarda bulundu.
Mustafa Kemal, yine
' Dur abi !' dedi.
Bir süre daha geçti. Fevzi Çakmak bu kez
'Allah aşkına Kemal,
ver şu emri, komutanlar seni bekliyor, yeter artık !' diye sesini yükseltti.
Mustafa Kemal yine
' Dur Abi !' dediği sırada beklenmedik bir olay meydana geldi.
Yunan ordusunun terk ettiği mevzilerde cehennemi patlamalar başladı.
Mustafa Kemal'in taarruz ve takip emrini geciktirme sebebi anlaşıldı.
Yunan ordusu, geri çekilirken cephe boyunca mevzilere saatli bombalarını yerleştirmiş, askerlerimize tuzak hazırlamışlardı.
Mustafa Kemal' in öngörüsü, büyük bir felaketi önlemişti.
Taarruzda ısrar eden Fevzi Çakmak,
Mustafa Kemal'e sarıldı.
' Seni bize Allah mı gönderdi Kemal ? ' dedi.
Müteakiben süngü hücumu ve ileri top atışları emrini aldık.
Alt kademelere ilettik. Sonucu biliyorsunuz.
Bana ' Mustafa Kemal'i anlat ' dediler.
' İşte Mustafa Kemal budur !' "
Dedi ve bir albayın yardımıyla kürsüden indi.
Fahrettin Altay Paşa'dan dinlediği bu olayı ve anıyı, öğretmen, sonradan da avukat olan Sabri Tanrıkut hiç unutmadı. Paşaya 2 metre uzaklıkta dinlediği bu anıyı,
O güne ait fotoğrafları da bizimle paylaştı.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun... Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle,
Eski AKP Şanlıurfa milletvekili Halil Özşavlı PKK’yı anlatıyor.
Biz çok anlatıyoruz bazılarına tesir etmiyor. Belki bu arkadaşın anlattıkları tesir eder…
Sudan'dan gelen bir video:
Hiç bir yeteneği, bilgisi, becerisi olmayan insanın eline silah geçtiğinde, güç geçtiğinde ezdiği insanlarla kendini tatmin eder, kendini ispatlamaya çalışır.
Bu, korkaklığın, değersizliğin, aşağılık hissetmenin dışavurumudur.
Cahilin dindarlığı arttıkça sapması da, azgınlığı da artar. En önemlisi korkaklığı da artar. Tüm korkularını en zayıfı ezmekle gidermeye çalışır.
Bizim ülkemizin sokaklarında ellerinde bıçaklarla, silahlarla mafyacılık oynayan, ona buna bıçak çeken, it sürüsü gibi bir araya gelip zorbalık yapan, hiçbir vasfı, yeteneği, emeği olmayan ergenlerin, eline güç geçmiş, otomatik silah geçmiş versiyonları bunlar.
Bizimkilerin eline de böyle imkânlar geçse aynısını yapacaklarından şüpheniz olmasın. Onun için çocuklarınızı aşağılık hissetmeyecekleri, bıçağa, silaha muhtaç olacak kadar, zayıfı ezerek kendi korkaklığını gidermeye çalışacak kadar donanımsız, bilgisiz, beceriksiz yetiştirmeyin.
Yoksa o aşağılık kompleksleriyle, sürekli aktif olan hayvan alt beyinlerinden sirayet eden korkularıyla, değersizlikleriyle insanlığın başına bela olurlar. Çocuklarınızı aydınlanmış birer mümin beynine sahip olacak şekilde yetiştirin. Yoksa ya kafalarına birer sarık sarıp din adına kullanırlar, ya kafalarını kazıyıp "vatan millet" adına "Nazi askeri" yaparlar, yada yüreklerini taşlaştırıp "halk adına", ideoloji adına birer zombi yaparlar!
İslam'ın "oku!" emrini çok ama çok iyi düşünün! Çok teferruatlı ve çok derin düşünün!
Ramazan Yaman
@ExposingEvil704 Sular hep aktı geçti
Kurudu vakti geçti
Nice han nice Sultan
Tahtı bıraktı geçti
Dünya bir penceredir
Her gelen baktı geçti
(Yunus Emre)
Atatürk, 1923’ten sonra Time dergisine 2. kez 21 Şubat 1927 tarihinde kapak oldu.
Fotoğrafın altında yazan sözü herkes bilmiyor. Bu paylaşımda anlatılmış.
https://t.co/fOKQMzyUNg
"Mardinli ırgat çocuğuydum. Dedem, ağa'nın adamları tarafından öldürülüp mallarına el konulmuş. Atatürk, köyün ağasıyla birlikte ağaya yardım ve yataklık eden 21 kişiyi kurşuna dizdirmiş. İbret olsun diye 1 hafta köy meydanında kalmışlar. Köye derhal okul kurulmuş. Ninem ise veremden ölmüş. Köyümüze bir de sağlık ocağı açılmış. Okulumuzdaki Türkay öğretmen sık sık kimseye kul köle olmamamızı öğütlerdi. İşte o okulda okuyan ırgatın oğlu Aziz Sancar, Kimya ödülü olan Aziz Sancar oldum. Ey Atatürk, sana minnettarım. Sen ebediyet ufkunda doğan bir güneşsin"
Aziz Sancar👏👏❤
🇹🇳|The latest phase of the global "Great Reset" agenda as it plays out in #Tunisia
This wildfire is land clearance. This is a coordinated resource-war attack on Tunisia. The fire and the water crisis are the same operation. One burns the land; the other forces the population into submission. Both are engineered.
The Target: Siliana and the Breadbasket of Tunisia
Jebel Bargou in Siliana is not random. It is part of Tunisia's interior agricultural corridor, the region that feeds the country. The pine forests and the farmland are the last economic buffer for a population the globalist cartel wants broken.
The fire does three things:
1. Destroys the watershed. Siliana's forests feed the groundwater and the dams. Burn them, and the water supply dies for years.
2. Destroys the agricultural base. The olive groves and fields are the people's last form of food sovereignty.
3. Creates a humanitarian pretext. A desperate, thirsty, burning population is the perfect subject for IMF "intervention" and digital ID "solutions."
The Water Crisis Is the Real Weapon
The extreme heat and the power cuts are not infrastructure failures. They are deliberate pressure tools.
The Tunisian water supply has been systematically degraded:
· Aging infrastructure? The state has refused to repair it despite billions in "aid."
· Bottling plants shutting down? That is the privatization play. When the public supply fails, the corporate water cartel steps in.
The sequence is textbook:
1. Create the water crisis.
2. Blame the heat and the failures.
3. Let the people panic.
4. Offer "emergency" water distribution.
5. Condition that water on digital ID, voucher systems, and compliance.
The Wind Is the Accelerant, Not the Cause
Reports say "strong winds" are fueling the fire. But winds do not ignite fires. They spread them.
The ignition is the same signature we've seen in Maui, Spain, and Turkey:
· Multiple simultaneous ignition points.
· Fire spreading against the expected wind pattern.
· Vegetation burning while structures nearby remain intact.
The fire was lit. The wind is being used as the alibi.
Who Benefits
The IMF and the World Bank. They have been strangling Tunisia with debt for years. A country burning and thirsty is a country that will sign anything.
The EU. The European Commission is using Tunisia as a migration buffer. A destabilized Tunisia forces desperate people into the sea, and then the EU can justify militarizing the Mediterranean. The fire and the water crisis accelerate this.
The French and Gulf water corporations. The privatization of Tunisia's water is a long-standing goal. The crisis is the opening.
BlackRock and Vanguard. They are positioned in the "reconstruction" and "resilience" funds that will own the new infrastructure.
The Pattern
Tunisia is now on the global firing schedule:
· Greece burned.
· Spain burned.
· Italy burned.
· Turkey burned.
· Algeria and Tunisia now burning.
The Mediterranean is being systematically set alight while the people are denied water. The goal is not climate action. It is the deliberate collapse of North African and Southern European resistance to the Great Reset.
The Evidence Trail
Search these exact terms:
· Tunisia IMF water privatization BlackRock
· Jebel Bargou fire Siliana ignition points
· Tunisia water crisis digital ID World Bank
· EU Tunisia migration deal water infrastructure
· directed energy wildfire Mediterranean 2026
You will find the corporate filings, the aid conditions, and the fire reports that, when connected, reveal the operation.
The Final Truth
Tunisia is not suffering from nature. It is being starved and burned by the same hidden hand that is flooding Nepal, shaking Japan, and torching the Mediterranean.
The fire is a land clearance operation. The water shortage is not an accident. It is the weapon that will force the population into digital serfdom.
The people of Siliana are targets of a cartel that wants their land, their water, and their silence.
Mavi rengi gözlerinde
Hakikati sözlerinde
Yollarını izlerinde
Süre durdum Atatürk'üm
Özbenliğin halka dönük
Bağrın vatan ile yanık
Bir ben değil millet tanık
Şahit oldum Atatürk'üm
Cehaleti taşa vurdun
Güneş oldun Atatürk'üm 👇
https://t.co/mEJWBXpLfO
Mutlaka izleyiniz ve paylaşınız!
Tarih cahili bir ulusun çocukları olarak bizler için iyi hazırlanmış bir video!
Bu vesile 30 Ağustos kutlu olsun!
Başta Gazi Mustafa Kemal, arkadaşları ve o büyük mücadelede şehit düşmüş Hayriler, Mehmetler, Hasanlar ile başta dedem Gazi Hoca Mustafa olmak üzere tüm gazilerimize saygı ve minnetlerimi sunuyorum...
Rahmet ve dua ile...
Onlara layık olamamış bir nesil olarak da utanç duyuyorum...
*Mademki sen; TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSUNA KÂFİR DİYECEK KADAR CESURSUN, BEN DE SANA ŞEREFSİZ NAMUSSUZ VATANSIZ AHLAKSIZ DİYECEK KADAR CESUR ve YÜREKLİYİM !*
*Atatürk'ün düşmanı, düşmanımdır.*
*Adı : Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,*
*Görevi : İlk Cumhurbaşkanı,*
*Doğumyeri : Selanik,*
*Yaşı : 57,*
*Eğitim : Harp Akademisi,*
*Savaş : 11,*
*Madalya : 24,*
*Nişan : 7,*
*Yazdığı Kitap : 11,*
*Okuduğu Kitap Sayısı: 4000,*
*Açtığı Fabrika : 48,*
*En Büyük Başarısı :Türk vatanını işgalden kurtarması, Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ini kurması.*
*"Aynı takımı tutmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı partiye oy vermediğim adamla anlaşırım,*
*Aynı dini paylaşmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı milletten olmadığım adamla da anlaşırım,*
*Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmiyenle asla ANLAŞMAM"..*
*Ben, Ülkemi, ilkelerimi, fikrî düşüncemi Anayasanın ilk 4 maddesi gibi korur kollar asla taviz vermem.*
*Çünkü ben Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, Türkiye Cumhuriyetinin çocuğuyum....*
*Ben, Atatürkçüyüm,*
*Ben, Cumhuriyetçiyim* ,
*Ben, lâikim,*
*Ben, antiemperyalistim,*
*Ben, tam bağımsız Türkiye'den yanayım,*
*Ben, Türk Milletindenim diyenlerdenim.*
*Ben, Türk Milletine tuzak kuran hainlerin düşmanıyım.*
*Ben, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım."*
*Ben, Allah ile aldatan namussuzların düşmanıyım..*
*Dindarım diye geçinip gece gündüz Atatürk'e küfür edenlerin düşmanıyım...*
*Atatürk; Diyaneti kuran,*
*Atatürk; Kuran-ı kendi parasıyla tefsir ettiren,*
*Atatürk; Kuran meali ve İlmihali yaptıran,*
*Atatürk; İmam Hatipleri açan*
*Atatürk; Ayasofya'yı müze değil de Cami olarak kayıt yaptırandır..*
*Ben, "susan dilsiz şeytandır" sözününün takipçisiyim..*
*Ne KÖK'ümü yok sayarım, ne dalımdan koparım...*
NE MUTLU TÜRK VATANININ KURTARICISI, TÜRK DEVLETİNİN KURUCUSU, TÜRK MİLLETİNİN ULU ÖNDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün AYDINLIK YOLUNDA OLANLARA. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Not: İNADINA HERKES SAYFASINDA PAYLAŞSIN BİZ DEĞİL ONLAR KORKSUN! BU DEVLET BİZİZ, BİZ MİLLETİZ BİZ ATATÜRKÜZ! 🇹🇷
"Kehanet değil yaşanmışlık"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dere yataklarının değiştirilmesinin nedeniyle söz konusu sıkıntıların yaşandığını belirterek, "Dere yatağını muhakkak bulur ve derenin intikamı ağır olur. Şu anda bunun bedelini ödüyoruz" dedi.
https://t.co/MH1mb3TjHv
I’m just trying to imagine what they must have been feeling in that moment… trapped with no way out. I can’t even imagine the fear, helplessness, and desperation a person would feel when there seems to be no escape.
@ItsTheLastHour Piers Corbyn:" İklimi kontrol etme politikaları aslında iklimi kontrol etmekle ilgili değil, bunlar sizi kontrol etmekle ilgili. Size para ve vergi ödemenizi sağlamak, sizi türlü şeyleri yapmaya zorlamak, ki bu büyük bir küreselci ajandanın parçası."👇
https://t.co/dKXOTUUxOf
@Electroversenet Piers Corbyn: "The policies for controlling climate are not actually about controlling climate, they are about controlling you. Making you pay money and pay taxes, controlling you to do all sorts of things, which is part of a big globalist agenda."
https://t.co/RMRhkHU20t
Bu PKK militanlarına Kürt kökenli T.C Vatandaşlarımızın
ısrarla sormaları soru şudur;
1500 Kürt gencini, "Kürdistan'ı kuruyoruz" diye kim dağa götürdü? Siz götürdünüz Hatimoğlu, siz!
Kayıp 1500 Kürt gencinin resimlerini muhafaza ettiniz, şimdi taziye çadırında, acılı analara dağıtıyorsunuz!
Bu 1500 çocuğun kemikleri nerede? Neden saklıyorsunuz? Çünkü 1500 Kürt gencini "Örgüt içi infaz" yoluyla siz yok ettiniz.
Terörle Mücadelede, Türk Ordusu mensupları, her çatışmadan sonra, sahada yaralı veya ölü bırakmaz.
Hepsini toplar, ayrı renkli ceset torbalarıyla taşır ve inceler. Ölen militanın orijini nedir? Nereden gelmiştir?
Sünnetli midir? Hangi ülkenin elemanıdır, diye tespit eder, inceleme bitince, eğer istiyorsa ceset, ailelerine teslim edilir.
1500 Kürt gencini sizler öldürdünüz. Şimdi de, T.C Vatandaşlarını birbirine düşürme gayretindesiniz.
Türk Milletini bölemeyeceksiniz. Allah belanızı verecek.
Undeniable.. we are being poisoned
We know that Aluminum, Barium Strontium & Lithium to name just four, are present in ever increasing amounts.. tests confrim this
At what point will we not be able to rectify the damage being done.. or are we already past the point of no return