Çoğunluğun düşünmek, öğrenmek, anlamak gibi bir derdinin olmadığını anladığınızda rahatlarsınız. Ama yetmez.
Tavsiye:
Düşünmek, öğrenmek, anlamak gibi dertleri olan insanlar bulun ve onlarla zaman geçirin. Her şey çok daha güzel oluyor.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ülkemiz için canını veren tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.
Saygıyla, sevgiyle ve sonsuz minnetle...
#18Mart1915#CanakkaleGecilmez 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Eskiden insanlar haddini bilirdi.
Her şeyi bilen çeyrek eğitimliler, sadece çoğalmadı her yeri istila etti.
Kasabalı rehavetiyle mutlu ve cüretkar.
Onlar için yüzsüzlük yiğitlik, saygısızlık nezaket, cehalet bilgelik oldu.
Ve gelinen aşamada, dürüst insanların değeri dibe vurdu. Dürüstlük, bir değer olmaktan çıktı.
Okuma-yazma bilmeyen çeyrek eğitimliler, kaliteye, doğaya, bilime, mantığa meydan okur duruma geldi.
Övünelim!!!
Sosyal Psikolog Daryl R. Van Tongeren’in tevazu kavramını kendimizi, insanları ve dünyayı tanıma, anlama ve geliştirmeye dair yenileyici bir dinamo olarak hayatımıza nasıl katabileceğimizi bilimsel araştırmalarla anlattığı kitabı Tevazu üzerine bir yazı. https://t.co/s8CsGloTdB
KARDEŞİM!
Dünkü seçimlerin sonucunu doğal karşılamayanlara, hele “Allah Allah kim, nerede yanlış yaptı?” diye sorgulayıp, bir de suçlu arayanlara çok şaşıyorum!
Dönüşmek zor şeydir!
Kendinize, yaşamınıza bir bakın! Hangi güzellik emeksiz, kendiliğinden?
Ben tüm genç kardeşlerime yazayım: Bu ülkeye yapacağınız en büyük iyilik kendinizi geliştirmektir.
Sen kendini değerli kıl, meslek sahibi ol, sanatçı ol, bilim insanı ol, sporcu ol, tüccar ol, işçi ol..
Ne olursan ol, en iyisi ol!
Değerli ol! Varlığın, yaptıklarınla istensin!
Tamamen iyi ya da tamamen kötü var mı !?
Kim size “dikensiz gül bahçesi” vadetti?
Dünkü seçim istediğin gibi olsaydı sanıyor musun ki farklı bir dünyaya uyanacaktık, ya da sonuçlar istediğin gibi olduysa yaşantımızda bu sabah ne değişti?
Dünyayı seçimler değil, herkesin kendisini her gün daha iyiye taşıması daha güzel bir yer yapar. Seçim sonuçtur.
Genç kardeşim, kızım, oğlum; sen şunu düşün : “Nasıl daha iyi ve güzel bir dünya yaratabiliriz? Buna benim katkım ne olur?”
Kendisini, kazanmış ya da kaybetmiş hisseden herkes, ne kazandın ne de kaybettin!
Sadece yaşıyorsun. Ömrünü değerli kılmak siyasileri seçmekle değil, çalışmakla, yaşam içindeki kendi seçimlerinle olacak. Küçük, başlangıçta kimsenin sezmediği, kişisel yaşantı seçimlerinle.
Başını kaldırıp bu güzel mayıs gününü hisset, kendini değerli kılacak “küçücükmüş” gözüken yaşantı seçimlerini yap. Kendini değeri kıl.
Sen değişirsen, toplum da, dünya da değişir.
“Olmak” bir “seçimle” olmaz, herbiri önemsizmiş gibi gözüken sayısız yaşantı seçimleriyle yavaş yavaş olur.
“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” !
#Penceremdenİstanbul
Yobazın asıl istediği dini bir yaşam biçimi değildir. Onun asıl istediği, dini bir kamuflaj olarak kullanarak hastalıklı arzularını ve saldırganlığını doyuma ulaştırabileceği ve asla ceza almayacağı bir toplumsal düzendir.
İşte tam da bu yüzden, istediği hastalıklı toplumsal düzeni kurabilmek için, devletin gücünü ele geçirmek ister.
Oysa devletin dini olmaz, devletin dini akıl, bilim ve adalet olmalıdır. Din, insanların vicdanlarında temiz kalması ve yaşanması gereken bir olgudur. Devletin gücü ile din birleşirse, devlet de din de sağlıksızlaşır.
Devlet, gerek hukuk sistemiyle gerek diğer mekanizmalarıyla, tüm vatandaşlarının inançlarını ya da inançsızlıklarını, birbirlerinin yaşama hakkına asla müdahale etmeden özgürce yaşamasını sağlayacak toplumsal düzeni kurmak ve korumak zorundadır. İşte buna Laiklik diyoruz ki sevgili Atamızın yapmaya çalıştığı da buydu.
Kimsenin, inançlarını ya da inançsızlığını bir yaşam biçimi olarak diğerine dayatamayacağı bir toplumsal düzendir Laiklik.
Yobaz Laikliği sevmez. Onu topluma dinsizlik olarak yansıtır. Çünkü hastalıklı varlığının ve kötülüğünün devam etmesi buna bağlıdır. Sağlıklı bir toplumsal düzende arzularını doyuma ulaştırması ve ceza almaması mümkün değildir.
Yobaz cehaletin, kötülüğün ve patolojik bir ruhsal örüntünün karışımıdır. Anlattığı cennet tasviri sapıklığının, cehennem tasviri de saldırganlık ve öfkesinin dışa vurumudur. Bastırılmış dürtüleri çoğu zaman ahlak savunuculuğu olarak yansır. Bir kadın tarafından gerçek bir aşkla sevilemeyeceğini bildiğinden, olmamışlığının öfkesini hep kadına saldırarak, kadını aşağılayarak boşaltmaya çalışır.
Erkek egemen (ataerkil) toplumsal düzeni hakim kılıp, köle sahip ilişkisi ister. Ve bu ilişkiyi kadını korumak, kadına sahip çıkmak kılıfıyla yutturmaya çalışır.
Herkesin inançlarını ya da inançsızlığını, kimsenin yaşam hakkına zarar vermeden, özgürce yaşayabildiği, insanların inançlar üzerinden ayrışmadığı bir Türkiye dileğimle..🙏🏻
- Tunç Tataker
Afet yönetimi fay, bina, arama kurtarma vb değildir. Afet yönetimi risk azaltma, artık risk için hazırlık, tahmin-erken uyarı, etki-ihtiyaç analizi, müdahale, iyileştirme ve yaniden yapılandırmayı toplum tabanlı organize eden bir bilim dalıdır. Bu sistem yoksa gerisi boştur🙋♂️