polis memuru iken KHK ile ihraç edilen, daha sonra askerlik vazifesini yerine getirirken şehit olan Zekeriya Altınok önce terörist ilan edildi sonra şehit ilan edildi.....
Ülkenin özeti
HalilAla SkandalRapor
Samimi olanları tenzih ediyorum:
Kimi Atatürk, Nutuk, 6 Ok diyor; soyuyor.
Kimi Tanrı Dağı, Gökbörü, Asena diyor; soyuyor.
Kimi Hira Dağı, Şeyh/Hocaefendi, Hayırlı Cumalar diyor; soyuyor.
Sizin Allah belanızı versin.
2016’dan 2018’e kadar iki yılı aşkın süre Aile’ye baktı. Bir gün 81 ilin aile il müdürlerini topladı. Hepsi aileyi gerçekten tehdit eden ve acilen çözülmesi gerektiğini düşündükleri aynı ciddi sorunu dile getirdi. Onlara uzun uzun bakıp sırıtmıştı… Bunu bilenler, biliyor… Kardeşi, bizzat bozdukları toplum psikolojisini tamir etmek için ayrıca şirket kurmuştu… Hem de belediye meclis üyesiyken… 2015-2018 yılları arasında bozdukları toplum için belediyelerde “psikolojik destek birimi” kurdurarak, ve bu birimlere ihale yoluyla “psikolojik destek hizmeti” verme amacıyla milyonlarca lirayı ceplerine indirmişlerdi… Kim işitti? Hadi işittiler diyelim, kim hesabını sordu? Ha bir de çok daha kritik başka kurumlarda yaptıkları var… Onlardan hiç bahsetmeyeyim.
İşgal edilmiş olsak, işgal kuvvetlerinden biri olsa bile büyük bir sorunun arzı sonrası 81 ilin aile il müdürüne bakıp sırıtmazdı herhalde… Meğer maskesinin düşmesi için borsanın zili çalmalıymış. Aile kimin umurundaydı ki? Şimdi anladınız mı bizim ailelerimizin neden güvende olmadığını? Ama onların aileleri hep güvendeydi (!). Ha şu anda da aile festivalleri yapıyorlar… Yine birileri para kazanıyor. Bu hatunun benzerleri kişiler konuşmalar yapıyor, şarkıcılar şarkı söylüyor, bazıları tam tersi aileyi mahveden kitaplar yazıyor satıyor, konuşmalar yapıyor aileler düzelsin (!) diye… Türkiye kendi bekasını tehdit eden sorunların gerçek çözümlerine karşı gerçekçiliğini çoktan yitirdi… Kimse güvende değil artık.
Küçükken İSKİ Müdürü Ergun Göknel’in yolsuzluk skandalıyla görevden alınmasını izleyerek büyüdük. Hatta sadece hapsetmediler, tarihten sildiler adamı. O zamanlar TV’de gösterilen gizli kameralarla çekilmiş rüşvet görüntüleri dün gibi aklımda… O yüzden bugün olup bitenleri, tasavvur dahi edilemeyecek seviyedeki profesyonel utanmazların vurgunlarını anlamakta zorlanıyorum. Eski Türkiye’de her ne olursa olsun “utanma” vardı. Bu kadar organize utanmazın en yüce makamları işgal ettiği yoktu… Utanmadıktan sonra dilediklerini yapanları, hele de toplu ve organize bir şekilde öyle önemli makamlarda görmüyorduk… Aile bakanlığı henüz yoktu mesela, aile güvendeydi. Kadınların kollarını kırıp, bu kırık kolları daha da kıracak başkanlar atanmamıştı. Rüşvetin adı rüşvetti, bağışın adı da bağıştı.
Eski Türkiye’ye dönelim. Hastanede sıra beklemeye, sobalı evde oturmaya, duvardaki geyikli halıya bakmaya, suların ve elektriklerin kesilmesine, çöplerin iki günde bir alınmasına razıyım. Ki çoğu yerde bu sorunlar zaten devam ediyor. Şatafatlı bir şekilde hem de.
Nene Hatun’un yaşadığı döneme dönmeye zaten razıyım. Yeter ki Nene Hatun’u görünce aklımıza borsa ve vurgun gelmesin. Yeter ki kağnılarla gidilen cephelerde; kul hakkına organize girenlerin, hainlerin ve vatanımıza kast edenlerin önü kesilsin…
BUGÜN DEĞİL O ZAMAN P*ÇİN DERDİNE DÜŞMÜŞLERDİ (YIL 2006)
Muhsin Yazıcıoğlu 'nun Devlet Bahçeli hakkında konuşması #muhsinyazıcıoğ... https://t.co/pugU5iRObl @YouTube aracılığıyla
bugün millyetçilik ve muhafazakarlık dediğimiz şey; emperyalizmin bize dayattığı ithal bir mevcudu müdafa ve muhafazadan öteye varmaz bir açmaz değil midir?
Bütün yazma eser sevdalılarına, çorumlulara, evliyâ aşıklarına, üsküdar ve süleymaniye hayranlarına, kv ilk 97 bölümü en az bir kez hatmedenlere, akrep burçlarına ve hüzünlü kalplere hayırlı geceler dilerim
“Herkesi insan hakları adıyla, insan hakları yaftasıyla suçlayarak susturacaksınız zannediyorsunuz.
İnsan haklarının senden daha fazla savunucusuyum ve susmayacağım! Saldırganlığın beni yıldırmayacak! Ben milletimi, devletimi de savunacağım, insan haklarını da!”
Ömer Lütfi Mete