videodaki kız yakın arkadaşım lütfen paylaşalım şu an gözaltında olsa da salıverilmesine engel olmak istiyoruz başka kadınlara da tekrar aynı korkuyu yaşatmasına engel olalım kamuoyu çok önemli🙏🏻🙏🏻
Özlem Gürses, 10 Kasım'a sınav koyan Türk tarihinin en kötü, en tehlikeli Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin isimli zatı kepaze etmiş
*Görüyoruz ki, Millî Eğitim Bakanlığı'nın Cumhuriyetimizle, kazanımlarımızla, kurucumuzla, Mustafa Kemal Atatürk'ümüzle sınavı büyük
O güne Türkçe ve coğrafya sınavı koymuşlar
*O koyduğunuz sınavlarda Mustafa Kemal Atatürk'e ve cumhuriyete borçlu olduğunuzu hatırlatmak da bizim boynumuzun borcu olsun
*Hem Türkçe'yi hem de bu coğrafyayı tam olarak ona borçluyuz
14 yaşında hayattan koparılan Işıl Öykü Dinç'in babası, İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda Kaboğlu ve yönetime tepki gösterdi:
“— Kızım, 14 yaşındaki kızım Işıl Öykü Dinç öldürüldü. Mayıs 2025’te.
— Kızımın katilleri, hükümet partisinin MKYK üyesi, TÜRGEV Yönetim Kurulu üyesi bir avukatı tuttuktan sonra “üç günde üç savcı” değişti.
— Memur olmadıkları hâlde memur gibi işlem yapıldı.
— İstanbul Barosu benim kızımın davasında nerede?
— Sayın Kaboğlu, eşimi sosyal medyada engellediniz. İstanbul Barosu nerede?”
Sevgili Meslektaşlarım,
Ben avukatlık yaptığım için kapatıldım. Avukatlığı, becerebildiğim kadarıyla, yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalıştığım için kapatıldım. Savunmanın ne işe yarayacağına dair umutsuzluğa hiç kapılmadan avukatlık yapmaya çalıştığım için kapatıldım.
Kapatıldığım yerlerde –ki bunlar üç ayrı ildeki dört farklı cezaevidir– beni hiç yalnız bırakmadınız. Geldiniz. Gelemeyeniniz selam gönderdi. Selam gönderemeyeniniz adımı andı. Beni yalnız bırakmayan bütün avukatlara teşekkür ediyorum.
İstanbul Barosunun tüm avukatlarına,
İstanbul Barosu Başkanına ve Yönetim Kurulu üyelerine,
Hiçbir talebim olmamasına rağmen dayanışma göstererek beni Yönetim Kuruluna ortak aday gösteren Cumhuriyet Avukatları Grubuna ve Avukat Hakları Grubuna,
Ve bu dayanışmayı büyüten herkese yürekten teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız!
Av. Mehmet Pehlivan
Silivri Cezaevi
Nooldu “siyasetçi eskisi” lafını mı üstüne alındın acaba sen?
Yoksa Adalet ve Kalkınma Ponzisi’nin 455 bin insanın parasına tuzak kurup çöktüğü yetmiyormuş gibi bir de utanmadan dört koldan pompaladığınız “Cumhurbaşkanı çok sinirli” iletişiminize mi halel geldi?
Kadıköy’de bir teras meyhanesine çıktık. Saltanatınız daim olsun diye hukuksuz biçimde esir tuttuğunuz binlerce insandan birinin özgürlüğünü kutladık.
Çok merak ediyorsan ödediğimiz hesap tek bir genel başkan yardımcınızın götürdüğü paranın yüzde 0.0009’una tekabül ediyor. Sır gibi sakladığınız için diğerlerinin milyonda kaçıdır henüz bilmiyoruz.
Vesileyle şu konuşmayı da bir daha paylaşayım, gerçek sorumluların kim olduğunu duymayan kaldıysa onlar da sayende duysun.
🔥Murat Ağırel, Metris Cezaevi’nden yeni bir mektup gönderdi:
🔴“Evi didik didik aradılar, yeni aldığım, daha borcu bitmemiş masaüstü bilgisayar ve tablet de gitti. Diğerleri de önceki operasyonlarda gitmişti...”
• Bugüne kadar yazdığım satırları yalanlayamadılar. Sizlere mahcup olacak tek bir hata yapmadım. Her zaman olduğu gibi bana ulaşan bir ihbarı araştırdım. Belgelemeye çalıştım. Ancak yapmadığım bir haber nedeniyle evet Metris’teyim!
• Baştan anlatayım... YENİ Parti Milletvekili Ümit Özlale, Meclis’te fon skandalında iki bakanın olduğunu söyledi. Sordum soruşturdum. Bu bakanlardan birinin Ömer Bolat olduğunu ve Hedef Portföy’de hesabının olduğunu söyledim.
• Bakan benim için “Haysiyetsizce yalan söylüyor” dedi. “400 koyup 800 aldığım yalanını söylüyor” dedi. Oysaki yalan söyleyen bakanın kendisiydi. Ben böyle bir cümle kurmadım. Benim verdiğim bilgiyi doğruladı. Kabul etti. Sonra hakkımda suç duyurusunda bulundu.
• Savcılık beni ve İsmail Saymaz’ı telefonla ifadeye davet etti. İşte her şey burada başladı.
• Adliyeye girerken gülerek girdim. Arkadaşlarıma, meslektaşlarıma selam verdim.
• Vay efendim neden davet edilmiş de neden gülerek adliyeye girmişim! Güvendiğim birileri varmış! Beni koruyorlarmış!
• Bir kampanya başlatıldı. Önce yurt dışı çıkış yasağı ve haftada üç gün imza ile serbest bırakıldık. Sonra da adli kontrol kararımız ev hapsine çevrildi. Bu sefer başladılar “Nasıl tutuklanmaz” nidalarına!
• Ardından cuma günü sabah 06.00’da kapım çalındı. Mali şube geldi. “Hayırdır” dedim. Dediler ki “Sen karapara aklama faaliyetinde” bulunmuşsun. “Kiminle” dedim. “Sinan Çampınar”ın ismini gördüm. “Yok artık” dedim.
• Evi didik didik aradılar. Yeni aldığım, daha borcu bitmemiş masaüstü bilgisayar ve tablet de gitti. Diğerleri de önceki operasyonlarda gitmişti.
• Gittik mali şubeye. Suçumu sordum, söylemediler. İktidar yanlısı gazeteciler yazdı suçumu: Haber yapmamakmış.
• Yaptığım haberler nedeniyle çok yargılandım ama ilk defa yapmadığım haber nedeniyle suç işlemişim.
• Emniyet’te ifadem 4. gün alındı. Suçumu orada öğrendim: “Belgeleri gazeteci Murat Ağırel’e gönderdik haber yapmadı. Gönderdiğimiz belgeleri Sarıgül ailesine verdi.”
• İşte suçum bu! Gerçek ne anlatayım...
• Gökçekler ile ilgili Almanya’ya gittiğimde bir avukat, “Murat Bey, Osman Gökçek’in İspanya’da ve Almanya’da 150 Milyon Avro parası varmış. Arkadaşım Sinan’ın çalıştığı şirketlere yatırım yapmış. Sinan sizinle konuşmak istiyor” dedi.
• Kendi telefonundan aradı. Bana uzun uzun Osman Gökçek’i anlattı. Sonra “Daha büyük bir dosya var, Sarıgül dosyası” dedi. “Bizi dolandırdı. 1 milyar Avro parası var” dedi.
• “Sen bu dosyayı yap, sonra Osman Gökçek evraklarını veririm” diye de ekledi.
Ben de kabul etmedim. Türkiye’ye döndüm.
• Bu Sinan, avukattan benim telefonumu almış ve bana yeniden videolar ve fotoğraflar gönderdi.
Kendisine mesaj yazdım, “Bu video ve fotoğraflar onların iddialarını doğrular nitelikte değil” dedim. Mesaj görüntüsünü ekliyorum.
• “Ben size demiştim, FRAGMAN bunlar” dedi. Konuyu Onlar TV ekibine anlattım. Ekip tüm belgeleri görmek istedi.
• Osman Gökçek ile ilgili belgeleri de istedim. Göndermedi. “Önce Sarıgül” dedi. Devamında da “Biz bu belgeleri Tamar Tanrıyar’a gönderdik, benim fotoğrafımı kullandı ama dosyayı yapmadı. İmamoğlu ile ilgili bilgi ve belge istediler” diye de anlattı.
• Nedir bu Sarıgül olayı dedim, bir sürü iddia anlattı. Haliyle ben de anlattıklarının belgelerini istedim. Belge olarak Denizli’de açılmış bir mahkeme dosyası gönderdi.
• Araştırdım. Emir Sarıgül bu davayı kazanmış.
Almanya’daki avukattan şirket evraklarını istedim. Kurulan şirket yok. İngiltere’de kurulan şirket evrakları (noter evrakları) sahte. Almanya’da kurulduğu iddia edilen şirketler faaliyette değil, sadece isimleri var.
Çökerler hem de nasıl çökerler.
DEMİŞTİM…
Bankadaki paranıza, tapunuza, malınıza, mülkünüze… muhatap bile bulamazsınız.
Bu KARA DÜZEN bitmeden ülkeye huzur yok.
GİDECEKLER!
Sana savaş açtılar ey halkım!
Vurguncular son kozları MEDYA VURGUNU ile halkın haber alma hakkını gasp ediyor.
Televizyonlar, sosyal medya hesapları, haber siteleri, YouTube kanalları kapatılıyor!
Halk düşmanlarına karşı ayağa kalkın, GAZETE satın alarak yanıt verin.
Okuyun, okutun, anlatın…
Konuşun, konuşturun…
Sözcü
Cumhuriyet
Karar
Birgün
Tavır
Milli Gazete
Korkusuz
Evrensel
Yeniçağ
Oksijen
Nefes
Ayrıca bütün bağımsız gazeteci ve habercileri de takip edin, abone olun!
Hep beraber bu kara düzeni bitireceğiz!
⚠️ “Boşuna mı okuttum ben bu çocuğu? Hırsızlar dışarıda, oğlum içeride!”
Tutuklu gazeteci İsmail Arı'nın eşi Dila Arı ve babası Veli Arı yaşadıkları süreci anlattı:
👉🏻 Dila Arı:
• İfade vermek hayatımızda günlük bir rutindi. İsmail son zamanlarda bana söylemiyordu bile. Endişelenmemi de istemiyordu.
• O gün de bahsetmedi, gün içinde konuşmamızda her zamanki yoğunluğundan bahsetti. Sonra birden avukatı aradı ve ‘İsmail gözaltında’ dedi.
• Şaşkınlık içerisinde gazeteye gittim. Nispeten daha rahattık. Hiç normal değil ama, en fazla adli kontrol verilir diye düşünüyorduk.
• Kesinlikle beklemiyordum tutuklama. Savcı İsmail’i tanıyordu, daha önce de ifadelerini almıştı. İsmail kendi ayağıyla ifade vermeye gitmişti.
• Buna rağmen, ifade bittikten kısa bir süre sonra tutuklama talep edildi. O andan sonra, iş bambaşka bir hale doğru gitti bizim için.
• Avukatların ellerini yana açıp ‘Tutuklandı’ demesiyle öğrendim.
• Mahkeme çıkışında İsmail büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Ve evet biz şu an öfkeli değil, çok bıkkınız.
• Sarıldık; ‘üzülme’ dedi bana. ‘Geçecek’ dedi. ‘Seni seviyorum; kendine iyi bak’ dedi. Böyle vedalaştık.
👉🏻 Baba Veli Arı:
• Bu ülkede tırnak ucu kadar adalet yok. Hırsızlar dışarıda, benim oğlum suçsuz yere içeride.
• Doğruları söyleyeni dokuz köyden kovarlar, diye bir söz var; onu yaşıyor benim oğlum. Oğlumun bir suçu yok.
• Boşuna mı okuttum bu çocuğu? Bu ülkeye faydalı olsun diye okuttuk. Ama sonuçta dönüp dolaşıp iki kez genç yaşında cezaevine giriyor.
• Bu dünyanın üstü varsa altı da var; beni de içeri atsınlar. Vallahi hepimiz çok kötüyüz. (Barış Pehlivan)
3 yıl önce bir harabe, bir çöküntü, işgal altında bir kayıptı.
Çok zor koşullarında çalıştık, didindik, İstanbul’un yok olmak üzere olan işgal altındaki Karaköy Kuyumcular Hanı’nı restore ederek tekrar halka kazandırdık.
Gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz…
Yarın açılışta tüm İstanbullularla bu güzelliği paylaşmak dileğiyle ❤️ #İBBMiras #KentAraştırmalarıMerkezi #kuyumcularhanı
İstanbul'un göbeğinde, Karaköy'de böyle bir bina restore ediliyor ve halkın kullanımına açılıyor.
İnsan gerçekten hayret ediyor:)
@IbbMiras ekibinin ellerine sağlık. muhteşem işler yapmaya devam ediyorlar...