Mark Twain’in “Bahane Fabrikası” kitabından 5 güçlü tavsiye:
1. Kendine anlattığın hikâyelere dikkat et.
Bazen bizi durduran şey şartlar değil, o şartlar hakkında sürekli tekrar ettiğimiz düşüncelerdir.
2. Bahaneler rahatlatır ama değiştirmez.
“Zamanım yok”, “hazır değilim”, “şartlar uygun değil” demek kısa süreli rahatlık verir; fakat hayatı ileri götürmez.
3. Küçük bir adım, büyük bir bahaneden değerlidir.
Her şeyi çözmeyi beklemek yerine bugün yapılabilecek en küçük şeyi yapmak çoğu zaman başlangıç için yeterlidir.
4. Kendini kandırdığın noktayı fark et.
İnsan bazen başarısızlıktan değil, başarısızlık ihtimalini hiç denememek için gerekçe yapmaktan kaybeder.
5. Sorumluluk aldığın anda güç geri gelir.
Her şeyi dış koşullara bağladığında kontrolü kaybedersin. Değiştirebildiğin kısmı üstlendiğinde ise yeniden hareket etmeye başlarsın.
İroni Kitap
Steven Bartlett, 18 yaşındayken kendi şirketini kurup başarı peşinde koşmakla, doğduğu Afrika’ya dönüp insanlara yardım etmek arasında kalır.
Yıllar sonra bu ikilemi spiritüel lider Radhanath Swami’ye anlatır. Aldığı cevap yalnızca birkaç kelimedir:
“Boş kovadan su dökemezsin.”
Bartlett bu düşünceden yola çıkarak kariyerde sahip olduğumuz beş “kova”dan söz eder:
Bilgi.
Beceri.
Çevre.
Kaynaklar.
İtibar.
Bir CEO’nun Günlüğü kitabından…
Steven Bartlett @boyneryayinlari
Eski İstanbul'da, benim yetiştiğim Üsküdar'da, çocukluğumdaki arif zâtlar bir hasta dostlarını ziyarete gittikleri zaman içeri girer girmez: "Esselamü aleyküm ey iki gözümün nûru, inşallah Cenab-ı Hakk bu hastalığınızı günahlarınızın bedeli sayar" diye dua ederlerdi. O hasta da hemen elini kaldırır "inşallah Allah bu duanızı kabul eder" diye hamd ve şükürle duaya iştirak ederdi. İsmi lazım değil, geçenlerde birisine aynı şeyi söyledim. Döndü benim yüzüme bön bön baktı, "ne demek yani benim ne günahım olacak" dedi. Şimdi 50-60 seneden sonra zuhûr eden aradaki bu zarafet farkını görünce, insan doğduğu memleketinde değilmiş gibi hissediyor kendini.
Bir insan pîr-i fânî olur, secdeden alnı kalkmaz, dua eder: "Ya Rabbi! Sana ne kadar hamdetsem, şükretsem azdır! Ben ki sana asi iken Sen beni tuttun, lûtf-u kereminle bu hâle getirip pîr-i fânî kıldın da hamdolsun alnım secdeden kalkmıyor" dese bunda dahi: "Ben nice insanları geçtim. Bak! Alnım artık secdeden kalkmıyor" kabilinden bir gizli kibir, bir hubb-i riyaset vardır. Bu dahi insanın ayağının kaymasına vesîle teşkil eder.
Nefis insana çok büyük oyunlar oynar ve nefsin oynadığı oyunlardan biri de hubb-i riyasettir yani baş olma sevdası. O kadar ki, nefsin en son çıkan kötü huyu da işte bu baş olma sevdasıdır.
Ahmed Yüksel Özemre, Kâmil Mürşîdlerin Mîrâsı
Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu
Ta ezelden gam turabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu
Gelen gider, giden gelmez iki kapılı handır bu
Sakın insafı terk etme makam-ı imtihandır bu...
Yavuz Sultan Selim