Sosyal Medya annelik, hamilelik, doğum ve doğum sonrası süreçleri korkunç, hastalıklı ve çirkin bir şeymiş gibi gösteren, travmatize eden sayısız bu tarz içerikle dolu.
1 yaşında bebeğim var. Asla böyle bir vaziyet yaşamadım. Tek bir çatlağım olmadı. Kilo kilo diye korkutuyorlar, spor bile yapmadan birkaç ay sonra aldığım kiloların çoğunu kendiliğinden verdim. 6 ay sonra ise tamamen eski fiziğimdeydim. Ki kilo veremeyebilir, eski fiziğime dönemeyebilirdim de, vurgu bu değil. (Sürecini böyle geçiren milyonlarca kadın da var)
Bu içerikler yüzünden annelik ve hamilelik deneyiminden iyice korkan, asla anne olmak istemeyen sayısız genç kız, kadın var. Zaten korkunç bir doğum hızı düşüşü varken bu tarz içeriklerin artışı asla normal değil.
Herkes bu tarz şeyler yaşamıyor, evet yaşayanlar da var. Evet hamilelik, doğum ve annelik süreci çok zor. Ama böyle travmatize edildiği gibi de değil.
Ve en önemlisi bedenimizden ibaret değiliz. Bizi biz yapan tek şey bedenimiz, görüntümüz ve çekiciliğimiz değil. Velev ki böyle görünsek bile değerimizden tek şey kaybetmiyoruz ki. Şunu içselleştirelim artık: Bedenimizden ibaret değiliz.
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
“Geç kaldınız, sizden olmaz” diyenler yalan söylüyor arkadaşlar. Bir insan 30 yaşında dil öğrenebilir, 40 yaşında hayatının aşkını bulabilir, 50 yaşında sıfırdan iş kurabilir. Tarihte tonla örneği var böylesinin. Yapamazsın diyenler kendi sınırlarını söylüyor, sizinkini değil.