"Biçimler kaybolur, kelimeler yanar, imkânsızı ifade etmek için. Hiçbir hikâye anlatılamaz. Hiçbir hikâye anlatılmaya değmez. Ancak gerçek dil henüz doğmadı. Beyhude bir gururla, kimerik bir hammaddeden icat ettiğimiz kelimeler olmadan, hayvanlar aralarında bizden daha iyi iletişim kuruyorlar. Temelsiz. Yaşamla hiçbir bağı yok. Yaşamın ne olduğunu, ölümün ne olduğunu biliyor musun Patiño? Hayır, hayır bilmiyorsun. Kimse bilmiyor. Yaşamın, yaşanılan mı yoksa ölünen mi olduğu hiçbir zaman bilinmedi. Asla da bilinmeyecek. Dahası, imkânsız olanın faydasız olduğunu kabullenirsek, bunu bilmek de faydasız olacaktır. Dilimizde sesi olan kelimeler olmalıdır. Serbest alan. Kendi hafızası. Tek başına var olan, kendisiyle birlikte yerini taşıyan kelimeler. Kendi yeri. Kendi maddesi. Kelimenin bir hadise gibi gerçekleştiği bir alan. Bazı hayvanların, bazı kuşların, ezelden beri var olan böceklerin dilinde olduğu gibi. Fakat, olmayan bir şey var olabilir mi?"
Augusto Roa Bastos - Yo, el supremo (Ben, En Yüce)
“[…] nar kentinde bir incir buldum. narı da inciri de övmek isterim […] her serüven düşü, incirin altında başladı, incirin altında biter.”
bilge karasu, narla incire gazel,
giriş bölümünden.
Bebek taşıyan bir insan toplu taşımada ayakta durmamalı. Bırakın kazayı, ani bir fren dahi gelişmemiş boyun kasları nedeniyle bebekte ciddi hasara yol açabilir. 1. Oturun. 2. Sırtınızı şoföre verin. 3. Bebeği kendinize yaslayın. Yer vermeyeni de otobüsten attırın. Evden çıkmasın.
Boşanma oranlarının artmasının sebebi sosyal medya falan değil; kadınların artık gelenek, kültür ya da toplumsal normlar adı altında kötü muamele görmeyi kabul etmemesinden kaynaklıdır.